• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
Videolar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam245
Toplam Ziyaret1367110

Sakura, bir çiçekten daha fazlası…


Sakura, bir çiçekten daha fazlası…

03 Nisan 2021


Japonca bir kelime olan ‘’sakura’’, Japon kültüründe büyük bir öneme sahip ve Japonya'nın ulusal simgelerinden biri olan meyve vermeyen bir kiraz çiçeği türüdür… Sakura çiçekleri ağır ağır açar ama çok çabuk dökülür. Bu çiçek mart ayının son haftası ile nisan ayının ilk haftası açar ve Japonya'da bu dönem kutsal sayılır…

Ancak sakura, ilk anladığımız anlamda basit ve sıradan bir çiçek değildir. Bugün sakurayı anlatacağım ama sakuranın Japon kültüründeki yeri ve önemini vurgulamak için önce içinde sakura geçen bir filmden bahsedeceğim: ‘’Son Samuray’’… Çünkü Japon kültüründe samuray ve sakura ayrılmaz bir bütündür.

Son Samuray 

‘’Son Samuray’’ filmi yönetmenliğini Amerikalı yönetmen ve yapımcı Edward Zwick’in yaptığı, başrolde Tom Cruise’in rol aldığı ve ona Japon aktörler Ken Watanabe ve Shin Koyamada’nın eşlik ettiği Japonya'nın modernizasyonu esnasında geçen bir hikâyeyi konu alan bir filmdir.

Japonya’nın tarihinde "Meiji Restorasyonu" olarak geçen bir yenilenme dönemi vardır. Meiji Restorasyonu, ıslah, devrim, reform ya da Meiji yenilenmesi olarak da bilinen, 1868 yılında İmparator Meiji idaresi altındaki Japonya'nın imparatorluk yönetimini yenileyen bir olaylar zinciridir. Japonya’ya bu Meiji Restorasyonu döneminde ülkenin modernleşmesi için çeşitli ülkelerden mühendisler, bilim adamları ve askerler getirilir.

Son Samuray filminde, 1870'lerin Japonya'sında Amerikan ordusundan Yüzbaşı Nathan Algren (Tom Cruise), Japon İmparatorunun davetlisi olarak, ülkenin ilk modern ordusunu eğitmek üzere Tokyo'ya gelir. Filmde Yüzbaşı Nathan Algren’in Japonya’da yaşadıkları anlatılır… Filmde Yüzbaşı Nathan Algren karakteri üzerinden erken modernleşme eleştirisi de yapılır…

Film, aslında, 1868 ve 1869 yılları arasında Japonya’da iktidarda bulunan Tokugawa Şogunluğu ile iktidarın imparatorluk hanedanına dönmesini isteyenler arasında yapılan bir iç savaş olan Boshin Savaşı’nda yaşananların ABD tarafından yapılan bir değerlendirmesidir. Filmdeki son sahne de, samuraylar ve Japon İmparatorluk Ordusu arasındaki 1877 yılında yaşanan son çatışma olan Shiroyama savaşından esinlenilir… Filmdeki Yüzbaşı Nathan Algren karakterinin bir kurgu karakter olduğunu da söylemek istiyorum…

Yüzbaşı Nathan Algren, komuta ettiği Japon ordusunun başında savaştığı Samuraylara esir düşer. Samurayların son lideri Katsumoto (Ken Watanabe) yeni düşmanlarının kim olduğunu ve ne olduğunu anlamak için onun öldürülmesine izin vermeyerek onu yaşadıkları samuray köyüne götürür. Yüzbaşı Algren samuray kültürüyle tanışır ve çok etkilenir. Bir samuray savaşçısı gibi hareket etmeyi, kılıç kullanmayı öğrenince büyük bir kararın eşiğine gelir. İki taraf arasında kalmıştır ve onurunun doğru yolu göstermesini bekler. Film, bir topluma düşman olarak giden birinin bu toplumu tanıdıktan sonra içlerine katılıp onlardan biri olup onlarla birlikte nasıl ölüme gidebildiğini gösteren bir başyapıttır…

Filmin müzikleri ise Hans Zimmer'ın başyapıtıdır ve tam bir ‘’magnum opus’’tur.

Bu filmi iki kez izledim. İlk fırsatta tekrar izleyeceğim. Film, insanı sevindirir, üzer, ağlatır, ders verir, öğretir, düşündürür... Film, onca savaş sahnesi karşın çok naif ve duygusal bir filmdir. İzlendiğinde insana huzur veren bir filmdir. Filmde fonda verilen Japon kültürü bir yana ön planda yer alan görselleri harikuladedir. Filmdeki o manzaraların, o ağaçların, o çiçeklerin, o dinginliğin, o sadeliğin anlatımı bir mümkünsüz, izahı bir imkânsızdır… Bazı sahnelerde gözlerim dolmadı değil… Bu sahnelerde iç çeke çeke, hüngür hüngür ağlamamışsam kendimi tutmuşluğumdandır…

