• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
Videolar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam157
Toplam Ziyaret3003913

Dağlık Karabağ Sorunu


Dağlık Karabağ Sorunu

23 Eylül 2023


Azerbaycan ordusu, 19 Eylül 2023 tarihinde Karabağ’da Ermenistan’ın artan provokasyonlarının ardından Karabağ'a yönelik ‘’anayasal yapıyı yeniden tesis etmek’’ adına kapsamlı bir "terörle mücadele operasyonu" başlatıyor… Operasyonun başlamasından bir gün sonra da taraflar arasında ateşkes sağlanıyor…

Peki durduk yerde bu olay, bu operasyon da ne oluyor?

Tabii ki bu olay durduk yerde olmuyor… Bugünkü ciddi durumu tam olarak anlayabilmek için küçük bir tarih turu yapmamız gerekiyor. 

Ancak bundan sonra anlatacaklarımı tam olarak anlayabilmek için aşağıdaki haritadaki yer ve bölge isimlerinin zihnimize iyice konumlanması gerekiyor...




Tarihi süreç

15 Mart 1917 tarihinde Rus İmparatorluğunun yıkılmasıyla Mehmet Emin Resulzade'nin mücadelesi sonucu 28 Mayıs 1918 tarihinde ‘’Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’’ kuruluyor… Her imparatorluğun dağılmasından sonra yaşanan etnik çatışmalar ve karşılıklı toprak talepleri gibi, Azerbaycan Halk Cumhuriyeti kurulur kurulmaz da Ermenistan, Azerbaycan’a karşı toprak iddiasında bulunuyor. Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin, 28 Nisan 1920'de ‘’Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’’ olarak Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğine katılmasından sonra da Ermenistan’ın bu iddiaları devam ediyor.

Aslında Ermenilerin; Karabağ, Erivan ve Nahçıvan topraklarına ilişkin iddialarının başlangıcı 18. yüzyıla kadar uzanıyor. Ermenistan’ın denizden denize (Hazar Denizi'nden Akdeniz’e) büyük Ermenistan'ı kurmak gibi bir hayali bulunuyor ... 

Dağlık Karabağ

5 Temmuz 1921 tarihinde Rusya Komünist Partisi Merkezi Komisyonu, Kafkasya Bürosu Azerbaycan ve Ermenistan arasında barış için Azerbaycan sınırları içinde Şuşa şehri merkez olan ‘’Dağlık Karabağ’’a geniş özerklik verilmesini kabul ediyor… Bu karardan memnun olmayan Ermeniler, 1923 yılında Dağlık Karabağ’ın Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne katılmasını gündeme getiriyor…   

Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesinin Ermenistan’a sınırı olmadığı için Azerbaycan Merkezi İcra Komisyonu'nun 7 Temmuz 1923 tarihli kararıyla merkezi Hankendi olarak Azerbaycan’ın terkibinde ‘’Dağlık Karabağ Özerk Vilayeti’’ oluşturuluyor.

Böylelikle SSCB ülkelerinde, Karabağ’da yaşayan Ermenilerden çok daha fazla sayıda Ermeni yaşamasına rağmen, sadece Azerbaycan’da özerk vilayet kurulmuş oluyor. Ancak Sovyetler Birliğinde yaşayan Azerbaycan Türkünün sayısı Azerbaycan’da yaşayan Ermenilerin sayısından çok daha fazla olmasına rağmen Azerbaycan Türkleri, Ermenistan’dan özerk vilayet isteğinde bulunmuyor…  Ermenistan’da 350 binden fazla Azerbaycan Türkü yaşadığı halde, onlara kültürel özerklik vermediği gibi, 1948-1953 ve 1988 yıllarında ise çok sayıda Azerbaycan Türkü Ermenistan’dan baskı ile zorla göç ettiriliyor…

Özerk vilayetin Ermeni nüfusu zaman zaman ayrımcı sloganlar atarak Ermenistan’la birleşmeleri için protestolar yapıyor… Bu protestoların en büyüğü 1988 yılının Şubat ayında yapılıyor…

1987’de Azerbaycan ve Ermenistan arasında Dağlık Karabağ çatışmasının başlamasının ardından bu sorun 1991’in sonunda savaşa dönüşüyor…

1989 Kasım ayında SSCB Yüksek Sovyeti, Dağlık Karabağ’ın özerkliğinin kaldırılıp doğrudan Azerbaycan’a bağlanmasına karar veriyor. Daha sonra 1989 Aralık ayında Ermenistan Yüksek Sovyeti, Moskova’nın kararını geçersiz sayarak Karabağ Özerk Bölgesinin Ermenistan’a birleştirildiğini açıklıyor…

