
Compiègne Ateşkes Anlaşması
11 Kasım 2025
Bugün, 11 Kasım 1918 tarihindeki I. Dünya Savaşı'nda İtilaf Devletleri ile Almanya arasında imzalanan Compiègne Ateşkes Anlaşması’nın 107. Yıldönümü. Öyleyse benim de bugün Compiègne Ateşkes Anlaşmasını anlatmam gerekiyor.
Burada tarih bilimi açısından önemli bir noktaya değinmek gerekiyor: Compiègne, teknik olarak nihai bir ‘'barış antlaşması'’ olmuyor, sadece askerî silah bırakışmayı sağlayan bir '’ateşkes’' (mütareke) protokolü olarak tarihe geçiyor. Askerî teslimiyeti içeren bu adımdan sonra, asıl diplomatik hesaplaşma Paris Barış Konferansı’nda şekilleniyor. Fransızların bu mütarekedeki uzlaşmaz ve sert tavrının arkasında ise derin bir tarihsel travma yatıyor. Fransa, 1870-1871 Fransa-Prusya Savaşı’nda (Sedan Felaketi) ağır bir yenilgi alıyor, Alsas-Loren’i kaybediyor ve daha da acısı, Alman İmparatorluğu Versailles Sarayı’nın Aynalı Salonu’nda ilan edilerek Fransız onuru çiğneniyor. İşte bu yüzden Compiègne, Fransızlar için yarım asırlık bir ulusal travmanın intikamını alma (revanşizm) fırsatı haline geliyor.
Compiègne, Paris'in 80 kilometre kuzey doğusunda, Picardie Bölgesi’nin Oise departmanına bağlı bir kasaba oluyor. Fransa tarihinin en önemli imparatorluk saraylarından biri olan Château de Compiègne ve Ortaçağ şatosu olan Château de Pierrefonds da burada bulunuyor.
I. Dünya Savaşı'nda İtilaf Devletleri ile son kalan düşmanları olan Almanya arasında 11 Kasım 1918 tarihinde imzalanan ateşkes anlaşması işte bu Compiègne kasabası yakınlarındaki Compiègne Ormanı'nda bir tren vagonunda imzalanıyor. İmza yerinden dolayı bu anlaşma; "Compiègne Ateşkes Anlaşması’’ (Fransızca: ‘’Armistice Compiègne’’, Almanca; ‘’Waffenstillstand von Compiègne‘‘) olarak anılıyor.
Peki, bu mütareke neden ücra bir ormanın derinliklerinde ve bir tren vagonunda yapılıyor? Mareşal Foch’un bu lokasyonu seçmesinin temel sebebi tam bir izolasyon ve gizlilik sağlama arzusu oluyor. Foch, basının ve halkın olası provokasyonlarını engellemek, Alman heyetini dış dünyadan ve haber akışından tamamen koparmak istiyor. Bu ücra ve kasvetli ortam, Alman delegasyonu üzerinde kurulacak psikolojik baskının da stratejik bir parçası haline geliyor.
Bu ateşkes anlaşmasından önce; 30 Eylül 1918 tarihinde Bulgaristan (Selanik Ateşkes Antlaşması), 30 Ekim 1918 tarihinde Osmanlı İmparatorluğu (Mondros Ateşkes Anlaşması) ve 03 Kasım 1918 tarihinde de Avusturya-Macaristan İmparatorluğu (Villa Giusti Antlaşması) ile İtilaf Devletleri ateşkes anlaşmaları imzalıyor. (Burada şunu da söylemek gerekiyor: Osmanlı İmparatorluğu’nun Birinci Dünya Savaşındaki yenilgisini bize ilkokulda öğretildiği şekilde “Müttefiklerimiz yenilince biz de yenik sayıldık” diye olmadığını görmemiz gerekiyor.)
Compiègne Ateşkes Anlaşmasında, Fransa’yı ve İtilaf devletlerini temsil eden heyetin başında Müttefik Yüksek Komutanı Fransız Mareşal Ferdinand Foch, Almanya’yı temsilen heyetin başında ise sivil bir politikacı olan Matthias Erzberger bulunuyor. Anlaşmayı bu ikili imzalıyor.
Anlaşma, Müttefik Yüksek Komutanı Fransız Mareşal Ferdinand Foch’un vagonunda resmi olarak 11 Kasım 1918'de sabah saat 05:00'te, anlaşma, 11 Kasım 1918 tarihinde saat 11.00’de yürürlüğe girecek şekilde imzalanıyor. Bu nedenle bu anlaşma; "on birinci ayın on birinci gününün on birinci saati" olarak anılıyor. Anlaşma, Paris’te 101 salvo ateşi ile kutlanıyor. Bu anlaşma İtilaf Devletleri için bir zafer, Almanya içinse bir yenilgi anlamına geliyor.
