• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
Videolar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam1384
Toplam Ziyaret4342875

ABD'nin yük paylaşımı stratejisinden Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na


ABD'nin yük paylaşımı stratejisinden Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na

06 Kasım 2026

ABD, Ortadoğu'daki stratejik ve ekonomik çıkarlarını korurken bölgenin kendi güvenlik ve savunma sorumluluklarını giderek bölge ülkelerine devretmeyi hedefliyor. Washington'ın 2025 Ulusal Güvenlik Stratejisi ve 2026 Ulusal Savunma Stratejisi'nde açıkça ortaya koyduğu bu yaklaşım, ABD'li yetkililerin çeşitli tarihlerde yaptıkları açıklamalarda da dile getiriliyor.

Bu belgelerin ve bu açıklamaların ardından Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında Mekke Ortak Savunma Anlaşması imzalanıyor. 


Bu yazıda, ABD'nin bahsi geçen resmî strateji belgeleri, Amerikalı yetkililerin bahsi geçen açıklamaları ve Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na ilişkin gelişmeler tarih sırasına göre, kaynaklarıyla birlikte ele alınıyor.

Böylece olaylar ve açıklamalar kendi tarihsel bağlamları içinde ortaya konuluyor ve aralarındaki ilişkilerin somut bilgiler üzerinden değerlendirilmesine imkân sağlanıyor.


13 Mayıs 2025 – Trump'ın Riyad Konuşması

ABD Başkanı Donald Trump, 13 Mayıs 2025 tarihinde Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da düzenlenen ABD–Suudi Arabistan Yatırım Forumu'nda yaptığı konuşmada, Washington'ın Ortadoğu politikasına ilişkin yaklaşımını açıklıyor.


Trump, Ortadoğu'daki gelişmelerin Batılı devletlerin müdahaleleriyle değil, bölge ülkelerinin kendi girişimleriyle gerçekleşmesi gerektiğini savunuyor. Geçmişteki Amerikan müdahalelerini ve devlet inşası girişimlerini eleştirerek bölgenin geleceğinin dışarıdan dayatılan yönetim modelleri yerine bölge halklarının kendi tercihleriyle şekillenmesi gerektiğini belirtiyor.

Ortadoğu'daki dönüşümün bölge ülkelerinin kendi çabalarıyla gerçekleştiğini vurgulayan Trump, bölge ülkelerinin egemenliklerini koruyarak kendi geleceklerini belirlemelerini, ekonomik kalkınmalarını sürdürmelerini ve uluslararası alanda daha fazla sorumluluk üstlenmelerini desteklediğini ifade ediyor.

Kaynak: Donald J. Trump, ‘’Remarks at the Saudi-United States Investment Forum in Riyadh, Saudi Arabia’’, 13 Mayıs 2025, Daily Compilation of Presidential Documents, DCPD-202500598, ABD Hükümeti, s. 4–5. Konuşmanın özgün İngilizce metni (PDF).

2 Haziran 2025 – Tom Barrack'ın Türkiye'nin Bölgesel Rolüne İlişkin Açıklaması

ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, 2 Haziran 2025 tarihinde NTV'ye verdiği röportajda, Türkiye'nin yalnızca önemli bir NATO müttefiki olmadığını, Suriye'deki gelişmeler ve Rusya-Ukrayna görüşmelerinde üstlendiği rollerle önemli bir bölgesel güç olduğunu belirtiyor.


ABD'nin Suriye politikasında değişikliğe gidildiğini açıklayan Barrack, geçmişte uygulanan politikaların başarısız olduğunu ifade ediyor. Suriye'deki Amerikan askerî üslerinin sayısının sekizden beşe, ardından üçe indirildiğini ve sonunda bire düşürülmesinin öngörüldüğünü belirtiyor.

