• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam401
Toplam Ziyaret737752

Uçraşkanda

Uçraşkanda

12 Nisan 2020

Bütün Tarih kitaplarında bugün Orta Asya diye ifade ettiğimiz bölgenin adı 18’inci yüzyıla kadar ‘’Türkistan’’dı. ‘’Orta Asya’’ ifadesi İngilizlere aittir. Doğrudur, Londra’dan bakarsanız orası Orta Asya’dır.  Bizler de oltaya takılan balık gibi İngilizlerin ifadesiyle bu bölgeye ‘’Türkistan’’ yerine ‘’Orta Asya’’ diyerek, Türk milletinin üç bin yıllık tarihini ve bu bölge ile olan bağını bir sözcükle silip attık… Şimdilerde ne Doğu Türkistan’ı bilen var ne de Batı Türkistan’ı…

Neyse... Burası uzun hikâye… Geçelim bu faslı…

Doğu Türkistan’da halen Çin’in Uygur Türklerine uyguladığı ve Uluslararası Af Örgütü raporlarına da yansıyan ağır baskılar vardır. Ancak Suriye gündeme gelince şahin kesilenler, Filistin’in bağımsızlığı için can atanlar nedense Çin’in Uluslararası Af Örgütü raporlarına da yansıyan bu baskılarına karşı kulaklarını tıkarlar. Afrika'nın bilmem ne bölgesindeki bilmem ne kabilesinin sorunları için kendilerine ''insani bir görev'' çıkaranlar Doğu Türkistan’daki Uygur Türklerinin dertlerinin kendilerine ’’insani bir görev’’ yüklediğini hatırlamazlar… Kobani için binlerce teröristi ülkesine sokanlar, terörist bir örgütün liderinin altına Ankara’larda kırmızı kırmızı halı serenler, Habur’da teröristlerin ayağına çadır mahkemesi gönderenler bu konuda sorunları dillendirmek isteyen bir temsilciyi, Çin'deki Uygur Türklerinin hak arayışını uluslararası gündeme taşıması nedeniyle "Uygur Ana" diye adlandırılan ve 2006 yılından beri Dünya Uygur Kurultayı Başkanı olan Rabia Kadir’i Türkiye’ye sokmazlar. Rabia Kadir’in defalarca yaptığı vize talebini hep redderler... Ne tesadüftür ki her daim Arap Rabia için selam duranlar, her ne hikmetse Türk Rabia’ya arkasını dönerler…Burada daha hazin olan ise iktidarın sözde milliyetçi kanadının da Türk Rabia konusunda arkasını dönüyor olmasıdır.

Neyse… Bu fasıl da uzun… Bu faslı da geçelim…

Doğu Türkistan’da Uygurlara Çin'in yaptığı bu ağır baskılara karşı Uygur Türklerinin de bir ‘’direniş edebiyatı’’, bir ‘’direniş sanatı’’ vardır. Ülkemizde Uygur Türklerine karşı yapılan bu baskılara karşı zaman zaman kuru kuru protesto gösterileri olur da Uygur Türklerinin bu direniş edebiyatı pek tanınmaz, pek bilinmez..

''Neyse, bu faslı da geçelim'' demeyeceğim... Bu fasılda duralım… 

Çünkü Uygur Türklerinin ‘’direniş sanatı’’nın temsilcisi Doğu Türkistanlı Uygur halk ozanı, şairi, müzisyeni Abdurehim Heyit 2017'den beridir Çin hapishanelerinde işkence altındadır…  Abdurehim Heyit’in 08 Şubat 2019 tarihinde hayatını kaybettiği haberi ajanslara düşmüşse de bu haber daha sonra Çin kaynakları tarafından yalanlanmıştı...

