• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
Videolar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi11
Bugün Toplam36
Toplam Ziyaret1498159

Herkes ve Birkaç Kişi


Herkes ve Birkaç Kişi


20 Ağustos 2021


19. yüzyılın en önemli Fransız şairlerinden Charles Baudelaire şiir konusunda şöyle diyor; “Ekmek yemeden üç gün hayatta kalabilirsiniz. Şiirden mahrum kalarak bir gün bile yaşayabilmeniz imkânsız ve bunun aksini her kim iddia ederse hata içindedir…’’ 

Bu kasvetli günlerde ben de sizi ekmeksiz, pardon şiirsiz bırakmak istemiyorum. Boş verin şimdi gündemi, gamı, kederi, kasveti, atın zihninizdeki her şeyi, tıpkı bir kuyu kazan adamın su olmayan her şeyi ata ata su seviyesine inmesi gibi siz de öylece, zihninizdeki sizin olmayan her şeyi atın... Yalnız önünüzdeki şiir kalsın zihninizde... Ne varsa şiirde var...

Ancak şiir de ideolojiktir...

İdeolojinin şiirle ilişkisine dair bir bağ bulan ilk düşünür Platon (Eflatun) oluyor. Platon şairleri Devlet’in dışında bırakmak istiyor ve şiiri insanlar üzerindeki etkisi bakımından tehlikeli buluyor.  Bu anlamda Platon’un yaklaşımı çerçevesinde şiir, ideolojik olarak “muhalif” bir konumda yer alıyor…

Bu anlamda 1980 ihtilâli sonrasında Türkiye’de şairlerin sindikleri, korktukları ya da bezdikleri iddia ediliyor. Bir görüşe göre de, ihtilâl sonrası topluma dayatılan depolitizasyon şiiri de içe dönükleştiriyor. Bu çerçevede Murathan Mungan ise “sistem”in bireye dayattığı rolleri ve bu rollerin bireyler tarafından istemsizce üstlenilmesini şiirlerinde sıklıkla işliyor. Murathan Mungan’ın bu şiirlerinden birisi de ‘’Herkes ve Birkaç Kişi’’ isimli şiiri oluyor…

Murathan Mungan

Murathan Mungan bu şiirde de olduğu gibi Türkçe’yi çok iyi kullanıyor. Bu özelliğini de şöyle anlatıyor: "İşim kelimeler benim. Sahte alçakgönüllülüğe gerek yok: Türkçe’nin saçlarını tarayan, tarayabilen yaşayan üç-beş yazardan biriyim. İçimizle dilimiz arasındaki mesafeyi kelimelerle kapatmaya çalışan adamdır yazar dediğin. "

Murathan Mungan, Osmanlı zarafetini günümüze taşıyor… Murathan Mungan, okuyucusunu kendi akrabası olarak görüyor. Bir yazısında şöyle diyor: “Hayattan kaçtım, sanata sığındım. Yazıyı evlat edindim, okurları akraba.”  “Rüzgâr Kâhini” adlı şiirinde ise 19. yüzyıl Fransız şairlerinden Charles Baudelaire’in ‘’Şer Çiçekleri’’ne bir gönderme yaparak: “Ey okurum / uzak akraba / bir giz aramızdaki yangın” dizeleri ile okurlarına sesleniyor.

Bu nedenle "ne zaman içime biraz fazla baksam, yükseklik korkum depreşir" diyerek insan ruhunun ne kadar derin olduğunu en güzel şekilde anlatan Murathan Mungan’ın aşağıda verdiğim sözlerini sizi evlat edinen bir akrabanın sözleriymişçesine içinizde hissediyor, ''sanki hayatımı özetlemiş'', ''içimden geçenleri anlatıyor'', ''sanki, sanki beni anlatıyor'' diyorsunuz...

Murathan Mungan'ın veciz sözleri:

"Hayat bazılarına mutsuz olmakla duygusuz olmak arasında bir tercih hakkı tanır, daha fazlasını değil." 

"Sessizliğe borcum var, birkaç kelime."

‘’Kabuklarımızı dünyaya çarpa çarpa kırmaya çalışıyoruz.’’ 

"Can kırıkları, cam kırıkları gibi değildir. Öyle süpürünce gitmez; içinde kalır insanın, aklına geldikçe de batar."

''Hatırladığınız dünler, hayalini kurduğunuz yarınlardan daha fazla olmaya başlıyor.''

"Hepimiz varoluşumuza bir anlam ararız. Kundak ile kefen arasındaki şeyin adı ömürdür, hayat değil. Hayatı biraz da kendimiz yaparız." 

"Dört tane gerçek dost edin, tabutunu taşısın yeter." 

"Aşklarım, arkadaşlarım, dostlarım dağılıp gitti herkes... İçimi sızlatacak kimse kalmadı içimde." 

"Acı veriyorsa geçmiş, geçmemiş demektir."

''Aşk kapıyı çaldığında hemen açma, bazıları çocuklar gibi zile basıp kaçıyor... ''

‘’Şu meydanlar, caddeler, sokaklar, ölmüş ruhlarıyla yürüyen insanlarla dolu!’’

"Hayatım, içimden geçen cümleler içinde geçti."