26 Kasım 1991'de Azerbaycan Cumhuriyeti'nin Yüksek Kurulunun kararıyla Sovyetler Birliği, Dağlık Karabağ’ın özerklik statüsünü kaldırıyor.  Aynı gün bağımsız Azerbaycan parlamentosunun kararıyla 7 Temmuz 1923 ve 16 Haziran 1986 tarihli kararlar hükümden düşürülerek Dağlık Karabağ’ın toprakları Hocavend, Terter, Goranboy, Şuşa ve Kelbecer idari bölgeleri arasında bölüştürülüyor. Sovyet Birliği'nin dağılmasının ardından Birleşmiş Milletler, Dağlık Karabağ’ı bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti'nin toprağı olarak tanıyor…

Artık uluslararası hukuka göre Dağlık Karabağ, Azerbaycan'ın bir parçası haline geliyor. Ancak yıllardır yapılan Ermeni göçleriyle nüfusun çoğunluğunu Ermeniler oluşturuyor... Ancak bu Ermeniler de Azerbaycan yönetimine karşı çıkıyor…

Birinci Dağlık Karabağ Savaşı

Çatışmaların ilki 1988'de Karabağ Ermenilerinin, Karabağ'ın Sovyet Azerbaycan'dan Sovyet Ermenistan'a devredilmesini talep ettiği zaman başlıyor. Çatışma, 1990'lı yılların başlarında, geniş çaplı bir savaşa dönüşüyor ve savaş 1994 yılına kadar devam ediyor. İşte 1988 yılında başlatıp 1994 yılın kadar devam eden bu savaşa ‘’Birinci Dağlık Karabağ Savaşı’’ adı veriliyor… Bu savaşın en unutulmaz vahşeti ‘’Hocalı Katliamı’’ oluyor…

Hocalı katliamı

1992 yılı boyunca Ermeni ve Rus askeri birlikleri, sınır boyunca Azerbaycan köy ve yerleşim alanlarını yağmalayarak, buradaki insanları katlediyor. Ermeni vahşetinin en büyük örneği ise 26 Şubat 1992 yılında Karabağ’ın Hocalı kentinde sergileniyor. Katliamda 63'ü çocuk, 106’sı kadın ve 70'i de yaşlı olmak üzere toplam 613 Azerbaycan Türkü katlediliyor. Bu katliamda 150 Azerbaycan Türkü de kayboluyor. 1988-1994 arası yaşanan savaşta toplam 32 binden fazla sivil Azerbaycan Türkü ve 16 bin civarında da Azerbaycan askeri öldürülüyor…

Bu savaşta Ermeniler tarafından işgal edilen Dağlık Karabağ şehirleri ve işgal tarihleri

Hankendi  : 28 Aralık 1991,

Hocalı       : 25 Şubat 1992,
Şuşa         : 8 Mayıs 1992,
Laçin         :18 Mayıs 1992,
Hocavend : 2 Ekim 1992,
Kelbecer   : 2 Nisan 1993,
Ağdere      : 7 Temmuz 1993
Ağdam      : 23 Temmuz 1993,
Fuzuli        : 23 Ağustos 1993,
Cebrail      : 23 Ağustos 1993,
Gubadlı     : 31 Ağustos 1993,
Zengilan    : 29 Ekim 1993 (son işgal edilen bölge)

Türkiye’ye bir eleştiri

Türkiye, bütün bu tarihi süreç boyunca ve özellikle Karabağ konusunda ve özellikle Hocalı Katliamı esnasında Azerbaycan’ı resmi söylemlerin aksine hep yalnız bırakıyor. Türkiye’nin bütün hamasi sözleri sadece iç kamuoyuna yönelik oluyor. Ancak fiiliyatta Azerbaycan’a Türkiye tarafından somut bir destek sağlanmıyor. Sadece Azerbaycan’a karşı değil, Türkiye tüm Orta Asya Türklerine, Kerkük Türklerine de karşı ilgisiz kalıyor... Türkiye’nin Azerbaycan’a karşı vahim günahları bulunuyor... Türkiye’nin Azerbaycan’ı yalnız bırakmasının hikâyesi uzun ve hazin oluyor... Onu da yarın anlatayım...


Bişkek Protokolü ve ateşkes

1994 yılında Azerbaycan ile Ermenistan arasında Bişkek Protokolüyle bir ateşkes imzalanıyor… Henüz bir barış anlaşması imzalanmadığı için iki ülke arasındaki savaş hali hukuken hala devam ediyor. Ancak Ermeniler sağlanan ateşkesi sık sık ihlal ederek, her geçen gün Karabağ’ın etrafındaki Azerbaycan topraklarını işgal etmeye devam ediyor… Ateşkesin imzalandığı 1994 yılından beri Azerbaycan topraklarının yaklaşık yüzde 20’si Ermeni işgali altına alınıyor… Azerbaycan’ın, bu ateşkes ile sadece Dağlık Karabağ bölgesi işgal altında kalmıyor… Dağlık Karabağ’ın yanı sıra, Ağdam, Füzuli, Laçın, Qubadlı, Cebrayıl, Zengilan və Kelbecer ilçeleri de Ermenistan işgali altında kalıyor...