Abdurehim Heyit'i anlatmadan kısa bir bilgi vereyim: ''Dütar'' isminde bir çalgı var. Farsça'da ‘’dü’’ iki, ‘’tar’’  tel anlamına geldiğine göre dütar da iki telli bir çalgıdır. Dütar, dutar, dotar, şeklinde yazılabilir. Aslında iki telli bir saz diyebiliriz. Türkmen, Uygur, Özbek, Afgan ve İran halklarının ortak çalgılarındandır.

Abdurehim Heyit işte bu Doğu Türkistan’dan Uygur bir dütar sanatçısı, şairi ve müzisyenidir. Abdurehim Heyit, Uuygurların Neşet Ertaş’ıdır, Âşık Veysel’idir... Abdurehim Heyit, günümüzün Köroğlu’sudur, Karacaoğlan’ıdır, Yunus Emre’sidir….

İşte bu büyük sanatçı Abdurehim Heyit’in de güzel bir direniş türküsü var: ''Uçraşkanda''. Türkçesi: ‘’Karşılaşınca’’ demek… Bu türkünün söz yazarı da yine bir Uygur yazar ve şairi olan Abdukerim Ötkür’dür.  Abdukerim Ötkür, Uygur tarihinin gelmiş geçmiş en büyük yazarlarından ve şairlerinden birisiydi... Abdukerim Ötkür 1995 yılında hayata gözlerini yummuştu.

Abdukerim Ötkür, ‘’Uçraşkanda” şiirinde Türk dünyasının birçok yöresinde rastladığımız "dedim - dedi" kalıbını kullanırdı. Erzurumlu Emrah'ın söyledi ‘’yoh yoh’’ türküsü bunun bir benzeridir.

Abdukerim Ötkür, şiirinde öncelikle işgal altında olan Doğu Türkistan'ı ve kendisini anlatır. Şiirde dile gelen asil Uygur kızı, gerçek bir kızı değil de küskün, garip, mahzun ve mağmum bir yurdu, bir vatanı temsil eder.  

’’Uçraşkanda” dünyanın en güzel türküsüdür. Dinlediğinizde yıllarca görmediğiniz sevdiğinize kavuşmuş gibi olursunuz. Abdurehim Heyit’in insanın içini ürperten o gür ve etkileyici sesi, harikulade yorumu, türkünün mükemmel ezgisi ve Türkünün Uygurca da olsa anlayabileceğiniz öz Türkçe dili ile birleşince boğazınız düğüm düğüm düğümlenir, gözlerinizden tıpır tıpır inci gibi damlaları dökülür… Dökülür de onları saklayacak, gizleyecek yerler bulamazsınız, sel olup da akar gider...

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ''Sanatsız bir millet, kanatsız bir kuşa benzer'' derdi... Uygur sanatının; Abdukerim Ötkür bir kanadını, Abdurehim Heyit de diğer kanadınız temsil eder…

Abdukerim Ötkür’e Allah’tan rahmet diliyorum… Abdurehim Heyit'e Allah'tan sıhhat ve tez özgürlük diliyorum…

Geç vakit olsun, gece olsun, gündüz olsun, ne zaman olursa olsun vakit Abdurrehim Heyit'i dinleme vaktidir; usul usul, derin derin, dalgın dalgın, hazin hazin... Ve vakit Abdurrehim Heyit ile beraber o uçsuz bucaksız bozkurlarda bir kuş gibi kanat çırpa çırpa, süzüle süzüle, pır pır uçma vaktidir...

''Dedim: ismin nime? Dedi Ayhandur. 
Dedim yurdun kayer? Dedi Turfandur. 
Dedim: başındegi? Dedi hicrandur. 
Dedim: heyran musen? O dedi yok yok.''

Osman AYDOĞAN

Abdurehim Heyit’in sesinden ”Uçraşkanda” (Cengizhan Filmi görüntüleri eşliğinde)
https://www.youtube.com/watch?v=x_FzXsDUi0E

Uygur Türkçesi ve Latin harfleriyle asıl şiir: (Uygurlar Arap harfleri kullanırlar)

Uçraşkanda

Seher körgen çeğı közüm sultanını. 
Dedim: sultan musen? O dedi yok yok. 
Közleri yalğunlu, kolları xınneli. 
Dedim: çolpan musen? O dedi yok yok. 