Filmin sonuna doğru, Samuray Katsumoto savaş alanında aldığı kılıç darbeleriyle son nefesini verirken, film boyunca Samuray Katsumoto'ya karşı savaşan Japon askerleri, Samuray Katsumoto’ya karşı büyük bir saygı gösterisinde bulunurlar…  

Bu esnada, yani Samuray Katsumoto çatışmada aldığı kılıç darbeleri nedeniyle ölürken, etrafında ağaçlardan dökülen Sakura çiçekleri yavaş çekimle uçuşur. İşte bu sahne Samuray Katsumoto için ölüme değerdir. Samuray Katsumoto bu dökülen Sakura çiçeklerini seyrederek ölür. Samuray Katsumoto, ölürken ağzından şu son cümle dökülür: ‘’They are all perrfectt"… Çünkü Samuray Katsumoto için kusursuz çiçek nadir bir şeydir... Tüm hayatını bundan bir tane bulmak için harcasan bile hayatın boşa gitmiş sayılmaz.

Bu film sadece bu sahnesi için bile seyredilmeye değerdir…

Filmin bu sahnesi bana bu sayfada daha önce anlattığım ‘’Gladyatör’’ filminin sonundaki sahneyi hatırlatır. Bu sahnede de General Maximus, ölürken bulanık zihninde buğday tarlalarının arasından evine dönmektedir. Elleri buğday başaklarındadır... Onları okşayarak ilerler… Oğlu ona koşar, karısı uzaktan onun gelişini seyreder… Bu sahne de ağlatır… Bu filmin film müziği de yine Hans Zimmer’e aittir…  

Son Samuray filmini ve filmin bu sahnesini anlayabilmek için sakurayı tanımak ve sakuranın Japon kültürü içindeki yerini anlamak gerekiyor.

‘’Japon Gücünün ve Stratejisinin Sırları’’ (Fredrick J. Lovret, Dharma Yayınları, 2001) isimli kitapta samuray ve sakura için şu tanımlama yapılır:

"Samuray, kendi yaşamını kiraz çiçeğinin yaşamına benzetmekten hoşlanırdı. Dünyanın yaşam süresinde yalnız bir an yaşar, hızla çiçek açarak olağanüstü bir güzelliğe dönüşür ve ardından toprağa düşerdi. Samuray, kılıç tarafından öldürülmenin kendi kaderi olduğunu bilirdi. Bunu kabullenirdi. Yapabileceği tek şey iyi bir çaba göstermek ve iyi bir şekilde ölmekti."

O zaman şimdi gelelerim sakuraya…

Sakura, bir çiçekten daha fazlası…

Sakura çiçeklerinin mart ayının son haftası ile nisan ayının ilk haftasında açar ağır ağır açtığını ama çok çabuk döküldüğünden bahsetmiştim.


Sakura, açtığında büyüleyici bir hayal âlemini gözler önüne serer. Ancak güzelliklerinden daha fazla bir şey vardır onlarda. Sakuranın dalda kaldığı zamanın çok kısa olması, Japon kültüründe hayatın gelip geçici olduğunu ifade eder. Zıtlıklar yaşamın her anında birliktedir; siyah ile beyaz gibi, iyi ile kötü gibi, yaşam ile ölüm gibi...

Sakura; hem hayatın başlangıcını yani baharı müjdeler, hem de kaçınılmaz sonunu simgeler. Japonya'da baharın müjdecisi olmasına rağmen, daha solmadan en güzel halindeyken dallarından düşmesi sebebiyle edebiyatta ölüm ile yaşamın birlikteliğini ifade eder. Sakuranın hüzünlü bir yanı olduğu için çok da sevilen bir kadın adıdır da Japonya’da sakura.

Sakuranın açması çok yavaş bir süreç, solgunlaşıp yere düşmesi ise bir anlıktır. Japonlar için, Sakuranın kısa ama parlak yaşamı, samurayların genç, zamansız, kahramanca ölümünü simgeler.

Kiraz çiçekleri samuraylar için hem yaşamı, hem de ani bir ölümü hatırlatır... Bir şeyin hem üstün güzellik hem de hızlı şekilde ölmeyi nasıl aynı anda sembolize ettiği sorusunun cevabı ise Japon kültürünün ölüme bakış açısında saklıdır.

Sakura, hem genç bir samurayın ruhunu hem de güzel bir kadının ihtişamını taşır. Samuraylar daha gençken ölümü tatmış, kiraz çiçekleri de en güzel oldukları vakitte dökülmüşlerdir. İşte böyle geçici işte böyle de güzeldirler, güzel olan her şeyin geçici olduğu gibi…

Çiçeklenen ağaçlar güzelliklerini kısa bir süre sunarlar ve çiçeklerini tüm şehir üstüne dökerler. Genellikle mart ayının son haftası ile nisan ayının ilk haftası arasında açan kiraz çiçeklerinin açışı o kadar güzeldir ki Japonya’da meteoroloji tarafından her şehir için tahminleri önceden yapılır ve insanlar ona göre programlarını ayarlarlar.