"Nüfus arttıkça, insan azalıyor." 

‘’Bazen duygularımız bizden erken yaşlanır ve bizden hayatın geri kalanını alır. Hayatın kendini anlayanları cezalandırmasıdır bu...'’

“Kader aradığı kişiyi insanın karşısına her zaman kapı komşusu olarak çıkarmaz. Uzakları yakın etmek düşer size. Haritaları seviniz.”

"Aradıkların ya ölmüştür, ya kaybolmuş... Bulsan bile, onların senin bıraktığın insanlar olmadığını göreceksin. En kötü yabancı çeşidi, bir zamanlar tanıdıklarının arasından çıkar."

"İnsanların acıları onları çok konuştukları için uzun sürüyor."

"Ayrılıkları ayrıntılar acıtır. Kadınları mahveden erkekler değil ayrıntılardır."

“Yalancı ışıklarla geçici umut vermek değildir doğru olan. Hayatla mücadele azmi, dayanma gücü, karanlığa bakma gücü kazandırmak daha kıymetlidir. Aydınlığı, en iyi karanlığa bakmayı bilenler görür çünkü. Gözü karanlığa alışmamış insan aydınlığın kıymetini bilmez. O gelip geçici çiğ ışığı aydınlık zanneder.’’

"Şu memlekette yaşayıp da yorgun olmamak mümkün mü? Beden yorgunluğu dediğinden ne olacak, iki-üç dinlenmeyle geçer, ama ben aslında vatan yorgunuyum! Ruh yorgunuyum, gönül yorgunuyum, hayat yorgunuyum; öğrenmek, bilmek, anlamak, anlamamış gibi yapmak, düşünmek, hissetmek, tanımak, tanık olmak, katlanmak, anlayış göstermek, görmezden gelmek, üzerinde durmamak, idare etmek, üzülmemiş görünmek, alışmak, alışamamak, sabretmek, katlanmak, beklemek yorgunuyum. Tam da artık bu memlekette hiçbir şey şaşırtamaz beni sanırken, her seferinde yeniden şaşırmak yorgunuyum..."

Platon'un söylediği gibi şiir insanlar üzerindeki etkisi bakımından tehlikeli bulunuyor. Şairler ise daha bir tehlikeli oluyor. Bu anlamda Platon’un yaklaşımı çerçevesinde şiir ve şair ideolojik olarak “muhalif” bir konumda yer alıyor. Muhalif olmayan şiir, şiir değil, şair de şair olmuyor. Tabii ki muhalif olmayan ''aydın'' da aydın olmuyor. Bu nedenle muktedirler şiirleri, şairleri ve aydınları sevmiyor… Ellerine geçirdi mi diri diri derilerini yüzüyor (Seyyid Nesimî), diri diri yakıyor (Giordano Bruno), olmadı hapsediyor, ülkeden sürüyor (Nâzım Hikmet), olmadı öldürüyor (Sabahattin Ali), daha olmadı topluca diri diri yakıyorlar (Sivas Katliamı)…


Muhalif Şair Murathan Mungan

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün bulunuyor. Bu bütün dünyada her zaman böyle oluyor. Mungan’ın şu sözleri ise şiiri ve şairi ideolojik olarak “muhalif” bir konumda gören Platon’u haklı çıkarıyor.:

'’Yozgat, 1915 öncesi 70 evde piyano olan bir yerdi, şimdiyse milletvekili olarak Bekir Bozdağ çıkıyor.’'

‘’Türkiye'de her şey olabilirsiniz, ama asla rezil olamazsınız." 

"Türkiye'nin resmi dini ikiyüzlülüktür." 

Ve ben kendim için bu gidişle artık Mungan'ın bahsettiği o dört kişiyi de bulamayacağımdan korkuyorum!... 

Ayyyy! Ama ben şairi değil ki, şiirini anlatacaktım!....

‘’Yağmur herkese yağar, ama bazısının içine işler!’’

Bu kadar güzel olmak zorunda mıydı bu dizeler?

Osman AYDOĞAN

Herkes ve Birkaç Kişi

Yağmur herkese yağar

Güneş ısıtır herkesi
Mevsimler herkes içindir
Yalnız çığ altında kalan
Sele kapılan her zaman bir kaç kişi

Herkes içindir aşk da ayrılık da
Yalnızca bir kaç kişi ölür acıdan
Eskiden ölümle tartılırdı ayrılık
Kiminin hayatı yalnızca unutkanlıktan

Her şey, herkes için değildir oysa
Kimi hiç birşey öğrenmez karanlıktan
Yalnızlığı kullanmayı bilmez kimi
Kimi ayrılamaz karanlıktan

Yağmur herkese yağar
Ama çok az insan tutar yağmurun ellerini
Onca şarkı onca film onca roman
Ama sevmeye yetmez herkesin kalbi

Çığ altında kalan sele kapılan
Aşktan ve acıdan ölen
Bir kaç kişi dünyayı başka bir yer yapmaya yeter
Aslında onların hikayesidir anlatılan
Diğerleri dinler, seyreder, geçer gider
Geçer gider herkes
Hikayelerdir geriye kalan

Murathan Mungan

 

 


Yorumlar - Yorum Yaz