• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam321
Toplam Ziyaret627506

Lukretius

Lukretius

22 Ocak 2020

Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Başkanı ve AKP Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Kasım, geçen sene yerel seçimlerden önce "AKP'ye oy verirseniz Allah sizden mahşer gününde hesap sormayacak" şeklindeki sözleriyle dini siyasete alet ettiği eleştirilerine 08 Mart 2019 günü cevap vererek şöyle konuşmuştu: "Neden kullanmayayım ki arkadaşlar? Sen de kullan. Din benim tekelimde değil ki..."

Bir de sosyal medyanın gündemine yeni yeni düşen konferanslar var. Diyanet İşleri Bşk. Yrd. Dr. Burhan İŞLİYEN 16 Ekim 2019 tarihinde ve Çankaya İlçe Müftüsü Ali GÜLDEN ise 04 Kasım 2019 tarihinde MSÜ Kara Harp Okulunda “Din İstismarı ile Mücadele” konulu konferanslar vermişlerdi.

Siyasetçinin bu sözü ve bahsi geçen konferans konuları bana teee iki bin yıl önce, MÖ 95 - MÖ 55 yılları arasında yaşamış bir Romalı şair ve filozofu ve onun bir sözünü anımsattı. Filozof: Lukretius, asıl adı: Titus Lucretius Carus. Lukretius'un anımsadığım sözü işe şöyle:

‘’Bütün dinler; cahile aynı ölçüde ulvi, siyasetçiye aynı ölçüde kullanışlı, düşünüre aynı ölçüde gülünç gelir.’’  

Burada da kalmaz devam eder Lukretius: ‘’Fazla din insanları kötülüklere ikna edebilir.’’  Lukretius bu sözü ile de teee iki bin yıl önceden insanları dini fanatizme karşı uyarır.

Mademki söz Lukretius’tan açıldı… Devam edeyim o zaman…

Lukretius’un altı kitaptan oluşan ‘’De Rerum Natura’’ (Doğa Üzerine) isminde bir eseri var. Lukretius bu eserinde, Helenistik felsefenin en önemli düşünürlerinden birisi olan Epikür’in (Epikuros) öğretisini açıklamaya çalışarak “yapıtaşlarından oluşan biçimlerin sürekli başkalaştığı, değiştiği” fikrini savunur. Roma’nın Stoacılıkla tanışmasına yardımcı olur. Eksik kalan yazılarını ölümünden bir süre sonra Cicero tamamlayıp, derleyip düzenler. Michel de Montaigne denemelerinde ve Seneca eserlerinde bu ünlü şairin sözlerine yer verir…

Kilise tarafından Aydınlanma Çağı’na kadar Lukretius’un delirmiş olduğu kabul edilir. Çevirmenlerin azizi olarak kabul edilen İncil’i Latinceye çeviren Aziz Jeremo Lukretius'un şiirinin etkisinde kaldığını fark edince paniğe kapılıp tövbe eder.  

Lukretius’un bu kitabı 1417 yılında Almanya’da bir manastırda bulunur. Yeni tarihçilerden, Rönesans ve Shakespeare uzmanı, Harvard profesörü ve edebiyatçı Stephen Greenblatts, Lukretius’u anlattığı ‘’Sapma’’ isimli kitabında (Can Yayınları, 2013) eserin ortaya çıkışını Rönesans’ın ve modern dünyanın başlangıcı kabul eder.

Lukretius’un bu kitabı Tomris Uyar'ın Turgut Uyar'la birlikte çevirisiyle ‘’De Rerum Natura, Evrenin Yapısı’’ ismiyle Türkçe yayınlanır. Bu kitap ilk olarak ‘’Hürriyet Yayınları’’ (1974), daha sonra ‘’İyi Şeyler Yayıncılık’’ (2000) ve son olarak da ‘’Norgunk Yayıncılık’’ (2018) tarafından yayınlanır. Lukretius’un bu kitabı ayrıca Türkçeye İsmet Zeki Eyüboğlu’nun çevirisiyle ‘’Varlığın Yapısı, De Rerum Natura’’ (Bilimya, 2017) olarak da yayınlanır.

Tomris Uyar'ın Turgut Uyar'la birlikte çevirisi ‘’De Rerum Natura Evrenin Yapısı’’ kitabı Türk Dil Kurumu Ödülü’nü kazanır. Bunun üzerine Tomris Uyar Uyar kendi güncesi olan ‘’Gündökümü: Bir Uyumsuzun Notları’’ (Yapı Kredi Yayınları, 2003) isimli iki ciltlik kitabında 28 Eylül 1975 tarihinde şunları yazar: 

"… Ankara'da dostlardan anladığım kadarıyla, hepsi ödülü Lükrettin'in alışına en az bizim alışımız kadar sevinmiş. Çünkü seveni çok adamcağızın. Hayat dolu, zeki, anlayışlı bir arkadaş Lukretius, yaman bir şair üstelik; çeviri süresi içinde bildik bir dünyanın ötelerini sezdirdi bana. Onu çağdaşım diye düşünüyorum; bizim evde uzun süre kaldığı, gündelik yaşamımıza katıldığı için de Lükrettin adını taktım kendisine; kızacağını hiç sanmam. Bu hızlı günler boyunca, yanımdan hiç ayrılmadı. Boyuna onun şerefine bardaklar kalktı. Ben de sevincimi gölgeleyen şeyleri unutup keyiflenmeye çalıştım.’’

