• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam489
Toplam Ziyaret738618

Enişteler bizi niye öpüyor?

Enişteler bizi niye öpüyor?

Osman AYDOĞAN, 18 Şubat 2013

Biliyorsunuz; Başbakan daha düne kadar ne diyordu: (partisinin ileri gelenlerinin TSK’ni aşağılayan demeçlerini saymıyorum)
“ Ben bu davanın savcısıyım.”
“ Çeteleri temizliyoruz.”
“ Vesayeti kaldırıyoruz.” 

Başbakan bugün ne diyor:
“ Elinde kesin hükümler yok da sen yüzlerce subayı astsubayı örgüt elemanı olarak veya örgüt kuran olarak hele hele Gnkur. Bşk.nı kalkar da bu şekilde değerlendirirsen burası silahlı kuvvetlerin moral değerlerini alt üst eder. O zaman terörle nasıl mücadele edecek bu insanlar. TSK’nın terörle mücadelesine darbe vuruyor. Oralara gönderecek subay kalmıyor.”

Başbakan bugün ne yapıyor? Hastanede E. Org. Ergun Saygun’u ziyaret ediyor.

ABD daha düne kadar bu davaların (Ergenekon, Balyoz vs.) destekçisi iken durduk yerde askerlerin savunucusu oldu. Baksanıza ABD elçisi Ricciardone ne diyor: 
“Askerî liderleriniz terörist gibi hapse kondular. Profesörler, eski YÖK Başkanı demir parmaklıklar arkasında. Tam anlaşılmayan 16 yıl önceki çalışmalarla ilgili belirsiz suçlamalarla hapse konuldular.’’
Yine durduk yerde gazetelerde bir haber; ‘’Yargıtay’daki Balyoz davası hızlandırılacak.’’
Ve Hükümet içeride ihanet damgası yemeğe razı olacak kadar da PKK ile müzakere aceleciliği içerisinde…
Neden dersiniz?
***
Bizler yandaş medya sayesinde ‘’et’’ ve ‘’top’’ fotoğrafları ve haberleriyle boğuluyoruz. Galatasaray Üniversitesi yanınca Sneijder’e bir şey olmamış diye vatandaşımız şükreder hale getirildi…
Bu eniştelerin öpücüğünü merak edecek yandaş olmayan basında bile iç politik mülahazalar dışında kayda değer bir yorum da yok…
Ancak yabancı basın takip edildiğinde ne görüyoruz? Gerçek gündemi.

Bu sıralar neye yoğunlaştılar, dünyanın gerçek gündem nedir biliyor musunuz?
Ortak yorum şu ki; bu sene içinde İran nükleer programını tamamlıyor. ABD ya görüşmeler yoluyla İran’ı ikna ederek bu programı durduracak ki buna imkân ve ihtimal vermiyorlar ya da ABD İsrail ile beraber bu yıl içinde İran’ı vuracak…
Genel kanı bu: ABD bu yıl içinde İran’ı vuracak…
ABD İran’ı Teksas’tan mı vuracak? 
Tabii ki değil, İncirlikten vuracak.
***
Hatırlıyor musunuz, Malatya’ya ABD’ye ait radar tesisi geçen sene ABD tarafından kuruldu. Suriye bahane edilerek bu radarı ve muhtemel ABD & İsrail ve İran savaşında ana üs durumunda olacak olan İncirliği koruyacak Patriot bataryaları getirildi. Muhtemel bir ABD & İsrail - İran savaşında İran tarafında yer alamasın diye de Suriye karıştırıldı…
***
İran ne bir Irak’tır, ne bir Libya’dır ne de bir Suriye’dir…
İran’ın tarihten gelen köklü bir devlet geleneği ve sağlam bir sosyal dokusu vardır…
Osmanlı bile 1639’dan beri İran’a bulaşmadı.
ABD’nin İran’ı vurması demek Türkiye’nin İran’la savaşması demek…
İyi de İran’la savaşacak ordu nerede, tecrübeli komutanlar nerede, pilotlar nerede…
Anlıyorsunuz değil mi?
***
Ricciardone bizi niye öpüyor? ABD’nin İran ile olan savaşında yanında güçlü bir müttefik lazım…
Başbakan neden askerlerin avukatlığına soyunuyor?

Daha düne kadar savcısıydı, sevdiğinden mi?