Anlaşma esnasında Almanya’nın Fransa karşısında küçük düşürülmesi
Bu ateşkes anlaşması Fransızlar için büyük anlam ifade ediyor. 1870-1871 Fransa Prusya Savaşından beri Almanlara zafer kazanamamış olan Fransızlar, bu anlaşması Almanya’yı küçük düşürmek için hiçbir fırsat olarak görüyor.
Mareşal Foch’un ölümünden sonra, 1931 yılında Paris’te iki cilt halinde basılan özgün askerî hatıratında ("Mémoires pour servir à l'histoire de la guerre de 1914-1918" – ‘’1914-1918 Savaşı Tarihine Hizmet Edecek Anılar’’) (Librairie Plon, 1931) (Almanca baskısı: ‘’Meine Erinnerungen 1914–1918’’, Salzwasser-Verlag, 2013) Alman delegelerin mütareke şartlarını yumuşatma taleplerine karşı hiç taviz vermediğini ve Almanya’nın askerî gücünü tamamen kırmayı hedeflediğini açıkça belirtiyor. Anıların özellikle 2. Cilt (1918 yılı askerî harekâtları ve mütareke sürecini içeren bölüm) içerisinde Foch, Compiègne Ormanı’ndaki vagon görüşmelerini gün gün ve saat saat kendi perspektifinden aktarıyor.
Foch, anılarının ikinci cildinde 8 Kasım sabahı saat 09:00'da Alman heyetini kabul ettiği o ilk anı çok soğuk ve mesafeli bir dille anlatıyor: Alman delegasyonu vagona girdiğinde, Foch kasıtlı olarak hiçbirinin elini sıkmıyor ve selamlaşmıyor. Tercümanı subaya dönerek, Fransızca olarak şu meşhur ve sert soruyu yöneltiyor:
Foch: "Sorun bakalım bu beyefendilere, ne istiyorlarmış?" Alman heyetinin başındaki sivil politikacı Matthias Erzberger, cebindeki Wilson İlkeleri'ne ve barış umutlarına güvenerek cevap veriyor:
Erzberger: "Müttefik devletlerin mütareke (ateşkes) tekliflerini duymaya, almaya geldik."
Foch, bu diplomatik manevrayı hemen kesiyor ve Almanların tam bir teslimiyet psikolojisine girmesini sağlamak için şu meşhur cevabı veriyor:
Foch: "Söyleyin o beyefendilere; benim hiçbir mütareke teklifim yok. Biz savaşa devam etmekten gayet memnunuz."
Matthias Erzberger, uğradığı suikasttan önce yayımladığı ‘’Erlebnisse im Weltkrieg, 1920’’ (Dünya Savaşındaki Deneyimlerim, 1920) (Salzwasser-Verlag, 2013) adlı anı kitabında bu anı doğruluyor ve yaşadıkları şoku anlatıyor: Erzberger, Foch'un "Bizim bir teklifimiz yok" sözü üzerine heyet olarak donakaldıklarını, mütareke şartlarını görüşmek üzere resmi olarak görevlendirildiklerini belirtmeye çalıştıklarını yazıyor. Foch'un tavizsiz duruşu karşısında, yanındaki Alman delege Kont Oberndorff araya girmek zorunda kalıyor ve: "Sayın Mareşal, o halde kendimizi nasıl ifade etmemizi istersiniz? Delegasyonumuz sizden mütareke şartlarını talep etmeye hazırdır" diyor. Foch ancak bu ezik ve talepkâr ifadeyi duyduktan sonra, "Mütarekeyi resmen talep ediyor musunuz?" diye soruyor. Almanlar hep bir ağızdan "Ja" (Evet) dedikten sonra Foch, "O halde oturun, size müttefiklerin şartlarını okutayım" diyerek ipleri tamamen eline alıyor.
O esnada vagonda Foch'un hemen yanında oturan ve mütareke şartlarının metnini bizzat kaleme alan Kurmay Başkanı General Maxime Weygand da daha sonra yayımlanan askerî notlarında ve günlüklerinde (Memoiren: Ideal und Realität, Salzwasser-Verlag, 2014) bu psikolojik savaşı doğruluyor: Weygand, Foch'un mütareke masasını bir "müzakere alanı" olarak değil, bir "hüküm giydirme salonu" olarak kurguladığını yazıyor. Weygand'ın notlarına göre, Almanların resmi teslimiyet talebi ağızlarından çıktıktan sonra Foch, kurmay başkanı olarak kendisine dönüyor ve sert bir ses tonuyla, "General Weygand, şartları okuyun" emrini veriyor. Weygand, o andan itibaren 72 saatlik sürenin başladığını ve Alman delegelerinin şartları hafifletmek için öne sürdükleri hiçbir askerî argümanın Foch tarafından dinlenmediğini, metnin aynen dikte ettirildiğini aktarıyor.