Kaynak: Mehmet Şah Yılmaz, ‘’ABD'nin Ankara Büyükelçisi Barrack, Rusya-Ukrayna Görüşmelerinde Türkiye'nin Kilit Rol Oynadığını Söyledi’’, Anadolu Ajansı, 2 Haziran 2025. Haberin Türkçe tam metni.

29 Haziran 2025 – Tom Barrack'ın Ortadoğu'da Yeni Bölgesel Düzen ve Türkiye'nin Rolüne İlişkin Açıklaması

ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, 29 Haziran 2025 tarihinde Anadolu Ajansına verdiği röportajda, İsrail ile İran arasındaki çatışmaların Ortadoğu'da yeni bir bölgesel düzen oluşturulması için fırsat sunduğunu belirtiyor. Barrack, “İsrail ile İran arasında yaşananlar, hepimiz için, 'süre doldu, yeni bir yol açalım' deme fırsatı. Bu yolun anahtarı Türkiye” diyor.


Türkiye'nin bugüne kadar önemli bir NATO müttefiki olarak değerlendirildiğini, ancak büyük bir bölgesel güç olarak hak ettiği önemin yeterince tanınmadığını ifade ediyor. Türkiye'nin askerî kapasitesine ve Suriye'deki gelişmelerde üstlendiği role dikkat çekerek Ortadoğu'da yeni bir güvenlik ve işbirliği düzeninin oluşturulmasında önemli bir aktör olabileceğini belirtiyor.

Barrack, Ortadoğu'daki sorunların önemli bir bölümünün geçmişteki Batılı müdahalelerden kaynaklandığını savunuyor. Bölge ülkeleri arasında yeni bir diyalog geliştirilmesi gerektiğini, Türkiye'nin bu süreçte merkezî rol üstlenebileceğini ve İbrahim Anlaşmaları çerçevesindeki bölgesel normalleşmenin genişletilebileceğini ifade ediyor.

Kaynak: Sümeyye Dilara Dinçer, ‘’ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, AA'ya Konuştu’’, Anadolu Ajansı, 29 Haziran 2025. Haberin Türkçe tam metni.

9 Eylül 2025 – James Jeffrey'nin ABD'nin Ortadoğu Politikasına İlişkin Değerlendirmesi

ABD'nin eski Suriye Özel Temsilcisi ve eski Ankara Büyükelçisi James Jeffrey, 9 Eylül 2025 tarihinde Washington Institute for Near East Policy tarafından yayımlanan makalesinde, Trump yönetiminin Ortadoğu politikasını değerlendiriyor.


Jeffrey, ABD'nin Ortadoğu'dan çekilmeyi değil, bölgesel ortaklarına önceki yönetimlerden çok daha fazla dayanmayı tercih ettiğini belirtiyor. Washington'ın Türkiye, İsrail ve Arap devletleriyle birlikte hareket ederek bölgesel güvenlik sorunlarını çözmeyi, gerektiğinde doğrudan askerî güç kullanmayı ve Amerikan ekonomik çıkarlarını korumayı hedeflediğini ifade ediyor.

Jeffrey'ye göre ABD, bölgesel ortaklarının askerî ve ekonomik imkânlarından yararlanarak Ortadoğu'daki stratejik çıkarlarını ve liderliğini korumayı, buna karşılık büyük çaplı askerî kaynak kullanmaktan ve yeni savaş risklerinden kaçınmayı amaçlıyor. Böylece bölgesel istikrarın sağlanmasıyla Washington'ın Çin ve Rusya karşısındaki konumunun güçlendirilmesi ve başka bölgelerde ihtiyaç duyulan yüksek maliyetli askerî kaynakların kullanımının azaltılması hedefleniyor.

Kaynak: James ‘’Jeffrey, Trump Is Confirming, and Upending, US Middle East Policy’’, The Washington Institute for Near East Policy, 9 Eylül 2025. Makalenin özgün İngilizce metni.

