• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi7
Bugün Toplam472
Toplam Ziyaret935058

Libya’da kalıcı ateşkese varılırken

Libya’da kalıcı ateşkese varılırken

24 Ekim 2020

BM Genel Sekreteri Libya Özel Temsilci Vekili Stephanie Williams, dün, 23 Ekim 2020 Cuma günü Cenevre Ofisi’nde Arapça olarak “Libyalılara müjde” diye yaptığı açıklamada Cenevre'deki 5+5 Ortak Askeri Komite toplantılarının dördüncü turunun ‘’kalıcı ateşkesle sonuçlandığını’’ duyurdu…

Libya’nın tarihi geçmişini, Kaddafi’yi, Kaddafi’nin katledilmesini ve Libya’nın emperyalistler tarafından parçalanmasını, bu parçalanmada görev alan işbirlikçilerini bir başka yazıma bırakıp iç savaş ve kaos içerisindeki Libya’nın son beş yılındaki gelişmeleri, bu iç savaş ve kaosun iki tarafını adım adım, yıl yıl anlatarak ve günümüze ve dün varılan ‘’ateşkes anlaşmasına’’ nasıl gelindiğini kısaca açıklamak istiyorum…

Libya’daki 2011 yılındaki kargaşa esnasından günümüze kadar ülkede iç savaşın ve kaosun iki tane figürü vardır: Bunlardan birisi ülkenin doğusunda savaşan silahlı grupların başında bulanan General Halife Hafter (D.1943), diğeri de ‘’Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başkanlık Konseyi’’ Başkanı ve Başbakanı Libyalı iş adamı ve siyasetçi Fayiz Mustafa es-Serrac (D.1960)’tır.  

General Halife Hafter, Sovyetler Birliği'nde askeri eğitim alır. 1969'da Kral İdris'in Muammer Kaddafi tarafından devrilmesinde görev yapar. 1986 yılında Fransa'nın desteklediği Çad kuvvetlerine yenilip ve 300 askeri ile esir olunca Muammer Kaddafi tarafından hain ilan edilir.  Bunun üzerine Hafter, ABD'ye kaçar. 2011 yılında Kaddafi karşıtı gösterilerin artması ile birlikte ABD’den Libya'ya geri döner.

Yıllara göre Libya’daki gelişmeler

Yıl 2015

Libya’da yenilenen seçimlerden sonra 2015 yılında General Hafter, Tobruk merkezli ‘’Temsilciler Meclisi’’ tarafından "orgeneral" rütbesine yükseltilerek "Libya Ulusal Ordusu" isimli silahlı grubun başına "Başkomutan" olarak atanır.

Basında genellikle hep ‘’Hafter’in Güçleri’’ diye geçiyor ancak bu güçlerin ne kadar olduğu pek verilmez. Müteakip olayları ve saldırıları anlayabilmemiz için bu güçlerin bilinmesi gerekiyor. Hafteri'in emrinde 30 binden fazla asker, 7 bin 200'den fazla paralı savaşçı bulunuyor. Es-Saka ve Hafter'in oğlu liderliğindeki 106. Tugay başta olmak üzere doğu bölgelerinde büyük tugaylar bulunuyor. Hafter'in kontrolünde 7 hava üssü mevcut. Cufra Hava Üssü ve EL-Vatiyye Hava Üssü Hafter’in kontrolündeki önemli hava üslerinden ikisidir. :

Yıl 2016

Birleşmiş Milletler'in girişimleriyle, 2016 yılında Fas'ın Suheyrat kentinde varılan "Libya Siyasi Anlaşması" uyarınca ‘’Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başkanlık Konseyi’’ kurulur. Ve bu UMH başbakanı olarak da Libyalı iş adamı ve siyasetçi Fayiz Mustafa es-Serrac atanır. Sarrac, 17 Aralık 2015 tarihinde imzalanan Libya Siyasi Uzlaşı Anlaşması sonucunda oluşturulan Libya Ulusal Uzlaşı Hükümeti Başkanı olarak seçilmişti. Sarrac, 30 Mart 2016 tarihinde Libya Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanlığı'na, 5 Nisan 2016 tarihinde de Libya Başbakanlığına seçilir. Sarrac halen her iki görevi de birlikte yürütmektedir.