Dedim: ismin nime? Dedi Ayhandur. 
Dedim Yurdun kayer? Dedi Turfandur. 
Dedim: başındegi? Dedi hicrandur. 
Dedim: heyran musen? O dedi yok yok. 

Dedim: Ayğa oxşar, Dedi yüzüm mü? 
Dedim: Yulduz kebi, Dedi közüm mü? 
Dedim: Yalğun saçar! Dedi sözümü? 
Dedim: Volkan musen? O dedi yok yok. 

Dedim: Kiyak nedur? Dedi kaşumdur. 
Dedim: Kunduz nedur? Dedi Saçum dur. 
Dedim: Onbeş nedur? Dedi yaşumdur. 
Dedim: Canan musen? O dedi yok yok. 

Dedim: Deniz nedur? Dedi kalbumdur. 
Dedim: Rena nedur? Dedi dilimdur.. 
Dedim: Şeker nedur? Dedi tilimdur. 
Dedim: Ver ağzıma, O Dedi yok yok. 

Dedim: Zincur turur! Dedi boynumda. 
Dedim: Ölüm bardır! Dedi yolumda. 
Dedim: bilezik mü? Dedi kolumda. 
Dedim: Korkarmusun? O dedi yok yok. 

Dedim: Nüçün korkmassun? Dedi Tanrım var. 
Dedim: ya ne çox? Dedi halkım var. 
Dedim: yene yok mu? Dedi ruhim bar. 
Dedim şukran musen? O dedi yok yok. 

Dedim ıstek nedur? Dedi külümdür. 
Dedim: Çelişmek bar, dedi yolumdur. 
Dedim Ötkür kimdir? Dedi kulumdur. 
Dedim Satar musen? O dedi yok yok.

8 Mart 1948, Ürümçi

Güümüz Türkçesiyle: (Doktora tez konusu Abdukerim Ötkür olan Dr. Hülya Kasapoğlu tarafından türkçeleştirilmiştir.)

Karşılaşınca

Seher vakti görünce gözüm sultanını,
Dedim sultan mısın? O dedi yok-yok.
Gözleri ışıltılı, elleri kınalı,
Dedim Çolpan mısın? O dedi yok-yok.

Dedim ismin nedir? Dedi Ayhan’dır,
Didim yurdun nere? Dedi Turpan’dır,
Dedim başındaki? Dedi hicrandır,
Dedim hayran mısın? O dedi yok-yok.

Dedim aya benzer, dedi yüzüm mü?
Dedim yıldız gibi, dedi gözüm mü?
Dedim ışık saçar, dedi sözüm mü?
Dedim volkan mısın? O dedi yok-yok.

Dedim kıyak nedir? Dedi kaşımdır,
Dedim kunduz nedir? Dedi saçımdır,
Dedim on beş nedir? Dedi yaşımdır,
Dedim canan mısın? O dedi yok-yok.

Dedim deniz nedir? Dedi kalbimdir,
Dedim rânâ nedir? Dedi lebimdir,
Dedim şeker nedir? Dedi dilimdir,
Dedim ver ağzıma? O dedi yok-yok.

Dedim zincir var, dedi boynumda,
Dedim ölüm var, dedi yolumda,
Dedim ya bilezik? Dedi kolumda,
Dedim korkar mısın? O dedi yok-yok.

Dedim niçin korkmazsın? Dedi Tanrım var,
Dedim ya başka? Dedi halkım var,
Dedim daha yok mu? Dedi ruhum var,
Dedim memnun musun? O didi yok-yok.

Dedim istek nedir? Dedi gülümdür,
Dedim ya savaş? Dedi yolumdur,
Dedim Ötkür neyindir? Dedi kulumdur,
Dedim satar mısın? O didi yok-yok.

 


Yorumlar - Yorum Yaz