
ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı, İran’ın cevabı ve Türkiye
19 Mart 2026
ABD ve İsrail’in İran’a saldırısını ve bu saldırıya İran’ın cevabını ve bu olayların Türkiye’ye olan etkilerini anlatabilmem için önce çok farklı bir konuda kısa bir açıklama yapmam gerekiyor.
Türkçede sözcük eksikliği ve düşünce yoksunluğu
Türkçemizde, aynı konu / alan / faaliyet içerisindeki sözcükler arasında bir bağ kuramıyoruz. Sözcükleri birbiriyle etkileşime sokamadığımız için nesneler, fiiller, failler, olaylar, olgular ve kavramlar arasında da bir bağ kuramıyoruz. Nesneler, fiiller, failler, olaylar, olgular ve kavramlar arasındaki ilişkileri de anlayamıyoruz. Fransızca'dan ‘’şoför’’ (chauffeur), İngiizce’den ‘’ direksiyon’’ (direction) ve ‘’trafik‘’ (traffic), Arapça’dan ‘’Cadde’’ (cādde / jādda) ve Almanca’dan ‘’otomobil’’ (automobil) alarak dil oluşmuyor. Böyle olunca bu sözcükler arasında hiçbir ‘’nedensellik bağı’’ (illiyet bağı) kurulamıyor.
İşte bu nedenle dil yoluyla düşünce sistematiğimizi oluşturamıyoruz, muhakeme yeteneğimizi geliştiremiyoruz. Zaten dünyayı tanımlayabilmemiz için kullandığımız sözcük sayısı da çok ama çok az bulunuyor. El alemin sözcüklerindeki (Oxford) 750.000 sözcük bulunurken bizdeki sözlükteki (TDK) sözcük sayısı 92.000 oluyor.
Ankara Üniversitesi tarafından 2007 yılında yapılan ders kitaplarında yer alan sözcük sayısı araştırmasına göre ilköğretim ders kitaplarındaki toplam sözcük sayıları yaklaşık olarak şöyle veriliyor: ABD: 71.618 sözcük, Almanya: 70.400 sözcük, Japonya: 44.224 sözcük, İtalya: 31.762 sözcük, Fransa: 30.193 sözcük, Suudi Arabistan: 13.576 sözcük ve Türkiye: 7.260 sözcük. Öürenci ise karşılaştığı sözcüklerin sadece yüzde onunu hatırlıyor. Yani Türk öğrenci ilköğretimi bitirdiğinde yaklaşık 700 sözcük hatırlıyor.
Yine yapılan bir araştırmaya göre; bir kişinin dâhi olması için kendi lisanında bilmesi gerek sözcük sayısı 40.000 oluyor. Alman yazar Goethe bu nedenle meşhur eseri ‘’Faust’’unda bilerek 40.000 farklı Almanca sözcük kullanıyor. Bir kişinin yazar, politikacı olarak topluma yön verebilmesi için de bilmesi gereken sözcük sayısı 20.000 oluyor. Bir kişinin böyle bir iddiası yok da sadece çağını anlayan ve algılayan bir vatandaş olmak istiyorsa bilmesi gereken sözcük sayısı 10.000 oluyot. Yapılan bir diğer araştırmada ise Türk insanının günde 300 ila 500 sözcük kullandığını gösteriyor.
Zaten okumuyoruz da. Yazar Orhan Tüleylioğlu, “Yalnız Kitap” (UM:AG Araştırmacı Gazetecilik Vakfı, 2014) adlı eserinde şu istatistikleri veriyor: Türkiye’de son 5 yıl içinde (2009 -2014 arası) 10 binin üzerinde kitapçı kapanıyor. Türkiye’de günde ortalama televizyon karşısında geçirilen zaman 5 saat, kitaba ayrılan zaman ise yılda sadece 6 saat oluyor. Bir Japon yılda ortalama 25, bir İsviçreli 10, Fransız 7, Türk ise 10 yılda ancak bir kitap okuyor. Almanya’da 14.372, İngiltere’de 5.183 kütüphaneye karşın Türkiye’de 310 kütüphane bulunuyor. Almanya kütüphanelerinde 150 milyon kitap bulunurken Türkiye’de 13 milyon kitap yer alıyor. Türkiye’de ihtiyaç maddeleri sıralamasında kitap, 235. sırada yer alıyor.
