• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
Videolar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam162
Toplam Ziyaret1496942

Lukretius


Lukretius


12 Mart 2021

Ayasofya, 24 Temmuz 2020 tarihinde ibadete açılıyor… Açılışta Diyanet İşleri başkanı (DİB) Ali Erbaş elde kılıçla hutbe okuyor… Aynı DİB Ali Erbaş, Ortaçağ’da Papa’nın cennetten toprak satması gibi Kur’an kurslarına yardım edenlere Hz. Peygamber’in bile vaat etmediği cenneti vaadedebiliyor. (Gazeteler, 10.02.2020) 

Dinin siyasete alet edilmesi

Tabii ki dinin siyasete alet edilmesi yeni olmuyor. Dinin siyasete alet edilmesi neredeyse din kadar eskiye dayanıyor. Örnekleri çok.

Yakın tarihe bakacak olursak; Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Başkanı ve AKP Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Kasım, bir seçim öncesi dini siyasete alet etmenin en uç örneğini veriyor. AKP Milletvekili Kasım; ‘'Erdoğan'ı desteklemenin imanın şartı'’ olduğunu söyleyerek, '’yarın mahşerde Allah'ın karşısına çıktığınız zaman, Allah o emaneti bize verdiğinizden dolayı size inşallah hiçbir hesap sormayacak'’ diye nutuk çekiyor… (Gazeteler, 04 Mart 2019) AKP Milletvekili Kasım, burada da kalmıyor. Bu sözleriyle dini siyasete alet ettiği yönündeki eleştirilere de cevap vererek şöyle konuşuyor: "Neden kullanmayayım ki arkadaşlar? Sen de kullan. Din benim tekelimde değil ki..." (Gazeteler, 08 Mart 2019)

Bir de dini siyasete alet eden bu zihniyet “Din İstismarı ile Mücadele” konulu konferanslar vermiyorlar mı!... Diyanet İşleri Bşk. Yrd. Dr. Burhan İşliyen, 16 Ekim 2019 tarihinde ve Çankaya İlçe Müftüsü Ali Gülden ise 04 Kasım 2019 tarihinde MSÜ Kara Harp Okulunda “Din İstismarı ile Mücadele” konulu konferanslar veriyorlar… Hayret ki hayret…

Romalı bir şair ve filozof: Lukretius

Siyasetçinin bu sözü ve bahsi geçen konferans konuları bana teee iki bin yıl önce, MÖ 95 - MÖ 55 yılları arasında yaşamış bir Romalı şair ve filozofu ve onun bir sözünü anımsatıyor. Filozof Lukretius, asıl adı: Titus Lucretius Carus. Lukretius'un anımsadığım sözü işe şöyle:

‘’Bütün dinler; cahile aynı ölçüde ulvi, siyasetçiye aynı ölçüde kullanışlı, düşünüre aynı ölçüde gülünç gelir.’’  

Burada da kalmaz devam eder Lukretius: ‘’Fazla din insanları kötülüklere ikna edebilir.’’ Lukretius bu sözü ile de teee iki bin yıl önceden insanları dini fanatizme karşı uyarıyor.

Madem ki söz Lukretius’a geldi… Devam edeyim o zaman…


De Rerum Natura

Lukretius’un altı kitaptan oluşan ‘’De Rerum Natura’’ (Doğa Üzerine) isminde bir eseri bulunuyor. Lukretius bu eserinde, Helenistik felsefenin en önemli düşünürlerinden birisi olan Epikür’in (Epikuros) öğretisini açıklamaya çalışarak “yapıtaşlarından oluşan biçimlerin sürekli başkalaştığı, değiştiği” fikrini savunuyor. Roma’nın Stoacılıkla tanışmasına yardımcı oluyor. Eksik kalan yazılarını ölümünden bir süre sonra Cicero tamamlayıp, derleyip düzenliyor. Michel de Montaigne denemelerinde ve Seneca eserlerinde bu ünlü şairin sözlerine yer veriyor…

Kilise tarafından Aydınlanma Çağı’na kadar Lukretius’un delirmiş olduğu kabul ediliyor. Çevirmenlerin azizi olarak kabul edilen İncil’i Latinceye çeviren Aziz Jeremo Lukretius'un şiirinin etkisinde kaldığını fark edince paniğe kapılıp tövbe ediyor.  