ABD yanında İran’a karşı savaşacak asker, ordu, tecrübeli komutan, pilot lazım…
Hükümet içeride ihanet damgasını yeme pahasına PKK ile müzakerede. Neden?

İran ile savaşta bölgenin sükûn bulması lazım…
Madem ekonomi iyiye gidiyor bu kadar vergiler, zamlar niye?

Muhtemel bir savaşta para lazım…
***
Tabii ki Türkiye – İran savaşı öyle kolayca çıkacak bir savaş değil.

Ancak bu iddia Türkiye’nin tek başına karar vermesi durumunda doğru.

Ancak Lucius Annaeus Seneca’nın söylediği gibi hayat ileriye doru yaşanır ancak geriye doğru anlaşılır.
Geriye baktığımızda 1914 ortalarında Osmanlının Birinci Dünya Savaşına girmesinin imkân ve ihtimali yoktu… Hem de Almanya safında girmesine hiç ihtimal yoktu…
Bildiğiniz gibi dost ve müttefikimiz (!) Almanya bastırdı ve Osmanlı hiç de hazır olmadığı ve de istemediği halde kendisini Birinci Dünya Savaşının ortasında buluverdi…
1917 ortalarında Ruslar Sivas’a merdiven dayadığında Almanların Enver Paşa üzerindeki; ‘’bu harbin neticesi Orta Avrupa’da alınacak’’ diye ikna ve baskısı sonucu Galiçya’ya bir kolordu, Dobruca ve Makedonya’ya da birer tümen gönderildi, Alman saflarında Ruslara karşı harp etsinler diye…
Akif’in söylediği gibi tarihten hiç de ders alınmadığı için Üçüncü Paylaşım Savaşı öncesi tarih birebir tekerrür ediyor.
Birkaç farkla ki; Osmanlı yerine Türkiye Cumhuriyetini, Almanya yerine ABD’ni, İttihat ve Terakki yerine AKP’yi ve Enver Paşa yerine de Tayyip Paşa’yı koyarak…
Şu anda değişen ne?
21’inci yüzyıldaki İslam dünyasına yapılan ABD öncülüğündeki modern Haçlı seferlerine en büyük desteği kim veriyor? (‘’Haçlı seferi’’ tabiri bana ait değil, bu tabiri bizzat Üçüncü Haçlı Seferi Kumandanı Richard the Lionheart, pardon Onuncu Haçlı Seferi Kumandanı George Bush söyledi.)

Müslüman Irak parçalanırken, masum Iraklı Müslümanların başına bombalar yağarken, Iraklı Müslüman kadınlar tecavüze uğrarken en büyük desteği kim veriyordu. Haçlı Ordusunun askerleri ülkelerine sağ salim dönsün diye hangi ülkenin başbakanı dua okuyordu?
‘’NATO’nun ne iş var Libya’da?’’ diye kükrerken hemen ertesi günü Libya Haçlı Seferine ABD’den sonra en büyük deniz ve hava gücünü hangi ülkenin hükümeti gönderiyordu?
Daha düne kadar Suriye ile ortak bakanlar kurulu toplantısı yaparken birdenbire Suriye Haçlı Seferini Haçlılar adına hangi Müslüman ülke tek başına götürmeye başladı?
Afganistan Haçlı Seferinde ABD’den sonra en büyük gücü kim gönderdi? Hem de kendileri de Müslüman olduğu için Afgan direnişini kırma pahasına!
Muhtemel İran Haçlı Seferine desteği ABD Uganda’dan mı alacak?
İran’ı bombalayacak ABD uçakları Teksas’tan mı havalanacak İncirlik dururken?

Irak’ı vuran ABD uçakları Ohio eyaletinden mi havalanmıştı? 
Bütün Alman gazeteleri eğer İran – ABD görüşmeleri sonucu İran nükleer programını durdurmazsa ABD’nin İsrail’le beraber bu yıl içerisinde İran’ı vurabileceğini yazıyor. 
Enver Paşa, pardon Tayyip Paşa en sadık müttefiki ABD’nin isteklerine hayır mı diyecek? Müneccim olmaya, uluslararası ilişkilerde uzman, dâhi olmaya gerek yok ki Afganistan, Irak, Libya ve Suriye hadiseleri Enver Paşanın ABD’ye ne cevap vereceğini, ne diyeceğini göstermiyor mu?

