• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam594
Toplam Ziyaret890283

Şehit Binbaşı Ali Faik Bey

Şehit Binbaşı Ali Faik Bey

12 Ağustos 2020

Sizlere, bugün 10 Ağustos 2020 tarihinde, Gelibolu’da ‘’Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi’’nde yapılan ve benim de davetli olarak katıldığım bir töreni anlatacağım…

Ancak 10 Ağustos 2020 tarihine gelmeden, bu töreni anlatmadan önce gelin –mutat olduğu üzere – tarihte bir yolculuk yapalım… Zaten tören de tarihle ilgili…

Önce Kolağası Şakir Efendi’den başlayayım…

Kolağası Şakir Efendi, 1897 yılındaki Türk – Yunan Savaşı’nda Epir cephesine gönderilir… Osmanlının son zaferi Dömeke Meydan Muharebesine katılır. Bu muharebedeki başarısı nedeniyle Padişah’tan takdirname alır. Kolağası Şakir Efendi, Kepsut Askerlik Şubesi başkanı iken 1911 yılında vefat eder.

Kolağası Şakir Efendi’nin iki erkek evladı vardır. Büyüğü Ali Faik Bey, küçüğü Mehmet Fevzi Efendi… Her ikisi de arka arkaya önce Işıklar Askerî Lisesinden, sonra da Harbiye’den mezun olurlar… Ali Faik Bey Binbaşı iken, kardeşi Mehmet Fevzi Efendi de Harbiye’yi bitirir bitirmez Balkan Savaşı’nda buluşurlar…  

Balkan Savaşı bitince her iki kardeş bu sefer de Çanakkale Savaşı’nda buluşurlar. Teğmen Mehmet Fevzi Efendi 77. Alay 1. Tabur 2. Bölükte görevli iken Çanakkale kara muharebelerinin başladığı ilk gün olan 25 Nisan 1915 tarihinde vücuduna 12 yara alarak şehit olur. Teğmen Mehmet Fevzi Efendi şehit olduğunda henüz 25 yaşındadır… Binbaşı Ali Faik Bey, şehit kardeşinin haberini aldığında günlüğüne şunları yazar: ‘’Burada acı haber geldi. Kardeşim Mehmet Fevzi dün 25 Nisan’da şehit düşmüş. 25 yaşında gencecik. Görmeye gittim. 12 yara almış. Ağladım. Na’şına eğildim ‘Ne mutlu sana şehadet mertebesine erdin, Allah bana da nasip etsin!’ dedim. Cepheye döndüm…’’

Binbaşı Ali Faik Bey, 4. Kolordu 11. Tümen 33. Alay 1. Tabur Komutanıdır. Allah Binbaşı Ali Faik Bey’in de duasını kabul eder. Binbaşı Ali Faik Bey de kardeşinin şehadetinden beş gün sonra 30 Nisan 1915 tarihinde Kabatepe’de alnına isabet eden bir mermi ile şehit olur. Binbaşı Ali Faik Bey şehit olduğunda 43 yaşındadır.

Binbaşı Ali Faik Bey’in şehadetini müteakip Başkumandan Vekili Enver Paşa, şehidin eşine bir taziye kartı gönderiyor. Bu kartta şöyle yazıyor Enver Paşa:

‘’Osmanlı Orduyu Hümayunu Alay 33 Tabur 1 zevceniz Binbaşı Ali Faik Efendi bin Şakir 17 Nisan 331 tarihinde Gelibolu’da meydanı harpte bir Osmanlı Askeri’ne yakışan kahramanlık ve fedakârlıkla şehit oldu. Dini celili İslamın ve mukaddes vatanın müdafaası uğrunda hayatını feda edenlerin arkalarında bıraktıklarına düşen vazife yeis ve fütur değil fahri sürurdur.  Bütün arkadaşları gibi merhumun da kıymetli hatırası yalnız sizin değil daha büyük ailesi olan Ordunun kalbinde ebediyen saklı kalacağına ve intikamının düşmanlarımızdan alınacağına emin ve bununla müteselli olunuz. Muhterem Şehidin bütün yakınları ve sevenleri için Allah’tan ecir ve sabır tazarru ederek beyanı hürmet eylerim.  Başkumandan Vekili Enver’’

Binbaşı Ali Faik Bey’in tek oğlu vardır. O da asker olur. Albay Ahmet Naci Kabatepe 1960 yılında Bitlis’te 34. Piyade Alay Komutanı iken kendi isteği ile emekliye ayrılır. (Ve yıllar yıllaaar sonra alaydan tugaya dönüşen 34. P. Tugay Komutanlığı görevini yapmak bana da nasip olur.) Albay Ahmet Naci Kabatepe, 1994 yılında İstanbul’da vefat eder. Albay Ahmet Naci Kabatepe 1934 yılında Soyadı Kanunu çıkınca babasının Çanakkale Savaşı’nda şehit düştüğü Kabatepe’nin hatırasına soyadını ‘’KABATEPE’’ olarak alır.   