İşte 1988 -1994 yılları arasında devem eden bu çatışmalar ‘’Birinci Dağlık Karabağ Savaşı’’ olarak tarihteki yerini alıyor…

Dağlık Karabağ probleminin iki temel ayağı

1992 yılından beri Ermenistan işgali altındaki Dağlık Karabağ probleminin iki temel ayağı bulunuyor: Birincisi, yaklaşık alanı 4400 km. kare olan Yukarı Karabağ Bölgesi oluyor. Diğerini ise bu bölgenin etrafındaki yine Ermenistan işgali altındaki yedi kent (reyon) merkezi ve yaklaşık 250 köy teşkil ediyor. Bu bölgelerin tamamı 1992 yılından beridir Ermenistan işgali altında bulunuyor.

Bir başka deyişle, uluslararası mahkemeler ile BMGK kararları uyarınca Azerbaycan toprağı olarak kabul edilen Karabağ bölgesi, Azerbaycan'ın 1991'de bağımsızlığını ilan etmesinin hemen ardından yasadışı Ermeni gruplar tarafından işgal ediliyor. Bu işgal de sorunun temel kaynağı oluyor…

Bu sorunun çözümü için AGİT bünyesinde 1992 yılında eşbaşkanları ABD, Fransa ve Rusya olan Minsk Grubu kuruluyor. Ancak Minsk Grubunun çeşitli barış girişimlerine rağmen bir sonuç alınamıyor…

Nisan 2016 olayları

1994 yılında imzalanan ateşkes bu şekilde 2016 yılı Nisan ayına kadar sürüyor. 2016 yılında 1 Nisanı, 2 Nisana bağlayan gece ve 27-28 Nisan günlerinde Ermenistan Silahlı Kuvvetleri sınır hattında Azerbaycan birliklerine ve sivil halka saldırıyor. Saldırı sonunda Azerbaycan tarafından Ermeni birlikleri önce geri püskürtülüyor sonra da Azerbaycan birlikleri 25 yıl aradan sonra ilk kez toprak kazanımı elde ediyor…

2016 yılı Nisan ayında yaşanan bu dört günlük bir gerginlik, bu ateşkesten sonra o güne kadar yaşanan en şiddetli çatışma oluyor. O günden sonra iki ülke arasındaki gerginlik sürekli artıyor…

Temmuz 2020, Tovuz bölgesine yapılan Ermeni saldırısı

12 Temmuz 2020 tarihinde sıcak çatışma ile iki ülke yine birbirleriyle karşı karşıya geliyor. Bu çatışma, Ermenistan’ın Azerbaycan’ın Tovuz bölgesine saldırı ateşi açmasıyla başlıyor. Bu saldırılarda Azerbaycan’ın birisi tuğgeneral olmak üzere 12 askeri şehit oluyor.

Genelde çatışmalar daha çok Karabağ bölgesinde olurken bu sefer Ermeni saldırısı alışılmışın dışında Karabağ bölgesinin 200 km kuzeyinde bulunan Tovuz bölgesinde gerçekleşiyor. Tovuz Bölgesi; Türkiye ve Azerbaycan’ın önemli ulaştırma ve enerji projelerinin geçiş noktası üzerinde bulunuyor. Bakü-Tiflis demiryolu buradan geçiyor.  Bakü-Tiflis petrol boru hattı buradan geçiyor… Güney Kafkasya boru hatları buradan geçiyor… Ermenistan’ın bu stratejik bölgeye saldırması tabii ki tesadüf olmuyor…

Bu saldırının hemen ardından Türkiye ile Azerbaycan arasında Azerbaycan’da ortak bir askerî tatbikat yapılıyor…

İkinci Dağlık Karabağ Savaşı

27 Eylül 2020 günü Ermenistan ile Azerbaycan arasında Dağlık Karabağ’da başlayan çatışmalar sonucu Azerbaycan Ordusu 1992 yılından beridir Ermenistan tarafından işgal altında bulunan Dağlık Karabağ ve civarındaki işgal altındaki topraklarını kurtarmak için ilerlemeye başlıyor…


Ateşkes görüşmeleri

Çatışmalar esnasında Rusya’nın arabuluculuğu altında 09 Ekim 2020 tarihinde Rusya, Ermenistan ve Azerbaycan dışişleri bakanları arasında Moskova’da ateşkes görüşmeleri yapılıyor.. Bu görüşmelerde Ermenistan tarafı; Dağlık Karabağ bölgesi dışında işgal altında bulunan bu yedi reyonun önce beşini, sonra ikisini boşaltma kararını ve Dağlık Karabağ’ın statükosunu da ayrıca değerlendireceklerini ileri sürüyor… .