1 Kasım 2025 – Tom Barrack'ın Bahreyn Manama Diyaloğu Konuşması

ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, 1 Kasım 2025 tarihinde Bahreyn'de düzenlenen 21. Manama Diyaloğu'nda Trump yönetiminin Ortadoğu politikasını açıklıyor.


Barrack, ABD'nin İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana yaklaşık 27 rejim değişikliği girişiminde bulunduğunu ve bunların başarısızlıkla sonuçlandığını ileri sürüyor. Trump yönetiminin artık bölge ülkelerine dışarıdan yönetim modelleri dayatmak yerine onların katılımına, egemenliklerine, bölgesel ittifaklarına ve ortaklıklarına dayanan bir yaklaşım benimsediğini belirtiyor. ABD'nin bu süreçte liderlik üstlenmeye hazır olduğunu, ancak bölge ülkelerinin de sorumluluk alması gerektiğini vurguluyor.

Trump'ın Ortadoğu politikasını açıklarken Başkan'ın bölgeye Amerikan askeri göndermek ve Amerikan sermayesini kullanmak istemediğini belirtiyor. Bunun yerine Washington'ın siyasi liderlik üstlenerek bölgesel girişimleri harekete geçirmeyi, ekonomik refahı artırmayı ve sorunların dışarıdan dayatılan çözümler yerine bölgenin kendi imkânlarıyla çözülmesini amaçladığını ifade ediyor. Türkiye'yi de istikrarlı yapısı ve NATO üyeliğiyle bu süreçte önemli bir bölgesel aktör olarak değerlendiriyor.

Kaynak: Thomas J. Barrack, ‘’US Policy in the Levant: A Conversation with Ambassador Tom Barrack’’, The 21st IISS Manama Dialogue, Fourth Plenary Session, International Institute for Strategic Studies (IISS), Bahreyn, 1 Kasım 2025, özgün konuşma tutanağı, s. 2–3. Konuşmanın özgün İngilizce metni (PDF).

Kasım 2025 – ABD'nin Ulusal Güvenlik Stratejisi

ABD'nin Kasım 2025 tarihli ‘’Ulusal Güvenlik Stratejisi’’ (National Security Strategy of the United States of America), Washington'ın küresel ve bölgesel güvenlik politikasında benimsediği yeni yaklaşımı ortaya koyuyor.


Belgenin “Yük Paylaşımı ve Yük Devri” (Burden-Sharing and Burden-Shifting) başlıklı bölümünde, “ABD'nin Atlas gibi bütün dünya düzenini sırtında taşıdığı günler sona ermiştir” deniliyor. Ekonomik ve askerî bakımdan güçlü müttefiklerin kendi bölgelerinin güvenliğinde birincil sorumluluğu üstlenmeleri ve kolektif savunmaya daha fazla katkıda bulunmaları isteniyor.

ABD'nin bu amaçla kendisinin düzenleyici ve destekleyici rol üstleneceği bir yük paylaşımı ağı oluşturacağı açıklanıyor. Bölgesel güvenlikte daha fazla sorumluluk üstlenen ülkelere ticari kolaylıklar, teknoloji paylaşımı ve savunma tedariki alanlarında destek sağlanabileceği belirtiliyor. NATO ülkelerinin savunma harcamalarını gayrisafi yurt içi hasılalarının yüzde 5'ine yükseltmelerini öngören Lahey Taahhüdü de bu politikanın örneği olarak gösteriliyor.

Belgenin Ortadoğu'ya ayrılan bölümüne doğrudan “Ortadoğu: Yükleri Devret, Barışı İnşa Et” (The Middle East: Shift Burdens, Build Peace) başlığı veriliyor. Bu bölümde ABD, Körfez enerji kaynaklarının kendisine düşman güçlerin denetimine geçmesini önlemeyi, Hürmüz Boğazı'nın açık tutulmasını, Kızıldeniz'de deniz ulaşımının güvenliğini sağlamayı ve İsrail'in güvenliğini temel stratejik çıkarları arasında sayıyor.