Albay Ahmet Naci Kabatepe’nin de tek oğlu vardır: Erdal Kabatepe…

Binbaşı Ali Faik Bey’in çok az subayda olan bir özelliği vardır; günlük tutar. Çocukluğundan itibaren günlük tutar… Özellikle Balkan Savaşı’nı bu günlüğünde günü gününe anlatır. Ailesine yazdığı mektuplar vardır. Bu mektuplar, Halil Cibran’ın Mey Ziyâde’ye yazdığı mektuplarından, Kafka’nın Milena’ya yazdığı mektuplardan hiç de aşağı kalır değildir. Hatta onlardan daha duygulu, daha içten ve daha bir derinliklidir…

Şehitlerimize millet olarak minnet borçluyuz. Ancak şehidin ailesinden şu kişilere de aynı derecede millet olarak minnet borçluyuz diye düşünüyorum… Birincisi Şehit Binbaşı Ali Faik Bey’in günlüklerini ve eşyalarını titizlikle muhafaza eden şehidin biricik oğlu Albay Ahmet Naci Kabatepe’nin eşine… İkincisi şehidin bu hatıralarını ve eşyalarını açıklayıcı notlarla biricik oğlu Erdal Kabatepe’ye emanet eden Albay Ahmet Naci Kabatepe’ye… Ve üçüncüsü şehidin bu hatıralarını ve eşyalarını Osmanlıcadan günümüz Türkçesine çevirterek bir kitap haline getiren şehidin torunu Erdal Kabatepe’ye…

Şehit Binbaşı Ali Faik Bey’in hatıralarının çoğu Balkan Savaşı’na ait… Ne yazık ki Şehit Binbaşı Ali Faik Bey’in Çanakkale günlükleri şehit olduğu zaman Anzak askerleri tarafından şehidin üzerinden alınıp Avustralya’ya götürülüyor. Bu günlükleri, 1931 yılında, Miss May Summerbelle çalıştığı müzede buluyor ve günlükleri Avustralya’da Evening News, Syndey gazetesinde İngilizce olarak yayınlıyor.

Şehidin biricik erkek torunu Erdal Kabatepe, dedesi Şehit Binbaşı Ali Faik Bey’in hatıralarını, bir kitap haline getirmek için Osmanlıcadan günümüz Türkçesine çevirttirdiğinde, çeviren kişinin asker ve tarihçi olmaması nedeniyle çevirinin askerî terminoloji ve harp tarihi açısından gözden geçirilmesi ihtiyacını hissediyor.

Şehidin biricik erkek torunu Erdal Kabatepe bir şekilde bana ulaşıyor.

Asker olmam nedeniyle askerî terminolojiye olan hâkimiyetim, tarihe merakım nedeniyle Balkan Savaşı’na olan vukufiyetim, Arapçam nedeniyle Osmanlıcaya olan yatkınlığım ve yazılarım nedeniyle ifade kabiliyetim çok cüzi de olsa bu kitaba katkı yapmamı sağlıyor… Erdal Bey de lütfedip kitabında teşekkür için bana da yer veriyor…

Ve kitap 2020 yılı Nisan ayında yayınlanıyor… (Erdal Kabatepe, ‘’Ben Binbaşı Ali Faik Bey’’, Ömür Matbacılık, Nisan 2020)

Bu kitaptan da yola çıkarak T.C. Kültür Bakanlığı ile Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı ortaklaşa olarak bir belgesel hazırlıyorlar.

Şehidin torunu Erdal Kabatepe kendisinde bulunan şehit dedesinin bütün hatıratını ve eşyalarını ‘’Bende kalıp gün boyu bir camekân gerisinde sadece ben göreceğime tüm bir milletim görsün’’ diye Gelibolu’daki ‘’Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi’’ne bağışlıyor.

İşte yazımın girişinde bahsettiğim 10 Ağustos 2020 tarihinde, Gelibolu’da ‘’Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi’’nde yapılan tören hem Şehit Binbaşı Ali Faik Bey’i anmak hem Şehit Binbaşı Ali Faik Bey’in belgeselini tanıtmak hem de Şehit Binbaşı Ali Faik Bey’in hatıralarının sergisini açmak amacıyla yapılıyor. Bu törene Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı, Çanakkale Valisi, 2. Kolordu Komutanı, Avustralya Askerî Ateşesi, Birleşik Krallığı temsilen bir albay ve Eceabat Kaymakamı katılıyor…

Bahsi geçen belgeselin bağlantısını ekte sunuyorum.  Toplam 25 dakika süren bu belgeseli mutlaka ama mutlaka izlemenizi arzu ederim…

1916 Kut’ül Ammare şehidinin bir torunu olarak, benim elimde şehit dedeme ait hiçbir belgenin, hiçbir eşyanın olmamasına hayıflanıyorum…

Keşke her şehidimizin böyle bir oğlu ve böyle bir torunu olaydı!...

‘’Ölmüşleri yaşatan, yaşayanların bellekleridir’’ derdi Cicero..

Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum…

Osman AYDOĞAN

‘’Ben Binbaşı Ali Faik Bey’’ belgeseli:

https://drive.google.com/file/d/1tywcq37PA4kqg69iF01VM4IRDlJlp-v1/view

Kitabı:


Yorumlar - Yorum Yaz