Kuruluşun ardından da UMH, uluslararası toplum tarafından Libya'nın tek meşru temsilcisi olarak tanınır. UMH, Libya’da savaşan grupların diğer bir tarafıdır…

Böylece Libya’da Tobruk'ta ‘’Temsilciler Meclisi’’ ve başkent Trablus'ta da ‘’Milli Genel Kongre’’ olmak üzere iki meclis ortaya çıkar…

Yıl 2017

Her iki tarafla da diyaloğunu sürdüren Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un girişimiyle 2017 yılı yazında her iki grubun lideri Hafter ve Serrac Paris yakınlarında bir araya gelerek (Paris Zirvesi) yaptıkları açıklamada ateşkes ilan edilmesi ve 2018'de seçimlerin yapılması konularında anlaşma sağladıklarını bildirirler…

Ancak Hafter tarafı anlaşmanın hayata geçirilmesi için silahlarını bırakmadan başkente girme şartını ortaya koyar. Dolayısıyla ateşkes anlaşması yürürlüğe giremez…

Yıl 2018

2018 yılı yaz aylarından itibaren Afrika'nın en büyük petrol rezervlerine sahip Libya'nın toplam petrol ihracatının yüzde 60'ının yapıldığı Petrol Hilali bölgesinde yaz boyunca süren çatışmalar şiddetlenir. Çatışmalar nedeniyle petrol üretimi neredeyse tamamen durdurulur.

Bu çatışmalar esnasında 2018 yılı boyunca 1.567 kişi ölür, 2.000 civarında kişi yaralanır ve 141 kişi kaçırılır…

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Serrac 2018 yılında iki kez Türkiye’de ağırlanır ve kendisine en üst düzeyde Libya’ya her alanda destek verileceği bildirilir.  Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın 5 Kasım 2018 tarihinde Libya’ya yapmış olduğu ziyaret esnasında da iki ülke arasında askeri işbirliği konuları ele alınır.

Yıl 2019

2019 yılı Şubat ayında Libya'nın uluslararası tanınırlığa sahip tek yasal temsilcisi UMH Başbakanı Serrac ile ülkenin doğusundaki silahlı güçlerin lideri Hafter’in, BM ara buluculuğunda BAE'nin başkenti Abu Dabi'de gerçekleştirdikleri görüşmeler (Abu Dabi Görüşmeleri) neticesinde "geçiş döneminin yılsonunda yapılacak seçimlerle tamamlanması konusunda anlaştıkları" duyurulur…

Bu anlaşma çerçevesinde BM Libya Özel Temsilciliği'nin Libya'daki anlaşmazlığın çözümü için ortaya koyduğu uluslararası yol haritasının bir parçası olarak ülkedeki tüm aktörlerin katılımıyla 14-16 Nisan 2019 tarihinde Libya’nın güneybatısındaki Gadamis kentinde "Ulusal Diyalog Konferansı" düzenlenmesi planlanır.

Ancak, söz konusu konferansa günler kala, General Hafter, başkent Trablus'u ele geçirmek için 4 Nisan 2019 tarihinde saldırıya geçer…

Ancak UMH'nin direnişi sebebiyle Hafter’in Trablus saldırısı başarısızlıkla sonuçlanır...

Libya'da Hafter’in 4 Nisan 2019 tarihinde başlattığı saldırılar neticesinde 200'den fazlası sivil olmak üzere 1500'e yakın insan hayatını kaybeder… Yaklaşık 300 bin Libyalı ise ülke içinde yer değiştirmek zorunda kalır…

Bu süreçte BM’nin de tanıdığı Ulusal Mutabakat Hükümeti’ni Türkiye desteklerken, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Rusya ve Fransa Hafter'i desteklerler…  

Ancak Paris Zirvesi ile başlayan ve Abi Dabi görüşmeleri ile belli bir noktaya varan müzakereler Hafter’e o dönem için hem zaman hem de uluslararası zeminde meşruiyet kazandırır…

