• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi7
Bugün Toplam618
Toplam Ziyaret890307

Türk Dili Kurultayları ve Dil Bayramı

Türk Dili Kurultayları ve Dil Bayramı

26 Eylül 2020

“Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek istiklalini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır’’ düşüncesinde olan. Mustafa Kemal Atatürk, Birinci Tarih Kurultayı çalışmalarının sürdüğü 10 Temmuz 1932 gecesi, Çankaya Köşkünde birlikte olduğu dil ve tarih uzmanlarına; ‘’Dil işlerini düşünecek zaman da gelmiştir. Ne dersiniz?’’ diye sorar. Bu öneri sevinçle karşılanınca Mustafa Kemal Atatürk düşüncesini şu sözlerle açıklar: “Öyle ise Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti gibi bir de ona kardeş dil cemiyeti kuralım. Adı Türk Dili Tetkik Cemiyeti olsun.” 

Hükümete başvuru yapılır ve 12 Temmuz 1932’de ‘’Türk Dili Tetkik Cemiyeti’’ (Türk Dil Kurumu) kurulur. Kurumun başkanı Samih Rıfat, genel yazmanı Ruşen Eşref Ünaydın olur. Yakup Kadri Karaosmanoğlu ile Celal Sahir Erozan da kurucu üyeleridir.  Cemiyet nizamnâmesinin 3. maddesine göre Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal koruyucu başkandır. 

Birinci Türk Dil Kurultayı

Türk Dili Tetkik Cemiyeti, 26 Eylül 1932 - 5 Ekim 1932 tarihleri arasında İstanbul’da Domabahçe sarayında ‘’Türkçe Kurultay’’ adıyla 917 kişilik katılımla ‘’I. Türk Dili Kurultayı’’nı düzenler… Katılanlar arasında saz şairleri ve köylü kadınlar da vardır. Çünkü Mustafa kemal Atatürk dil çalışmalarına bizzat halkın katılmasını istiyordur. Bu maksatla da Birinci Türk Dili Kurultayı için yayınlanan bildiride kurultaya yalnız uzmanların, Türkçe edebiyat öğretmenleri ile yazarların değil, halktan da dileyenlerin katılması öngörüldüğü için, yayımlanan bildiride "Kadın erkek her Türk yurttaş Türk Dili Tetkik Cemiyeti üyesidir. Kendini kurultaya çağrılmış saymalıdır" diye ifade kullanılır. (Bu yöntem Oxford Sözlüğünün hazırlanması yöntemidir. Simon Winchester, ‘’Deli ve Dahi’’, Sabah Kitapları, 2000. Sitemde Oxford Sözlüğünün hazırlanmasını anlatmıştım)

Saz şairleri ile yeldirmeli köylü kadınların sergiledikleri görüntü toplantının ulusal niteliğinin simgesi sayılır. Fotoğraflarını yazımın sonuna ekliyorum...

Birinci Türk Dil Kurultayı’nda davetliler arasında dil bilimcilerin yanı sıra Abdülhak Hâmid (Tarhan), Sâmipaşazâde Sezâi, Halit Ziya (Uşaklıgil), Cenab Şahabeddin, Hüseyin Cahit (Yalçın), Hüseyin Rahmi (Gürpınar), Mehmet Emin (Yurdakul), Ahmed Hâşim, Ahmed Râsim, Falih Rıfkı (Atay), Yunus Nadi gibi şair ve yazarlar, gazeteciler, Türkçe’yi en sade konuştuğu düşünülen Yörük Türkmen aşiretlerinden temsilciler de yer alır…

Başkan Samih Rıfat, kurultayın açış konuşmasında, ‘’Kurultaydan amacın Türkçeyi ulusal dil düzeyine çıkarmak, yazı dili ile halk dili arasındaki ayrılığı gidermek’’ olduğunu belirtir ve ‘’bu amaca da ancak halkın katılımıyla ulaşılabileceğini söyler’’…

Kurultayda, Türk Dil Kurumu’nun tüzüğü üzerinde çalışılır. Tüzükte Derneğin amacı şöyle belirlenir: "Türk Dili Tetkik Cemiyetinin amacı, Türk dilinin öz zenginliğini meydana çıkarmak, onu dünya dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmektir."

Zaten Kurultayın da temel amacı Türk Dili'nin zenginliğini ortaya koymak ve onun dünya dilleri arasında hak ettiği yeri almasıdır.