Washington, Ortadoğu'daki ortaklıklarını ve ekonomik ilişkilerini geliştirirken bölgenin güvenlik sorunlarının çözümünde doğrudan ve uzun süreli Amerikan askerî müdahalelerine dayanan yaklaşımı azaltmayı hedefliyor. Bölge ülkeleriyle işbirliğinin geliştirilmesi, Amerikan çıkarlarının korunması ve ABD'nin askerî ve ekonomik kaynaklarının başka stratejik önceliklere yönlendirilmesi birlikte ele alınıyor.

Kaynak: The White House, ‘’National Security Strategy of the United States of America’’, Kasım 2025, “Burden-Sharing and Burden-Shifting”, s. 12; “The Middle East: Shift Burdens, Build Peace”, s. 27–29. Belgenin özgün İngilizce metni (PDF).

23 Ocak 2026 – ABD'nin Ulusal Savunma Stratejisi

ABD Savunma Bakanlığının 23 Ocak 2026 tarihinde yayımladığı ‘’2026 Ulusal Savunma Stratejisi’’ (National Defense Strategy), Washington'ın 2025 Ulusal Güvenlik Stratejisi'nde ortaya koyduğu yük paylaşımı ve yük devri politikasının askerî boyutunu açıklıyor.


Belgenin “ABD'nin Müttefikleri ve Ortaklarıyla Yük Paylaşımının Artırılması” (Increase Burden-Sharing with U.S. Allies and Partners) başlıklı bölümünde, Avrupa, Ortadoğu ve Kore Yarımadası'ndaki müttefiklerin kendi savunmalarında birincil sorumluluğu üstlenmeleri, ABD'nin ise kritik fakat daha sınırlı askerî destek sağlaması öngörülüyor. Washington'ın bu amaçla müttefiklerinin savunma kapasitelerini silah satışları, savunma sanayisi işbirliği, istihbarat paylaşımı ve ortak askerî planlamayla destekleyeceği belirtiliyor.

Belgenin “Ortadoğu” (Middle East) başlıklı bölümünde ise bölgenin geleceğini şekillendirme sorumluluğunun öncelikle bölge ülkelerine ait olduğu vurgulanıyor. ABD'nin bölgesel müttefiklerini İran ve onunla bağlantılı silahlı gruplara karşı caydırıcılık ve savunmada birincil sorumluluğu üstlenmeleri için güçlendireceği; bu kapsamda İsrail'in savunmasını destekleyeceği, Körfez ülkeleriyle işbirliğini derinleştireceği ve İbrahim Anlaşmaları çerçevesindeki bölgesel bütünleşmeyi teşvik edeceği açıklanıyor. ABD'nin kendi stratejik çıkarlarını korumak amacıyla gerektiğinde doğrudan ve kararlı askerî müdahalede bulunma yeteneğini sürdüreceği de belirtiliyor.

Kaynak: U.S. Department of Defense, ‘’2026 National Defense Strategy: Restoring Peace Through Strength for a New Golden Age of America’’, 23 Ocak 2026, “Increase Burden-Sharing with U.S. Allies and Partners”, s. 18–19; “Middle East”, s. 20. Belgenin özgün İngilizce metni (PDF).

17 Nisan 2026 – Tom Barrack'ın Antalya Diplomasi Forumu'ndaki Açıklamaları

ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, 17 Nisan 2026 tarihinde Antalya Diplomasi Forumu'nda yaptığı açıklamalarda, ABD'nin Ortadoğu politikasında bölgesel güvenlik sorumluluklarının giderek bölge ülkelerine bırakılmasını öngören yaklaşımını anlatıyor.


