• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam141
Toplam Ziyaret738270

Dil ve Türkçe üzerine - 2: Türkçe’deki yabancı kökenli kelimeler

Dil ve Türkçe üzerine - 2: Türkçe'deki yabancı kökenli kelimeler

30 Mart 2020

Dün Türkçeye Farsçadan geçen sözcüklerden bahsetmiştim. Türkçeye sadece Doğu dillerinden değil, Batı dillerinden de bol miktarda sözcük geçmiştir. Doğu dillerinden olduğu gibi Batı dillerinden de Rumcadan, İtalyancadan, Fransızcadan, İngilizceden, Almancadan ve diğer dillerden Türkçeye geçen sözcüklerin haddi hesabı yoktur.

Dün de yazdığım gibi ben ben bunu bir zenginlik olarak değerlendiriyorum… Yabancı sözcük diye şimdi bu kelimeleri atarsak ortada Türkçe diye bir şey kalmaz diye kıymetlendiriyorum. Örneğin; basit bir ifadeyle ‘’şampiyon Fenerbahçe’’ diye şarkı söylendiğinde bir tek Türkçe sözcük kullanılmamaktadır. Çünkü ‘’şampiyon’’ Fransızca kökenli, ‘’fener’’ Rumca kökenli, ‘’bahçe’’ ise Farsça kökenli sözcüklerdir. Eğer yabancı sözcük diye ‘’fener’’ ve ‘’bahçe’’ sözcükleri Türkçe’den atarsak ortada Türk edebiyatı kalmaz diye düşünüyorum.

Türkçe’ye Arapça’dan geçen kelimeler

Türkçe’ye Arapça’dan geçen sözcükleri yazmaya kalksam, dünkü Farsça’dan Türkçe’ye geçen sözcükleri yazdığım gibi sadece bu konu için ayrı bir yazı yazmam lazım. Ama ben kısaca bir örnekle anlatayım Arapça’dan Türkçe’ye geçen sözcükleri.

Örnek olarak Arapça'dan Türkçe’ye geçen ‘’M’’ harfindeki kelimelerden günlük olarak kullandığımız önemli bazı kelimeleri sunuyorum. Bunlar sadece ‘’M’’ harfindeki, günlük kullandığımız önemli kelimeler. Daha pek kullanmadığımız, fazla önemsemediğimiz ‘’M’’ harfindeki Arapça kelimeleri buraya yazmıyorum:

