• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
Videolar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam193
Toplam Ziyaret1363307

Türkiye'den Kosova'ya ''Kudüs'' tepkisi!


Türkiye'den Kosova'ya ''Kudüs'' tepkisi!


15 Mart 2021

Ajanslarda gece vakti bir son dakika haberi düştü: ‘’Türkiye'den Kosova'ya 'Kudüs' tepkisi!’' Bu haberin de kaynağı Türk Dışişleri Bakanlığının yaptığı bir açıklama: Dışişleri Bakanlığı, Kosova'nın Kudüs'te büyükelçilik açmasına ilişkin "Kosova'nın Kudüs'te Büyükelçilik açmasını, derin endişeyle karşılıyor ve en güçlü şekilde kınıyoruz."

Dışleri bakanlığı tepki makamı değildir

Konu yeni değil aslında. Son yıllarda Türk Dışişleri Bakanlığı hep reaktif davranmaktadır. Yani olaylar olup bittikten sonra tepki göstermektedir. Hâlbuki dış politika ağlama, sızlama, serzenişte bulunma, tepki gösterme makamı değil, önlem alma makamıdır. Dış poltikada esas olan tepki göstermek değil, tepki gösterilebilecek olayı önlemektir. Şimdiki moda da böyle; tepki göstermek. Tıpkı Barzani’nin Papa ziyareti anısında bastırdığı pula tepki göstermek gibi…

Bu konuda Viyana Büyükelçisi rahmetli Ömer Akbel ile ilgili iki olayı anlatmak istiyorum:


Sözde Ermeni soykırım tasarısı Avusturya meclisine gelmişti. Oylama öncesi Büyükelçi Ömer Akbel, Avusturya Dışişleri Bakanı ile görüşmüştü. Avusturya Dışişleri Bakanı’nın Büyükelçi Ömer Akbel’e verdiği cevap şöyleydi: ‘’Sayın Büyükelçim, müsterih olun. Ben Bakan olduğum sürece bu tasarı Avusturya Meclisinden geçmeyecektir.’’ Ve bakanın söylediği gibi tasarı Avusturya meclisinden geçmedi…

Yine Büyükelçi Ömer Akbel ile beraber o zamanki Avrupa Parlamentosu (AP) Sosyalist Grup Başkanı ve AP Türkiye Röportörü olan Hannes Swoboda ile aynı masada beş saat süreyle bir görüşme yapmıştık… Hannes Swoboda benim misafirimdi, benim için Brüksel’den Viyana’ya gelmişti... Hannes Swoboda derinliği olan ve Avrupa'da saygın bir yeri olan bir politikacıydı… Büyükelçi Ömer Akbel, Hannes Swoboda ile olan bu görüşmede ferasetini, bilgisini, kalitesini konuşturmuş, Swoboda'yı kendisine hayran bırakmıştı... Görüştüğümüz konuda Swoboda, Büyükelçi Akbel'e söz vermişti. Ve Swoboda sözünde de durmuştu...

Bu anlattığım hariciyeciler ''monşer'' idiler... Gelelim günümüz büyükelçllerine, Dışişleri mensuplarına… Yani günümüzün ‘’monşer’’ olmayan büyükelçilerine… İsimlerini tanıyorsunuz. Batı’nın önemli merkezlerindeki büyükelçiler bir bakın…

Neyse, gelelim konumuza...

Kosova, Kudüs’te büyükelçilik açıyor

Konu yeni değil aslında. 2020 yılı Eylül ayında eski ABD Başkanı Donald Trump'ın ev sahipliğinde Beyaz Saray'da bir araya gelen Sırbistan ve Kosovalı liderler arasında ekonomi alanında normalleşme konusunda anlaşma imzalanıyor…

Bu anlaşma ile; Kosova'nın İsrail ile diplomatik ilişkilerini başlatması ve büyükelçiliğini Kudüs'e taşıması, İsrail'in ise Kosova'yı bağımsız bir devlet olarak tanıması, Sırbistan'ın da Tel Aviv’deki büyükelçiliğini Kudüs'e taşıması kararlaştırılıyor… . 

Kosova ile İsrail arasında diplomatik ilişkilerin resmen başlatılmasına yönelik anlaşma ise 1 Şubat 2021 tarihinde imzalanıyor… Aynı gün de İsrailli yetkililer, Kosova'nın Kudüs'te büyükelçilik açmak için yaptığı başvuruyu onayladığını açıklıyor…

Yani olayın en eskisi altı ay, en yenisi bir buçuk aylık bir geçmişi bulunuyor... Sanırım bu arada da Türk Dışişleri Bakanlığı horul horul uyuyor... Espri tabii ki yaptığım. Hiç Türk Dışişleri Bakanlığı horul horul uyur mu? Dışişleri Bakanlığı her ne yapıyorsa her şeyi bilinçli olarak yapıyor…

İsrail’in devlet olarak hedefleri

Şimdi isterseniz biraz daha geriye gidelim… Cicero şöyle derdi: "Kendi doğumundan önce olanları bilmeyen, sürekli çocuk kalmaya mahkûmdur." Lüzum yok aslında doğumumuzdan önceye, o kadar geriye gitmeye. Gözümüzün önünde olup, son yıllarda yaşadıklarımız bir bakalım…

İsral’in devlet hedefinin Kudüs’ü başkent yapmak ve Tel Aviv’i oraya taşımak olduğunu, Golan Tepelerini ilhak niyetinde olduğunu, Filistin’i işgalini geliştirerek sürmek ve Filistin’i haritadan silmek olduğunu bilmeyen var mı? Bunu Türk Dışişleri Bakanlığını bilmemesi mümkün mü? Değil tabii ki…

Peki, İsrail’in bu hedefleri konusunda en bük engel hangi ülkeler ve kimlerdi?