Mareşal Ferdinand Foch, üç günlük müzakereler boyunca yalnızca iki kez görünüyor: İlk gün, Alman heyetine ne istediklerini sormak ve son gün, imzaları almak için.
Almanlara Müttefiklerin taleplerinin listesi veriliyor ve kabul etmeleri için de 72 saat süre veriliyor. Alman heyeti, Müttefiklerin şartlarını Mareşal Ferdinand Foch ile değil, diğer Fransız ve Müttefik subaylarıyla görüşüyor. Mütareke, Almanların önemli ölçüde silahsızlandırılması anlamına geliyor.
Ateşkes şartları
Bu ateşkes anlaşması ile Almanya, askerî ve malî olarak adeta çökertilmek isteniyor. Ağır şartlar ve yaptırımlarla dolu bu ateşkes anlaşması, aslında Almanya’ya nasıl bir barış antlaşması önerileceğinin de habercisi oluyor.
Fransız Mareşal Ferdinand Foch tarafından kaleme alınan ateşkes şartları arasında; Batı Cephesi'ndeki düşmanlıkların sona ermesi, Alman kuvvetlerinin Ren Nehri'nin batısından çekilmesi, İtilaf Devletleri’nin Renanya bölgesini ve daha doğudaki köprübaşlarını işgal etmesi, altyapının korunması, uçakların, savaş gemilerinin ve askerî malzemelerin teslim edilmesi, Müttefik savaş esirlerinin ve tutuklu sivillerin serbest bırakılması, nihai tazminat ödenmesi, Alman esirlerin serbest bırakılmaması ve Almanya'ya uygulanan deniz ablukasının hafifletilmemesi yer alıyor. Barış antlaşması üzerindeki müzakereler devam ederken ateşkes üç kez uzatılıyor.
Ateşkesin uzatılması
Bu ateşkes, kesin barış anlaşmasının yapılmasından önce üç kez uzatılıyor. Bu süre zarfında ateşkes koşulları da geliştiriliyor. Birinci Ateşkes, 11 Kasım 1918 – 13 Aralık 1918 arasındaki tarihleri kapsıyor. Ateşkes; 13 Aralık 1918 – 16 Ocak 1919 tarihleri arasında ilk olarak, 16 Ocak 1919 – 16 Şubat 1919 tarihleri arasında ikinci olarak ve 16 Şubat 1919 – 10 Ocak 1920 tarihleri arasında üçüncü olarak uzatılıyor. Bu ateşkesler arasında 17 Ocak 1919 tarihinde Treves Anlaşması, 14 Mart 1919 tarihinde Brüksel Anlaşması yapılıyor. Nihai Versay Barış Anlaşması ise resmen 28 Haziran 1919 tarihinde imzalanıyor ve 10 Ocak 1920 tarihinde yürürlüğe giriyor.
Compiègne Ateşkes Anlaşması’nın ardından
II. Dünya Savaşı sırasında, Almanya, Fransa’yı yendikten sonra Adolf Hitler, Fransa ile ateşkes müzakerelerin 1918 yılında Compiègne Ateşkes Anlaşmasının yapıldığı aynı vagonda Compiègne'de yapılmasını sağlıyor.
22 Haziran 1940 tarihli bu ateşkes, Almanya'nın önceki yenilgisinin intikamı olarak tasvir ediliyor ve ateşkes alanı büyük ölçüde yıkılıyor, tahrip ediliyor. Bu kapsamda 11 Kasım 1918 tarihli ateşkesin anısına Fransızlar tarafından dikilen ve bir Alman kartalına saplanmış kılıçlı heykel de Almanlar tarafından yıkılıyor.
Compiègne'deki Mareşal Ferdinand Foch’un vagonu Berlin'e götürülüyor. Ancak vagon savaşın hengamesi içinde kayboluyor. Vagonun Almanlar tarafından imha edildiği iddia ediliyor. İkinci Dünya Savaşından sonra 1950 yılında Alman savaş esirleri de kullanılarak Fransızlar tarafından hem bu vagonun bir kopyası yapılıyor hem de ateşkes alanı restore edilip onarılıyor.
Compiègne anlaşmasını Almanya adına imzalayan Matthias Erzberger, Almanya'da yenilginin günah keçilerinden biri olarak ilân ediliyor. Dönemin Alman askeri eliti (başta Ludendorff ve Hindenburg), ordunun cephede yenilmediğini, savaşı arkadaki sivil siyasetçilerin, sosyalistlerin ve Yahudilerin ihaneti yüzünden kaybettiklerini iddia eden '’Dolchstoßlegende'’ (Sırtından Bıçaklanma Efsanesi) adında bir propaganda yayıyor. Bu mite göre Erzberger ve arkadaşları birer '’Kasım Haini'’ (Novemberverbrecher) olarak görülüyor. İşte bu ideolojik altyapının ve kışkırtmanın neticesinde Erzberger, 26 Ağustos 1921 tarihinde bir kaplıcada aşırı sağcı bir Alman örgütü üyeleri tarafından suikastla öldürülüyor.
