• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
Videolar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi11
Bugün Toplam169
Toplam Ziyaret2200919

Kabadayı!


Kabadayı!

01 Nisan 2019

Mahallenin kabadayısıydı… Hem de şehrin en kabadayı mahallesinin kabadayısı idi... Boylu posluydu... Astığı astık, kestiği kestikti… Dediği dedik, çaldığı düdüktü... Kimse kendisine yan gözle bakamazdı… Mahallede raconu sadece o keserdi... Mahallede sürekli olarak ceketi omuzunda, kasketi hafif öne doğru eğik, sağ elinde de sürekli salladığı tespih ile dolaşırdı. Zaman zaman da ceketini sağ koluyla geriye atarak belindeki altın kabzalı tabancasının görülmesini sağlardı. Mahallede, mahalle başında onun gelişini görenler hemen yolun kenarına çekilerek başları öne eğik, elleri önlerinde bitişik kabadayının geçişini beklerlerdi. Kavgada en çok da Osmanlı tokadını kullanırdı… Bir vurdu mu, alimallah, boylu boyuna, upuzun yere sererdi hasmını…

Bir gün yine kabadayı mahalle başında gözükür… Fakat bizim kabadayıda bir tuhaflık vardır… Kabadayı, başındaki kasketi yamulmuş, omuzundaki ceketi, pantolonu parçalanmış, lime lime olmuş, üstü başı per perişan, yüzünde morluklar, yara bere izleri ile o kabadayı yürüyüşünden hiç eser kalmamış, sallana sallana, yalpalaya yalpalaya gelmektedir. Mahalleli merak içinde başında toplanır… Merakla, hayret içinde ve çekinerek sorarlar: ‘’Hayrola ağam, ne bu hal, ne oldu böyle sana?’’

Kabadayı hafiften doğrulur, mahallenin yüzüne mağrur mağrur bakar, sonra da tane tane anlatır başına gelenleri: ‘’Otuz kişiydiler... Etrafımı sardılar... Tabancamı istediler…’’ Sonra duraklar… Derin bir nefes alır… Mahalleli de devamını sormaya çekinerek merakla bekler… Kabadayı bir süre mahallenin yüzüne melül melül baktıktan sonra kısık bir sesle anlatmaya devam eder: ‘’Verdim tabiii… Ama kılıfını da isteselerdi, ben biliyordum yapacağımı…’’

Değil mi ya, iyi ki kılıfını da istemediler!

Osman AYDOĞAN




Yorumlar - Yorum Yaz