İşte bu nedenle bizler sadece kitap okumuyor değil, oyunu okuyamıyoruz, futbol oyununu bile okuyamıyoruz, dünyayı okuyamıyoruz, siyaseti okuyamıyoruz, dış politikayı okuyamıyoruz, jeopolitiği okuyamıyoruz, ekonomiyi okuyamıyoıryz, savaşları okuyamıyoruz. Örnek isterseniz eğer her gün ekranlara çıkan vilada sopalı herbokologlara bir bakınız isterim!
Neyse bu konu uzun ve hazin bir konu. Zaten bu yazımda da maksadım bu değil.
Bu yazımda aşağıda tarih sırasına göre olayları vereceğim. Bu olaylar arasında nedensellik bağı kurmayı ve ‘’okumayı’’ sizlere bırakıyorum:
Son iki ayda yaşanan bazı siyasi olaylar ve söylemler
15 Ocak 2026: Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, verdiği demeçte: Türkiye’nin İran’a karşı askerî müdahaleye karşı olduğunu, İran’daki istikrarsızlığın bölge için çok tehlikeli olduğunu ve sorunun diyalog ve diplomasi ile çözülmesi gerektiğini söylüyor.
21 Ocak 2026 - 18 Şubat 2026: ABD öncülüğündeki koalisyon, Suriye’deki SDG kontrolündeki hapishanelerden IŞİD tutuklularını 21 Ocak 2026 tarihinden itibaren Irak’a taşımaya başlıyor. Ocak ayı sonunda yaklaşık 950 IŞİD üyesi Irak’a gönderiliyor. Nakiller 18 Şubat 2026 tarihinde tamamlanıyor. Bu şekilde toplam 5.700’den fazla IŞİD tutuklusu Irak hapishanelerine naklediliyor.
27 Ocak 2026: ABD yönetimi, Irak’ta Nuri el‑Maliki’nin yeniden başbakan olma ihtimaline karşı açık tepki veriyor. ABD Başkanı Donald Trump, Maliki’nin yeniden seçilmesinin “çok kötü bir seçim olacağını” ve geçmişte ülkeyi kaosa sürüklediğini açıklamasını yapıyor. Ayrıca ABD’li yetkililer Irak yönetimini, İran’a yakın bir hükümet kurulması konusunda uyarılarda bulunuyor. Çünkü ABD, Maliki’yi İran’a fazla yakın bir siyasi aktör olarak görüyor ve Irak’ın İran etkisine girmesinden endişe ediyor.
22 Şubat 2026: İranlı beş Kürt örgütü, "İran Kürdistanı Siyasi Güçleri Koalisyonu” kurduklarını ilan ediyor.
24 Şubat 2026: ABD’nin, Türkiye Büyükelçisi ve Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, Erbil’de Mesut Barzani ile görüşüyor.
25 Şubat 2026: ABD’nin, Türkiye Büyükelçisi ve Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, Şam’da, Suriye Dışişleri Bakanı Asaad al‑Shaibani ile görüşüyor. Görüşmede stratejik iş birliği konuları ele alınıyor. .
27 Şubat 2026: Afganistan, Pakistan’a saldırıyor. Bu şekilde Afganistan – Pakistan savaşı başlıyor.
28 Şubat 2026: ABD Başkanı Trump, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile telefonla görüşüyor.
28 Şubat 2026: ABD- İran müzakereleri, Umman’ın koordinesinde 02 Martta Cenevre’de görüşme yapılacağı kararlaştırılmışken ve çoğu konular İran tarafından kabul edilmişken, İsrail ve ABD müştereken İran’a saldırıyor.
28 Şubat 2026: ABD ve İsrail’in İran’a yönelik bu saldırıyı düzenlediği sırada İran’ın En Yüksek Lideri Ayetullah Ali Hamaney’in öldüğü İran devlet medyası tarafından açıklanıyor. İran da 40 günlük yas dönemi ilan ediliyor.
