
Umut hakkında
18 Ocak 2018
Günlük hayatımızda çokça kullandığımız bir sözcük oluyor ‘’umut’’. Türkçede umut, temenni ve beklentiyi tek başına taşıyan en yaygın sözcük olarak kullanılıyor. Ancak umudun çok farklı anlamları bulunuyor. Bu anlamların bilinip, umut sözcüğünün doğru kullanılması gerekiyor.
Umut, ilk olarak mitolojide kullanılıyor.
Pandora’nın kutusu
‘’Pandora’’, Yunan mitolojisinde tanrılar tarafından yaratılan ilk kadın olarak biliniyor.
Yunan mitolojisinde "tanrılar armağanı" anlamına geliyor. Zeus tarafından insanlığı cezalandırmak için hazırlandığına inanılıyor.
Efsaneye göre, Zeus kendinden ateşi çalıp insanlara veren Prometheus'un kardeşi Epimetheus'a balçıktan yapılmış tanrısal güzellik ve zekâya sahip Pandora'yı eş olarak gönderiyor.
Epimetheus kardeşinin tüm uyarılarına karşı Pandora ile evleniyor. Zeus, Pandora'ya evlilik hediyesi olarak topraktan yapılmış, çömlek benzeri bir kavanoz (yanlış yapılmış bir çeviri sonucu ‘’kutu’’ olarak anılıyor ve ben de öyle devam ediyorum) hediye ediyor. Ancak kendisine bu kavanozu asla açmamasını tembih ediyor. Bir süre sonra merakına yenilen Pandora, kavanozu (kutuyu) açıyor. Kavanozun içinde kötülükler bulunuyor. Kavanozun kapağının açılması ile birlikte içindeki tüm kötülükler dünyaya yayılıyor. Pandora, ancak son anda kutuyu kapatıyor. Umut ise kavanozda kalan tek şeydir; bu, insanın tüm felaketlere rağmen yaşamaya devam etmesini sağlayan güç olarak yorumlanıyor ve bu da insanların içindeki "umut" oluyor: Kötülüğün yayılmamış olması umudu.
Nietzsche Ağladığında
‘’Umut’’u bizler böyle biliyoruz. Ancak ABD'li psikiyatrist, varoluşçu, psikoterapist, yazar ve eğitimci Irvin D. Yalom “Nietzsche Ağladığında” (Ayrıntı Yayınları, 1996) adlı kitabında “umut” konusuna tamamen farklı cepheden yaklaşıyor.
Yalom’a göre umut, insanı ayakta tutabilen bir güç olduğu kadar, acıyla yüzleşmeyi erteleyen bir yanılsama da olabiliyor. Romanda, Nietzsche’nin düşüncelerine paralel biçimde, kurtarıcı bir “gelecek umudu”na tutunmak yerine, acı, yalnızlık ve sorumluluğu olduğu gibi kabul etmek vurgulanıyor. Gerçek dönüşüm; dışsal bir umutla değil, insanın kendi yaşamını üstlenmesiyle mümkün oluyor.
Yalom, eserinde umut, şöyle tanımlanıyor:
““Pandora’nın kutusu açılıp, Zeus’un içinde sakladığı bütün kötülükler dünyaya saçıldığı zaman, orada son bir kötülük kaldığından kimsenin haberi olmamıştı: Umut! O zamandan beri yanlışlıkla kutuyu ve içindeki umudu iyi şans olarak yorumladık; fakat Zeus’un arzusunun, insanların kendilerini işkenceye teslim etmeleri olduğunu unuttuk. Umut, kötülüklerin en kötüsüdür; çünkü, işkenceyi uzatır.”
Yalom’a göre umut, çoğu zaman bir körlük yaratıyor insanlarda.
Yalom’un eserindeki şu sözlerinin de buraya alınması gerekiyor:
"Kutsal olan hakikat değil, kişinin kendi hakikati için çıktığı arayıştır. Kendi kendini sorgulamaktan daha kutsal bir şey olabilir mi?"
“İnsanı iyileştiren umut değil, hakikatle karşılaşmaktır.”
"Uçmak istiyorsunuz, ama uçmaya uçmakla başlayamazsınız. Size önce yürümesini öğretmek zorundayım ve yürümeyi öğrenmenin ilk adımı, kendi kuralları olmayan insanın başkaları tarafından yönetilmek zorunda kalacağını anlamaktır. Başkalarının kurallarına uymak, insanın kendisini yönetmesinden çok, hem de çok daha kolaydır."
“İnsanı olgunlaştıran şey, kaçtığı değil, yüzleştiği acıdır”, “kaçılan acı büyür, yüzleşilen acı dönüştürür” ve “acı çekmek, değişimin ebesidir.”