Azerbaycan ordusunun ilerlemesi

Bu teklif açıkça bir oyalama taktiği oluyor. Görüşmelerden sonuç alınamayınca Azerbaycan ordusunun ilerlemesi devam ediyor. 08 Kasım 2020 tarihine kadar Azerbaycan ordusu Yukarı Karabağ civarındaki dört kent (reyon) merkezi, üç kasaba ve 250 civarında köyü Ermenistan işgalinden kurtarıyor. .

08 Kasım 2020 günü ise Şuşa kurtarılıyor. Şuşa, Yukarı Karabağ bölgesinde kurtarılan ilk kent oluyor. Ayrıca Şuşa stratejik konumu nedeniyle Yukarı Karabağ bölgesinin en önemli kenti oluyor… Şuşa, uluslararası tanınırlığı olmayan sözde Yukarı Karabağ Ermeni yönetimimin başkent ilan ettiği Hankendi’ye on km. mesafede bulunuyor… Şuşa’yı kontrol eden Dağlık Karabağ’ı kontrol ediyor… Öyle ki uluslararası tanınırlığı olmayan sözde Yukarı Karabağ Ermeni yönetimimin liderlerinden Arayik Harutyanyan, Şuşa’yı kastederek ‘’Düşerse Karabağ düştü demektir’’ diyor… Şuşa’nın kurtarılması ile Azerbaycan, Ermenistan karşısında hem askerî hem politik hem de psikolojik bir üstünlük sağlıyor…

İşte 2020 yılında yaşanan bu çatışmalar ise ‘’İkinci Dağlık Karabağ Savaşı’’ olarak tarihteki yerini alıyor ve “İkinci Dağlık Karabağ Savaşı” da Azerbaycan’ın kesin bir zaferi ile sonuçlanıyor.



Rusya çatışma süresince neden sessiz ve tepkisiz kalıyor

Bu savaşın sonuna kadar Rusya hep sessiz ve tepkisiz kalıyor. Buna neden olarak Ermenistan yönetiminin Batı ve ABD yanlısı olması nedeniyle Rusya’nın Ermenistan’a bir ders vermesi ve Azerbaycan karşısındaki yenilgi neticesinde ABD yanlısı yönetimi Ermenistan yönetiminden uzaklaştırmak istemesi olarak yorumlanıyor. Bu gerekçe doğru oluyor ancak yeterli bulunmuyor…

Azerbaycan yönetiminin başarısı

Bu zaferde Azerbaycan yönetiminin de uzun yıllardır inşa ettiği diplomasi ayağını kullanarak başarı sağlaması yatıyor… Bu şekilde Azerbaycan yönetimi, özellikle Ermeni diasporasının çok yoğun ve etkili olduğu ve aynı zamanda Minsk grubu eşbaşkanları olan Rusya, Fransa ve ABD’nin çatışma süresinde sessiz ve etkisiz kalmalarını sağlıyor.

Ayrıca Azerbaycan yönetimi hayati önemdeki iki konuda başarılı oluyor: Birincisi, Azerbaycan, her türlü Ermenistan kışkırtmasına ve Ermenistan’ın Azerbaycan şehirlerini ve sivil halkı hedef alan saldırılarına cevap vermiyor. İkincisi ise Azerbaycan yönetimi bu çatışmayı uluslararası arenaya etnik temelli bir Ermeni – Azerbaycan Türkü çatışması olarak değil de bir hak, hukuk ve adalet temeline oturtarak taşıyor…

Bu başarıda Türkiye’nin rolünü de zikretmek gerekiyor… Türkiye Azerbaycan’a sağladığı siyasi ve askeri desteğinin yanı sıra Türkiye’nin son yıllarda Rusya ile kurduğu siyasi ilişkiler de bu başarıda rol oynuyor.

Ateşkes Anlaşması

Azerbaycan Ordusunun 08 Kasım 2020 günü Şuşa’yı geri almasının ardından Hankendi’ye doğru ilerlemesi beklenirken, 10 Kasım 2020 günü Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, "Bugün Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki Dağlık Karabağ sorununa son verildi" açıklamasıyla Ermenistan ile bir ateşkes anlaşması yapıldığını duyuruyor. Rusya, 2020 sonbaharında, altı hafta süren çatışmaları sona erdirmek için ateşkese aracılık ediyor. Dolayısıyla bu anlaşmaya ‘’Üçlü Protokol’’, ‘’Üçlü Anlaşma’’ veya ‘’Üçlü Bildiri’’ de deniyor..

Dağlık Karabağ Anlaşması:




Dağlık Karabağ Anlaşmasının maddeleri

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in duyurduğu ateşkes anlaşmasında şu maddeler yer alıyor:

* Azerbaycan ve Ermenistan kontrol ettikleri pozisyonlarda kalacaklar.

* Ermenistan işgali altındaki Kelbecer ilini 15 Kasım'a kadar, Ağdam ilini 20 Kasım'a kadar ve Laçin ilini ise 1 Aralık'a kadar Azerbaycan'a teslim edecek.

