• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
Videolar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi7
Bugün Toplam572
Toplam Ziyaret4031159

Sefere giderken ükûmete tavsiyelerim!


Sefere giderken ükûmete tavsiyelerim!

28 Şubat 2016

Öyle görülüyor ki Hükûmet pusatlarını kuşandı, baltalarını beline taktı, sefer davullarının tokmağını vurmaya başladı. Süvarilerine, Hassa ordularına, Anadolu Beylerbeyine, Rumeli Beylerbeyine sefer hazırlıkları emrini verdi.

Sanki geriye sadece -bir sabah bizleri uyandıracak- davudî sesiyle yeni bir Hasan Mutlucan kaldı.

Sakalım yok ama ben naçizane kulunuz da bu konuda tecrübeli ve yetkin birisi olarak sefer konusunda hükûmete derim ki:

Ey Hükûmet! Uzun sürecek bu savaş. Ve uzun süreli bir savaş da önce orduyu sonra toplumu yozlaştırır, sonra bitirir, tüketir, yok eder. Unutma! Her savaştan geriye üç ordu kalır: Ölüler ordusu, yas tutanlar ordusu, hırsızlar ordusu.

Ey Hükûmet! Tarih bize şunu gösteriyor ki savaş kimin haklı olduğuna değil, kimin güçsüz olduğuna karar verir. Ve savaşın sonunda ağıtlar; Türkçe, Arapça ve Kürtçe yapılırken zafer şarkıları İngilizce ve İbranice söylenecektir.

Ey Hükûmet! Dânâ-yı Yunan teee o zamanlardan söylemişti: ‘'Savaşın sonunu sadece ölüler görür." (Ey Hükûmet, muhtemeldir ki Dânâ-yı Yunan'ı da bilmiyorsundur şimdi sen. Dânâ: Farsçada bilgin, âlim demek, Dânâ-yı Yunan ise Eflatun'dur)

Bu savaştan galip gelmeyi umarsın ama unutma ki galiplerin devri her zaman kısadır; mağlupların ise anlatılamayacak kadar uzun. Boğucu egemenlik teröre ilham kaynağı olur; mücadeleye anlam kazandırır.

Tarih bize uzak diyarlardan da aynı şeyi fısıldar. Büyük ordularla girilen ülkelerde savaş kısa sürse de barış hiç gelmez. Yıkılan şehirlerin yerini yıllarca süren kin ve intikam duygusu alır.

Ateşin düştüğü yerle sınırlı kalacağını sanmak en büyük yanılgıdır; komşu coğrafyalar da er ya da geç o ateşin içinde kalır.

Tarih bize şunu gösteriyor ki terör yoksulların savaşıdır, savaş ise zenginlerin terörüdür. Malumdur, savaşı zenginler çıkarır, yoksullar ölür.

Savaş, bazen düşmanı yok etmez; aksine onu çoğaltır, büyütür, sınırların ötesine taşır.

Büyük bir savaştan sonra yıllarca yokluk çekilir. Güzel silahlar kötülük araçlarıdır. İnsanlar onlardan hoşlanmaz. Silahlar kötülüğü çağrıştırır. Silah ancak çaresiz kalınca kullanılır.

Ey Hükûmet! İyi hükûmet eğer savaşacaksa da savaşı sürdürüp ustalığını kanıtlamaya çalışmaz, gerektiği için savaşır, ne kadar yaman olduğunu göstermek için değil. İyi bir hükûmet şiddete başvurmaz, öfkeyle hareket etmez.
Savaşı ustalık göstermek için değil, zorunlu kaldığında yapar.  

İyi Hükûmet kızmaz. İyi zafer yarış gibi kazanılmaz. İyi Hükûmet savaşı savaş yapmadan kazanır. Kazanılan savaş da arzu edilen bir şey değildir. Çünkü böyle yapmak insanları öldürmekten hoşlanmak demektir.

İyilikle devleti yönetmek istiyorsan savaşla fetih yapmaya kalkışmayacaksın. Dünya işlerinde gereksiz müdahalenin yararı olmadığı tarihte çok görülmüş bir olgudur.

Düşmanı küçük görmek yanlış bir tavırdır. ‘'Düşman önemsiz'' demek hazineleri kaybetmektir. 

Ey Hükûmet!  İç savaş, savaş ve karışıklıklar yaşayan bir ülkenin insanları güvenli ve müreffeh en yakın ülkeye sığınırlar. Böylece bu güvenli ve müreffeh ülke mülteci akını ile karşı karşıya kalır. Uygarlıkların ve devletlerin çoğu, savaşlarla değil mülteci akınlarıyla yıkılmıştır. 

Ey Hükûmet! İyi bir Hükûmet adamı kavganın ortasında bile sakin ve ilgisiz kalmalıdır. En büyük cinayet tutkuya yenik düşmektir. Elde etme arzusu kadar büyük hata yoktur. Onun için yetinmek yeteri kadar sahip olmak demektir.

Ey Hükûmet! Bilirim, AK sakalım yoktur diye beni duymazsın, duysan da dinlemezsin.

Ama ben yine de söyleyeyim dedim.

Osman AYDOĞAN

 

 


Yorumlar - Yorum Yaz