“İnsan, çoğu zaman başkalarına değil, kendine kördür”, “kendinden kaçan, kaderinden kaçamaz.”
“Başkalarına tutunarak var olan, kendine hiç sahip değildir.”
“Sahip olduğun ‘neden’, her ‘nasıl’a katlanır.”
“Kurtarıcı bekleyen, kendi gücünü unutur.”
“Gerçek umut, başkasında değil, insanın kendi eyleminde doğar.”
“Hayatının sorumluluğunu almak, umudun başladığı yerdir.”
“En derin umutsuzluk, çoğu zaman dönüşümün eşiğidir.”
“Hazır umutlar, insanı avutabilir; ama güçlendirmez.”
“İnsanı kurtaran şey umut değil, yaratma cesaretidir.”
Umut İlkesi
Umut hakkında 20. yüzyılın en önemli düşün insanlarından Ernst Bloch’un önemli bir eseri bulunuyor. Adı; ‘’Umut İlkesi’’ (Das Prinzip Hoffnung) (İletişim Yayınları, 2007) (çeviri; Tanıl Bora –iki cilt halinde-)
Kitabı bütününde Ernst Bloch, bir cümleyle şunu söylüyor: ‘’Umut bir bekleyiş değil, bir hareket ilkesidir.’’ Bloch’ta umut, pasif bir teselli olarak verilmiyor. Bloch, eserinde umudu; geleceği düşlemek ve onu kurmaya yönelmek olarak tasavvur ediliyor.
Bloch’un eserindeki en önemli vurgusu: “Henüz-değil” (Noch-Nicht) anlamını taşıyor. Bloch’a göre insan ve dünya henüz tamamlanmış değildir. Bu nedenle Bloch’a göre umut gelecekte mümkün olanın bugünden sezilmesidir. Umut, bu “henüz olmayan”ı bilinçli hâle getiriyor.
Militan İyimserlik
‘’Umut İlkesi’’nin birinci cildinin (sadece birinci cild 840 sayfa) bir bölümünün başlığının adı da ‘’Militan İyimserlik’’ oluyor.
Aslında bu bölüm eserin de ana fikrini oluşturuyor. Bloch, bu bölümde (Militan iyimserlik) iki tip insandan söz ediyor: Bloch, bunları da şöyle tanımlıyor: Biri “banal-otomatik iyimser'', diğeri de “mutlaklaşmış karamsar.'’
Bloch'a göre “banal-otomatik iyimser'' düşüncesine sahip kimseler için gelecek şimdiden bellidir ve iyi olacaktır. Bloch’a göre “Banal-otomatik iyimserlik”, onun tam tersi olan “mutlaklaşmış karamsarlık”tan “daha az zehirleyici olmuyor”. Ve diyor ki Bloch; “Çünkü ikincisi açıkça, adıyla sanıyla ortaya çıkan utanmaz gericiliğe hizmet ediyorsa, ilki de mahcup gericiliğe, ona göz kırpan katlanma ve pasifliğin emeline hizmet ediyor”.
Ernst Bloch, bu her iki gerici düşüncenin karşısına “militan iyimserlik” kavramını koyuyor.
Bloch, ‘’Militan İyimserlik’’ kavramında şu açıklamayı yapıyor: “Gelecek kısmet olarak gelmez insana, insan geleceğe gelir, kendinde olanla girer onun içine…” Bloch’a göre bu “kendinde olan” ise, “cesaret”, “kararlılık” ve onların olmazsa olmaz gereksinimi “salt gözlemci olmayan bilgi” oluyor.
Bloch’a göre baş düşman karamsarlık oluyor.
Bloch’a göre İnsan enerjisinin en büyük kaynağı ‘’Umut’’ ve ‘’İyimserlik’’ oluyor. Bloch’a göre iyimserlik, insan için bir seçenek değil, bir mecburiyet oluyor.
Bloch’a göre insanlık, iyimserliğe mecbur oluyor.
Bloch’a göre her iş, her eylem, iyimserlikle başlıyor.
Bloch'a göre umudun bizzat kendisi bir güç kaynağı oluyor.
Bloch’a göre umut, ütopyacı bilinçtir; dünyayı dönüştürme enerjisidir.
Bloch’a göre umut, “soyut” değil, “somut”tur.
Bloch’a göre umut, dilek, temenni, avuntu değil, mümkün olanı örgütleme iradesidir. Bloch’a göre umut; insanın ve toplumun henüz gerçekleşmemiş ama mümkün olan daha iyi bir dünyaya doğru bilinçli yürüyüşüdür.
Yalom’un ‘’umut’’u, Bloch’un ‘’Umut ilkesi’’ ve “Militan İyimser”liği bugünler için elzem oluyor, düşünen herkes için bir mecburiyet haline geliyor.
Osman AYDOĞAN