• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
Videolar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi7
Bugün Toplam455
Toplam Ziyaret4130161

19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı


19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı

19 Mayıs 2017

Bugün Mustafa Kemal Paşa’nın, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak başlattığı Kurtuluş Savaşı’nın yıl dönümü.

19 Mayıs; modern zamanların dünya tarihinde bir eşi daha görülmemiş bir devrimin, Milli Mücadele’nin ve adına “Anadolu İhtilâli” de denilen bir başlangıcın tarihidir.

19 Mayıs; tarihi çok uzun bir geçmişe dayanan Türk ulusunun modern çağdaki kurtuluş atılımının başlatıldığı tarihtir.

19 Mayıs; ‘’Milli Misak’’ çerçevesinde ‘’Hâkimiyeti Milliye’’, ‘’İrade-i Milliye’’ ve ‘’Kuvayı Milliye’’ kavramlarının bu coğrafyada yeşermeye başladığı tarihtir.

Osmanlı neden battı

Ama Tarih baba 19 Mayıs'ın ne olduğunu kısaca şöyle özetler:


19 Mayıs; başlangıçta Abbasi aydınlanmasını takip etmeyen, devlet yönetimini üretimden kopuk olarak Doğu Roma geleneği olan fetih – ganimet - vergi - sistemi üzerine oluşturan, Batıdaki her türlü reform, aydınlanma ve endüstrileşme girişimine sırt çeviren, her türlü yeniliğe ‘’Gâvur İcadıdır’’ diyerek karşı çıkan ve bu şekilde de değişen dünya düzenine uyum sağlayamayan bir imparatorluğun enkazı üzerinde ulus temeline dayanan yeni ve çağdaş bir devlet, bir Cumhuriyet kurmak için Mustafa Kemal’in Anadolu’ya ayak bastığı günün tarihidir.

Osmanlı’nın ‘‘fetih-ganimet-vergi’’ döngüsünün tıkanması, sadece ekonomik bir çöküş değil, rasyonel ve bürokratik bir '’modern devlet’' aygıtının inşa edilemeyişinin de tesciliydi. Batı, Westphalia süreciyle tebaadan yurttaşa uzanan kurumsal bir dönüşümü yaşarken, bu rasyonelliği kaçıran imparatorluk kaçınılmaz sona sürüklendi. İşte bu yüzden 19 Mayıs, sadece askerî bir kurtuluşun değil; ümmetten ulusa, tebaadan yurttaşa geçişi sağlayan köklü bir '’Siyasal Modernleşme’' hamlesinin de ilk kıvılcımıdır.

19 Mayıs; bütün dünyanın ‘’Büyük Tarihçi’’ diye tanımladığı Fransız Tarihçi Fernand Braudel’in ifadesiyle; ‘’13. yüzyılda Moğol istilasının bütün şehir medeniyetlerini yıktığı, kütüphanelerini yaktığı, bu şekilde bir 'kasaba'ya dönüştürdüğü, Haçlı Seferleri ile de Akdeniz’den uzaklaştırılıp karalara kapattığı, Avrupa ekonomisinin merkantilizme ve bilime geçişini anlayamadığı ve bu nedenlerle de mistisizm ve dogmatizmin hâkim sürdüğü bu coğrafyada’’; tüm İslam dünyasının yüzüstü bıraktığı İbn-i Rüşt’ün yere düşen meşalesinin kaldırıldığı ve aydınlanma mücadelesinin başladığı tarihtir.

Kuvayi Milliye Destanı

İşte bu batışın sonucu olarak bugün örneklerini her seviyede gördüğümüz işbirlikçiler de türemişti. Kimisi İngiliz muhibbi idi, kimisi Rus muhibbi. Kimisi işgalci Yunan işbirlikçisi idi, kimisi işgalci Rus işbirlikçisi idi. Kimisi cehalet işbirlikçisi. Nazım Hikmet “Kuvayi Milliye Destanı”nda bu ihaneti şöyle anlatır: ''Ateşi ve ihaneti gördük.’’ ‘’19 Mayıs’’ işte gördüğümüz bu ateşe ve ihanete karşı, karanlığa ve cehalete karşı bir kutsal isyanın başladığı tarihtir.


‘'Ateşi ve ihaneti gördük 
ve yanan gözlerimizle durduk 
bu dünyanın üzerinde. 
İstanbul 918 Teşrinlerinde, 
İzmir 919 Mayısında 
ve Manisa, Menemen, Aydın, Akhisar : 
Mayıs ortalarından 
Haziran ortalarına kadar 
yani tütün kırma mevsimi, 
yani, arpalar biçilip 
buğdaya başlanırken 
yuvarlandılar... 
Adana, 
Antep, 
Urfa, 
Maraş : 
düşmüş 
dövüşüyordu... 
Ateşi ve ihaneti gördük. ''

‘’19 Mayıs’’ işte gördüğümüz bu manzaraya karşı, bu ateşe ve ihanete karşı bir kutsal isyandı. İşte bu kutsal isyan; insanımıza egemenlik ve bağımsızlığın yanında insanlık, özgürlük, onur ve gurur getirmiştir. 

