• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
Videolar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi10
Bugün Toplam438
Toplam Ziyaret2861900

Çiftlik ağası!


Çiftlik ağası!

11 Haziran 2023

Yazımın başlığına bakıp da sakın ola İnce Memed’de geçen ‘’Abdi Ağa’nın çiftliği’’nden bahsedeceğimi düşünmeyesiniz… Yazımın başlığı için birazcık sabrediniz…

Hep Batı tipi demokrasi örneklerinden bahsederiz ya. Gelin size bu örneklerden bir tanesini anlatayım. Demokrasilerde değil seçim kaybetmek, oy kaybedilince bile ne yapılırmış? Bu soruya Avusturya ve Avusturya Şansölyesi (Başbakan) Viktor Klima üzerinden örnek vermek istiyorum…

03 Ekim 1999 Avusturya genel seçimleri (*)

03 Ekim 1999 tarihinde Avusturya’da parlamento (Ulusal Konsey) (genel) seçimleri yapılıyor.

Bu seçimlere büyük partiler olarak Viktor Klima liderliğinde sosyal demokrat bir siyasi parti olan Avusturya Sosyaldemokrat Partisi (Sozialdemokratische Partei Österreichs) (SPÖ), Wolfgang Schüssel liderliğinde Katolik çizgisi ile muhafazakâr ve liberal bir siyasi parti olan Avusturya Halk Partisi  (Österreichische Volkspartei) (ÖVP) ile Jörg Haider liderliğinde ırkçı söylemleri olan aşırı sağdaki Avusturya Özgürlük Partisi (Freiheitliche Partei Österreichs) (FPÖ) katılıyor…

Seçim öncesi Avusturya’da koalisyon hükumeti bulunuyor. Koalisyonun büyük ortağı SPÖ, küçük ortağı ise ÖVP oluyor. Şansölye (Başbakan) ise SPÖ lideri Viktor Klima oluyor…

03 Ekim 1999 tarihinde yapılan seçim sonuçlarına göre: SPÖ %33.2, FPÖ %26.9, ÖVP ise aynı %26.9 oranında oy alıyor. Seçmen katılım ise % 80.4 oluyor…

Ancak 1995 yılında yapılan bir önceki seçimde ise bu partilerden SPÖ %38.1, FPÖ %21.9, ÖVP ise %28.3 oranında oy alıyor… Yani 3 Ekim 1999 seçimlerinde iktidardaki SPÖ %4.91 ve ÖVP %1.38 oranında oy kaybediyor… Muhalefetteki FPÖ ise oy sıçraması yaparak oylarını %5 oranında artırıyor…

Bu durumda seçimin galibi ve en büyük parti olmasına rağmen SPÖ tek başına hükümet kuramıyor. Bunun üzerine koalisyon görüşmeleri başlıyor… SPÖ, koalisyon hükumeti de kuramıyor… Koalisyon hükûmeti müzakerelerinden birkaç ay sonra Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ) ve Avusturya Halk Partisi (ÖVP) tarafından hükumet kuruluyor. Seçimlerde ÖVP, FPÖ'nün kılpayı gerisinde kalmasına rağmen, tartışmalı FPÖ lideri Jörg Haider'in yerine ÖVP lideri Wolfgang Schüssel Şansölye (Başbakan) oluyor… Ayrıca Karintiya milletvekili seçilmiş olan Haider de kabinede görev almıyor…

Şansölye (Başbakan) Viktor Klima’nın akıbeti

Peki, 03 Ekim 1999 genel seçimlerinden oy kaybına (%4.91) karşın birinci parti olarak çıkan SPÖ lideri Şansölye (Başbakan) Viktor Klima’ya seçimden sonra ne oluyor?