Barrack, bölgelerin kendi sorunlarını öncelikle kendilerinin çözmesi gerektiğini belirterek, “Bırakalım bölgeler kendi meselelerini ve sorunlarını kendileri çözsün. Biz gerektiğinde müdahale ederiz” diyor. İkinci Dünya Savaşı sonrasında oluşturulan ve ABD'nin güvenlik garantilerine dayanan düzenin değişmekte olduğunu vurgulayarak, “Herkes kendi sorumluluğunu üstlenmelidir” ifadesini kullanıyor. Bu yaklaşımın Trump yönetiminin “Önce Amerika” (America First) politikasının bir parçası olduğunu açıklıyor.

Türkiye'nin bölgesel rolüne de değinen Barrack, ülkenin güçlü devlet kurumları, askerî kapasitesi ve ekonomik altyapısıyla Ortadoğu'da önemli bir aktör olduğunu belirtiyor. Türkiye'nin bölgesel işbirliğinin geliştirilmesinde, istikrarın sağlanmasında ve enerji ile ticaret bağlantılarının oluşturulmasında merkezî rol üstlenebileceğini ifade ediyor.

Kaynaklar:

1. Muhammet Tarhan, Damla Delialioğlu, Elif Gültekin Karahacıoğlu ve Aybüke İnal Kamacı, ‘’ABD'nin Ankara Büyükelçisi Barrack, Antalya Diplomasi Forumu'nda Değerlendirmelerde Bulundu’’, Anadolu Ajansı, 17 Nisan 2026. Türkçe haber.

2. Asiye Latife Yılmaz, ‘’US Türkiye Ambassador Urges Finding Alternatives to Strait of Hormuz for Energy Security’’, Anadolu Ajansı, 17 Nisan 2026. Özgün İngilizce haber.

7 Ağustos 2026 – Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın İmzalanması

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, 7 Ağustos 2026 tarihinde Mekke'de düzenlenen üçlü zirvede Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı (Makkah Joint Defence Agreement) imzalıyor. Anlaşmaya Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman ile Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif imza atıyor.


Anlaşma, üç ülke arasında kolektif caydırıcılığın güçlendirilmesini ve savunma işbirliğinin geliştirilmesini öngörüyor. En önemli hükmünü ise “Üç devletten herhangi birine yönelik silahlı saldırı, üçünün tamamına yapılmış sayılır” ilkesi oluşturuyor. Böylece Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, güvenliklerini birbirleriyle ilişkilendiren ortak bir savunma düzeni kurmayı kararlaştırıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, anlaşmanın hiçbir ülkeyi hedef almadığını, Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesinde düzenlenen meşru müdafaa hakkına dayandığını ve bölgesel barış ile istikrara katkıda bulunmak isteyen diğer dost ülkelerin katılımına açık olduğunu belirtiyor. Anlaşmanın ortak savunma sanayisi projelerini, terörle mücadeleyi ve askerî işbirliğini geliştirmeyi amaçladığını ifade ediyor.

Kaynaklar:

1. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, ‘’Türkiye and Saudi Arabia Sign a Joint Defence Agreement’’, 7 Ağustos 2026. Resmî açıklama.

2. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, ‘’President Erdoğan's Message on ‘Mecca Joint Defence Agreement’ ‘’, 8 Ağustos 2026. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklaması.

31 Ağustos 2026 – Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın İstanbul'daki İlk Uygulama Toplantısı

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın Dışişleri ve Savunma Bakanları ile Genelkurmay Başkanları, 31 Ağustos 2026 tarihinde İstanbul'da Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında oluşturulan Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi'nin ilk toplantısını gerçekleştiriyor. Toplantı sonunda yayımlanan ortak açıklamada, üç ülkenin “bölgesel sahiplenme” (regional ownership) anlayışıyla hareket ederek bölgesel barış ve istikrarın sağlanmasında birlikte sorumluluk üstlenme kararlılığı vurgulanıyor.