Birinci Dünya Savaşını sona erdiren bugün (11 Kasım 1918) uzun süre Avrupa ve Amerika’da ‘’Armistice day’’ diye kutlanıyor. İkinci Dünya Savaşı sona erince Amerika bunu ‘’Veterans day’’ olarak, Avrupa ise ‘’Remembrance day’’ olarak kutluyor. Bugün (11 Kasım) Fransa ve Belçika’da resmî tatil olarak uygulanıyor.
Bu noktada Compiègne Ateşkes Anlaşmasında, Fransa’yı ve İtilaf Devletlerini temsil eden heyetin başında olan Müttefik Yüksek Komutanı Fransız Mareşal Ferdinand Foch’a kısaca değinmemiz gerekiyor.
Fransız Mareşal Ferdinand Foch
1851 yılı doğumlu Mareşal Ferdinand Foch, 1918'de Birinci Dünya Savaşı sırasında Batı Cephesi'nde Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı olarak kendini gösteriyor.
Foch, Versay Antlaşması'nı Almanya için fazla müsamahakâr buluyor. Foch, Almanya'nın bir daha asla Fransa'ya tehdit oluşturmasını engelleyecek barış şartlarını savunuyor. Winston Churchill, Versay Barış Antlaşması hakkındaki şu meşhur ancak doğruluğu şüpheli alıntıyı Foch'a atfediyor: "Bu barış değil. Yirmi yıllık bir ateşkes." Nitekim, bir sonraki savaş 20 yıl sonra patlak veriyor.
Fransız Mareşal Foch, Yunanlıları Anadolu içlerinde doğru fazla ilerlememeleri konusunda uyarıyor.
Foch, "neslinin en özgün askeri düşünürü" olarak kabul ediliyor. Foch, Napolyoncu askerî düşünce okulunun bir üstadı olarak görülüyor. Moltke'nin verdiği derslerden yararlanıyor. Foch, üniversitede askerî tarih, strateji ve genel taktikler profesörü olarak görev yapıyor.
Foch , 1919 yılında İngiliz mareşali oluyor. 1920 yılında da Polonya-Sovyet Savaşı sırasındaki tavsiyeleri ve Büyük Polonya Ayaklanması sırasında Almanya'ya yaptığı baskı nedeniyle 1923'te Polonya Mareşali unvanına layık görülüyor.
Foch, 1923 yılında Fransız Ordusu'ndan emekli oluyor, 20 Mart 1929 tarihinde de vefat ediyor. Napolyon ve diğer ünlü Fransız asker ve subaylarının yanına, Les Invalides'e defnediliyor. 1937 yılında kalıntıları, Paul Landowski tarafından, 15. yüzyıldan kalma Philippe Pot mezarından esinlenerek yontulmuş anıtsal bir mezara naklediliyor.
Compiègne Ateşkes Alanı, ulusal anıta dönüştürüldüğünde, buraya bir Foch heykeli dikiliyor. Bu heykel, Almanların Haziran 1940'ta Fransa'yı yenilgiye uğratmasının ardından dokunulmadan bıraktıkları tek eser olarak kalıyor. Ancak bu heykel, yalnızca çorak bir araziye bakacak şekilde bırakılıyor.
2022 yapımı ''Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok'' filminde Foch'u sanatçı Thibault de Montalembert canlandırıyor.
Böyle bir anlaşmayı anmak ve anlatmak da bana kalıyor.
Osman AYDOĞAN
I. Dünya Savaşı'nı sona erdiren ateşkes anlaşmasının ardından çekilen fotoğraf. Fotoğrafta görülen vagon, Ferdinand Foch'un, Compiègne Ormanı'ndaki kendi tren vagonu. Foch'un kurmay başkanı Maxime Weygand soldan ikinci. Soldan üçüncü, kıdemli İngiliz temsilcisi Sir Rosslyn Wemyss . Foch sağdan ikinci. Sağda Amiral Sir George Hope bulunuyor.
Vagon içerisinde yapılan ateşkes görüşmeleri
Tren vagonunda ateşkes imzasını tasvir eden tablo. Masanın arkasında, sağdan sola, General Weygand, Mareşal Foch (ayakta) ve İngiliz Amiral Rosslyn Wemyss; soldan dördüncü, İngiliz Donanması Kaptanı Jack Marriott. Ön planda, Matthias Erzberger, Tümgeneral Detlof von Winterfeldt (miğferli), Alfred von Oberndorff ve Ernst Vanselow.