Birinci Türk Dil Kurultayında alınan kararlar

On gün süren Kurultayda Türk Dili'nin kökeni, önemi, diğer diller ile olan ilişkisi üzerinde durularak şu kararlar alınır:

- Türkçe’nin Sumer, Eti gibi en eski dillerle, Hint-Avrupa ve Sâmî dillerle karşılaştırılması,

- Türkçe’nin tarihî gelişiminin araştırılması ve karşılaştırmalı dil bilgisinin yazılması,

- Bir Türkçe sözlük çıkarılması, lehçeler ve terimler sözlüklerinin hazırlanması,

- Halk dilinde ve tarihî metinlerdeki Türkçe kökenli sözlerin taranması ve yayımlanması,

- Türkçe’de söz türetme ilkelerinin belirlenmesi ve bu ilkelere uygun biçimde Türkçe köklerden yeni sözler türetilmesi, özellikle yazı dilinde kullanılan yabancı kökenli kelimelerin yerini alacak Öztürk’çe kelimelerin önerilmesi ve yaygınlaştırılması,

- Başka ülkelerde yayımlanan Türk diliyle ilgili yayınların toplanması, gerekli olanların Türkçe’ye çevrilmesi,

- Türk diliyle ilgili yazıların yer aldığı bir derginin çıkarılması, gazetelerde dil konularına özel bir sayfa ayrılması kurultayda belirlenen hususlardı.

On gün süren kurultay Ruşen Eşref’in şu konuşmasıyla biter:

‘’Bir davayı bütün gerçekliği ile göz önüne getirmek, onu zaman ve mekân içindeki yerine, sırasına koymak, beynin laboratuvarında inceden inceye elenip dokunmuş bu işin nasıl bir iş olduğunu görmek, göstermek, düşünceleri o iş etrafında bir araya toplamak, o işten çıkan neticeleri ilerisi için hedef edinmek: İşte Mustafa Kemalce düşünüş bu demektir. Mustafa Kemalce düşünmek demek, tahlil ve terkip etmek, şuurlaştırmak, nizamlaştırmak, sistem haline koymak demektir. Bu usul Çanakkale'den dil kurultayına kadar aynı hızı ve sırayı gösterir. Bu da bizim milli bilincimizi arttırır milli kültürümüzü ortaya koyar. Bizde her Türk vatandaşı gibi atalarımıza layık olarak milli mirasımızı sonsuza dek koruyacağız...’’

Kurultayın son gününde, her yıl 26 Eylülün derneğin Dil Bayramı olarak kutlanması önerisi oybirliği ile kabul edilir.

İkinci Türk Dil Kurultayı

İkinci Türk Dili Kurultayı, 18 Ağustos 1934'de toplanır. Burada da yine Türkçenin dünya dilleri arasındaki yeri ve 1932-1934 arasında yapılan çalışmalar tartışılır. Konu ile ilgili yabancı bilim insanları da bildiri sunarlar. Ayrıca söz derleme çalışmalarının kapsamı genişletilir ve folklor çalışmalarına da başlanılır. 1934'de ‘’Osmanlıca'dan Türkçe'ye Söz Karşılıkları Tarama Dergisi’’ yayınlanmaya başlanır. Yine dönemin gazete ve dergileri de öz Türkçe'nin önemini vurgulayan yazıları halk ile paylaşırlar.

1934’te yapılan II. Türk Dil Kurultayı’nda mevcut nizamnâmenin Türkçeleştirilmesi yolunda umumi merkez heyetine verilen yetki sonucunda cemiyetin adı önce ‘’Türk Dili Araştırma Kurumu’’na ve ardından ‘’Türk Dil Kurumu’’na dönüştürülür. (1936 yılında toplanan III. Türk Dil Kurultayı’nda kabul edilen ana nizamnâmenin 1. maddesinde yer alarak resmîleşir.)

Üçüncü Türk Dil Kurultayı

Üçüncü Türk Dil Kurultayı ise 24 Ağustos 1936'da toplanır. Bu üç dil kurultayının içerisinde en tartışmalı geçen en önemli kurultay Üçüncü Dil Kurultayıdır. Burada görüşülen asıl konu ise ‘’Güneş Dil Teorisi’’dir. Temel amaç Türkçe'nin en eski medeniyet dillerinden biri olduğu ve diğer dünya dillerine ise kaynaklık ettiğini orta koymaktır. Konu ile ilgili yerli ve yabancı birçok bilim insanı bildiri sunar.

Üçüncü Türk Dil Kurultayına çok sayıda yabancı dil bilimci davet ederler. Bu dilbilimcilerin çoğu ‘’Güneş Dil Teorisi’’ hakkında bildiri sunarlar, ülkelerine döndüklerinde de kendi hükumetlerine Üçüncü Dil Kurultayı hakkında haber ve raporlar sunarlar. Bu haber ve raporların çoğu yabancı ülke basınında yayınlanır.