* Dağlık Karabağ'da temas hattında ve Laçin koridorunda Rus barış gücü bulunacak. Üç yıl içinde Ermenistan ile Hankendi arasındaki rota oluşturulacak. Rus askerleri bu rotanın korunması için yeniden konuşlandırılacak. Rus barış güçleri burada 5 yıl kalacak, tarafların itiraz etmemesi halinde ise bu süre otomatik olarak 5 yıl uzayacak.

* Taraflar esirlerini ve cenazeleri değiştirecek.

* Bölgedeki tüm ekonomik bağlantılar ve ulaştırma bağlantıları ise yeniden kurulacak.

* Azerbaycan'ın batı illeri ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti arasındaki ulaşım koridoru da açılacaktır.

 *Tarafların ateşkese uymasını denetlemek amacıyla bir mekanizma oluşturulacak.

* Ermenistan ordusu, geri çekilmesini Rus askerlerinin denetiminde yapacak.

* Yerinden edilmişler, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğinin kontrolünde Dağlık Karabağ ve etrafındaki bölgelere dönecek.

Dağlık Karabağ Anlaşmasının kısa bir değerlendirmesi

Bu anlaşma ile Rusya, Ermenistan'ı Dağlık Karabağ'a bağlayan Laçin koridoruna 2.000 barış gücü askeri konuşlandırıyor..

Anlaşma kapsamında Erivan, onlarca yıldır kontrol ettiği toprakların büyük bölümünü terk ediyor…

Bu anlaşma Ermenistan’da infiale ve protestolara yol açıyor… Azerbaycan ve Türkiye’de de bu anlaşmayı beğenmeyenler, yetersiz bulanlar oluyor... 

Tabii ki kazanan Rusya oluyor… Güney Kafkasya’da Rusya’yı dışlayarak hiçbir sorun çözülemiyor… Ancak reel politik olarak bakıldığında bu anlaşma ile Azerbaycan, azami kazanç elde ediyor… Bu anlaşmanın açık ve net iki kaybedeni bulunuyor: Ermenistan ve Fransa… Fransa’nın sorunun başından sonuna kadar uzaktan mırıldanmaları hariç hiçbir etkisi olmuyor…

Zengezur Koridoru



Anlaşmasının 9. maddesi uyarınca, Azerbaycan ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti arasında bağlantıyı kuracak olan Zengezur Koridoru'nun inşası konusunda mutabık kalınıyor. Koridor Ermenistan topraklarında kalıyor. Ayrıca koridorun güvenliği de Rusya Federasyonu Federal Güvenlik Servisi (FSB) Sınır Muhafıza Servisi tarafından sağlanması planlanıyor.

Zengezur Koridoru, Azerbaycan’ın yanı sıra Türkiye ile Orta Asya’yı ve Çin’i, hatta Ermenistan’ı birbirine ve Avrupa’ya bağlama potansiyeli olan stratejik bir proje olarak değerlendiriliyor...

Bu anlaşmada bardağın boş tarafları da bulunuyor ancak Azerbaycan bardağın dolu tarafına odaklanması gerekiyor… İşin içinde Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak da bulunuyor. Azerbaycan’ın kazandıklarına odaklanması gerekiyor. Azerbaycan’ın, 28 yıl sonra savaşarak kurtarılan vatan toprakları bulunuyor. Kurtarılan Şuşa bulunuyor… Kurtarılan yedi reyon üç kasaba bulunuyor. Mermi dahi atmadan, bir damla kan dökmeden bu anlaşma ile kurtulan Laçin, Kelbecer ve Ağdam reyonları bulunuyor. Kurtarılan 250 köy bulunuyor… Ve en önemlisi Azerbayca'dan Nahçıvan’a açılan bir Zengezur koridoru bulunuyor… Bu koridor sayesinde Azerbaycan, Nahçıvan üzerinden Türkiye'ye bağlanıyor… Bu koridor sayesinde Hazar üzerinden Orta Asya Türk Cumhuriyetleri Türkiye'ye bağlanıyor… Azerbaycan’ın askeri bir zaferi bulunuyor. Azerbaycan’ın kazandığı bir özgüven bulunuyor. Azerbaycan’ın kazandığı “ordu, millet ve devlet” bütünlüğü ve uyumu bulunuyor…

2023 yılında yaşanan olaylar

İkinci Karabağ savaşının ve Dağlık Karabağ anlaşmasının üzerinden üç yıl geçiyor… Bu süre içerisinde gerginlik hiçbir şekilde bitmiyor. Uluslararası arabuluculuklarla yürütülen barış görüşmelerinde ise ilerleme sağlanamıyor… Ancak bu üç yılın ardından 2023 yılının son çeyreği hareketli oluyor…

2023, Mayıs

Paşinyan, 2023 yılı Mayıs ayında Ermenistan'ın Dağlık Karabağ'ı Azerbaycan'ın bir parçası olarak tanıdığını söylüyor…