Lukretius’un bu kitabı 1417 yılında Almanya’da bir manastırda bulunuyor. Yeni tarihçilerden, Rönesans ve Shakespeare uzmanı, Harvard profesörü ve edebiyatçı Stephen Greenblatts, Lukretius’u anlattığı ‘’Sapma’’ isimli kitabında (Can Yayınları, 2013) eserin ortaya çıkışını Rönesans’ın ve modern dünyanın başlangıcı olarak kabul ediyor…

Lukretius’un bu kitabı Tomris Uyar'ın Turgut Uyar'la birlikte çevirisiyle ‘’De Rerum Natura, Evrenin Yapısı’’ ismiyle Türkçe yayınlanıyor. Bu kitap ilk olarak ‘’Hürriyet Yayınları’’ (1974), daha sonra ‘’İyi Şeyler Yayıncılık’’ (2000) ve son olarak da ‘’Norgunk Yayıncılık’’ (2018) tarafından yayınlanıyor. Lukretius’un bu kitabı ayrıca Türkçeye İsmet Zeki Eyüboğlu’nun çevirisiyle ‘’Varlığın Yapısı, De Rerum Natura’’ (Bilimya, 2017) olarak da yayınlanıyor…

Tomris Uyar'ın Turgut Uyar'la birlikte çevirisi ‘’De Rerum Natura Evrenin Yapısı’’ kitabı Türk Dil Kurumu Ödülü’nü kazanıyor. Bunun üzerine Tomris Uyar Uyar kendi güncesi olan ‘’Gündökümü: Bir Uyumsuzun Notları’’ (Yapı Kredi Yayınları, 2003) isimli iki ciltlik kitabında 28 Eylül 1975 tarihinde şunları yazıyor: 

"… Ankara'da dostlardan anladığım kadarıyla, hepsi ödülü Lükrettin'in alışına en az bizim alışımız kadar sevinmiş. Çünkü seveni çok adamcağızın. Hayat dolu, zeki, anlayışlı bir arkadaş Lukretius, yaman bir şair üstelik; çeviri süresi içinde bildik bir dünyanın ötelerini sezdirdi bana. Onu çağdaşım diye düşünüyorum; bizim evde uzun süre kaldığı, gündelik yaşamımıza katıldığı için de Lükrettin adını taktım kendisine; kızacağını hiç sanmam. Bu hızlı günler boyunca, yanımdan hiç ayrılmadı. Boyuna onun şerefine bardaklar kalktı. Ben de sevincimi gölgeleyen şeyleri unutup keyiflenmeye çalıştım.’’

Lukretius kitabında Evren’in sınırsız ve küre biçiminde olduğunu savunuyor. Lucretius’un Evreninde, her biri canlılar gibi doğan, büyüyen ve ölen Dünya’lar vardır. Lukretius kitabında "Beden ve ruh, birlikte doğar ve birlikte ölürler, yani beden öldüğünde, ruh da ölecektir. O halde, öldükten sonra dirilme inancı yanlıştır" diyor. Ve devam ediyor Lukretius: "Canlılar, zamanla, değişim ve evrimleşmeye uğrayarak, basitten karmaşıklığa doğru giderler."

Lukretius ‘’hiçten hiçbir şeyin çıkmayacağı ve hiçbir şeyin ortadan kaldırılamayacağı’’ fikrini savunuyor. Varlığı madde ve boşluk olmak üzere iki parçaya ayırarak, bunlardan maddenin atomlardan meydana geldiğini öne sürerek şeylerin sonsuz sayıda küçük parçacıklardan oluştuğunu iddia ediyor. Lukretius, daha sonra cismi de, bileşik ve basit diye, ikiye ayırıyor. Bunlardan bileşik cisimler nesnelere, şeylere karşılık gelirler; buna karşın, basit cisimler atomlardır. Maddenin temel yapı taşı olan atomların sınırlı türlere sahip olduğunu, fakat sınırsız sayıda olduklarını iddia ediyor. İnsan da, bir beden ve ruhtan oluşmuştur ama aynı maddeden ya da atomlardan meydana gelmiştir. Fakat ruhu oluşturan atomların bedendeki atomlardan daha ince bir yapıya sahip olduğunu ifade ediyor.  

