• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
Videolar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam266
Toplam Ziyaret1367131

NATO Zirvesi ve Türkiye’nin Afganistan’da görev talebi


NATO Zirvesi ve Türkiye’nin Afganistan’da görev talebi

17 Haziran 2021


Francisco Goya (1746 - 1828), Romantizm akımının önde gelen isimlerinden olan İspanyol ressam ve gravür sanatçısıdır. İspanyol saltanatının saray ressamı olarak çalışan Goya'nın eserlerinin yaşadığı döneme ait bilgi veren önemli belgeler olduğu düşünülür. Portreleriyle de ün kazanmış olan ressam, sanatındaki yaratıcı ve yıkıcı öğeler ve cesur resimleriyle kendisinden sonra gelen Manet, Picasso ve Francis Bacon gibi isimleri etkilediği düşünülür. Modern sanatın öncülerinden biri olarak kabul edilen ressamın eserlerinin büyük bir bölümü Madrid'de Museo del Prado'da (Prado Müzesi) sergilenmektedir.

Goya’nın 1814 yılında tamamladığı ve halen Madrid'deki Prado Müzesi'nde sergilenen iki ünlü tablosu var. Bunlardan birisi; ''2 Mayıs 1808 Memlûklerin Saldırısı'' tablosu, diğeri ise; “3 Mayıs 1808 Kurşuna Dizilenler” tablosu.

Tabloların da öyküsü de şöyle:

Napolyon, Fransa’ya cumhuriyeti getirme masalıyla başa geçtikten sonra çevresine baskı kurarak kendini imparator seçtirir. Kilisede kendisine taç giydirir. Ondan sonra da içeride iktidarını perçinlemek için ilk iş olarak İspanya’ya saldırır. Goya işte bu tabloları Fransızların 1808'de Madrid'i işgali sırasında, Napolyon'un ordularına direnen İspanyolların anısına çizer. Bu direniş aynı zamanda Yarımada Savaşı'nın da tetikleyicisi olur.

Goya, Aragonca yazdığı bir mektupta bu tabloları yapma amacını şöyle açıklar: ‘’Avrupa'nın zorbalarına karşı giriştiğimiz şerefli ayaklanmanın en olağanüstü ve kahramanca hareketlerini fırça darbelerim ile ebedileştirmek.’’

Bu tabloların fotoğraflarını yazımın altında veriyorum.

Bu tabloların konuları ise şu şekildedir:

Goya; ''2 Mayıs 1808 Memlûklerin Saldırısı'' tablosunda Fransız Ordusu saflarında işgal kuvveti olan Memlûklere saldıran İspanyol direnişçileri tasvir eder.  

Goya; “3 Mayıs 1808 Kurşuna Dizilenler’’ isimli tablosunda ise adı belirtilen tarihte Fransa güçlerinin işgal ettiği Madrid’de sivil halkı kurşuna dizmesini işler. Kurşuna dizilenler ise Goya'nın diğer tablosunda yer alan Memlûklere saldıran direnişçilerdir. Bu kurşuna dizme bir nevi Memlûklerin intikamının alınması gibidir.  

Şimdi diyeceksiniz ki ‘’Bu adam kafayı tarih ile bozmuş... Konumuz sanat tarihi mi? Francisco Goya’nın tabloları ile yazının başlığında yer alan ‘NATO zirvesi ve Türkiye’nin Afganistan’da görev talebi’ ile ne ilgisi var?’’

Hiç ilgisi olmaz olur mu?

Hep söylerim ya ''sanat ve edebiyat hayatın aynasıdır'' diye, ''sanatçılar çağının tanığıdır'' diye…

Tabii ki bu tabloları anlatmaktan amacım ne Goya’yı tanıtmak ne de İspanyolların direnişini anımsatmak. Amacım NATO zirvesi ve Türkiye’nin Afganistan’da görev talebi ile ilgili bu tabloda var olan küçük bir ayrıntıyı göz önüne getirmek: O da tabloda yer alan Memlûklerin varlığı…

 ''2 Mayıs 1808 Memlûklerin Saldırısı'' tablosunda yer alan Müslüman Memlûkler zorla Mısır'dan getirilmiş değillerdi. Memlûklerin Fransa yanında yer alması o zamanki Mısır valisi Mehmet Ali Paşa'nın tamamen güce olan sevgisinden, güçlünün yanında yer alma kaygısından, yağcılığından, yardakçılığından ve güçlü ile işbirliği yapmak sevdasından kaynaklanmaktaydı. Bu şekilde Fransa'nın İspanya'yı işgali sırasında Memlûkler resmen Fransa'nın tetikçisi olurlar.

Zaten Memlûk sözcüğü de Arapça "me-le-ke" fiil kökünden türetilmiş, çoğulu "Memlûkun" veya "Memâlik" olup, "efendisinin buyruğu altındaki köle" anlamına gelmekteydi!...