Viktor Klima, ÖVP lideri Wolfgang Schüssel’e hükumeti devrettikten sonra 17 Şubat 2000 tarihinde SPÖ başkanlığından istifa ediyor… Viktor Klima, SPÖ başkanlığını Alfred Gusenbauer’a devrediyor… Viktor Klima, ardından politikadan da ayrılıyor… Viktor Klima bununla da kalmayarak Avusturya'dan da ayrılıyor…

Avusturya'dan da ayrılan Viktor Klima, Arjantin’e taşınıyor… Arjantin'de, yakın arkadaşı Gerhard Schröder’in yardımıyla Arjantin’in derin bir ekonomik kriz içinde olduğu bir dönemde, Volkswagen şirketinin Arjantin şubesinin yönetimini üstleniyor… 2007 yılında da Volkswagen'in bütün Güney Amerika'daki sorumlusu oluyor… Viktor Klima, bu görevinin yanı sıra politik ve ekonomik deneyimleri nedeniyle 2010 yılına kadar da Arjantin devlet başkanı Nestor Kirchner'in de danışmanlığını yapıyor…

Viktor Klima, 2011 yılında da emekli oluyor. Halen Buenos Aires yakınlarındaki bir sığır çiftliğinde yaşıyor. (**)

Sonuç

Sonuç mu? Burası zaten Batı tipi bir demokrasiyi yaşamıyor… Burada bütün partiler çiftlik halinde bulunuyor… Parti başkanları da bu çiftliğin doğal ağası oluyor. Ne olmuş yani seçim kaybetmekle değil mi? Baksanıza Viktor Klima’ya… İstifa edip de Arjantin’e çalışmaya gittiydi de ne oldu? Viktor Klima, yine orada sonunda çiftlik ağası olmadı mı? Bizimkiler ise Avrupalılardan daha uzak görüşlü oluyor!... Bizimkiler daha emekli olmadan çiftlik ağası oluyor!... Daha ne yapsınlar değil mi?

Allah bu ülkede yaşayanlara zihin sağlığı versin…

‘’Bilmemek bilmekten iyidir. Düşünmeden yaşayalım Mârâ!’’ (A.H. Çelebi)

Osman AYDOĞAN

(*) Bu seçim öncesi ve sonrası ben Viyana’da bulunuyorum. Bütün bu gelişmeleri canlı olarak takip ediyorum. FPÖ ve FPÖ lideri Jörg Haider ilgimi çekiyor. FPÖ ve Haider’in mitinglerini izliyorum, parti ve hükumet programını inceliyorum. Sonunda o dönemin Avrupa ve Avusturya’nın politik paranoyasının panoramasını uzun bir rapor haline getiriyorum. Bağlı olduğum kuruma gönderiyorum. Kimse ilgilenmiyor. Görev dönüşümde bu raporumu Silahlı Kuvvetler Dergisi’nin Nisan 2002 tarih ve 372. sayısında zor bela yayımlatıyorum. Yine kimsenin ilgisini çekmiyor. Sadece ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı olan Prof. Dr. Hüseyin Bağcı bu raporumu doktora öğrencilerine ders notu olarak dağıtıyor… Tabii ki bu raporumu bu sitede de yayımlıyorum. Onu da (sadece meraklıları için) yarın paylaşayım…

(**) Batı’nın iş ahlakı işte böyle oluyor. Adam başbakan ama görevi bitince kimse kendisine emekli maaşı vermiyor ve adam çalışmak için teee Arjantin’e gidiyor… Batı demokrasisi bizdeki gibi kimseye bir dönem parlamentoda bulundu diye halkın sırtından ömür boyu emekli maaşı ve ailelerine de birinci sınıf sağlık hizmeti sunmuyor. Belli sayıda prim ödemeden devletten emekli maaşı adı altında alınan her para haram oluyor. Bu konuda kimsenin yasa var, kanun var gerekçesine sığınma hakkı bulunmuyor… Hakkın, hukukun ve adaletin ana prensiplerine dayanmayan, devletin amaç ve varlığı sebebiyle bağdaşmayan ve sadece belli bir anda hâsıl olan geçici bir çoğunluğun sağladığı kuvvete dayanarak çıkarılan yasalar toplum vicdanında olumsuz tepkiler yaratıyor. Böyle bir yasanın kabulünü ve uygulanmasını hukuk devleti niteliğinde saymak da mümkün bulunmuyor…




Yorumlar - Yorum Yaz