Aşağıdaki bölümü olduğu gibi Lukretius’un kitabından alıyorum:

“Her şey görünmez parçacıklardan oluşur. Maddenin temel parçacıkları –‘şeylerin tohumları’– ebedidir. Temel parçacıklar sayıca sonsuz ama şekil ve boyut bakımından sonludur. Evrenin bir yaratıcısı veya tasarlayıcısı yoktur. Her şey, bir sapmanın sonucunda meydana gelir. Özgür iradenin kaynağı sapmadır. Doğa durmadan deney yapar. Ruh ölümlüdür. Ölümden sonra hayat yoktur. Tüm örgütlü dinler hurafelerle dolu yanılgılardır. Dinler şaşmaz biçimde zalimdir. Melekler, şeytanlar, hayaletler yoktur. İnsan hayatının en yüksek amacı, hazzı artırmak ve acıyı azaltmaktır. Hazzın önündeki en büyük engel acı değil, yanılgılardır.”

Bu düşünceleri geliştiren Lucretius, daha yazması gereken çok şey varken, 50 yaşındayken kendi eliyle canına kıyıyor…

Lucretius’un girişte verdiğim sözleri dışında başka sözleri de var kitabında geçen...


Lucretius’un sözleri

‘’İnsanlar yaşatarak yaşar birbirini ve hayat meşalesini birbirine devreder koşucular gibi.’’

‘’Aklı ve gerçekleri kullanan bir insan mükemmele erişecektir. Doğa, insanın akıl gücüne bir sınırlama getirmemiştir.’’

‘’Çocukların kör karanlıktan korktuğu gibi biz de aydınlıktan korkarız.’’

‘’Bazı şeyler değiştiğinde ve uygun sınırlarını aştığında, bu o değişimin ölümü olur.’’

‘’Hayat bir işinize yaramadıysa, boşu boşuna geçtiyse, onu yitirmekten ne korkuyorsunuz? Daha yaşayıp da ne yapacaksınız?’’

‘’Ben Tanrı'ya inanırım, çünkü eğer yoksa ona inanmakla hiçbir şey kaybetmem, ama eğer varsa inanmamakla çok şey kaybederim.’’

‘’Her şey değişir ve hiçbir şey olduğu gibi kalmaz. Doğa her şeyi değiştirir ve her şeyin şeklini değiştirmeye zorlar.’’

‘’Doğanlar, hem yaşamayı hem de ölümü kabullenirler ve arkalarında çocuklar bırakırlar. Böylece ölüm, yeniden doğar.’’

‘’Ölümü geciktirmek sonsuzluğu kısaltmaz.’’

‘’Mademki ölümün önüne geçilemez, ne zaman gelirse gelsin.’’

‘’Neden ölümden korkayım ki? Ölüm varken ben yokum, ben varken ölüm yok.’’

"Doğanın çekirdeği kişilerin yüreğinde değil midir?" 

"Zeka bocalar, dil sürçer, zihin tökezler." 

‘’Gittiğimiz yerlere zincirlerimizi de götürürüz kendimizle birlikte. Hiçbir zaman tam bir özgürlük değil kavuştuğumuz. Durup bakarız bırakıp gittiklerimize; hep onlarla dolu kalır düşlerimiz.’’

‘’Niçin hayat sofrasından, karnı doymuş bir davetli gibi kalkıp gidemiyorsun? Niçin günlerine yine sefalet içinde yaşanacak; yine boşuna geçip gidecek başka günler katmak istiyorsun?"

‘’Birer hasta adamız hepimiz, hastalığımızın kaynağından habersiz, bazılarımız öfkesini bilmiyor, bazılarımız suçunu, bazılarımız hatasını, bazılarımız nefretini, acınacak haldeyiz, hastalığımızın kaynağını bilmiyoruz.’’

Fazla din

Girişte verdiğim gibi ne demişti Lukretius: ‘’Fazla din insanları kötülüklere ikna edebilir.’’ Son yirmi yılın istatistiklerine bir bakın… Son yirmi yılda ülkede cinayetler, hırsızlıklar, yolsuzluklar, tecavüzler, fuhuş, kumar neden artıyor zannediyorsunuz ki… Lukretius nedenini teee iki bin yıl önceden söylemiş zaten…

Toprağı bol olsun…

Osman AYDOĞAN


Yorumlar - Yorum Yaz