01 Mart 2026: ABD Başkanı Trump, Irak Kürdistan Bölgesi siyasetinin iki kilit ismi olan Mesud Barzani ve Bafel Talabani ile telefonla görüşüyor.
01 Mart 2026: Fransa, Charles de Gaulle adlı nükleer uçak gemisini, o sırada Baltık Denizi / Kuzey Atlantik görevinden çekerek Doğu Akdeniz’e yönlendiriyor. Aynı tarihlerde İtalya; donanma gemileri ve savunma unsurları, İspanya; modern bir fırkateyn, Hollanda; donanma unsurlarını Doğu Akdeniz’e gönderiyor. İngiltere ve Yunanistan; bölgedeki üs ve deniz/ hava birliklerini takviye ediyor. Bu ülkeler özellikle Kıbrıs çevresinde bir Avrupa filosu oluşturuyor.
02 Mart 2026: Güney Kıbrıs’taki RAF Akrotiri İngiliz hava üssü bir Şahid tipi kamikaze SİHA ile saldırı yapılıyor. İran, saldırının kendi topraklarından yapılmadığını ve doğrudan İran tarafından gerçekleştirilmediğini açıklıyor. Olayın ardından İngiltere Savunma Bakanlığı da, üssü hedef alan SİHA’nın İran’dan havalanmadığını doğruladığını duyuruyor.
03 Mart 2026: ABD tarafından İran’a yönelik ABD yaptırımlarını delmeye yardım etmekle suçlanan ve 03 Mart 2026 tarihinde duruşması olan Halkbank il ilgili dava gerekçesiz bir şekilde 11 Mart 2026 tarihine erteleniyor.
03 Mart 2026: Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ankara’da, ABD’nin, Türkiye Büyükelçisi ve Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack’ı resmî olarak kabul ediyor.
03 Mart 2026: Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ankara’daki gazetecilerle yaptığı toplantıda; ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarıyla başlayan çatışmanın bölgesel savaşa dönüşme riski olduğunu, Türkiye’nin temel hedefinin: saldırıların durması ve diplomasiye dönülmesi olduğunu ve İran’ın Körfez’deki enerji altyapısını hedef almasının küresel ekonomi için ciddi risk yaratabileceğini söylüyor.
03 Mart 2026: Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, konuk olduğu TRT’de İran için şunları da söylüyor: “Ev ödevini yapıp yeteneklerini geliştirmediysen, hani İsrail’le Amerika’yla ağız dalaşına bile orada şey yapmaman lazım. Şimdi bu önemli bir şey, husus. Buralarda kusursuz bir durumda olması lazım bir gücün eğer gerçekten böyle bir mücadeleye kendisini hazırlıyorsa.”
04 Mart 2026: Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD-İsrail saldırıları sonrası İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarına ilişkin verdiği demeçte; İran’ın Körfez ülkelerini bombalamasını “inanılmaz derecede yanlış bir strateji” olduğunu, İran’ın “ben gidersem bölgeyi de beraberimde götürürüm” stratejisi izlediğini ve bu saldırıların bölgesel riski büyüttüğünü ve İran’ın ABD’ye maliyet yaratmak için enerji altyapılarını hedef aldığını söylüyor.
04 Mart 2026: İran'dan ateşlenen ve NATO tarafından Suriye üzerinde imha edilen balistik bir füzenin, sanki hedefi Türkiye imiş gibi basında bir algı yaratılıyor. Bu algı sonucunda hem Millî Savunma Bakanlığı hem Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü ve hem de bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklamalar yapılarak İran uyarılıyor. Aynı zamanda İran’ın Ankara Büyükelçisi, Dışişleri Bakanlığı’na çağrılarak uyarılıyor.
04 Mart 2026: Bu uyarılar üzerine, İran Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü tarafından yapılan açıklamada, atıldığı iddia edilen füzenin Türkiye’ye yönelik olmadığı, İran’ın Türkiye’yi hedef almadığı açıkça belirtiliyor.