2023, Eylül

09 Eylül 2023

Karabağ'daki gayrimeşru Ermeni güçleri, kontrolündeki topraklarda 9 Eylül 2023 tarihinde sözde "cumhurbaşkanı seçimi” düzenliyor…

Azerbaycan yönetimi ise olayı kınayarak Karabağ'da Ermeni güçlerinin kontrolündeki topraklarda düzenlenen sözde seçimi "ülkenin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saldırı niteliğinde bir hareket" olarak nitelendiriyor…  

İki ülke arasında barış görüşmelerine aracılık eden AB ve ABD oylamanın gayrimeşru olduğunu bildiriyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, Azerbaycan'a bağlı Karabağ'da, Ermeni güçlerinin kontrolündeki topraklarda yapılan sözde "cumhurbaşkanı seçimini" tanımadığı açıklıyor…

Karşılıklı suçlamalar

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, 2023 yılı Eylül ayı başlarında, Bakü'yü Dağlık Karabağ yakınlarına asker yığmakla ve bölgeyi Ermenistan'a bağlayan ve Rus barış güçleri tarafından korunan tek yol olan Laçin koridorunu kapatarak Dağlık Karabağ'da insani bir krize yol açmakla suçluyor. 


Azerbaycan ise Ermenistan’ın "etnik-Ermeni ayrılıkçı güçleri devlet bütçesinden finanse etmeye devam etmekle" suçluyor. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in dış politika danışmanlarından Hikmet Hacıyev "Ermenistan yönetiminin son dönemdeki bazı eylemleri barış sürecine ciddi zarar verdi" diye açıklamada bulunuyor. Hacıyev, özellikle Paşinyan'ın 2 Eylül 2023 tarihinde Dağlık Karabağ'ın bağımsızlık günü dolayısıyla gönderdiği ve Bakü'nün öfkesine yol açan kutlama mektubuna atıfta bulunuyor. Erivan'ı Bakü'deki merkezi hükümet ile Stepanakert'teki ayrılıkçılar arasındaki "diyalog girişimlerini engellemekle" suçlayan Hacıyev, "9 Eylül'de Dağlık Karabağ'da sözde 'başkanlık seçimlerinin yapılması bir başka ciddi provokasyondu" ifadesini kullanıyor.

Azerbaycan’a göre Ermenistan, aradan geçen bu üç yıla rağmen hukuki sorumluluklarını yerine getirmiyor. Ermenistan ayrıca işgal kuvvetlerini anlaşmanın hilafına Karabağ’ın muhtelif bölgelerinde konuşlandırmaya devam ediyor. Ayrıca Ermenistan, işgali altında tuttuğu bu bölgelerden Azerbaycan ordusunun mevzilerine sistemli saldırılar düzenliyor. Ermenistan, bu işgal kuvvetlerini de sürekli olarak takviye ediyor. Yasadışı Ermeni gruplar, arazilere mayın döşüyor…

18 Eylül 2023

Operasyondan saatler önce Hocavent bölgesindeki bir yolda, Azerbaycan’a ait askerî bir araç mayına basıyor, iki asker şehit oluyor… Olay yerine giden polis aracı da yolda başka bir mayına basıyor bu sefer de yedi polis şehit oluyor. İki  Azerbaycan askeri de Ağdam'a yapılan saldırı da yaralanıyor…

Azerbaycan, mayınların bölgede konuşlandığı bilinen "Ermeni ayrılıkçı gruplar" tarafından yerleştirildiğini açıklıyor…

19 Eylül 2023

Bu gelişmeler üzerine, 19 Eylül 2023 günü, Azerbaycan 10 Kasım 2020 tarihinde imzalanan ateşkes anlaşmasının hükümlerini ihlal eden Ermeni kuvvetlerine karşı, Karabağ’da ‘’anayasal yapıyı yeniden tesis etmek’’ adına antiterör operasyonlarının başladığını resmen duyuruyor… Ermenistan Savunma Bakanlığı ise tüm suçlamaları reddederek ateşkes çağrısında bulunuyor…

Azerbaycan ordusu, operasyonda Karabağ’daki yasadışı Ermeni kuvvetlerine ait çok sayıda mevzi, sığınak ve askeri konvoyu imha ediyor. Azerbaycan Savunma Bakanlığı Sözcüsü Anar Eyvazov, operasyon kapsamında bölgede Ermeni silahlı kuvvetlerine ait 90'dan fazla mevzinin Azerbaycan ordusunun kontrolüne geçtiğini, Ermeni silahlı kuvvetlerine ait 20 askeri aracın, 40'tan fazla topçu bataryasının, 30'dan fazla havan topunun, 2 adet füze sisteminin ve 6'dan fazla iletişim istasyonunun imha edildiğini açıklıyor…

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, bölgedeki Ermeni silahlı güçlerinin silah bırakması ve silahsızlandırılması halinde operasyonun durdurulacağını açıklıyor…