27 Kasım 2019 tarihinde de Türkiye ile Trablus'ta Birleşmiş Milletler'in meşru kabul ettiği Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında (UMH) “Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası” ve “Güvenlik ve Askeri İşbirliği Mutabakat Muhtırası” imzalanır. Türkiye, imzalanan bu askerî ve güvenlik işbirliği anlaşması kapsamında UMH'ye silah, istihbarat ve askerî destek vermeye başlar…

Aralık 2019 tarihinde Türkiye ile UMH arasında Doğu Akdeniz’de sınırları belirleyen mutabakat ile bir askeri işbirliği anlaşması daha imzalanır…

Yıl 2020

Libya için 2020 yılı oldukça hareketli geçer…

Bu süreçte uluslararası aktörler, “siyasi çözüm” için BM önderliğinde yeniden görüşmelerin başlaması yönünde harekete geçerler. BM Libya Özel Temsilcisi Gassan Selame, temel olarak “ateşkes, uluslararası konferans ve ulusal uzlaşı müzakerelerinden” oluşan üç aşamalı bir yol haritası için Libya kriziyle ilgili ülkelerin katılımıyla Almanya'nın Berlin kentinde bir konferans düzenlemek için hazırlık yapar.

Bu arada Libya'da UMH Başkanlık Konseyi Başkanı Serrac, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Fransa’yı Hafter’i destekleyerek Libya’nın iç işlerine karışmakla suçlar.

Serrac, bu açıklamaya paralel olarak, UMH, yapılması planlanan Berlin Konferansı’na katılmak için yedi maddeden oluşan ön şartlarını da yazılı olarak açıklar.  

Berlin Konferansı

Başlangıçta 1 Ekim 2019 tarihi olarak planlanan Berlin Konferansı Serrac’ın bu ön şartları nedeniyle tehlikeye girer. Serrac’ın ön şartlarından vazgeçmesiyle bu konferans Libya’daki iç savaşa doğrudan ve dolaylı taraf olan ülkelerin katılımıyla 19 Ocak 2020 tarihinde yapılır. Konferans, 7 başlıkta 55 madde içeren sonuç bildirgesiyle sonuçlanır.

Berlin Konferansı’nın sonuç bildirgesi incelendiğinde;

6. madde; “Tüm katılımcılar Libya’daki silahlı çatışmalara müdahale etmeme ve Libya’nın içişlerine karışmama taahhüdünde bulunmuştur.” 

10. madde; “Çatışma içerisindeki taraflar ya da onlara destek verenler, Libya topraklarında ve hava sahasında tüm askeri hareketliliği sonlandıracak” denilir.

13. madde; “BM’nin terörist kabul ettiği gruplarla işbirliği yapılmasını’’ yasaklar…

19. madde; ‘’Libya’ya savaşçı sevkini’’ yasaklar…

20. madde; ‘’Terörist gruplara desteğe son verilmesi gerektiği’’ni bir kez daha vurgular…

Ve 25. madde; “Libya Temsilciler Meclisi’nin onayladığı tek, birleşik, kapsayıcı ve etkin bir hükümetin kurulmasını destekliyoruz.” şeklindedir.

Libya Temsilciler Meclisi ise Serrac hükümetini değil, Hafter’i desteklemektedir. Bu madde ile Hafter meşruiyet kazanarak Hafter’i destekleyen Temsilciler Meclisi esas yetkili kılınır. Libya’daki tüm yabancı güçlerin ve askeri unsurların ve savaşçıların çekilmesi istenir.

Dolayısıyla Berlin Konferansı bütün anlaşmalarını Serrac ile yapan Türkiye’yi Libya’da devre dışı bırakır…

Ancak bu anlaşma ateşkesin yapılamaması nedeniyle yürülüğe girmez.