04 Mart 2026: Türkiye, ABD’nin İran’a saldırılarında Türkiye’deki üslerin kullanılmadığını ve operasyonun Türkiye üzerinden yapılmadığını duyuruyor.
5 Mart 2026: NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, İran'dan ateşlenen ve NATO tarafından Suriye üzerinde imha edilen balistik bir füze hakkında yaptığı açıklamada olayın ciddi olduğu ancak NATO’nun 5. maddeyi (kolektif savunma) gündeme almadığını belirterek NATO’nun Türkiye’nin güvenliğini desteklediği ve ‘’Türkiye’nin ittifak üyesi olarak savunulacağı’’ vurgulanıyor.
5 Mart 2026: Bu konuda ABD Savunma Bakanlığı yaptığı açıklamada, füzenin Türkiye’ye yöneldiğini doğrulayarak NATO’nun olayı takip ettiğini ve şu aşamada NATO’nun 5. maddesinin gündemde olmadığı belirtiliyor.
05 Mart 2026: ABD Başkanı Donald Trump, İran’daki ayrılıkçı Kürt gruplara geniş kapsamlı hava desteği teklif ediyor. Trump’ın, ayrılıkçı grup liderleri ile yaptığı görüşmelerde grupların “ABD ve İsrail ile İran arasında taraf seçmesi gerektiğini” söylediği öne sürülüyor.
05 Mart 2026: Nahçıvan Uluslararası Havalimanı'na İHA'larla saldırı düzenleniyor. Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, "Nahçıvan'a İran'dan İHA saldırıları düzenlendi. Cevap hakkımız saklıdır" açıklamasını yapıyor. İran Genelkurmay Başkanlığı, İHA saldırısının arkasında İsrail'in olduğu ve saldırıyla İran'ın suçlanmak istediğini kaydediyor.
06 Mart 2026: Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov, güvenlik gerekçesiyle İran’daki diplomatik personelin tahliye edildiğini açıklıyor.
06 Mart 2026: ABD Başkanı Trump, "İran'a yönelik kara işgali seçeneğini henüz gündemlerinde olmadığını, ancak Irak'taki Kürt silahlı grupların İran'a saldırmak istemeleri halinde bunu tamamen destekleyeceklerini" açıklıyor.
06 Mart 2026: İran Savunma Konseyi üyesi Ali Ekber Ahmediyan, ABD ve İsrail destekli olduğunu öne sürdüğü ayrılıkçı Kürt silahlı grupların engellenmemesi halinde İran’ın Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne yönelik geniş çaplı saldırılar düzenleyebileceğini söylüyor.
09 Mart 2026: Türkiye’ye atılan ikinci füze NATO sistemleri tarafından vuruluyor, parçalar Gaziantep civarına düşüyor.
09 Mart 2026: Halkbank ile ABD Adalet Bakanlığı arasında “Deferred Prosecution Agreement (Kovuşturmanın Ertelenmesi Anlaşması)” yapıldığı kamuoyuna açıklanıyor.
11 Mart 2026: Halkbank davası, New York’taki ABD New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi duruşmasında anlaşma hâkim tarafından dava 90 gün süreyle askıya alınıyor.
11 Mart 2026: Almanya’daki Amerikan üssü Ramstein’da bulunan Patriot bataryası Kürecik’e getiriliyor.
13 Mart 2026: Türkiye’ye atılan üçüncü bir füze de NATO tarafından engellendiği açıklanıyor.
13 Mart 2026: ABD, Ortadoğu’ya ilave Deniz Piyadeleri göndermeyi onaylıyor. Washington yönetimi, İran’ın artan saldırıları nedeniyle bölgedeki askerî varlığını güçlendirmek için yaklaşık 2 500’den fazla deniz piyadesini ve onlarla birlikte bir amfibi savaş gemisini konuşlandırma planını kabul ediyor. Bu birimler 31st Marine Expeditionary Unit (Deniz Piyade Sefer Birliği) ve buna bağlı unsurlar kapsamında bölgeye yönlendiriliyor.