Mabet, maaş, maarif, maalesef, maazallah, macera, macun, madde, maddi, maden, mağara, mağaza, mağdur, mağlup, mağrur, mahal, mahalle, mahalli, maharet, mahcup, mahdut, mahfaza, mahfuz, mahir, mahiyet, mahkeme, mahkûm, mahlas, mahlûk, mahmuz, mahmur, mahpus, mahrem, mahrum, mahsul, mahsur, mahsus, mahşer, mahvetmek, mahzen, mahzun, mahzur, maişet, maiyet, makale, makam, makas, makat, makbul, makbuz, maksat, maktul, makul, mal, mali, malikâne, maliye,  maliyet, malum, malzeme, mamafih, mamul, mamur, mana, mancınık, mandal, manen, manevi, maneviyat, mangal, mani, mânia, manidar, mantık, manzara, manzum, manzume, maraz, marifet, maruf, masal, masraf, mastar, masum, maşallah, maşrapa, mat, matara, matbaa, matbu, matem, matkap, matrah, mayi, mecbur, meccani, meclis, mecmua, mecnun, mecra, meçhul, meddah, medeni, medeniyet, medet, medrese, mefhum, mefkûre, meftun, mehil, mekân, mekteb, mektup, melaike, melek, melik, melike, melül, melun, memat, memba, memleket, memnun, memur, mendil, menetmek, menfez, menfi, meni, mensup, menşe, menzil, mera, merak, meram, merasim, mercan, merci, merhaba, merhale, merhem, merhum, merkep, merkez, mermi, mersiye, mesafe, mesane, mescid, mesele, mesire, mesken, meslek, mesnevi,  mest, mesul, mesuliyet, mesut, meşakkat, meşale, meşgale, meşgul, meşhur, meşrubat, meşrutiyet, methetmek, methiye, metin, metruk, mevcut, mevduat, mevki, Mevlevi, mevlit, mevsim, mevzi, mevzu, meydan, meyil, mezar, mezbaha, mezbele, mezhep, meziyet, mezun, mısra, mızrak, mide, miğfer, mihnet, mihrap, mihver, miktar, mikyas, mil, milat, millet, milliyet, mimar, mimber, minare, minnet, miras, misafir, misak, misal, miskin, mizaç, mizah, molla, muaf, muahede, muallim, muamele, muasır, muavin, muayene, muayyen, mubah, mucit, mucize, mudi, muğlâk, muhabbet, muhabere, muhabir, muhacir, muhafaza, muhafazakâr, muhafız, muhakeme, muhakkak, muhalefet, muhalif, muhallebi, muharebe, muharip, muharrem, muharrir, muhasara, muhasebe, muhatap, muhayyer, muhayyile, muhbir, muhit, muhtaç, muhtar, muhtelif, muhtemel, muhterem, muhteşem, muhteva, muhtıra, mukabele, mukadderat, mukaddes, mukavele, mukavemet, mukavva, mukayese, muktedir, mumya, munis, muntazam, murakabe, murakıp, murat, musakka, musalla, musallat, Musevi, musibet, muska, musluk, mustarip, muşamba, mutaassıp, mutabakat, mutabık, mutasavvıf, muteber, mutedil, mutemet, mutena, mutfak, mutlak, mutlakıyet, muvaffak, muvafık, muvakkat, muvazene, muzaffer, muzip, mübadele, mübalağa, mübaşir, mübadele, mücahit, mücerret, mücevher, müdafaa, müdahale, müdür, müdüriyet, müebbet, müellif, müessese, müessir, müeyyide, müezzin, müfettiş, müflis, müfredat, müfreze, müftü, mühendis, mühim, mühür, mükâfat, mükellef, mükemmel, mükrim, müktesep, mülahaza, mülakat, mülayim, mülk, mülteci, mültefit, mümbit, mümessil, mümin, mümkün, mümtaz, münacat, münakaşa, münasebet, münazara, müneccim, münekkit, münhal, müphem, müracaat, mürekkep, mürettebat, mürettip, mürşit, müruruzaman, mürüvvet, müsaade,  müsabaka, müsait, müsamere, müsavi, müsekkin, müshil, Müslüman, müspet, müsrif, müstahak, müstahsil, müstakbel, müstebit, müstecir, müstehcen, müstehzi, müstemleke, müsterih, müstesna, müsteşar, müsvedde, müşahede, müşahhas, müşavere, müşavir, müşfik, müşkül, müşterek, müşteri, mütalaa, mütareke, müteahhit, müteakip, mütebessim, mütecaviz, müteessir, mütehassıs, mütekâmil, mütemadiyen, mütenasip, mütereddit, müteşebbis, mütevazı, müteveccih, mütevekkil, müthiş, müzakere, müzayede ve müzmin…

Siz okurken saymamışınızdır ama ben yazarken saydım: Tam 400 kelime… Arapça'dan Türkçe’ye geçen günlük olarak kullandığımız, önemli bazı ‘’M’’ harfindeki kelimelerden 400 tanesi… Daha önemsiz ve Türkçe’de pek kullanmadığımız M harfinden Arapça kelimeleri ve diğer harflerden geçenleri saymıyorum…

Türkçe’ye Rumca’dan geçen kelimeler

Yine başka bir örnek verecek olursam; Türkçe’ye Rumcadan geçen kelimelerden yine bir harfle, sadece ‘’A’’ harfinden örnek verecek olursam:

Abis, açelya, afyon, ahlat, ahtapot, akasya, akrobasi, akrobat, akrobatizm, akustik, alçı,  allegori, allegorik, allerji, allerjik,  amblem, amfibi,  amfitiyatro, amib, Anadolu, anadut, anafor, anagram, anahtar, analiz, analitik, anarşi, anarşist, anarşizm, anason, anektod, anemon, anestezi,  anfora, angarya, anonim, ansiklopedi, antibiyotik, antilop, antipati, antipatik, antitez, antoloji, antropolog, antropoloji, apostrof, aristokrasi, aristokratik,  aristokrat, aritmetik, arkeoloji, arkeolog, armoni,  aroma, arp,  arsenik, arşiv, arter, asbest, asfalt, asimetri, asimetrik,  astım,  astigmat, astrofizik, astroloji, astronom, astronomi, astronomik, astronot, ateist, ateizm, Atlantik, atlas, atlet, atletik, atletizm, atmosfer, atmosferik, atom, atomik, avlu, Avrupa, ayazma, aynaroz ve azot…

Türkçe'ye Rumca'dan geçen diğer önemli kelimeleri de sayacak olursam: defne, biber, bezelye, enginar, fasulye, fidan, vişne, karanfil, kiraz, manolya, mantar, marul, ıhlamur, tarçın, körfez, liman, gönder, gümrük, avlu, anahtar, uskumru, levrek, palamut, lüfer, sünger...