Üç ülke, kolektif caydırıcılık ve savunma işbirliğini kurumsallaştırmayı, ortak askerî faaliyetlerle savunma yeteneklerini geliştirmeyi ve savunma sanayisinde ortak teknoloji geliştirme ve üretim çalışmalarını artırmayı kararlaştırıyor. Bu amaçla Suudi Arabistan'da bir sekretarya kurulması ve ilk üç yıl boyunca Pakistanlı bir genel sekreter tarafından yönetilmesi öngörülüyor.

Kaynak: T.C. Dışişleri Bakanlığı, ‘’Mekke Ortak Savunma Anlaşması Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi, Ortak Açıklama’’, 31 Ağustos 2026. Ortak açıklamanın Türkçe tam metni.

20 Ekim 2026 – Tom Barrack'ın Doha Küresel Güvenlik Forumu'ndaki Açıklamaları

ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, 20 Ekim 2026 tarihinde Katar'ın başkenti Doha'da düzenlenen Küresel Güvenlik Forumu'nda, ABD'nin Ortadoğu'daki güvenlik politikası ve bölgesel savunma ittifakları hakkında açıklamalarda bulunuyor.


Barrack, İkinci Dünya Savaşı sonrasında oluşturulan ve ABD'nin yaklaşık 80 yıldır dünyanın güvenlik garantörü olarak üstlendiği rolün değiştiğini belirtiyor. Washington'ın Ortadoğu'dan çekilmediğini, ancak bölgenin güvenliğini tek başına üstlenmeye devam edemeyeceğini ifade ediyor. Bu değişimin bir terk ediş değil, ilişkilerin ve sorumlulukların yeniden düzenlenmesi anlamına geldiğini vurguluyor.

Ortadoğu ülkelerinin kendi güvenliklerini sağlamak amacıyla daha küçük ve çeşitlendirilmiş bölgesel ittifaklar geliştirmelerini destekleyen Barrack, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı bu tür ittifaklara örnek gösteriyor. Bununla birlikte, anlaşmanın Yemen'deki Husilerle yaşanan çatışmalarda nasıl uygulanacağının henüz açıklığa kavuşmadığını belirterek Türkiye'nin asker göndermesi veya askerî teçhizat sağlaması gibi olasılıkların ne anlama geleceğini sorguluyor.

Barrack, ABD'nin Suudi Arabistan'a lojistik destek sağlamayı sürdüreceğini, ancak Amerikan askerlerinin bölgedeki çatışmalara doğrudan katılmasının sonuç vermeyeceğini savunuyor. Yemen'deki Husiler, Lübnan'daki Hizbullah ve Irak'taki silahlı gruplar gibi sorunların çözümünde bölge devletlerinin sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirtiyor. ABD'nin bölgedeki varlığını ve desteğini sürdüreceğini, ancak bütün güvenlik sorunlarını tek başına çözmesinin beklenemeyeceğini ifade ediyor.

Kaynaklar:

1. Feliz Solomon, ‘’Trump Envoy Tells Nervous Gulf Allies U.S. Can't Guarantee Security Forever’’, The Wall Street Journal, 20 Ekim 2026. Haberin özgün İngilizce metni.

2. Şahin Demir, ‘’US Envoy Says Ground Intervention in Yemen ‘Appears Pointless,’ Urges Regional Alliances’’, Anadolu Ajansı, 20 Ekim 2026. İngilizce haber.

3. ‘’Israel 'Way Too Smart' to Pick a Real Fight with Türkiye: US Envoy’’, Türkiye Today, 20 Ekim 2026. Barrack'ın Mekke Anlaşması hakkındaki açıklamaları.

21 Ekim–5 Kasım 2026 – Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın TBMM'de Görüşülmesi ve Kabulü

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos 2026 tarihinde imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın onaylanmasının uygun bulunduğuna ilişkin kanun teklifi, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un imzasıyla 21 Ekim 2026 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuluyor. Teklifin gerekçesinde, anlaşmanın “bölgesel sahiplenme” anlayışı temelinde kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi, bölge ülkeleri arasında savunma işbirliğini geliştirmeyi ve bölgenin güvenlik sorunlarına bölge içinden çözümler üretilmesini amaçladığı belirtiliyor.