14 Mart 2026: İran, Hürmüz Boğazı’nı fiili olarak kapattığını açıklıyor. İran, savaş ortamında güvenlik riski uyarıları yaparak geçişi zorlaştırıyor. Bu açıklamadan sonra Hürmüz Boğazı’ndan dan geçiş yapan gemi sayısı dramatik şekilde azalıyor. Birçok ülke ve ticari firma artık boğaz hattını risk veya düzensizlik nedeniyle kullanmıyor.
14 Mart 2026: ABD tarafından İran’daki Hark Adası üzerindeki hava savunma ve askerî tesislere yönelik saldırı yapılıyor. ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), bu tarihte 90’dan fazla İran askerî hedefini vurduklarını açıklıyor. Bu saldırı özellikle adadaki askerî altyapı ve savunma sistemlerini hedef alıyor. Trump, bunu İsrail’in yaptığını söylüyor.
15 Mart 2026: Yine Almanya – Ramstein Hava Üssünden bir Patriot bataryası daha İncirlik Üssü’ne getiriliyor. Zaten daha önce İncirlik’te bir patriot bataryası bulunuyor. Bu gelen ikinci Patriot bataryasının muhtemel olarak ABD uçaklarının konuşlanacağı farklı bir üs için olduğu değerlendiriliyor.
16 Mart 2026: ABD Başkanı Donald Trump, yaptığı açıklamada, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından su yolunun yeniden açılması için NATO müttefiklerinden ve hatta Çin’den yardım istediğini açıklıyor. Bu açıklamasında Trump, Hürmüz Boğazı’nın güvenliğinin sağlanması için müttefik ülkelerin donanma unsurları göndermesi ve bölgedeki deniz ticaretinin korunması gerektiğini söylüyor. Özellikle İngiltere, Almanya, İtalya ve Fransa gibi Avrupa ülkeleri, bu askerî müdahale çağrısını NATO kapsamında bir zorunluluk olarak görmediklerini belirtip destek vermiyor. Trump, bu desteği vermeyen müttefikleri sert bir dille uyarıyor.
17 Mart 2026: İran’ın Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri ve son dönemde fiilen İran siyasetinin en etkili isimlerinden biri olan Ali Laricani İsrail saldırısı sonucu öldürülüyor.
17 Mart 2026: Türkiye üzerinden harp araç ve gereçleri, silah, mühimmat, askeri patlayıcı maddeler ve bunlara ait teknolojilerin Türkiye Gümrük Bölgesi’nden transit geçişi ve transit ticaret kapsamında yeniden ihracatına ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi amacıyla Cumhurbaşkanlığı kararnamesi yayınlanıyor. Bu kararname ile: Yabancı bir ülkeden başka bir ülkeye Türkiye üzerinden taşınacak askeri ve teknik nitelikli malzemelerin transit geçiş kuralları belirleniyor. Transit geçiş veya yeniden ihracat için Ticaret Bakanlığı’na uygunluk başvurusu yapılması ve ilgili kurum görüşlerinin alınması zorunluluğu getiriliyor. Yani karar, sadece malzemelerin bildirilmesi veya izne bağlanmasını değil; Türkiye üzerinden yapılacak transit askeri/teknik sevkiyatların denetimli ve uygunluk şartlı hale getirilmesini öngörüyor. (Muhtemel ki burada İran’a transit gidecek malzemeler kastediliyor.)
17 Mart 2026: National Counterterrorism Center (ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi) Direktörü Joe Kent istifa ediyor. Kent, istifa gerekçesi olarak ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaş politikasını destekleyemeyeceğini ve İran’ın ülkeye acil bir tehdit oluşturmadığını belirtiyor.
18 Mart 2026: İran’ın Güney Pars doğal gaz sahası (South Pars) ve ona bitişik Asaluyeh petrol/doğalgaz işleme tesisleri saldırıya uğruyor. Bu, savaşta doğrudan İran enerji altyapısına yapılan ilk büyük darbe oluyor.
