• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam554
Toplam Ziyaret630122

İhtiyarlık

İhtiyarlık

01 Ağustos 2018

30 Temmuz 2018 günkü yazımda Solon'u anlatırken onun bir dizesinden bahsetmiştim: "Yaşlı olduğum halde her gün yeni bir şey öğreniyorum." Ve Solon dizesini de şöyle bitirir diye yazmıştım: "Öğrene öğrene ihtiyarlıyorum."

Konu ''ihtiyarlık'' olunca hitabeti ile ünlü Romalı bir devlet adamı olan Cicero'nun bir kitabını hatırladım: “İhtiyarlık” (Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, 1951) Eserin ayrıca; "Yaşlılık Üzerine", "Yaşlılığa Övgü" ve "Yaşlılık" gibi isimlerle çevirileri de mevcut. (Dostluk ve Yaşlılık, Arya Yayınları, 2011)

‘’İhtiyarlık’’; Cicero’nun ''yaşlılığa övgü'' diyebileceğimiz bir eseridir. Eserde; tarihin en iyi komutanlarından biri olarak bilinen ünlü Kartaca komutanı Hannibal’a karşı Zama Muharebesi’ni kazanmış olan Scipio, Scipio’nun arkadaşı Romalı komutan ve devlet adamı Laelius ile bilge Cato'nun karşılıklı konuşmaları verilir. 

Eserde bilge Cato'ya, Scipio ile arkadaşı Laelius sorular sorar. Cicero eserinde de bu sorular üzerine yaşlılık konusundaki düşüncelerini Cato'ya söyletir; çünkü onun bilge ve tarihsel bir kişilik olması dolayısıyla önem ve ilgiyle dinleneceğini düşünür.

Kitapta ihtiyarlığı korkulu yapan dört sebepten bahsedilir: Birincisi insanı işlerden uzaklaştırması, ikincisi güçten düşürmesi, üçüncüsü pek çok zevkten mahrum etmesi, dördüncüsü ölüme yakın oluşu...

Cicero bu eserini korkulu bu dört sebebi çürütecek şekilde kurgular. Kitabında Cicero Cato'ya şunları söyletir:

“İhtiyarlar gençlerin yaptığı işleri yapamazlar ama çok daha büyük, çok daha iyi işler görürler. Büyük işler kuvvet veya çeviklikle değil, düşünce, söz geçirme, ortaya doğru fikirler koyma ile başarılır. İhtiyarlar bu meziyetlerden mahrum olmak şöyle dursun, onları arttırmışlardır.” Cicero’ya göre İnsan yaşlandıkça aklı güçlenir. Cicero'ya göre yaşlılık; insanı güçsüzleştirmekten çok insandaki gücün odak noktasının değiştiğini gösterir.

Cato'nun ağzından der ki Cicero, "doğallıkla, düşüncesizlik çiçeği burnundakilere, akıllılık da yaşını başını almış olanlara vergidir".  ‘’Kişiyi şekillendiren şey yaşlılık değildir, aksine yaşlılığı şekillendiren şey kişiliktir. Eğer yaşlımızın beyin fonksiyonlarında bir zayıflık söz konusuysa, bu sorunu yaşlılıkta değil, kamilen yaşlımızın karakterinde aramalıyız’’ der Cicero.

Yaşlandıkça hafıza zayıflar derler. Cicero’nun savunması ise şöyle: “İhtiyarların alacaklarını vereceklerini unuttuklarını hiç duymadım. Bir ihtiyarın hazinesini gömdüğü yeri unuttuğunu da.”

Ölüm korkulacak bir şey değildir Cicero’ya göre. Doğal bir sondur. Cicero’ya göre ölümden sonra ya hiçbir şey yoktur ya da yeni bir sonsuz yaşam vardır. Eğer ölümden sonra hiçbir şey yoksa ölümün kötü olmasının da bir nedeni yoktur. Ama eğer ölümden sonra sonsuzluk var ise, o zaman da kötü değil de iyi bir şeydir. Umutsuzluğa gelince: ‘’Ne kadar yaşlı olursa olsun bir yıl daha yaşayabileceğini düşünmeyen var mıdır?’’

İhtiyarların zamanla zevk aldıkları konuların azalmasına gelince: ''Olup biteni arka sıradan seyretmenin de zevki vardır'' der Cicero... Üstelik: “Maddi zevk tabiatın insanlara verdiği en meşum beladır. Bu zevki elde etmek için doymak bilmez arzular itidalden uzak olarak alevlenir. Vatana ihanet etmeler, devleti yıkmalar, düşmanlara gizli görüşmeler hep ondan çıkar. Şehvetin göze aldırmadığı hiçbir cürüm, hiçbir kötü hareket yoktur. Kötülüğün ve düşüncesizliğin önderi, zevk isteğidir.’’

Özetle der ki Cicero; ‘’Yaşlanmaktan korkmayın’’... ‘’Keyfini sürmeye hazır olun...’’

Ama bu kitapta bir sözü var ki Cicero'nun tüm yaşlıların ve de tüm gençlerin üzerinde düşünmesi gerekir: ''Bilmem ama, bana öyle geliyor ki, umumiyetle, bir insan her şeyden hevesini aldı mı, hayattan da aldı demektir. Çocukların kendilerine göre hevesleri vardır; gençler onların eksikliğini duyar mı? Yeni yetişmeye başlayanların da hevesleri vardır, orta yaş denilen çağda onlar artık aranır mı? Bu çağın da hevesleri vardır ve bunları ihtiyarlar aramaz. İhtiyarlıktaki hevesler en son heveslerdir. Öncekiler gibi onlar da gelir geçer ve o zaman hayata doymuş olmak ölüm vaktinin tam olduğunu gösterir.''

