• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi10
Bugün Toplam814
Toplam Ziyaret895577

Gözlem Noktaları

Gözlem Noktaları

29 Şubat 2020

Türkiye’nin Astana anlaşması Soçi süreci diye Suriye’de İdlib’in güneyi ve doğusunda 12 adet ‘’Gözlem Noktaları’’nda 03 Şubat 2020’de topçu ateşiyle sekiz askerimiz, 10 Şubat 2020’de hava saldırısıyla beş askerimiz son olarak 27 Şubat 2020’de yine hava saldırısıyla 33 askerimiz daha şehit oluyor. Böylece sadece son bir ayda İdlib’de Gözlem Noktalarında elliye yakın şehit veriyoruz.

Sürekli adı geçen bu ‘’Gözlem Noktaları’’ nedir, anlamaya çalışıyorum...

Anlamak için aklıma bir fıkra geliyor… Ancak gülmek için değil bu pespaye, bu rezil, bu sefil, bu hesapsız-kitapsız harekâtımızı anlamak ve sonra da oturup hüngür hüngür ağlamak için…

Bir genç adam, lise yıllarında bir yaz tatilinde sırtında çantası ile seyahat etmektedir. Bir sahil kasabasına gelir. Bu kasabada bir gece kalıp ertesi günü kasabadan ayrılacaktır. O hafta ise o sahil kasabasında bir festival vardır. Bu nedenle de bütün oteller, bütün pansiyonlar doludur... Kapı kapı dolaşır ancak yatacak bir yer bulamaz… Parklarda da gecelemek istemez… Otel görevlilerine yaptığı ‘’Lobide, şu koltukta kıvrılıp uyuyayım, sabah da çeker giderim’’ teklifi de kabul görmez.

Nihayetinde anlayışlı bir otel görevlisi şöyle bir teklifte bulunur: Otelin çatı katında ayyaş, sarhoş birisi yatmaktadır. Burası ayyaşın, sarhoşun devamlı ikamet ettiği bir yerdir. Arzu ederse sadece bu gece için yanına kıvrılıp yatabilir. Ancak çatı katında banyo, tuvalet, lavabo yoktur. Bir de çatıya çıkan merdiven ancak sabah yerine konmaktadır. Genç çaresiz bu teklifi kabul eder. Hemen merdiven kurulur, genç çatı katına çıkar. Gerçekten de orada buram buram içki kokan sarhoş birisi bir şiltede horul horul uyumaktadır. Yanına kıvrılır yatar.

Genç adamın gece yarısı büyük tuvaleti gelir. O katta tuvalet olmadığını, çıktığı merdivenin de kaldırılıp ancak sabah tekrar yerine konacağını acı bir şekilde hatırlar. Biraz sabreder ama artık kendisini tutamayacak haldedir. Çatı katında tuvaletini yapacağı bir yer de bulamaz. Bir saksı da yoktur çatı katında! Gözüne hala horul horul uyuyan sarhoş takılır. Aklına şeytani bir fikir gelir. Sarhoşun pijamasını poposundan biraz indirir, sarhoşun poposuna tuvaletini yapar ve sarhoşun pijamasını tekrar yerine yerleştirir.  Sabah olup merdiven konulunca da inip aşağıya kahvaltı bile yapmadan kasabayı terk eder…

Aradan yıllaaaar yıllar geçer. Genç adam üniversiteyi bitirmiş, bir şirkette iyi bir yere gelmiştir. Bir gün iş için kendisini bu kasabaya gönderirler. Makam arabasıyla kasabaya gelir. On yıl önce bir çatı katında gecelediği otelin kral dairesine yerleşir. Aklına on yıl önceki çatı katında kalan sarhoş adam gelir.  Otel görevlilerine bu sarhoş adamı sorar ancak kimse bu sarhoş adamı hatırlamamaktadırlar. Nihayetinde otelin en eski bir çalışanı sarhoşu hatırlar. ‘’Evet’’ der, ‘’eskiden bu otelin çatı katında bir sarhoş yaşıyordu. Ancak şimdi o sarhoş akıl hastanesinde yatıyor.’’ Genç adam; ‘’ne oldu ki?’’ diye sorar. Otel çalışanı cevap verir; ‘’vallahi beyim kimse bilmiyor, yaklaşık on yıl önceydi, bu sarhoş bir gün uyanır, gece altına yaptığını fark eder, başlangıçta ‘olur, insanlık halidir, altıma kaçırmış olabilirim’ diye düşünür. Ancak ‘nasıl olur da ben, donum ile pijamam arasına yaparım?’ diye düşünmekten kafayı yer.’’

Fıkra bu kadar… Gülmek için değil tabii… Bu ''Gözlem Noktaları'' fikrinin nasıl bir b...ktan durum yarattığını anlamak için...

Suriye’de İdlib’de bizim kurduğumuz bu on iki adet olan ‘’Gözlem Noktaları’’ ülkemizi terörist sızmalarından korumak için teröristlerle sınırımız arasında değil de İdlib’in güney ve doğusunda, İdlib’deki teröristlerle Suriye Ordusu arasında kurulmuş ya…

İster istemez kafama takılıyor… Bir komşu ülkede sınırımıza dünyanın en azılı, en gaddar, en vahşi teröristleri yığılıyor… Ve nasıl oluyor da biz, ülkemizi bu teröristlerden korumak için askerlerimizi teröristlerle sınırımız arasına konuşlandırmak, mevzilendirmek yerine, askerlerimizi, teröristlerle komşu ülkenin askerleri arasında yerleştiriyoruz, konuşlandırıyoruz? 

Madem ‘’Gözlem Noktası’’ diye askerlerimizi teröristlerle Suriye’nin askerleri arasına konuşlandırdın, burada on yıldır dünyanın en vahşi, en gaddar iç savaşı yaşanıyor, belli ki risk çok büyük, buranın hava sahası kontrolü da Rusların elinde, Ruslardan izinsiz İHA bile uçuramıyorsun orada, o zaman neden bu askerlerimizi hava desteği, hava koruması olmadan oraya gönderdin? Tam da fıkradaki gibi b..klu bir durum...

03 Şubat 2020 tarihinde İdlib’de sekiz askerimiz şehit olduğundan beridir fıkrada bahsettiğim sarhoş gibiyim... Hatta bu sarhoştan da farklı olarak bu konuda o kadar tahsil görmüşem, o kadar mektep bitirmişem, o kadar mürekkep yalamışam, yurt içinde, yurt dışında okumadığım mektep, okumadığım akademi kalmamış, zaten mesleğim de bu, ayrıca meslek hayatımın üçte birisi Doğunun dağlarında terörle mücadeleyle geçmiş, bu nedenle, bu bilgimle, bu tecrübemle, bu aklımla; gece donum ile pijamam arasına işesem buna bir çözüm bulurdum da bu soruya bir türlü cevap bulamıyorum. Bunu düşünmekten de kafayı yiyeceğim!…

Depremde müteahhit çürük bina yaptı diye hesap soruyorsunuz da bu çürük hesabı kim yaptı diye niye hesap sormuyorsunuz? Yoksa kadıyı kime mi şikâyet edeceğiz?

Hani yıllar önce pop şarkıcısı Fatih Erkoç söylerdi ya: ‘’Oynatmaya az kaldı, doktorum nerde?’’ diye. Aynen ben de öyleyim: Oynatmama az kaldı!...

Tanrı, bu ülke insanlarını zihin sağlığından korusun! 

Osman AYDOĞAN

 


Yorumlar - Yorum Yaz