• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
Videolar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi16
Bugün Toplam130
Toplam Ziyaret1498253

Bir Yemen türküsü ve bir hatanın düzeltilmesi!


Bir Yemen türküsü ve bir hatanın düzeltilmesi!

27 Mayıs 2021

Dün yazdığım ‘’Mihrali Bey’’ yazısında Yemen türkülerinden bahsetmiştim. Yazımda ‘'Havada bulut yok’’ diye başlayan Yemen türküsünün Muş yöresine ait olduğunu yazınca bir okuyucu itiraz etti. Kendisi bu yemen türküsünün Muş yöresine ait olmadığını iddia ediyor… 

Bazı kaynaklarda, Yemen türküsü hakkında herhangi bir sağlıklı araştırma ve inceleme yapılmadan türküde geçen “burası Muş’tur” kısmı “burası Huş’tur” diye değiştirilerek “Yemen türküsü” adıyla Yemen’e mal ediliyor. Bu doğru değildir. Sanırım yazıma itiraz eden okuyucu da bu bilgiye göre itiraz ediyor... 

Bu yanılma sadece bu türküyle sınırlı kalmıyor... Bu yanılma türkülerde çok yapılıyor. Mesela ''Adana'nın yolları taştan'' türküsü Adana'nın değil de Çankırı yöresinin, ''Şen olasın Ürgüp'' türküsünün de Ürgüp'ün değil de Antalya yöresinin olduğu gibi...

O zaman bana da gerçeği, doğru bilgiyi aktarmak kalıyor...

Gerçeğin kendisi

''Havada bulut yok bu ne dumandır'' sözleri ile başlayan Yemen türküsünü Atatürk de seviyor. Atatürk türkünün her söylenişinde gözyaşlarını tutamayarak şöyle söylüyor: ‘’Anadolu çocuklarının ne işleri vardı Yemen çöllerinde? Oraya gönderildiklerinde belki yeni evliydiler. Geride genç eşlerini, kundakta yavrularını bırakmışlardı. İçlerinden birinin şansı yaver gider de geri dönebilseler kendisi ve eşi yaşlanmış, çocuğu kız ise gelinlik çağa gelmiş, erkekse koskoca delikanlı olmuş bulurdu. Bütün bunlar niçindi? Yazık günah değil miydi evlatlarımıza?”

TRT arşivleri incelendiğinde, bu türkü hakkında arşivde: Kaynak kişi: Duriye Keskin (mahalli sanatçı), derleyen: Muzaffer Sarısözen, notaya alan: Muzaffer Sarısözen ve TRT repertuar no: 341 bilgileri yer alıyor…

Muş ve çevresinde ilki 1944 yılında Türk halk müziğinin babası ve TRT yurttan sesler programının yapımcısı rahmetli üstat Muzaffer Sarısözen başkanlığında Bedii Yönetken ve teknisyen Rıza Yetişken’ den kurulu ekipçe, ikincisi ise 1961 yılında Mustafa Geceyatmaz, Fikret Otyam ve teknisyen Mücahit Küçükbaran’dan oluşan ekiplerce resmi derleme çalışmaları yapılıyor... 

Yapılan bu derlemeler sonucu bu türkü Muş ilimize ait olarak TRT repertuarına giriyor. Ayrıca; Ankara Üniversitesi (TÖMER) dil dergisinde, aslen Muş’lu olan Mülkiye Müfettişi Sayın Nuri Yaman’ın araştırmalarına istinaden bu türkünün öyküsü ve bilinmeyen kısımları türkünün yöresi de Muş ili olarak yayınlanıyor... 