***
Bir başka açıdan bakarsak:
İsrail’in baş düşmanı ve Filistin’in en büyük destekçisi Saddam’lı Irak idi…
ABD Saddam’ı ve Irak’ı yok ederken ABD’ye en büyük desteği AKP Hükümeti sağladı. Dolayısı ile AKP Hükümeti İsrail’in baş düşmanının ortadan kaldırılmasında en büyük katkıyı sağlamış oldu.
İsrail’in ikinci baş düşmanı ve Filistin davasının yılmaz savunucusu Kaddafi idi…
ABD tarafından Kaddafi ortadan kaldırılırken ABD’ye yine en büyük desteği AKP Hükümeti verdi. Dolayısı ile AKP Hükümeti İsrail’in ikinci baş düşmanının da ortadan kaldırılmasında en büyük katkıyı sağlamış oldu.
İsrail’in yine en büyük düşmanlarından birisi de Suriye idi. Suriye’ye karşı İsrail’in bile cesaret edemediği düşmanlığı şimdi AKP Hükümeti yapıyor.

Bir de pek bir kimsenin dile getirmediği bir husus var: 2006 yılında Lübnan’ın güneyine (İsrail’in kuzeyine) kuvvetli bir Türk istihkâm birliği gönderildi. Bu kuvvet halen Lübnan güneyinde bulunmaktadır ve görev süresi de her altı ayda bir TBMM’inde uzatılmaktadır.
Her gün Güneydoğu’da mayına basan askerlerimizi şehit verirken mayın temizleme kabiliyeti olan bu istihkâm birliği Lübnan’dan sızıp İsrail’e saldıracak olan Hamas’a karşı İsrail’i korumaktadır.
Şimdi aklı ve izanı olan birisinin gelip de şu meşhur ‘’One minute’’ kayıkçı kavgasının ne olduğunu izah etmesi gerekir.

Sayın Başbakan’ın bir de unvanı var: İslam dünyasında ‘’Yahudi Üstün Cesaret Madalyası’’nı alan tek Müslüman devlet adamı! Bu madalyanın bir de tek olma özelliği var; Yahudi olmayan bir tek kişiye verilmiştir.

İsrail durduk yerde mi bu madalyayı verdi sanıyorsunuz?

***
Şimdi İsrail’in ve ABD’nin bölgede tek düşmanı kaldı; o da İran
Muhtemel bir İran – İsrail & ABD savaşında İsrail’i korusun diye Malatya’ya radar ve bu radarı korusun diye Malatya’ya ve İncirlik üssünü korusun diye de İncirlik’e Patriot füzeleri yerleştirilmedi mi?

ABD istedi de bu Hükümet neye hayır dedi ki?

Irak tezkeresi için ‘’Tezkereyi ABD istedi, biz de çıkardık’’ diyen Başbakan değil miydi?

ABD, İran Haçlı Seferi için Türkiye’den katkı istediğinde bu Hükümet hayır mı diyecek? Yukarıda anlatılanlar görünen köyün kılavuz istemediğin göstermiyor mu?

***
1095-1270 yılları arasında yapılan dokuz Haçlı Seferinde haçlı ordularına hiçbir Müslüman ülke yardım etmedi… Bu dokuz Haçlı Seferine karşı koyanlar, onları hezimete uğratanlar Türk’tüler. Bu onuncu Haçlı Seferine ise tarihin bir cilvesi olarak en büyük desteği sağlayan ise kendilerini herkesten daha Müslüman olduklarını iddia edenlerin yönetimindeki Kılıç Arslan’ların torunları olan Müslüman Türkiye olmaktadır.

***       
Tarih hiç ama hiç affetmiyor. Başbakan yakın bir gelecekte Pers (İran) Kralı Darius karşısında bu topraklarda yaşayan Lidya Kralı Krezüs gibi ‘’Solon, Solooooon’’ diye feryat etmekten korkuyor…

***
Anlıyorsunuz değil mi enişteler bizi neden öpüyor…
Aslında gelin Asaf Hâled Çelebi’nin Mârâ isimli şirinde söylediği gibi yapalım:
’’Bilmemek bilmekten iyidir. Düşünmeden yaşayalım Mârâ.’’

Osman AYDOĞAN


Yorumlar - Yorum Yaz