5+5 formatındaki ortak askeri komite toplantıları

Birleşmiş Milletler (BM) tarafından, Libya'da kalıcı ateşkes sağlamak amacıyla İsviçre’nin Cenevre kentinde 5+5 formatındaki ortak askeri komite toplantılarının yapılması kararlaştırılır. Bu maksatla İsviçre'nin Cenevre kentinde 3 Şubat 2020 tarihinde başlayan 5 üyesinin UMH, diğer 5 üyesinin de Halife Hafter'e bağlı Libya Ulusal Ordusu tarafından belirlendiği 5+5 formatındaki ortak askeri komite toplantılarının ilk turu 8 Şubat 2020 tarihinde sona erer... Bu görüşmelerin 18 Şubat 29020 tarihinde başlaması gereken ikinci turu Halife Hafter'e bağlı milislerin 18 Şubat 2020 Salı günü Trablus Limanı'na düzenlediği saldırılar nedeniyle askıya alınsa da 20 -24 Şubat 2020 tarihleri arasında yine Cenevre’de yapılır.

Yaz aylarındaki gelişmeler

Mayıs ve Haziran 2020 ayları boyunca UMH, Hafter'in başkente yönelik saldırısını püskürterek, Hafter ve milislerini başkentin kapılarından iyice uzaklaştırır…

Libya hükümetinin başkentin güneyini ve yaklaşık 13 bin kilometrekarelik alanı Hafter milislerinden arındırmasıyla Hafter’in gücü zayıflar. Bunun üzerine Hafter, UMH’ye destek veren ülkeleri ve Türkiye’yi suçlar…

Hafter’in zayıflamasıyla Hafter'i destekleyen Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Mısır, Fransa ve özellikle Rusya gibi uluslararası aktörler, Suheyrat Anlaşması içinde de meşruiyet taşıyan Tobruk Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih gibi sivil siyasi bir isimle çıkarlarını yürütme arayışına girerler…

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, “Sirte ve Cufra’nın kırmızı çizgileri olduğunu” ilan eder ve Mısır ordusuna “hazırlıklı olun” emrini  verir. Böylece taraflar arasında Sirte'de kilitlenen düğüm, bir güç dengesi doğurur…

Uluslararası toplumun da baskıları sonucu Libya Başbakanı Serrac ve Tobruk Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih, 21 Ağustos 2020 tarihinde karşılıklı ateşkes ilan ettiklerini duyururlar…

Söz konusu adım, Libya'da uzun bir süreden sonra iki tarafın da bağlı kalacağını duyurduğu ve çatışmasızlık sonrasında gelen bir ateşkes olması nedeniyle olumlu bir beklenti ortamı oluşturur.

Libya Diyalog Toplantısı

Her iki grupla da diyaloğunu devam ettiren Fas, Buznika kentinde Libya hükümetine bağlı Libya Devlet Yüksek Konseyi ile Halife Hafter'in Tobruk'taki Temsilciler Meclisi heyetleri arasında 6-10 Eylül 2020 tarihinde "Libya Diyalog Toplantıları" başlıklı görüşmeler yapılır…

Görüşmelerde, ülkedeki üst düzey kurumlara getirilecek isimlerin atama kriterleri hakkında uzlaşıya varıldığı duyurulur. Söz konusu anlaşmayı hayata geçirecek prosedürlerin tamamlanması için ise eylül ayının son haftasında yeniden toplanma kararı alınır. .

Fas'ta 2015 yılında imzalanan Suheyrat Anlaşması'nın 15'inci maddesine göre söz konusu üst düzey kurumlar "Libya Merkez Bankası Müdürü, Sayıştay Başkanı, İdari Kontrol Birimi Başkanı, Yolsuzlukla Mücadele Heyeti Başkanı, Yüksek Seçim Kurulu Başkanı ve Üyeleri, Yüksek Mahkeme Başkanı ve Başsavcı"dan oluşuyor. Libya'nın doğusu ve batısında iki ayrı yönetim olması nedeniyle söz konusu üst düzey kurumlar da çift başlı bir yapı sergiliyor.