20 Eylül 2023

Operasyonun başlamasından bir gün sonra, 20 Eylül 2023 tarihinde Rusya'nın arabuluculuğunda, "çatışmaların tamamen durdurulmasına" yönelik bir anlaşmaya varılıyor… Anlaşma şartlarına göre Karabağ'daki sözde yönetim silahsızlanmayı, mevzileri terk etmeyi ve bölgenin Azerbaycan hükümetine entegrasyonu konusunda görüşmelere başlamayı kabul ediyor…

Anlaşmanın ardından yapılan açıklamalar

Çatışma esnasında ve anlaşmanın ardından taraftarlarca aşağıdaki açıklamalar yapılıyor:


Azerbaycan

Bakü yönetimi; "Karabağ'daki silahlı oluşumlarının dağıtılması ve tamamen silahsızlandırılması konusunda anlaşmaya varıldığı, bölgedeki yasa dışı Ermeni silahlı güçlerinin feshedildiği ve tüm silah, mühimmat ve ağır araçların Azerbaycan ordusuna teslim edileceği" açıklaması yapılıyor… Yani Bakü yönetimi kısaca "Karabağ'da ana hedeflerimize neredeyse ulaştık" diyor. Açıklamada ayrıca, "yasadışı Ermeni silahlı grupların Karabağ’dan çıkarılma sürecinin Rus barış gücü ile koordineli bir şekilde yürütüleceği" ifade ediliyor…

Ermenistan

Bu anlaşmanın ardından Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Azerbaycan'la Karabağ konusunda savaşmayacakları ancak Dağlık Karabağ'da da etnik temizliğe de izin vermeyecekleri açıklamasını yapıyor. Açıklamasının devamında Paşinyan, "Ermenistan'ın ateşkes anlaşmasının oluşturulmasına yönelik süreçte hiçbir şekilde yer almadığını" söylüyor. Paşinyan, "Yaşananları not ediyoruz, gelişmeleri takip etmeye devam edeceğiz. Bu konuda söyleyeceklerimiz varsa mutlaka paylaşacağız. Çatışmalar tümüyle bitmedi. Askeri durumdaki tırmanmanın devam etmeyeceğini umuyoruz" diyor…

Türkiye

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile bir telefon görüşmesi yaptığı Azerbaycan Savunma Bakanı Zakir Hasanov’a  "Türkiye’nin her zaman olduğu gibi bugün de Azerbaycan’ın yanında olduğunu'' ifade ediyor…


Dışişleri Bakanlığı; "Azerbaycan’ın Karabağ bölgesinde bulunan gayrimeşru Ermeni silahlı unsurlarca Azerbaycan ordusu mensuplarına ve güvenlik görevlilerine yönelik uzun süredir devam eden silahlı saldırılar ve provokasyonlara karşı, Azerbaycan ordusu tarafından bugün (19 Eylül) münhasıran askeri unsurların hedef alındığı bir anti-terör operasyonu başlatılmıştır" açıklamasını yaparak ardından "Azerbaycan, kendi egemen toprakları üzerinde gerekli gördüğü tedbirleri almak durumunda kalmıştır" diyor…

Rusya

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova; “Rus tarafı, ısrarla çatışmanın taraflarını kan dökülmesini durdurmaya, hızla askeri eylemleri sona erdirmeye, siyasi ve diplomatik çözüm yoluna dönmeye çağırıyor” açıklamasında bulunuyor. Açıklamanın devamında Rusya’nın tarafsızlığı vurgulanıyor ve Rusya’nın çatışmalara müdahalede bulunmayacağı ifade ediliyor.

Ayrıca Moskova'nın Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, Ermenistan'ın Karabağ konusunda Rusya'ya yönelik suçlamalarına tepki göstererek, "Bize yöneltilen bu tür suçlamalar kesinlikle asılsız ve dayanaksızdır. Hukuki açıdan Azerbaycan'ın kendi topraklarındaki eylemleri söz konusudur" açıklamasında bulunuyor. Peskov, açıklamasının devamında şunları söylüyor: "Şu anda arşivler açısından önemli bir başka husus da Paşinyan'ın, Azerbaycan'ın 1991 itibarıyla sahip olduğu toprakları tanımasıdır. Bu, Ermeni tarafının Karabağ'ı, Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olarak tanıdığı anlamına geliyor. Özellikle Ermeni tarafının Karabağ'ı Azerbaycan'ın bir parçası olarak tanıma yönündeki resmi kararından sonra, bize yönelik bu tür serzenişleri kabul etmiyoruz..."

İran

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, yaptığı açıklamada; "İran olarak Karabağ’ı Azerbaycan toprağı olarak görüyoruz. Orada yaşayanların hukuku ve güvenliği bu çerçevede diyalog yoluyla çözülmelidir" ifadelerini kullanıyor.