Ve devam eder kitabında Cicero: ''Bize verilen ömür ne kadar olursa olsun, memnun olmak lazım. Bir aktörün hoşa gitmesi için piyesin bitmesine hacet yoktur, oynadığı perdede beğenilmesi yeter; işte bilge bir insan da hayatın sonuna kadar yaşamak zorunda değil, çünkü bir ömür, kısa da olsa, iyi ve şerefli bir tarzda yaşamaya yetecek kadar uzundur.''

Bir yerde de şunu söyler kitabında Cicero: ''İnsan çok yaşayınca görmek istemediği birçok şeyi görür.''

Ve Cicero kitabında Cato'yu konuşturmaya devam eder: ''Şair Naevius'un Ludus'unda şöyle bir sual sorulur: 'Baksanıza, nasıl oldu da o koca devleti öyle yıkı verdiniz?'  Verilen türlü cevaplar arasında başlıcası şudur: ‘Yeni yeni hatipler türemişti, kafasızdılar, cahildiler.' ''

Kitapta bir yerde bir şairin ağzından (Ennius) yine Cato’yu konuştururdu Cicero: "Şimdiye dek başınızda olan aklınız nereye gitti de çılgınlar gibi yolunuzu şaşırdınız?" 

Cicero'nun kitabında Cato'ya söylettiklerinden seçtiklerim işte bu kadar...

Yazı uzayacak ama madem ki söz Cicero'dan açıldı, kısaca ondan bahsedeyim istiyorum:

Asıl adı Marcus Tullius Cicero'dur. MÖ 106- MÖ 43 yılları arasında yaşamıştır. Cicero klasik Latince'de "Kikero" şeklinde okunur. Cicero tarihin gördüğü en önemli hatiplerden biri olduğu yazılır, söylenir. Kendisi iyi bir hatip ve avukat olduğu için çok konuşur. Bu nedenle de Türkçe'ye Yunanca'dan geçmiş olan ve ''karşısındakini susturacak biçimde ve çok konuşan, çenesi kuvvetli, geveze'' kişiler için kullanılan ''çaçaron'' kelimesinin kökeni de Cicero'dan gelir. 

Montaigne’in yegâne eseri ‘’Denemeler’’de (Antik Kitap, 2015) Cicero’nun sözlerine bolca yer verir. İşte sizlere, çoğunun Cicero’ya ait olduğunu bilmediğimiz, üzerinde çokca düşünmemiz gereken sözleri:

"En kötü barış, en haklı savaştan daha iyidir. Barışların en haksızını, savaşların en haklısına yeğlerim.’’

"Sahip olduğundan fazla bir şey istemeyen insan zengindir."

"Dostluk, toprak bir maşrapa gibidir, önemsiz bir nedenden birdenbire kırılır ve bir daha kullanılamaz."

"İnsanın en büyük düşmanı kendisidir."

"Herkes düşüncelerinde yanılabilir. Ama aptallar bir türlü yanıldıklarını anlayamazlar."

"İnsanın yüzü ruhunu yansıtır."

''Ne kadar çok kural o kadar az adalet.''

"Ayrı ayrı bakınca değer vermediğimiz kimselere, bir araya geldikleri zaman değer vermekten daha büyük budalalık olur mu?"

"Biz Romalılar herkese egemeniz, ama bize de kadınlar egemendir."

"Kitapsız ev, ruhsuz vücut gibidir."

"Öğretenlerin otoritesi genellikle öğrenmek isteyenlerin önünde engeldir."

"Bütün büyük işler, küçük başlangıçlarla olur."

‘’Ölmüşleri yaşatan, yaşayanların bellekleridir.’’

"Hayat yokuşundan tırmanırken rastladığınız insanlara iyi davranın, çünkü inişte yine onlara rastlayacaksınız." 

"Devlet benim seçtiğim adamlar tarafından yönetildiği sürece, tüm gücümü ve fikirlerimi Cumhuriyete sundum. Ancak her şey tek kişinin egemenliği altına girdiğinden beri kamu hizmetinde bulunma ve otorite kullanma ortamı kalmadı. Senato lağvedildikten ve mahkemeler kapandıktan sonra kendisine birazcık saygısı olan birinin senatoda ya da Forum’da ne işi olurdu?" 

‘’Fakir çalışır, zengin sömürür, asker, her ikisini de korur, mükellef üçü için öder, serseri, dördünün adına istirahat eder, ayyaş beşi için içer, bankacı ilk altıyı dolandırır, avukat ilk yediyi kandırarak savunur, hekim sekizini de öldürür, mezarcı dokuzunu da gömer ve politikacı onlar sayesinde yaşar.’’

"Anlayış, algılama gücü ve akıl bilge kişilerde toplanır. Bilge kişiler yoksa devlet de yoktur."

Ve sonunda hep benim söylediğimi söyler Cicero:

"Kendi doğumundan önce olanları bilmeyen, sürekli çocuk kalmaya mahkûmdur."

Osman AYDOĞAN


Yorumlar - Yorum Yaz