Türkçe'ye diğer dillerden geçen kelimeler kısa örnekler

Ben yine de diğer dillerden Türkçe'ye geçen kelimelerden kısa örnekler vereyim. İtalyanca'dan: Kaptan, güverte, fırtına, lokanta, masa, patiska, karyola, sigorta, banka, borsa, fatura, fire, manifatura; alabora, arma, bandıra, dümen, filo, iskele, liman... Fransızca'dan: Vapur, tren, bagaj, garaj, sinema, gişe, bilet, adres, şoför.... Slâv kökenli kelimeler: Kral, kraliçe, izbe, kapuska, şapka....

Türkçe'de yer alan Rumca, Fransızca'dan, İngilizce, İtalyanca ve diğer dillerden kelimeleri saymaya kalksam bu sayfa değil, bu sitem yetmez.. Gelin isterseniz Rumca kökenli diye akasya, Anadolu, anahtar, atlas, atlet, avlu vb. kelimeleri Türkçeden atalım!... Ortada Türkçe kalır mı?

Türkçe’nin zenginliği

Türkçe’ye sadece Farsça'dan, Arapça'dan, Rumca'dan kelime geçmemiş… Orta Asya’dan Viyana’ya giderken her ulusdan, her milletten, her kavimden, her kültürden sözcük devşirmiş Türkçe.

Şimdi şöyle basit bir cümle kuralım:

‘’Bakkaldan aldığım somun içine peynir koyup sandviç yaptım balkonda oturup hanımın getirdiği çay ve su beraberinde afiyetle yedim.’’

Bu cümle içerisinde sadece ‘’sandviç’’ yabancı sözcük gibi gözüküyor değil mi?

Ancak kelimelerin kökeni incelendiğinde: Bakkal: Arapça, somun: Rumca, peynir: Farsça, Sandviç: İngilizce, balkon: Fransızca, hanım: Moğolca, çay: Çince, su: Çince, afiyet: Arapça, beraber: Farsça, yedim: Türkçe. Görüldüğü gibi bu basit cümlede sadece ‘’yedim’’ sözcüğü Türkçe…

Şimdi bu sözcükleri yabancı kökenli diye atalım mı? Bu sözcükleri Türkçe’den atarsak eğer ortada Türkçe ve Türk edebiyatı kalır mı?

Sorun Türkçe’de eski ve yabancı kelimelerin kullanılması değildir. Yazımın başında da ifade ettiğim gibi ben bunu bir zenginlik olarak değerlendiriyorum. Sorun Türkçe’nin yenilenmesi sorunudur. Konu basit değildir ve yanlış anlamaya müsait netameli bir konudur...

Madem bu karantina günlerinde daldık Türkçe‘ye... Sabrederseniz eğer  başka Türkçe yazıları ile konuya gelecek günlerde devam edeyim... 

Osman AYDOĞAN

Bir açıklama:

Daha önceki bir yazımda Oxford sözlüğünün tam tamına 171.000 kelime içerdiğini, bizim Türkçe sözlüklerinin ise 30.000 kelimeyi geçmediğinden bahsetmiştim. Bu rakamları bir önceki yazımda da verince bazı arkadaşlarım uyararak TDK sözlüğünde daha fazla kelime olduğunu söyledirler. Ben de inceleyip cevap yazacağım demiştim onlara.

Bahsettiğim Oxford sözlüğü 20 cilt. Benim elimdeki onuncu baskı olan ve 2005 basımı TDK Türkçe Sözlük ise tek cilt. Bu sözlüğün arkasındaki açıklamada sözlükte yer alan ‘’söz, terim, deyim, ek ve anlamdan oluşan 104.481 söz varlığı’’ndan bahsediyor. Sözlükte bahsi geçen terim, deyim, ek ve anlamı düştüğünüzde kalan sözcüklere bakıyorsunuz, bu sözcüklerin neredeyse yarıdan fazlası yabancı kökenli kelime. Dün yazdığım Farsça, bugün anlattığım Arapça, Rumca, Fransızca, İtalyanca ve diğer yabancı dil kökenli kelimeleri Türkçe mi sayacağız? Zaten TDK Türkçe sözlüğünde her bir sözün ardında kökeni yazıyor. Mesela TDK Türkçe sözlüğü açın, ‘’S’’ harfine bakın… Nerdeyse yarıya yakını Fransızca kökenli sözcükler... TDK’na bir başka eleştirim de bu: Bu yabancı sözcükler bu Türkçe sözcükten ayrılıp ‘’Yabancı Kelimeler Sözlüğü’’ olarak ayrılmalıydı. Bu Almanlarda da böyle (Fremdwörterbuch), İngilizlerde de böyle (Dictionary of Foreign Terms in English)… Hala iddiamda ısrarcıyım…

 


Yorumlar - Yorum Yaz