Lukretius kitabında Evren’in sınırsız ve küre biçiminde olduğunu savunur. Lucretius’un Evreninde, her biri canlılar gibi doğan, büyüyen ve ölen Dünya’lar vardır. Lukretius kitabında "Beden ve ruh, birlikte doğar ve birlikte ölürler, yani beden öldüğünde, ruh da ölecektir. O halde, öldükten sonra dirilme inancı yanlıştır" der. Ve devam eder Lukretius: "Canlılar, zamanla, değişim ve evrimleşmeye uğrayarak, basitten karmaşıklığa doğru giderler."

Lukretius ‘’hiçten hiçbir şeyin çıkmayacağı ve hiçbir şeyin ortadan kaldırılamayacağı’’ fikrini savunur. Varlığı madde ve boşluk olmak üzere iki parçaya ayırarak, bunlardan maddenin atomlardan meydana geldiğini öne sürerek şeylerin sonsuz sayıda küçük parçacıklardan oluştuğunu iddia eder. Lukretius, daha sonra cismi de, bileşik ve basit diye, ikiye ayırır. Bunlardan bileşik cisimler nesnelere, şeylere karşılık gelirler; buna karşın, basit cisimler atomlardır. Maddenin temel yapı taşı olan atomların sınırlı türlere sahip olduğunu, fakat sınırsız sayıda olduklarını iddia eder. İnsan da, bir beden ve ruhtan oluşmuştur ama aynı maddeden ya da atomlardan meydana gelmiştir. Fakat ruhu oluşturan atomların bedendeki atomlardan daha ince bir yapıya sahip olduğunu ifade eder.  

Aşağıdaki bölüm olduğu gibi Lukretius’un kitabından alınmıştır:

“Her şey görünmez parçacıklardan oluşur. Maddenin temel parçacıkları –‘şeylerin tohumları’– ebedidir. Temel parçacıklar sayıca sonsuz ama şekil ve boyut bakımından sonludur. Evrenin bir yaratıcısı veya tasarlayıcısı yoktur. Her şey, bir sapmanın sonucunda meydana gelir. Özgür iradenin kaynağı sapmadır. Doğa durmadan deney yapar. Ruh ölümlüdür. Ölümden sonra hayat yoktur. Tüm örgütlü dinler hurafelerle dolu yanılgılardır. Dinler şaşmaz biçimde zalimdir. Melekler, şeytanlar, hayaletler yoktur. İnsan hayatının en yüksek amacı, hazzı artırmak ve acıyı azaltmaktır. Hazzın önündeki en büyük engel acı değil, yanılgılardır.”

Bu düşünceleri geliştiren Lucretius, daha yazması gereken çok şey varken, 50 yaşındayken kendi eliyle canına kıyar… 

Lucretius’un girişte verdiğim sözleri dışında başka sözleri de var kitabında geçen:

* ‘’İnsanlar yaşatarak yaşar birbirini ve hayat meşalesini birbirine devreder koşucular gibi.’’

* ‘’Doğanlar, hem yaşamayı hem de ölümü kabullenirler ve arkalarında çocuklar bırakırlar. Böylece ölüm, yeniden doğar.’’

* ‘’Aklı ve gerçekleri kullanan bir insan mükemmele erişecektir. Doğa, insanın akıl gücüne bir sınırlama getirmemiştir.’’

* ‘’Ölümü geciktirmek sonsuzluğu kısaltmaz.’’

* ‘’Çocukların kör karanlıktan korktuğu gibi biz de aydınlıktan korkarız. Çocukların karanlıktan dehşetle beklediklerinden daha korkunç olmayan biçimde korktukları gibi.’’

* ‘’Bazı şeyler değiştiğinde ve uygun sınırlarını aştığında, bu o değişimin ölümü olur.’’

* ‘’Hayat bir işinize yaramadıysa, boşu boşuna geçtiyse, onu yitirmekten ne korkuyorsunuz? Daha yaşayıp da ne yapacaksınız?’’

* ‘’Ben Tanrı'ya inanırım, çünkü eğer yoksa ona inanmakla hiçbir şey kaybetmem, ama eğer varsa inanmamakla çok şey kaybederim.’’

* ‘’Her şey değişir ve hiçbir şey olduğu gibi kalmaz. Doğa herşeyi değiştirir ve herşeyin şeklini değiştirmeye zorlar.’’

* ‘’Mademki ölümün önüne geçilemez, ne zaman gelirse gelsin.’’

* ‘’Neden ölümden korkayım ki? Ölüm varken ben yokum, ben varken ölüm yok.’’

* "Doğanın çekirdeği kişilerin yüreğinde değil midir?" 

* "Zeka bocalar, dil sürçer, zihin tökezler." 

* ‘’Gittiğimiz yerlere zincirlerimizi de götürürüz kendimizle birlikte. Hiçbir zaman tam bir özgürlük değil kavuştuğumuz. Durup bakarız bırakıp gittiklerimize; hep onlarla dolu kalır düşlerimiz.’’

* ‘’Niçin hayat sofrasından, karnı doymuş bir davetli gibi kalkıp gidemiyorsun? Niçin günlerine yine sefalet içinde yaşanacak; yine boşuna geçip gidecek başka günler katmak istiyorsun?"

* ‘’Birer hasta adamız hepimiz, hastalığımızın kaynağından habersiz, bazılarımız öfkesini bilmiyor, bazılarımız suçunu, bazılarımız hatasını, bazılarımız nefretini, acınacak haldeyiz, hastalığımızın kaynağını bilmiyoruz.’’

Lukretius'un söylediği gibi, kaynağını bilmeden hepimiz hasta değil miyiz?

Toprağı bol olsun…

Osman AYDOĞAN


Yorumlar - Yorum Yaz