Sakura ile ilgili kayıtlar Japon tarihinde çok eskiye kadar gidiyor… Osaka Üniversitesi'nin sakura ile ilgili olarak elindeki veriler, Kyoto'daki imparatorluk sarayının kayıtlarından Ortaçağ'da tutulan günlüklere kadar uzanıyor. Bu sene, yani 2021 yılında sakura, Kyoto şehrinde 1200 yılın en erken açma rekoru kırılarak 26 Mart 2021 tarihinde açıyor. Bu tarih, ortalama açma tarihinden 10 gün öncesine denk geliyor… Kyoto'da bundan önce en erken sakura açma tarihi 27 Mart 1409 olarak kayıtlarda yer alıyor… Bunun nedeni olarak da küresel ısınma gösteriliyor…

Güzelliğin ve estetiğin simgesi olan kiraz çiçekleri (sakura) açtığında Japonlar parklara, bahçelere, tapınaklara akın ederler yalnızca çiçekleri seyretmek için… Bu çiçek izleme partilerine “hanami” adı verilir.. Hanami festivallerinin en can alıcı etkinliği, zen sükûnetine yaraşır şekilde, yalnızca yürümektir. Sükût içinde, sessiz ve sakin…

Japon filmlerinde çiçek döken ağaç sahnesi olmazsa olmaz bir sahnedir. Japon filmlerinde anlatılan hikâyeye görsel zenginlik katmasının yanı sıra izleyiciye hikâyenin içindeki duygusal bir sahneye hazırlama amacıyla da kullanılır.

Sake (Japonların pirinç ve tahıl tozundan yapılan ulusal içkisi) içerken ve son nefeslerini verirken bile bu ağacın görüntüsünü hayal eden bu ağacın yakınında bir yerde yapılan savaş sonucu ölüme yaklaşmışken bile bu ağacı düşünen kahramanlarla sık sık karşılaşırız Japon filmlerinde… Romantik sahnelerde de sakura ağacı bulunur.

Bunlar en iyi girişte anlattığım başrolde Tom Cruise’in yer aldığı ‘’Son Samuray’’ filminde yer alır… Bu filmde Samuray Katsumoto ölürken etrafında uçuşan sakura çiçekleri işte o ölüme değerdir…

Bu ağacın çiçeklerinin dökülme sahneleri genellikle her güzel şeyin bir gün mutlaka sona erebileceği mesajını ve yaşanılan kayıpların yaşattığı acıyı bazen de anılarımızdaki kaybettiklerimizi simgeleyen bilinçaltı bir mesaj vermeyi hedefler.

Ancak Sakura ağacının çiçek dökmesi her ne kadar bir şeylerin sonunu simgelese de yeniden açılacağı anı görme umudu da her sonun bir başlangıcı olduğunu müjdeleyen bir konumdadır. Yani hüzün hissinin yanında umut hissini de bizlere verir...

Sakura çiçekleri bana Alman filozof Georg Wilhelm Friedrich Hegel’i anımsatır. Hegel’e göre, biricik canlı felsefe; çelişmelerin, daha doğrusu karşıtların felsefesiydi. Çiçek, meyvenin ortaya çıkmasına yol açar, ama meyvenin ortaya çıkması için de çiçeğin ortadan kalkması gerekliymiş. Demek ki üremenin gerçeği hem çiçek, hem de meyve olmakmış. Hegel’e göre ölüm; hem ortadan kaldırmaymış, hem de yeniden doğuşu sağlayan bir koşulmuş…

Her ne kadar parklarımızda bahçelerimizde sakura yoksa da hala ağaçlar çiçeklerini dökmedi…  Bugün hafta sonu… Yarın da Pazar ve sokağa çıkma kısıtlaması var... Hava sıcak değilse de güneşli ve pırıl pırıl… Sabah ilk iş olarak kendinizi fırına, bakkala, markete gidiyorum diye dışarıya atın, parklara, bahçelere, kırlara gidin... Oralarda ağaçlara, çiçeklere, börtülere, böceklere selam verin… Halil Cibran ‘’ağaçlar yeryüzünün gök kubbeye yazdığı şiirlerdir’’ derdi… O şiirleri okuyun!

Kusursuz çiçek nadir bir şeydir... Tüm hayatını bundan bir tane bulmak için harcasan bile hayatın boşa gitmiş sayılmaz.

‘’Son samuray’’ filmi, bu Korona kısıtlaması bahanesiyle izlememişseniz izlemeye, daha önce izlemişseniz de bir daha izlemeye değer diye düşünüyorum…

Bu baharın ‘’umut’’lara vesile olması dileği ile…

Osman AYDOĞAN

Japon halk müziği eşliğinde sakura:
https://www.youtube.com/watch?v=IKTRnO7SV68



Yorumlar - Yorum Yaz