
Eski Genelkurmay Başkanı E. Org. İlker Başbuğ, tutuklanırken!
06 Ocak 2012
İnternet Andıcı Davası kapsamında şüpheli olarak ifade verdikten sonra mahkemeye sevk edilen Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, 05 Ocak 2012 tarihinde tutuklanıyor. Böylece tarihte ilk kez Genelkurmay Başkanlığı görevini yürüten bir asker cezaevine gönderilmiş oluyor.
Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un neden tutuklandığını anlamamız için kısa bir fikir jimnastiği yapmamız gerekiyor.
Şu gerçeği öncelikle kafamızı kuma gömmeden net bir şekilde görmemiz gerekiyor: Batı’nın (ABD ve AB diye ayırmadan) bölgemizde tarihsel bir amacı bulunuyor; O da şudur: Bölgedeki Türki, Farsi ve Arabi unsurların arasına bir de ‘’Kürdi’’ unsuru monte etmek.
Bu heves ‘’Sevr’’de gerçekleşmek üzereyken Batı’nın kursaklarında kalıyor. Süreç uzun, ayrı bir yazı konusu oluyor. Günümüze gelmemiz gerekiyor.
Tabii ki ABD ve AB desteği ile PKK, bölgeye bu ‘’Kürdi’’ unsuru monte etmeyi amaçlıyor. O amaç da ‘’Büyük Kürdistan’’ oluyor.
Kürdistan kurulunca ülkenin Batısında kalan Kürtlerin de buraya gideceklerinin ve sorunun da biteceğinin sanılmaması gerekiyor. PKK kongrelerinde alınan kararlara göre ülkenin Batısında kalan Kürtlere azınlık statüsünün verilmesi düşünülüyor.
Bunun aşamalarının ise şu şekilde olması planlanıyor;
Sırasıyla kültürel haklar, siyasi haklar (demokratik veya değil), özerklik (bir şekilde) federatif yapı ve sonunda da ‘’Bağımsız Büyük Kürdistan’’.
Bu aşamalarla paralel olarak benzer süreçler komşu ülkelerde gerçekleştiriliyor.
Bu süreç Irak’ta başarılı oluyor. Orada şimdilik özerk bir Kürdistan bulunuyor.
Şimdi ise sıra Suriye’ye geliyor.
Daha sonra da İran ve Türkiye sıranın kendilerine gelmesini bekliyor.
BOP, GBOP vb. tezgâhlar bu süreci gerçekleştirmek için üretiliyor.
Bu maksada ulaşırken; Türkiye’nin NATO üyeliği, AB ve uluslararası küresel sermayeye olan bağları nedeniyle Türkiye’deki süreç ve yöntem Irak ve Suriye’deki gibi düşünülmüyor.
Türkiye’de ‘’yeni anayasa’’ diye bahsedilen metin, mevcut anayasanın ilk üç maddesinin değiştirilerek Türkiye’nin federatif ve etnik bir yapıya geçmesi için kurgulanıyor.
Başbakan yardımcısı Arınç’ın ‘’Kürtlere anayasal haklarını vereceğiz’’ sözü bir niyetin ifşasından başka bir şey olmuyor. Çünkü mevcut anayasa etnik bir temele dayanmıyor ve Kürtlerden bahsetmiyor. Başbakan yardımcısı Arınç, yeni anayasada düşündüklerinden bahsediyor.
Yeni yapılacak bir anayasada, herhangi bir şekilde özerklik ifadesinin veya etnik bir kimliğin yer alması, ülkenin kesin bölünmesi ve bu tasarlanmış büyük melun sürecin hızlandırılması anlamını taşıyacağının açık ve net bir şekilde görülmesi gerekiyor.
Türkiye’yi bölünmeye götüren bu yolda, tek engel ve bu sürece ‘’DUR!’’ diyecek tek güç, tek yapı, tek ideoloji olarak ‘’Tük Silahlı Kuvvetleri’’ bulunuyor.
O halde bu bölünme sürecine giden bu yolda bu engelin ortadan kaldırılması, (Silahlı Kuvvetleri lağıv edelim fikrinin dillendirildiğini unutmayalım) bu mümkün değilse de bu gücün (TSK’nin) pasivize edilmesi, susturulması ve sindirilmesi gerekiyor.
Sözde Ergenekon (asker ve sivil güçlere karşı), İnternet Andıcı (Genelkurmay Karargâhına Karşı), Balyoz (Kara Kuvvetlerine karşı), Karargâh Evleri (Hava Kuvvetlerine karşı), Poyraz, Amirallere Suikast (Deniz Kuvvetlerine Karşı) adı altında açılan davalar, bu gücü tırstırmak, pısttırmak, sindirmek, kolunu kanadını kırmak, etkisiz hale getirmek ve susturmak için kurgulanmış ve tasarlanmış pis tezgâhlar olarak sırım sırım sırıtıyor.
Eski Genelkurmay Başkanı E. Org. İlker Başbuğ’un tutuklanmasının da bu çerçevede değerlendirilmesi gerekiyor.
Kalanların da susup pusmaları için ne büyük gözdağı oluyor ama değil mi? Fazla geç olmadan da bu gerçeğin ayan beyan görülmesi gerekiyor!
Osman AYDOĞAN