• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam714
Toplam Ziyaret667756

Körleşme

Körleşme

19 Aralık 2019

Önce 19. yüzyıl önemli İngiliz öykü yazarlarından H. G. Wells’in ‘’Körler Ülkesi’’ (Kolektif Kitap, 2015) isimli öykü kitabından, sonra da Portekizli yazar José Saramago ve onun ‘’Körlük’’ (Can Yayınları, 1999) adlı romanından da bahsetmiştim. Mademki mevzuu ‘’Körlük’’ten açıldı, bu yazı serisini Elias Canetti’nin ‘’Körleşme’’ (Sel Yayıncılık, 2014) kitabı ile tamamlamak istiyorum…

‘’Körleşme’’ (Orijinal adı: ‘’Die Blendung’’… ‘’Blendung’’un tam Türkçe karşılığı aslında ‘’parıldamak’’ ve ‘’göz kamaştıracak bir şekilde parlamak’’ anlamına gelir. Ancak Türkiye’nin en iyi Almanca çevirmeni Ahmet Cemal ‘’Körleşme’’ olarak çevirmiş) eserlerini Almanca yazan, 1981 yılı Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibi olan Avusturyalı sosyolog, deneme, roman ve oyun yazarı Elias Canetti’nin yazdığı ilk ve tek romanıdır.

Elias Canetti “Körleşme”yi 1931’de 26 yaşındayken yazar. Roman 1935’de Viyana’da basılır, 1943’de İngilizceye çevrilir ancak roman İngiltere’de 1946’da basılır. “Körleşme”nin Dünya çapında üne kavuşması da Canetti’nin en büyük eseri olan “Kitle ve İktidar” (Ayrıntı Yayınları, 2014)’ın 1960’da yayımlanmasından sonra olur.

‘’Körleşme’’, ülkemizde ise Ahmet Cemal tarafından yedi yıllık bir çalışmasının sonucu olarak 1981’de yayınlanır... Ahmet Cemal’e de çeviri için fikir veren kişi Oğuz Atay’dır.

Dünya edebiyatının başyapıtlarından biri olduğu tartışmasız kabul edilen ‘’Körleşme’’, Almanya'da edebiyatın, politikanın kirli gölgeleri altında yitip gitmeye yüz tuttuğu bir dönemde yazılır… Çoktandır kendi fildişi kulesine çekilmiş bir aydının trajedisinde cisimleşen ‘’Körleşme’’, insanoğlunun kendi eliyle kurduğu, sonra da kendisine yabancılaşmış, düşman kesilmiş bulduğu dış çevreyi, son derece özgün bir biçimde ve en uçta sayılabilecek araçlarla tasvir eder.

Canetti, insanın gerçeklik karşısında ne ölçüde körleşebileceğini, her dönemde ve her toplumda rastlanabilen "aymaz" aydın karakterinde ustalıkla yansıtarak, düşünce ile gerçeklik arasındaki kopuşun hikâyesini anlatır…

Roman üç bölüm halindedir; ‘’Dünyasız Bir Kafa’’, ‘’Kafasız Bir Dünya’’ ve  ‘’Kafadaki Dünya’’.

Romanın başkahramanı Prof. Peter Kien, evinde sayısı 25.000 kadar olan kitaplarıyla yaşayan ancak kendini kendi iç dünyasına sürgün etmiş bir entelektüeldir. Bu kitaplar ve içinde bulundukları kütüphane, Peter Kien için gelişimin sembolüdür. Prof. Peter Kien’in yaşam biçimi fildişi kulesindeki bir aydının nasıl yaşadığını simgeler. Prof. Peter Kien evdeki hizmetçisi ile evlenir. Sonunda hizmetçi Prof. Kien’i evden kovar. Prof. Peter Kien dış dünyaya çıkmak zorunda kalır ve dışındaki dünyanın gerçeği ile karşılaşır.

Roman aslında Hegel’ci bir bakış açısıyla kendi içinde tezi, karşı tezi ve sentezi içerir. Roman, toplumun senteze erişememe sancılarını birey üzerinden (Prof. Peter Kien) anlatır. Bu anlamda roman, kendi sentezini kuramamış toplumların eleştirisi niteliğini taşır…

Dünkü yazımda José Saramago’yu anlatırken de yazmıştım: ‘’Dünya körleştikçe faşizmin yıldızı parlıyor...’’ diye…  “Körleşme”nin öneminden söz eden eleştirmenler de romanın gelmekte olan Nazizm’in habercisi olabilecek bir içerikte olmasına dikkati çekerler… Canetti’nin anlattığı ‘’Körleşme’’ politikanın kirli dönmelerinde ortaya çıkan bir hastalıktır…

Aydının körleştiği, politikanın kirli olduğu dönemler ise toplumun faşizme gebe kaldığı dönemlerdir…

‘’Doğru yolu görüp de oradan gitmemek, yüreksizliktir.’’ (Körleşme, s. 64)

Osman AYDOĞAN


Yorumlar - Yorum Yaz