ABD

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken yaptığı açıklamada Karabağ'da ateşkes çağrısında bulunarak, "ABD, Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ'daki askeri eylemlerinden derin endişe duymaktadır ve Azerbaycan'ı bu eylemlerini derhal durdurmaya çağırıyor. Bu eylemler Dağlık Karabağ'da zaten vahim olan insani durumu daha da kötüleştiriyor ve barış umutlarını baltalıyor" diyor…

Bu açıklamalardan da görüldüğü gibi Türkiye, Rusya ve İran açık ve net bir şekilde Azerbaycan'ı desteklerken ABD ise Ermenistan yanlısı ihtiyatlı bir dil kullanıyor...

Türkiye'deki muhalefet partilerine bir eleştiri

Türkiye 2023 yılı Cumhurbaşkanlığı Seçimlerine giderken seçim propagandaları esnasında ne ana muhalefet partisinden ne de diğer muhalafet partilerinden Azerbaycan'a yapılan devlet desteğinin devam edeceğine dair bir açıklama yapılmıyor... Bu anlattığım son Ermenistan tacizleri ve buna mukabil Azerbaycan'ın yaptığı "terörle mücadele operasyonu" hakkında da ne ana muhalafet partisinden ne de diğer muhalafet partilerinden Rusya kadar, İran kadar bile Azerbaycan'a bir destek açıklaması gelmiyor... Sanırım bu muhalefet partilerinin Türkiye'nin milli sorunları ile bir ilgisi bulunmuyor...

Sonuç

20 Eylül 2023 tarihinde yapılan anlaşma nihai bir anlaşma olmayıp bir ateşkes anlaşması oluyor… Ateşkes olması da iyi bir şey anlamına geliyor… Bu anlaşma ile öncelikle kan dökülmesine son, siyasi görüşmelere ise fırsat veriliyor… .

Şeyh Sâdî Şirâzî’nin bir deyişi bulunuyor:

"Be-merdî ki mülk-i ser-â-ser zemîn
neyrezed ki hûnî çeked ber zemîn"

(Baştan başa bütün dünya, bir damla kanın yere dökülmesine değmez)

Keza Azerbaycan’ın ulusal şairlerinden İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi mezunu şair Hüseyn Cavid de Sâdi gibi şöyle diyor:

‘’Kesse her kim cahanda kan izini
Kurtaran dahi odur, yeryüzünü’’

Bu anlamda artık kan dökülmeyeceği bekleniyor. Bu sürenin barışa fırsat vermesi bekleniyor....

Nihai çözüm


200 yıldır devam eden Dağlık Karabağ sorununun birden bire bütünüyle çözüleceği de beklenilmemesi gerekiyor… 

Ancak çözümün olması için de illa ki savaş olması gerekmiyor... Ama hep daha uzun vadeli bir çözümün hayal edilmesi gerekiyor: Güney Kafkasya’da, Rusya ve Türkiye’nin öncülük edeceği Azerbaycan (Nahçıvan dâhil), Gürcistan ve Ermenistan arasında bir “ekonomik işbirliği bölgesi“ oluşturulması gerekiyor. Bu düşünce şu an için mümkün değilse de gelecek için tasarlanması gerekiyor… Sürekli düşmanlık ve gerginlik kimseye de fayda sağlamıyor… Böyle bir durum hem bölge ülkelerine hem de bölge halklarına zarar veriyor… Sürekli gerginlik ve çatışma hali her daim emperyal güçlerin iştahını kabartıyor… Olan da bölge ülkelerine ve bölge halklarına oluyor…


Savaşların, nihai barışı tesis etmek için yapılması gerekiyor... Barışa son veren bir barış gerçek anlamda barış olmuyor... Barış anlaşmalarının gelecekteki savaşlara neden olacak şekilde yapılmaması gerekiyor… Barışın en kısa yolu da ekonomik, ticari ve sonunda da siyasi işbirliğinden geçiyor... 

Ancak bu tür bir çözümün olması için taraftarın yapısında ve karakterinde işbirliği ve uzlaşmacı bir tavrın bulunması gerekiyor... Özellikle Ermenistan tarafında işbirliğinin ve uzlaşmanın zerresi bulunmadığı gözüküyor...  Yukarıda anlattığım tarihi süreç zaten Ermenistan'ın bu özelliğini doğruluyor.... İngiliz Kraliyet Akademisinden John Keegan bir kitap yayınlıyor: ‘’Die Kultur des Krieges’’ (Rowolt Tb. 2007) John Keegan, kitabında şu tezi ileri sürüyor: ‘’Savaş, toplumun kültürü tarafından şekillendiriliyor. Çatışma kültürünün hâkim olduğu toplumlarda savaş kaçınılmaz oluyor.’’ İşte bu nedenle sorunun nihai çözümü için Azerbaycan, bir otuz yıl daha beklemeyecek şekilde ekonomik, politik, diplomatik ve askerî yönden uzun vadeli, uzun soluklu ve çok yönlü bir mücadeleye hazırlanması gerekiyor…

Arz ederim…


Osman AYDOĞAN



Yorumlar - Yorum Yaz