18 Mart 2026: İsrail ve ABD ilk kez Hazar Denizinde İran donanmasını vuruyor.
19 Mart 2026: İran, Katar’daki enerji altyapısına yönelik büyük bir saldırı başlatıyor. İran, Katar’ın ve dünyanın en büyük doğal gaz üretim merkezlerinden birisi olan ve küresel gaz arzında kritik bir rol oynayan Ras Laffan endüstriyel bölgesindeki tesislere balistik füze ve dron saldırıları düzenliyor. QatarEnergy’nin üst düzey yöneticileri, bu saldırının Katar’ın LNG ihracat kapasitesinin yaklaşık %17’sini etkileyeceğini ve hasarın yıllarca sürebileceğini belirtiyor. Saldırı, İran’ın daha önce İsrail’in saldırdığı İran’daki enerji altyapısına misilleme niteliğinde gerçekleştirdiği görülüyor. Bu gelişme, Orta Doğu’daki çatışmanın sadece askerî değil, aynı zamanda küresel enerji güvenliği açısından da kritik bir aşamaya girdiğini gösteriyor.
19 Mart 2026: Suudi Arabistan’da bir araya gelen 12 ülke (Türkiye, Katar, Azerbaycan, Bahreyn, Mısır, Ürdün, Kuveyt, Lübnan, Pakistan, Suudi Arabistan, Suriye ve Birleşik Arap Emirlikleri) dışişleri bakanları ortak bir açıklamayla İran’ın bölgedeki balistik füze ve insansız hava aracı saldırılarını kınayarak saldırılarını hemen durdurulmasını istiyor. (Sanki İran, ABD’ye saldırmış gibi!)
19 Mart 2026: Federal Reserve System (Fed) politika faizini sabit tutuyor ve 2026 yılı için sadece tek bir faiz indirimi beklentisi olduğunu belirtiyor. Bu karar üzerine borsalar düşüyor, ABD ve uluslararası piyasalarda hisse senetleri değer kaybediyor, Dow ve S&P 500 endeksleri sert düşüş yaşıyor, altın fiyatları geriliyor, petrol fiyatları yükseliyor. Jeopolitik riskler ve İran’a yönelik çatışmaların etkisiyle petrol fiyatları Brent petrol 110 USD üzerini görüyor. Bu da enerji piyasasında yükselebilir enflasyon beklentilerini artırıyor.
19 Mart 2026: İsrail ve ABD, Hazar Denizinde İran donanmasını vurmaya devam ediyor.
19 Mart 2026: Pentagon, İran’a karşı yürütülen operasyonların devamı ve mühimmat, lojistik, hava ve deniz araçları gibi harcamaların karşılanması için Kongreden 200 milyar dolara yakın bir ek fon talep ediyor. Bu miktar, bugüne kadar harcanan tutarın çok ötesine geçiyor. Bu tip büyük bütçe talebi mühimmat, silah ve askerî teçhizat stoklarının hızla tükendiğini ve bu savaşın kısa zamanda sona ermeyeceğini gösteriyor.
19 Mart 2026: Bu tarih itibarıyla USS Abraham Lincoln Uçak Gemisi; İran’a daha uzak bir bölgeye, Arabistan Denizi’ne, USS Gerald R. Ford Uçak Gemisi; yine İran’a uzak Kızıldeniz ve çevresine, daha sonra da Girit Adası’ndaki (Souda Bay) limanına çekiliyor. (Bu gemiler füze ve dron tehdidi nedeniyle İran’a fazla yaklaşamıyor. İran’dan uzak kalınca da üzerlerindeki uçakları İran’ı bombalamak için menzili yetmiyor. Dolaysıyla bu uçakların İran’ı vurabilmeleri için İran’a yakın bir hava üssüne acilen ihtiyaçları bulunuyor.)
Son iki ayda yaşanan bu siyasi olayların ve söylemlerin anlamı
Tarih sırasına göre son iki ayda yaşanan siyasi olayları ve söylemleri bu şekilde veriyorum. Bu olayları ve söylemleri; bir bütün içinde birleştirme, bağlama, bağlantılandırma, ilişkilendirme, kurgulama, anlamlandırma ve aralarındaki sebep-sonuç ilişkisinin kurulmasını ve okunmasını sizlere bırakıyorum.
Osman AYDOĞAN