Üçüncü Türk Dil Kurultayı’na katılan yabancı dilbilimcileri, onların bildirileri ve ülkelerine döndüklerinde kendi hükumetlerine verdikleri raporlar hakkında tek ve en güzel çalışma değerli bilim insanı Doç. Dr. Hikmet Özdemir’in (şimdi Profesör) (*) hazırladığı ‘’Güneş-Dil Teorisine İlk Yabancı Tepkiler’’ (Folklor/Edebiyat, sayı 23, 2000/3, s. 5-37) isimli çalışmasıdır.

Doç. Dr. Hikmet Özdemir’in çalışması şu cümleyle başlar:

‘’28 Ağustos 1936 günü İngilizlerin ünlü The Times gazetesinde, Türkiye'den ilginç bir toplantı haberi yer almaktadır. Gazetenin İstanbul muhabirine göre, Türkiye'de, Üçüncü Dil Kurultayı, İstanbul'da, Dolmabahçe sarayında çalışmalarına 24 Ağustos günü başlamıştır. Bu toplantıya birçok ülkeden dünyaca seçkin şarkiyatçılar ve Türkologlar katılmaktadır. Türk Tarih Cemiyeti adına Profesör Afet İnan'ın verdiği açılış çayında, beklenmedik bir anda salona giren Türkiye Reisicumhuru Kemal Atatürk, Kurultaya katılan yabancı dil bilginleriyle tanışmış ve tam iki saat boyunca, kendileriyle modern dillerin kaynağı hakkında konuşmuş, sorular yöneltmiştir. Türkiye Reisicumhuru tarafından bilhassa sorguya çekildiği söylenilen Sir Denisson Ross, daha sonra, ‘Devlet adamlığına askerlikten geçen bir kişinin, dünyanın en seçkin oryantalist ve Türkologları ile kendi uzmanlık alanlarında yetkinlikle tartışmasını ve onlarla bilimsel alışverişte bulunmasını hepimiz şaşkın bir hayranlıkla izledik’ diye konuşmuştur. The Times'teki haberin devamında, bu kurultayda, dillerin kökeni üzerine yeni bir teori ortaya atılacağı; uygarlığın Türklerin Orta Asya'dan göç ettikleri dönemlerde geliştiği; Güneşin, hayat anlamında olduğu ve çıkarılan seslerden bir Güneş-Dilin oluştuğu; bütün dillerin kaynağının da bu Güneş-Dili olduğu yazılıdır.’’

Doç. Dr. Hikmet Özdemir’in bu çalışmasında Türk Dil Kurumu'nun resmi daveti üzerine Üçüncü Dil Kurultayı’na katılan yabancı dil bilimcileri de soyadlarına göre alfabetik olarak şu şekilde sıralanır:

Prof. Anagnostopulos, Atina Üniversitesi Filoloji Profesörü,
Dr. Bartalini, İstanbul Üniversitesi Latince ve İtalyanca Lektörü,
Dr. Bombaçi, Napoli Şark Enstitüsü Profesörü,
Sir Denisson Ross, Londra Üniversitesi Şarkiyat Okulu Direktörü,
Prof. Gabidullin, Moskova Üniversitesi Şark Tarihi Profesörü,
Dr. Giese, Prusya Akademisi Üyesi,
Pere Hilarie De Barenton, Fransız Sümerolog,
Prof. Jean Deny, Paris Şark Dilleri Okulu Profesörü,
Dr. Kvergiç, Viyana Şark Filolojisi Doktoru,
Prof. Koji, Okubo, Japonya Türk-İslam Enstitüsü Direktörü,
Prof. Meşçaninof, Sovyetler Birliği İlimler Akademisi Üyesi,
Dr. Maitef, Sofya Kral Kütüphanesi Uzmanı,
Prof. Nemeth Gyula, Budapeşte Üniversitesi Felsefe Fakültesi Dekanı,
Prof. Samoiloviç, Sovyetler Birliği İlimler Akademisi Üyesi,
Prof. Zayançkovski, Varşova Üniversitesi Profesörü.

Acaba diyorum günümüzde ülkemizde böylesine bir çalışma yapılabilir mi?