Ancak 1990’lı yılların ortasında TRT, bir söylenti üzerine hiçbir bilimsel inceleme yapmadan işgüzarlık yaparak bu türküyü tahrif ediyor: Türküde geçen ‘’Muş’’ ili yerine Yemen’de bir Türk kalesi olan ‘’Huş’’ ile değiştirerek bu türküyü bir Yemen türküsü haline getiriyor…

Bunun üzerine İstanbul Teknik Üniversitesi Müzikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Songül Karaosmanoğlu Ata, bir gazeteye demeç vererek türkünün sözlerinin aslında “Burası Muş’tur" olduğunu, Yemen'e ait Huş şehri olduğu söylentilerin doğru olmadığını ifade ediyor. Ata, gazeteye yaptığı açıklamasında ‘’İlk olarak 1944'te, Duriye Keskin adlı mahalli bir sanatçıdan derlenen türküdeki ‘Burası Muş'tur’ sözlerinin 90'ların ortasında kaynağı belirsiz söylentiler sonucu ‘Burası Huş'tur’ şeklinde değiştirildiğini, TRT'nin bile söylentilerden etkilenerek türküde tahrifat yaptığını’’ söylüyor. Ata, açıklamasının devamında ‘’TRT'nin değiştirdiği Huş’un; Yemen'in başkenti Sana ile Taiz kentleri arasında bulunan bir Türk Kalesi'nin ismi’’ olduğunu hatırlatan Ata, "Türkünün sözlerini dikkatli bir şekilde okursak, Anadolu toprakları üzerinde bir yerlerde söylendiğini anlayabiliriz" diye söylüyor. (Milliyet. 10 Temmuz 2006)

Türkünün hikâyesi

Acılı, elemli ve yaslı bir türkünün öyküsüdür Yemen türküsü. Tarihi tam olarak bilinmez. Aslında bilinir de herkes kendine göre değişik bir tarih söylüyor.

Yemen türküsünün bilinmeyen yönlerini aslen Muş’lu olan Mülkiye Müfettişi Nuri Yaman anlatıyor: Muş ilinden Yemen’e çok sayıda genç “ölürsek şehit kalırsak, gazi oluruz” diyerek askere gidiyor. Yemen’in öldürücü sıcağı, düşmanı ezici çoğunluğu ve Arapların ihaneti nedenleri ile gidenlerin hemen hepsi orada şehit düşüyor, hiçbirisi geri dönmüyor… Türkümüz geride kalan asker yakınları ve yavuklularınca söyleniyor... 

İşte bu türkü gidip de gelemeyen o isimsiz kahramanlardan Muş’ta kalan sevgilisinin sesi, özlemi, elemi ve de acısı haline geliyor. Hüseyni makamında olup 5/8 lik bir türküdür.

Türkümüzün sözlerine bakıldığında yöre insanımızın geleneklerini, yaşam biçimini ve acılarını yansıttığı görülüyor. Yemen’e giden redif alayından hemen, hemen hiç kimse geri dönmüyor. Bu kara haberin Muş’a ulaşmasıyla (halk arasında şivan denen) ağıtlar yakılıyor, feryatlar yükseliyor.

Muş geleneklerinde komşularca cenazesi olan evlere başsağlığına gelenlere ve cenaze evinin halkına yemek gönderilir. O zamanlar teknik gelişmediğinden, yemekler fırınlarda değil kazanlarda, odundan ateş yakılarak pişirilirdi. Cenaze evi birden çok olduğundan, şehrin birçok yerinde cenaze evlerine yemek göndermek amacıyla büyük ocaklar kurulur, odunlar ocağa sürülür... İşte bu ocaklardan çıkan yoğun duman gökyüzüne doğru yükseliyor. Nişanlısı redif alayı ile birlikte Yemen’e giden ve bu kara haberi henüz duymamış olan genç kızımız pırıl pırıl bir ağustos günü bu ağlamaları ve bu dumanı görünce şöyle söyleniyor: 

''Havada bulut yok bu ne dumandır
Mahlede ölüm yok bu ne şivandır
Bu Yemen elleri ne de yamandır''

Gerçekten de mehlede ölü yoktur cenazeler Yemen’dedir. Bulutsuz ağustos gününde ki duman ise cenaze evleri için yemek yapmak üzere yakılan ocakların dumanıdır.