Yine 5+5 formatındaki ortak askeri komite toplantıları

Cenevre'deki 5+5 Ortak Askeri Komite toplantılarının üçüncü turu Korana virüs salgını nedeniyle 2020 yılı Haziran ayında video konferans yöntemiyle gerçekleştirilir…

BM Genel Sekreteri Libya Özel Temsilci Vekili Stephanie Williams, 19 Ekim 2020 tarihinde yaptığı açıklamada Cenevre'deki 5+5 Ortak Askeri Komite toplantılarının dördüncü turunun 19 Ekim 2020 tarihinde başlayıp 24 Ekim 2020 tarihinde son bulacağını bildirir.  

Libya'da kalıcı ateşkes anlaşması

BM Genel Sekreteri Libya Özel Temsilci Vekili Stephanie Williams 23 Ekim 2020 Cuma günü Cenevre Ofisi’nde düzenlenen imza töreninde Arapça olarak yaptığı açıklamada “Libyalılara müjde” şeklinde duyurduğu anlaşmayı “tarihi” olarak niteleyerek  "Libya'da savaşan tüm tarafların kalıcı ateşkeste anlaştı" diye duyurur.

Anlaşmadan duyduğu memnuniyeti dile getiren Williams, “Kalıcı bir ateşkes anlaşmasına giden yol genellikle uzun ve zordu. Umarım anlaşma Libyalıların acılarına son verir ve yurtlarından uzaklaşmak zorunda kalanlar evlerine dönebilir” diye konuşur.

Williams yaptığı açıklamada da Libya’da bulunan tüm paralı askerlerin ve yabancı savaşçıların üç ay içinde Libya’yı terk etmek zorunda olduklarını belirterek, cephedeki bütün askeri birliklerin ve silahlı grupların üslerine geri döneceğini” duyurur. Libya’ya yabancı güçlerin müdahalesini eleştirir. “Yabancı müdahalenin kapsamı kabul edilemez” diyen Williams, “Bu ülkeler ellerini Libya’dan çekmeliler” ifadelerini kullanır.  

Williams yaptığı açıklamada Ras Lanuf ve Es Sider bölgelerinde petrol üretiminin yakın zamanda tekrar başlayacağını da dile getirmeyi de ihmal etmez...  

Anlaşma çerçevesinde 23 Ekim 2020 günü başkent Trablus’tan kalkan bir yolcu uçağı Bingazi’ye ilk tarifeli seferi gerçekleştirir. İki şehir arasındaki uçuşlar, General Hafter’e bağlı güçlerin başkent Trablus’a başlattığı saldırılarla birlikte geçen yıl nisan ayında durdurulmuştu.  

Avrupa Birliği (AB) ateşkes kararını “memnuniyet verici” olarak değerlendirirken, AB Komisyonu Sözcüsü Peter Stano, “Kalıcı ateşkes siyasi diyaloğa devam edilmesinin anahtarıdır” yorumunu yapar.  

Cumhurbaşkanı Erdoğan da, “üst düzeyde bir ateşkes değil. Kalıcılığını zaman gösterecek” diye memnuniyetsizliğini belirterek bu anlaşmaya şüpheyle yaklaşır.

Bu arada Tunus Dışişleri Bakanlığı da ev sahipliği yapacağı Libya müzakerelerinin 9 Kasım 2020 tarihinde başlayacağını duyurur…

Sonuç

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, 28 Şubat 2011 tarihinde ‘’NATO Libya’ya müdahale etmeli midir? Böyle bir saçmalık olur mu yahu? NATO’nun ne işi var Libya’da? Türkiye olarak biz bunun karşısındayız’’ diyerek NATO’nun Libya’ya müdahalesinde karşı çıkar. Henüz bu sözlerin üzerinden bir ay bile geçmeden yine aynı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 21 Mart 2011 tarihinde ‘‘NATO, Libya’nın Libyalılara ait olduğunu tespit ve tescil için oraya girmelidir’’ diye demeç vererek Türkiye, Batının saldırısına uçak, gemi ve denizaltılarıyla destek verir. Libya'ya NATO hava operasyonunun komuta merkezi de İzmir'de olur. NATO üyesi olan 28 devletten sadece 8 tanesi Libya müdahalesine katılır. Bu müdahaleyle Kaddafi devrilir, sonra da linç edilerek öldürülür.

