• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
Videolar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam739
Toplam Ziyaret2908164

Türkiye'de çıkarılan madenler yabancılara nasıl peşkeş çekiliyor?


Türkiye'de çıkarılan madenler yabancılara nasıl peşkeş çekiliyor?


14 Şubat 20024

Türkiye’de madencilik faaliyetleri 1980’ler öncesine kadar Maden Tetkik Arama (MTA) ve Etibank gibi kuruluşlar aracılığıyla devlet eliyle yürütülüyor. Türkiye’de madencilik faaliyetleri 1985 yılında dönemin başbakanı Turgut Özal tarafından özel sektöre ve yabancılara açılıyor.

1985 yılında bu maksatla dönemin başbakanı Turgut Özal tarafından bir kanun çıkarılıyor: 3213 sayılı Maden Kanunu. Bu kanunun tanıdığı imkânlar nedeniyle büyük yabancı şirketler 90’lı yıllarda Türkiye’de maden arama-işletme faaliyetlerine yatırım yapmaya başlıyor.

Bu kanun çerçevesinde Türkiye'de altın madenciliği konusunda faaliyette bulunan şirketlerin büyük çoğunluğunu yabancılar oluşturuyor. Türkiye'de altın arayan bazı şirketler şöyle: ‘’Fronteer Eurasia’’ (Cayman Adaları). "Ariana (ABD), Odyssey (Kanada), Stratex (ABD), Tüprag Madencilik (Kanada), Eldorado Gold (Kanada), Teck Cominco (Kanada), Galata Madencilik (İngiltere), Doğu Truva Madencilik (Cayman Adaları), Kuzey Truva Madencilik (Cayman Adaları). (Parantez içindeki bilgi şirketin merkezini ve sahibini gösteriyor)

1985 yılında çıkarılan 3213 sayılı Maden Kanunu bugüne kadar özel ve yabancı şirketler lehine olacak şekilde özellikle 2002 yılından sonra tam 21 kez değiştiriliyor. Ve bu şekilde günümüzde koruma altında olması gereken pek çok yer madencilik faaliyetlerine açık hale getiriliyor.

1923 yılından 2003 yılına kadar 80 yılda toplamda 1186 adet maden arama ruhsatı verilmişken (ki bu ruhsatın çok büyük bir çoğunluğu MTA ve Etibank'a veriliyor) son yıllarda değiştirilen 3213 sayılı Maden Kanunu sayesinde 2008 yılından 2023 yılına kadar 15 yılda çoğunluğu yabancılara ait olmak üzere toplamda 386.000 adet maden ruhsatı veriliyor.. Yani neredeyse maden ruhsatı verilmemiş vatan toprağı bırakılmıyor... 


Ayrıca pek çok hukukçu tarafından 3213 sayılı Maden Kanunu’nun, Anayasa ve diğer ilgili mevzuatlarla çeliştiği yönünde eleştiriliyor. 3213 sayılı Maden Kanunu, maden ruhsatlarına verilen onaylardaki boşluklar ve denetimsizlik; Türkiye’nin doğal varlıklarının madenciliğe teslim edilmesini mümkün kılıyor.

Maden kanununda yer alan ‘’Devlet Hakkı’’

Devlet hakkı; maden istihracı (çıkarımı) ile sağlanacak gelirden Devlet payına düşen ve ödeme yükümlülüğü ruhsat sahibine ait olan kısmı ifade ediyor. 3213 sayılı Maden Kanunu'nda devlet hakkının ocaktan çıkarılan madenin ocak başındaki fiyatından alındığı belirtiliyor. 


Bu kanuna göre altın, gümüş, platin, bakır, kurşun, çinko, krom, alüminyum ve uranyum oksitten alınan devlet hakkı yüzde 1,25 ile yüzde 18.75 arasında değişiyor. Bu değişkeni ise çıkarılan madenin (altın ve gümüş için) ons fiyatı belirliyor. Örneğin çıkarılan altının ons fiyatı 800 dolardan düşükse devlet hakkı yüzde 1,25, Eğer 2 bin 101 dolardan yüksekse devlet hakkı, yüzde 18.75. Benzer şekilde çıkarılan gümüşün ons fiyatı 10 dolar altındaysa devlet, yüzde 1,25’ini alıyor. 37 dolardan fazlaysa yüzde 18,75’ini alıyor. 

Devlet hakkına bir örnek

Zamanın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, 05 Mayıs 2021 tarihinde yaptığı bir açıklamada Türkiye’de toplam 118 adet altın ve altınlı kompleks maden ruhsatı bulunduğunu bildiriyor. Bakan Dönmez, yaptığı açıklamada 2019 yılında, 24 ruhsattan 39 ton altın üretimi yapıldığını ifade ediyor. Bakan Dönmez, 2019 yılında altın ve altın içeren kompleks maden ruhsatlarından toplam 298 milyon 612 bin 812 TL Devlet Hakkı tahakkuk ettirildiğini söylüyor.

O zaman elimize bir hesap makinası alıp şöyle bir hesaplama yapmamız gerekiyor:

2019 yıl sonunda 1 gram altın 290 TL. O yıl altın madeni işleten şirketlerin 39 ton altın çıkardığına göre, altın çıkaran şirketlerin 2019 yılındaki kazançları 11 milyar 310 milyon TL. Bakan Fatih Dönmez'in açıklamasına göre Türkiye'de altın çıkaran şirketler 2019 yılında devlet payı olarak yalnızca toplam 298 milyon 612 bin 812 TL ödemişler. Bu rakam ise yaklaşık bir ton altın karşılığına denk geliyor. Bu hesaba göre Türkiye'de altın çıkaran maden şirketleri çıkardıkları 39 ton altının yaklaşık % 2.5'i kadarını (bir tonunu) devlete '’Devlet Hakkı'’ olarak vermişler. Geri kalan yüzde 97.5'ini (38 tonunu) ise alıp ülkelerine götürmüşler.

Yani Kaz Dağlarının, Ege ve Akdeniz’deki ormanların, Anadolu coğrafyasının talan edilmesinin karşılığı sadece bu %2.5 karşılığı gelen altın.  

Devlete bu kadar az pay veren yabancı maden şirketlerinin, ruhsat alabilmek ve Anadolu coğrafyasını kolayca talan edebilmek için devlete verdikleri payın daha fazlası ile ne tür yasa dışı ve ahlaksız işler yapabileceklerini hayal gücünüze bırakıyorum.

Madenlerini satan bir ülke gelecek kuşakların mutluluğundan ve refahından çalıyor demektir.

Cehaletin bu kadarı da ancak tahsil ile mümkün oluyor..

Arz ederim.

Osman AYDOĞAN

 


Yorumlar - Yorum Yaz