Yani Müslümanların güce tapması, efendilerinin buyruğu altında köle olması ve Batı'nın da Müslüman kullanması yeni değildir. Birinci Dünya Savaşında emperyalistlerle işbirliği yaparak Osmanlıyı arkasından hançerleyen  Müslüman Arapları anlatmıyorum daha! Batı, Müslüman kullanmayı her zaman ve her devirde sevmiştir. Müslümanlar da her zaman ve her devirde güçlünün yanında yer almayı ve Batı tarafından kullanılmayı sevmişlerdir.

Bu konunun örneklerini vermek için çoooook çok uzaklara gitmeye gerek yoktur.

Rusya ile İngiltere arasında denge kuracağım, İngiltere’ye yaranacağım diye Kıbrıs’ı, Rus tehlikesi bahanesiyle, Mısır ve Sudan’ı ise Osmanlı borçlarına karşılık olarak tek mermi atmadan İngilizlere teslim eden, şimdiki İslamcıların ‘’Atamız’’ diye övündükleri Sultan II. Abdülhamit de Müslüman’dı…

Daha dün, 1950 yılında, Memlûkler gibi, Amerika yanında savaşmak için Kore’ye Anadolu evlatlarını ölüme gönderenler de aynı Müslümanlardı… 1958 yılında BM’ndeki oylamada Fransa’ya karşı bağımsızlık savaşı veren Cezayir’in yanında değil de Fransa’nın yanında yer alanlar da aynı Müslümanlardı... 2003 yılında ABD, Irak'ı işgal ederken ABD yanında Irak'a girmek isteyenler, bu maksatla TBMM'ne tezkere sunanlar da aynı Müslümanlardı... 2004 yılında ABD yanında Afganistan'a Anadolu evlatlarını gönderenler de aynı Müslümanlardı...

Müslüman Ortadoğu’yu paramparça etme planı olan BOP'nin eşbaşkanı olanlar, ABD askerinin işgal ettikleri Irak’tan kazasız belasız dönmesi için dua edenler, Yahudilerden Üstün Cesaret Madalyası alanlar da Müslümandı…

Daha yeni Mayıs 2017’de ABD Başkanı Trump’ın yaptığı Riyad ziyaretinde, ABD ile 100 milyar dolarlık silah antlaşmasını imzalayanlar da aynı Müslümanlardı… Bu anlaşmaya göre ABD tarafından Suudi Arabistan’a satılacak silah tutarı önümüzdeki 10 yılda 350 milyar dolara ulaşacaktır. Sahi siz bu silahların Filistin'i savunmak amacıyla İsrail'e karşı kullanılacağını mı düşünüyorsunuz!

Yukarıda da anlattığım gibi 2000’li yılların başı, özellikle Bush ve Obama dönemleri ılımlı İslam adı altında ABD ile dans edenler de aynı Müslümanlardı... Bu çerçevede ülkemiz içinde de ABD'nin kucağına oturmuş sümüklü bir vaiz bozuntusunun çetesiyle içeride onun ne istediyse veren iktidardaki işbirlikçileri ile ülkede Cumhuriyetçi, laik, ulusal, yerli, milli, yurtsever ve anti Amerikancı karakterde ne kadar kişi, kurum ve kuruluş varsa hepsini kumpaslarla tarumar edenler de aynı Müslümanlardı…   

Kısaca 21’inci yüzyıldaki İslam dünyasına yapılan ABD öncülüğündeki modern Haçlı seferlerine en büyük desteği sağlayanlar yine aynı Müslümanlardı... (‘Haçlı seferi’ tabiri bana ait değil, bu tabiri bizzat Üçüncü Haçlı Seferi Kumandanı Richard the Lionheart, pardon Onuncu Haçlı Seferi Kumandanı George Bush söylemişti.)

Daha dün, evet dün ABD, tüm Ortadoğu’yu parçalayıp da sınırlarını değiştirirken, ABD tüm Ortadoğu’yu bir ateş topuna çevirirken ve İsrail’e bulunduğu bölgede dikensiz bir gül bahçesi sunulurken onun müttefiki ve eşbaşkanları yine aynı Müslümanlardı…

Bu Müslümanlarda can çıkar ancak huy çıkmazmış…

14 Haziran 2021 tarihinde yapılan NATO Zirvesi’nde Türkiye, NATO güçlerinin çekilmesinin ardından Kabil'deki Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı'nın güvenliğini üstlenmeye devam etme teklifinde bulunuyor… Hani derdi ya İbn-i Haldun: “Geçmişler geleceğe, suyun suya benzemesinden daha çok benzer…”  

Tarihe not düşmek için ikinci bir Francisco Goya bulunur elbet!

Arz ederim…

Osman AYDOĞAN

Aşağıdaki birinci resim: Goya'nın ''2 Mayıs 1808 Memlûklerin Saldırısı'' tablosudur. Memlûkler bu tabloda görülmektedir.  İkinci resim ise Goya’nın “3 Mayıs 1808 Kurşuna Dizilenler” tablosudur. Bu tabloda ise Memlûklere saldıran direnişçilerin kurşuna dizilmesi tasvir edilir. Goya’nın özellikle “3 Mayıs 1808 Kurşuna Dizilenler” tablosu sanat tarihinde önemli bir yere sahiptir.

  






Yorumlar - Yorum Yaz