Kaldı ki o Kaddafi; 5 Şubat 1975 yılında başlayan ve üç yıl süren ABD’nin Türkiye’ye uyguladığı silah ambargosu esnasında Libya’nın savaş uçakları ve füzelerini Türkiye’nin hizmetine vermeye hazır olduğunu bildirmiş, elindeki bütün uçak yakıtı rezervlerini de Türkiye’ye tahsis etmiş ayrıca Türkiye ile bir petrol anlaşması imzalayarak, 3 milyon ton ham petrol ve 200 bin ton fueloili düşük fiyata vermeyi taahhüt etmişti. Nankörlük böyle bir şey olsa gerek!...

Kaddafi sonrasında çıkan kaos ortamında Libya’da İslamcı isyancılar Kaddafi yanlılarına karşı savaşırlar... Daha sonra Türkiye tarafından bu İslamcı isyancılara bavullarla nakit 300 milyon Dolar nakit para gönderilir. Bu paralar birbiriyle savaşan iki Müslüman gruptan birinin diğerlerini daha iyi öldürmesi içindir.

O zamanki Başbakan Yardımcısı Ali Babacan bu durum ortaya çıkınca açıklama yapmak zorunda kalır: ‘‘Biz Libya'daki yeni yönetime üç ayrı seferde 100 milyon dolar gönderme sözü verdik. Aslında paranın hepsini bir seferde istediler ama ben uçak düşer müşer diye vermedim… Çünkü 100 milyon dolar nakit para yaklaşık 1.100 kilo ediyor. Önce 10 milyon dolar gönderdik, 100 kilo tutuyordu. Sonra 30'ar milyon dolarlık paketleri burada veya Libya'da teslim ettik.’' (Hürriyet, 11.09.2011)

Türkiye’nin Libya konusundaki hataları bununla da sınırlı kalmaz.

Metin içinde anlattığım gibi Libya’da iki taraf savaşmaktadır. Her iki taraf da Libyalıdır. Her iki taraf da Müslümandır. Almanya’sından Fransa’sına, BAE’inden Fas’ına, Rusya’sından Mısır’ına kadar dünya âlem hem de çoğunluğu Hristiyan olmasına karşın Libya’daki birbiriyle savaşan bu iki taraf ile görüşür. Libya ile ilgili tarafların yaptığı bütün barış görüşmeleri yine metin içinde anlattığım gibi ülkelerin bu iki grupla olan ikili diyalogları sayesinde Paris’te, Berlin’de, Cenevre’de, Abuu Dabi’de, Fas’ın Buznika kentinde yapılır. Ancak Türkiye, daha doğrusu AKP Hükumeti Libya’da savaşan her iki grup arasında bir büyük olarak arabulucu olacağına, birbirisi ile savaşan Müslümanları barıştıracağına sadece ve sadece savaşanlardan bir tarafı ile Serrac ile görüşür, Hafter’e açık açık düşmanlık besler, Hafter’i darbecilikle suçlar.

Sonuç mu? Libya ile ilgili hiçbir barış görüşmesinde Türkiye’nin adı geçmez… Sonuç Türkiye’nin bütün masalardan dışlanması olur.  Libya’da savaşan her iki grubun barışması demek Türkiye’nin bu gruplardan birisi ile yaptığı anlaşmaların iptal edilme riski demek. Türkiye'nin Libya için yaptığı bütün çabaların boşa gitmesi demek… Bundan dolayıdır ki her ikisi de Müslüman olan iki tarafın kalıcı bir ateşkes üzerinde anlaşmasına sevineceğinize hayıflanırcasına demeçler verirsiniz…

Sahi, dün açıklanan kalıcı ateşkes anlaşması gereği üç ay sonra size Libya’dan çıkın derlerse ne yapacaksınız?

Stratejik sığ bir strateji ancak bu kadar olur…

Osman AYDOĞAN


Yorumlar - Yorum Yaz