Teklif, 27 Ekim 2026 tarihinde TBMM Dışişleri Komisyonunda kabul ediliyor. Komisyon görüşmelerinde Dışişleri Bakan Yardımcısı Levent Gümrükçü, anlaşmanın bölge ülkelerinin güvenlik sorunlarını dışarıdan çözüm beklemek yerine kendi sorumluluklarını üstlenerek ele almalarının bir sonucu olduğunu belirtiyor. Anlaşmanın NATO'ya alternatif oluşturmadığını, mevcut uluslararası güvenlik yükümlülüklerini tamamlayıcı nitelikte olduğunu ifade ediyor.

TBMM Genel Kurulu, 5 Kasım 2026 tarihinde kanun teklifini 279 kabul ve 119 ret oyuyla kabul ediyor. Görüşmelerde anlaşmanın bölgesel caydırıcılığa katkısı üzerinde durulurken Türkiye'nin başka ülkelerin çatışmalarına sürüklenmesi ihtimali ve asker gönderme yetkisinin TBMM'de kalması gerektiği de tartışılıyor. Böylece Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında oluşturulan ortak savunma düzeninin Türkiye bakımından onaylanmasına ilişkin yasama aşaması tamamlanıyor.

Kaynaklar:

1. Türkiye Büyük Millet Meclisi, ‘’Türkiye Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan Krallığı Arasında Ortak Savunma İçin Mekke Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi’’, Esas No. 2/3961, 21 Ekim 2026. TBMM resmî kanun teklifi kaydı.

2. Türkiye Büyük Millet Meclisi, ‘’Mekke Anlaşması'nın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi, TBMM Dışişleri Komisyonunda Kabul Edildi’’, 27 Ekim 2026. TBMM resmî açıklaması.

3. Anadolu Ajansı, ‘’Turkish Parliament Approves Mecca Joint Defense Pact with Pakistan and Saudi Arabia’’, 6 Kasım 2026. Oylama sonucunu içeren haber.

SONUÇ

Tarihsel ve siyasal olayların doğru değerlendirilmesi, öncelikle olayların ve olguların gerçekliğinin ortaya konulmasını gerektiriyor. Nitekim Kâzım Karabekir'in kızı Hayat Karabekir Feyzioğlu, babasının ölümünün 62. yıl dönümü dolayısıyla 25 Ocak 2010 tarihinde Genelkurmay Başkanlığı Karargâhında düzenlenen anma töreninde, onun şu sözünü aktarıyor:

“Vatandaş! Yanlış bilgi felaket kaynağıdır. Her işin evvela hakikatini ara ve öğren! Sonra münakaşasını istediğin gibi yap! Birincisi vicdanına, ikincisi seciye ve irfanına dayanır.”

Kaynak: Hayat Karabekir Feyzioğlu, “Anılar”, ‘’Ölümünün 62'nci Yıl Dönümünde Kâzım Karabekir Paneli (25 Ocak 2010)’’, Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt (ATASE) Başkanlığı Yayınları, Genelkurmay Basımevi, Ankara, 2010, s. 43. ISBN: 978-975-409-585-2. Genelkurmay Başkanlığının resmî yayını (PDF).

Bu anlayış doğrultusunda, yazıda kaynaklarıyla birlikte ortaya konulan olaylar ve açıklamalar arasındaki bağlantıların ve olası neden-sonuç ilişkilerinin değerlendirilmesi, okuyucunun kendi vicdanına, seciyesine ve irfanına bırakılıyor.

Bu durumu arz etmek de bana kalıyor!

Osman AYDOĞAN


 


Yorumlar - Yorum Yaz