İsrail’e bölgesinde sunulan dikensiz gül bahçesi

Daha düne kadar İsrail’in bu hedefleri konusundaki en büyük engeli ve baş düşmanı ve Filistin’in en büyük destekçisi Saddam’lı Irak idi… Hatırlarsınız değil mi Körfez Savaşında Saddam Hüseyin’in İsral’e Scud füzeleri gönderdiğini… ABD Saddam’ı ve Irak’ı yok ederken yani ABD İsrail’in baş düşmanını ve dünyadaki Filistin’in en büyük destekçisini ortadan kaldırırken ABD’ye en büyük desteği Türkiye’den Suudilere Müslüman devletler sağlıyordu...

Daha düne kadar İsrail’in bu hedefleri konusundaki en büyük ikinci engeli ve ikinci baş düşmanı ve Filistin davasının ikinci en yılmaz savunucusu Kaddafi’li Libya idi… ABD tarafından Kaddafi’li Libya yani İsrail’in ikinci baş düşmanı ve Filistin davasının ikinci en yılmaz savunucusu ortadan kaldırılırken ABD’ye yine en büyük desteği Türkiye’den Suudilere Müslüman devletler sağlıyordu…

Daha düne kadar İsrail’in bu hedefleri konusundaki en büyük üçüncü engeli ve üçüncü baş düşmanı ve Filistin davasının üçüncü en yılmaz savunucusu Suriye idi. Suriye’ye karşı İsrail’in bile cesaret edemediği düşmanlığı yine Türkiye’den Suudilere Müslüman devletler yapıyordu…

Kısaca 21’inci yüzyıldaki İslam dünyasına yapılan ABD öncülüğündeki modern Haçlı seferlerine en büyük desteği yine Türkiye’den Suudilere Müslüman devletler sağlıyordu... (‘’Haçlı seferi’’ tabiri bana ait değil, bu tabiri bizzat Üçüncü Haçlı Seferi Kumandanı Richard the Lionheart, -pardon- Onuncu Haçlı Seferi Kumandanı George Bush söylemişti.)

Daha dün, evet dün ABD, tüm Ortadoğu’yu parçalayıp da sınırlarını değiştirirken, ABD tüm Ortadoğu’yu bir ateş topuna çevirirken ve İsrail’e bulunduğu bölgede dikensiz bir gül bahçesi sunulurken onun müttefiki ve eşbaşkanları Türkiye’den Suudilere Müslüman devletleri oluyordu…

Babil Kralı Nemrut Buhtunnasır bile, karısı Semiramis için yaptırdığı asma bahçelerde böylesine dikensiz güller yetiştirip de karısı Semiramis'e  sunamamıştı... 

Kılçıksız balık

ABD artık biliyordu ki; Kudüs’ü, İsrail'in başkenti olarak ilan ederken (06 Aralık 2017), Büyükelçiliğini Kudüs'e taşırken (14 Mayıs 2018), İsrail’in 1967 yılında işgal, 1981 yılında ilhak ettiği Golan tepeleri üzerindeki İsrail egemenliğini tanırken (25 Mart 2019) ve tek taraflı olarak açıkladığı '’Yüzyılın Anlaşması'’ ile Kudüs’ü bölünmeden İsrail’in başkenti olarak ilan ederken (28 Ocak 2020) aldıkları bu kararlara karşı duracak artık bölgede hiçbir güç kalmamıştır. 

ABD yine artık biliyor ki; bu kararlara karşı çıkan sesler ise etkisi, müeyyidesi olmayan sadece iç politikaya dönük, anlamsız kuru gürültüden ibarettir.

Timsah Gözyaşları

Bu kararlar karşısında en çok şikâyet edenler, en çok tepki gösterenler, en çok feryâd edenler ise bu kararlara en çok çanak tutanlar olmaktadır! Sahi, dün Barzani’ye Papa ziyareti anısına BOP haritasını gösteren pul bastırdı diye celallenenler BOP haritası gerçekleşirken ABD’ye BOP için eşbaşkanlık yapıyorlardı.

Eğer gerçekten Kudüs sevdalısı iseniz, eğer gerçekten Filistin destekçisi iseniz ve eğer hâlâ BOP eşbaşkanı değilseniz derhal barışın Suriye ile Irak ile Mısır ile ve ABD’nin bu Siyonist, bu emperyalist planına karşı birleşin bölge ülkeleri ile! Tüm enerjinizi, gücünüzü ve dikkatinizi Kudüs’e yöneltin.

Yok bunları yapmayacaksanız eğer, pula mula kızmak, Avrupa’nın en küçük ülkesi Kosova’ya kızmak, posta koymak hiç de inandırıcı gelmiyor.

Dökülen timsah gözyaşlarına da yazık…

Osman AYDOĞAN


Yorumlar - Yorum Yaz