Bu kurultaydan hemen sonra Mustafa Kemal Atatürk, 1 Kasım 1936'da Türkiye Büyük Millet Meclisinin 5. dönem 2. yasama yılının açılış konuşmasında Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu'nun geleceği ile ve özellikle Türk Dil Kurumu’nun çalışmalarını bilimsel temellere dayalı olarak sürdürmesi için akademi halini alması ile ilgili dileklerini şu sözlerle dile getirir:

‘’Başlarında değerli Eğitim Bakanımız bulunan, Türk Tarih Kurumu ile Türk Dil Kurumunun her gün yeni gerçek ufuklar açan, ciddi ve aralıksız çalışmalarını övgü ile anmak isterim. Bu iki ulusal kurumun, tarihimizin ve dilimizin, karanlıklar içinde unutulmuş derinliklerini, dünya kültüründe başlangıcı temsil ettiklerini, kabul edilebilir bilimsel belgelerle ortaya koydukça, yalnız Türk ulusunun değil, bütün bilim dünyasının ilgisini ve uyanmasını sağlayan, kutsal bir görev yapmakta olduklarını güvenle söyleyebilirim. Tarih Kurumunun Alacahöyük'te yaptığı kazılar sonucunda, ortaya çıkardığı beş bin beş yüz yıllık maddi Türk tarih belgeleri, dünya kültür kahraman tarihinin yeni baştan incelenmesini ve derinleştirilmesini gerektirecektir. Birçok Avrupalı bilim adamının katılması ile toplanan son Dil Kurultayının aydınlık sonuçlarını görmekle çok mutluyum. Bu ulusal kurumların az zaman içinde ulusal akademilere dönüşmesini dilerim. Bunun için, çalışkan tarih, dil ve bilim adamlarımızın, bilim dünyasınca tanınacak orijinal eserlerini görmekle mutlu olmanızı dilerim.’’

Türk Dil Kurultaylarının asıl amacı

Türk Dil Kurultaylarının asıl amacı ise Türk dünyası ile olan bağları güçlendirmektir. Mustafa Kemal Atatürk’e göre ‘’dil birliği’’ millet olmanın asli unsuruydu.

Türk Dil Kurumunun akıbeti

Mustafa Kemal Atatürk’ün, İş Bankası’ndaki hisselerinin gelirlerinden kurumun pay alması için vasiyetnâmesine bir madde ekleyerek üzerinde hassasiyetle titrediği ve kendi talimatıyla kurulan Türk Dil Kurumunun, kendilerini Atatürkçü olarak satan 12 Eylül yönetimi tarafından hazırlanan 1982 anayasasının 134. maddesi gereğince Türk Tarih Kurumu ile beraber dernek olma özelliği kaldırılır. Her iki kurum, 1983’te oluşturulan ‘’Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’’ çatısı altında tüzel kişiliğe sahip anayasal kamu kurumuna dönüştürülür. 2876 sayılı kanunla kurum başkanları üçlü kararnâme ile tayin edilmeye başlanır. 2017 anayasına göre de ’’Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’’ başkanlığına tek imzayla Cumhurbaşkanı atama yapar…

1982 Anayasası ile Türk Dil Kurumu özerk bir kurum olmaktan çıkıp hükûmete bağlı bir birim haline getirilince kurum içerisindeki gerçek dil bilimcileri Ali Püsküllüoğlu’nun önderliğinde 22 Nisan 1987 tarihinde Dil Derneği’ni kurarlar. Kurucular kurulunda Sevgi Özel, Prof. Dr. Bahriye Üçok, Mustafa Ekmekçi, Gülten Akın, Talip Apaydın ve Ali Püsküllüoğlu gibi dil bilimcileri yer alır...

Dil Bayramı

Birinci Türk Dil Kurultayının aldığı kararla her yıl 26 Eylül ‘’Dil Bayramı’’ olarak kutlanmaktadır. Dilimizin, millî kimliğimizin bayramı olan bu günde Türkçemize emek verenlerden başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere herkesi saygı ve minnetle anıyorum.

Dil Bayramımız kutlu olsun… (**)

Osman AYDOĞAN

 (*) Prof. Dr. Hikmet Özdemir’in geçen sene yayınladığı çok güzel bir Atatürk biyografi kitabı var: ‘’Savaşta ve Barışta Kemal Atatürk’’ (Doğan Kitap, 2019) Bu eser; Şevket Süreyya’nın ‘’Tek Adam’’ı, Falih Rıfkı’nın ‘’Çankaya’’sı ayarında bir eserdir. Mutlaka okunması gereken bir kitaptır diye değerlendiriyorum. Gözünüzden kaçmasın isterim.

(**) Bu sitemde ‘’Dil ve Türkçe üzerine’’ başlıklı 11 seri yazı yayınladım. Henüz 12. sini yayınlayamadım. Dile meraklıysanız okumanızı arzu ederim. (Sitemin sağ üstünde arama motoru var)

Birinci Türk Dil Kurultayına katılan üyeler:


Yorumlar - Yorum Yaz