19 Mayıs 1919’da Osmanlı’nın genel durumu

Mustafa Kemal Atatürk, işte o günleri, batışın son günlerini, Samsun'a çıkışını ve ülkenin genel durum ve manzarasını Nutuk'ta şu şekilde anlatır:


"1919 yılı Mayıs'ının 19'uncu günü Samsun'a çıktım. Genel durum ve manzara: Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu durum, Dünya Savaşı'nda yenilmiş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şartları ağır bir ateşkes antlaşması imzalamış, Büyük Harbin uzun yılları boyunca, millet yorgun ve fakir bir halde. Milleti ve memleketi Dünya Savaşı'na sokanlar, kendi hayatları endişesine düşerek memleketten kaçmışlar. Saltanat ve hilafet makamında bulunan Vahdettin, soysuzlaşmış, şahsını ve yalnız tahtını emniyete alabileceğini hayal ettiği alçakça tedbirler araştırmakta. Damat Ferit Paşa'nın başkanlığındaki hükümet aciz, haysiyetsiz, korkak, yalnız Padişahın iradesine tabi ve onunla beraber şahıslarını koruyabilecek herhangi bir duruma razı, Ordunun elinde silahları ve cephanesi alınmış ve alınmakta. İtilaf Devletleri, ateşkes Antlaşmasının hükümlerine uymaya lüzum görmüyorlar. Birer vesileyle itilaf donanmaları ve askerleri İstanbul'da, Adana vilayeti Fransızlar, Urfa, Maraş, Gaziantep İngilizler tarafından işgal edilmiş. Antalya ve Konya'da İtalya askeri birlikleri, Merzifon ve Samsun'da İngiliz askerleri bulunuyor. Her tarafta yabancı subay ve memurlar ve ajanlar faaliyette. Nihayet başlangıç kabul ettiğimiz tarihten dört gün önce 15 Mayıs 1919'da itilaf Devletleri'nin uygun görmesiyle Yunan ordusu İzmir'e çıkartılıyor. Bundan başka, memleketin her tarafından Hristiyan azınlıklar gizli, açık milli emel ve maksatlarını gerçekleştirmeye, devletin bir an evvel çökmesine, çalışıyorlardı."

Mustafa Kemal Atatürk, Samsun'a çıkışını ve ülkenin genel durum ve manzarasını bu şekilde anlatırdı.

Tarih Bilinci

Türkçemiz aziz bir dil. Başka hiçbir dilde olmayan kavramlar Türkçede var. Örnek olarak; ‘’bilmek’’ ve ‘’bilinç’’ gibi, ‘’sevmek’’ ve ‘’sevinç’’ gibi, ‘’kıvanmak’’ ve ‘’kıvanç’’ gibi, ‘’övünmek’’ ve ‘’övünç’’ gibi. Liste uzatılabilir. ‘’Bilmek’’ ve ‘’bilinç’’ farklı anlamdadır. Bilirsiniz tarihi herkesten çok, gider tarih profesörü olursunuz, ama ‘’Tarih Bilinci’’niz yoksa koskoca bir hiçsiniz. Ki bunlardan onlarcasını ekranlarda hemen her gün görüyoruz zaten. Çünkü tarih yalnızca geçmişi öğrenmek değil; geçmişin bugünü nasıl kurduğunu kavrayabilmektir.


İnsanın kendi varlığını, aldığı duyguları sezmesi halidir bilinç. Algı ve bilgilerin zihinde duru ve aydınlık olarak izlenme sürecidir bilinç. Çok karmaşık insan bedeninin etkinliklerini, insanın dünyaya anlam vererek, gerçekleştirdiği yaşantısını, ruhsal, toplumsal, kültürel, siyasal boyutlarda süregiden yaşamını açıklamaya yarayan bir kavramdır bilinç. Bundan dolayıdır ki ‘’Felsefe; kendini bilinçli hale getiren düşüncedir’’ derdi Hegel.

20. yüzyılın önemli Alman filozoflarından Edmund Husserl şöyle derdi: “Kişinin farkında olması ile farkında olduğu şey arasında sıkı bir ilişki vardır; her bilinç kendine özgü bir niyet geliştirir ve bu niyet, bilincin neyi algılayıp nasıl anlamlandıracağını etkiler." Bu nedenle 19 Mayıs’ı anlayabilmek ve anlamlandırabilmek için iyi bir Tarih bilincine ihtiyaç vardır.

İşte bu nedenle; Tarih bilinci olmayanların, zaten askerî, siyasi ve ekonomik olarak bitmiş Osmanlının Sevr ile beraber tarih sahnesinden silindiğini, başta İstanbul olmak üzere Anadolu'nun neredeyse tamamen İşgal edildiğini görmeyenlerin,  Türk milletine ‘’Milli Misak’’ çerçevesinde ‘’Hâkimiyeti Milliye’’, ‘’İrade-i Milliye’’ ve ‘’Kuvayı Milliye’’ kavramlarını aşılayan 19 Mayıs'ı anlamalarının ve anlamlandırmalarının imkân ve ihtimali yoktur.

Cumhuriyet karşıtlığını tarih okuması hâline getiren çevrelerin, 19 Mayıs'ı kutlamayanların ve kutlatmayanların niyetlerindeki işte bu bilinç eksikliğidir. Onların rehberleri, Ortaçağ karanlığının bir tezahürü olan ‘’Keşke Yunan kazansaydı’’ diyebilecek kadar alçalan aydınlık, Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlarıdır.

Mustafa Kemal Atatürk’ün bugünü gençliğe armağan etmesi tesadüf değildir. Çünkü gençlik; yalnızca biyolojik bir yaş dönemi değil, yenilenmenin, aklın, cesaretin ve geleceği kurma iradesinin adıdır. Spor ise onun gözünde yalnız beden terbiyesi değil; disiplinin, karakterin ve modern yurttaşlığın bir parçasıdır.

Bu nedenle 19 Mayıs; yalnızca geçmişte kazanılmış bir zaferin hatırlanması değil, aynı zamanda Cumhuriyet’in hangi bilinçle geleceğe taşınacağının da simgesidir.

19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'mız kutlu olsun.

Osman AYDOĞAN


 


Yorumlar - Yorum Yaz