''Ano Yemen’dir gülü çemendir
Giden gelmiyor acep nedendir
Burası Muş’tur, yolu yokuştur
Giden gelmiyor acep ne iştir''

Çemen; Yemen’de yetişen bir bitkidir. Askerlerimiz Yemen’e gitmiş ve bir daha geri dönmemiştir. Muş ili Türkiye’nin üçüncü büyük ovasına sahiptir. Birçok kişi Muş ovası ile türküdeki yokuş ve yol ikilemine düşüyor. Oysaki Muş ili yerleşim itibariyle savunması daha kolay en eski yerleşim yeri olan bugünkü Kale Mahallesi ve Minare Mahallelerinin olduğu bölüme konuşlanmış ova ise tamamen bu mahallerin altında aşağıda tarıma bırakılmıştır. 

Bugün halen Kale Mahallesi eski yerleşim kalıntılarını taşımakta ve yüksek bir yerde ovaya hâkim bir alandadır. Eski Muş’un yolu halen yokuştur. “Giden gelmiyor acep ne iştir” sözü Muş’a giden dönmüyor diye anlaşılmaktadır. Oysa türkünün sözleri dikkatli incelendiğinde Muş’tan Yemen’e gidenler şehit olup dönmediklerinden “giden gelmiyor acep ne iştir “ sözü onlar için söyleniyor…

Eski yerleşim yeri itibariyle Muş ilinde askerî kışla Kale Mahallesinin eteklerinde bugünkü İl Jandarma Komutanlığı dinlenme tesislerinin bulunduğu yerde bulunuyor. Ne yazık ki bu kışla yıkılıp yerine şimdiki jandarma tesisleri yapılıyor. Nişanlısının ölüm haberiyle yüreği yanan genç kızımız,  Kale Mahallesinden yokuşun altındaki kışlaya bakarak şöyle ağıt yakıyor:

''Kışlanın önünde redif sesi var
Açın çantasını bakın nesi var
Bir çift potin ile bir de fesi var''

Mülkiye Müfettişi Sayın Nuri Yaman’ın araştırmaları ile derlemesi yapılan türkünün diğer mısralarında ismi geçen yerlere gelince;

Mongok: yeni adı Soğucak’tır. Merkeze 2 km Mesafede soğuk suyu ile meşhur bir köydür. Karasu: 68 km Uzunluğunda komşu Bitlis ili Güroymak ilçesinden doğan ve Muş’a güneyden girerek bilahare Kurt İstasyonunda Murat nehri ile birleşen bir nehirdir.

''Kışlanın önünde çalınır sazlar
Gözlerim ağlıyor yüreğim sızlar
Yemen’e gidene ağlıyor kızlar''

Mısralarından da anlaşılacağı gibi bu türkü Muş’tan Yemen’e giden askerlerimiz için söyleniyor… Bu türkü Yemen'de söylenmiyor… .

Arz ederim…

Osman AYDOĞAN

''Havada bulut yok bu ne dumandır'':

https://www.youtube.com/watch?v=vLbGS09WN5Q

Yemen Türküsü

Havada bulut yok bu ne dumandır

Mahlede ölüm yok bu ne şivandır
Şu yemen elleri ne de yamandır

Ah o yemendir gülü çemendir
Giden gelmiyor acep nedendir

Burası Muş'tur yolu yokuştur
Giden gelmiyor acep ne iştir

Kışlanın önünde redif sesi var
Bakın çantasında acep nesi var
Bir çift kundurayla bir al fesi var

Kışlanın önünde üç ağaç incir
Kolumda kelepçe boynumda zincir
Zincirin yerleri ne yaman sancır

Kışlanın önünde sıra söğütler
Zabitler oturmuş asker ögütler
Yemen'e gidecek bu koçyigitler

Ah o yemendir gülü çemendir
Giden gelmiyor acep nedendir

Kışlanın ardını duman bağladı
Analar babalar kara bağladı
Yemen'e gidene herkes ağladı

Kışlanın ardında yüzüyor kazlar
Ayağım ağrıyor yüregim sızlar
Yemen'e gidene ağlıyor kızlar

Kışlanın ardında bir kırık testi
Askerin üstüne sam yeli esti
Gelinlik tazeler umudu kesti

Burası Muş'tur yolu yokuştur
Giden gelmiyor acep ne iştir

 


Yorumlar - Yorum Yaz