• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam737
Toplam Ziyaret734905

Mümtaz Soysal

Mümtaz Soysal

12 Kasım 2019

İsmi ile müsemma, mümtaz bir cumhuriyetçi, mütevazı bir devlet adamını ve seçkin siyasetçi ve değerli bir hocayı, hocaların hocasını dün, 11 Kasım 2019 tarihinde yitirdik…

Cumhuriyet'in okullarında aldığı eğitimle evrensel değerlere ulaşmayı başarmış bir aydındı…

Türkiye’nin Kıbrıs tezlerinde yılmaz savunucusu ve KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın danışmanıydı…

‘’Anayasaya Giriş’’, ‘’Anayasanın Püf Noktası’’, ‘’Aklını Kıbrıs’la Bozmak’’, ‘’İdeoloji Öldü mü?’’, ‘’İçgüveysinin Encamı’’, ‘’Öpülesi Gemiler’’, ‘’Balinanın Böcekleri’’, ‘’Güzel Huzursuzluk’’ ve ‘’100 Soruda Anayasanın Anlamı’’ kitaplarının yazarıydı...

Cumhuriyetin nesli tükenen gerçek entelektüeliydi, akademisyeniydi, yazarıydı, aydınıydı, siyasetçisiydi, haza beyefendisiydi… Kısaca gerçek bir devlet adamıydı… Dünyayı tanıyan, Türkiye’yi seven, ahlaklı, namuslu, ilkeli siyasetçi kuşağının son temsilcilerindendi…

Kısaca ‘’Eski Türkiye’’nin ‘’Yeni Türkiye’’ye uymayan bir değeriydi…

Mümtaz Soysal,1929 yılında Zonguldak’ta doğar, Galatasaray Lisesi'ni (1949), ardından Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni (SBF) (1953) bitirir. Fark dersi sınavlarını vererek Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden de mezun olur. (1954). 1956'da SBF'de asistan olarak çalışmaya başlar… 1958'de siyasal bilimler alanında doktora çalışmasını tamamlar… 1963'te SBF'de doçent, 1969'da ise profesör olur. 1971 yılında aynı fakültenin dekanlığına seçilir. SBF'de Anayasa Hukuku profesörü olarak uzun yıllar ders verir…

1961 Anayasası'nı hazırlayan Kurucu Meclis'te görev yapar…

12 Mart Muhtırası'ndan sonra 18 Mart 1971'de SBF Dekanlığı esnasında, Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı'nca gözaltına alınıp tutuklanır… 1968'den beri okuttuğu Anayasa'ya Giriş ders kitabında komünizm propagandası yapmakla suçlanır, 6 yıl 8 ay ağır hapis, 2 ay 20 gün Kuşadası'nda emniyet gözetimi altında bulundurulmaya ve kamu haklarından ebediyen mahrumiyete mahkûm edilir. Toplam 14.5 ay Mamak Cezaevi'nde kaldıktan sonra beraat eder.

Hukukçuluğunun yanı sıra Forum, Akis, Yön, Ortam gibi dergilerde, Yeni İstanbul, Cumhuriyet, Ulus, Barış, Milliyet ve Hürriyet gazetelerinde yazarlık yapar.

1969-71'de Akdeniz Sosyal Bilim Araştırma Konseyi Başkanlığı, 1974-78 arasında Uluslararası Af Örgütü İkinci Başkanlığı görevlerini yürütür.. 1979'da BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Uluslararası İnsan Hakları Öğretimi Ödülü'nü alır.

15 Temmuz 1983 günü Paris Orly Havaalanı'nın THY bürosu önünde patlayan bir bombanın neden olduğu sekiz kişinin ölümüne ve altmış dolayında kişinin de yaralanmasına yol açan Orly Havalimanı saldırısını gerçekleştirmekten dolayı tutuklanan ASALA mensuplarının yargılandığı davaya Türk mağdurları temsilen müdahil taraf uzman tanık olarak katılır. Bu davada sözde soykırım tezlerini boşa çıkarır ve Ermeni teröristlerin ceza almasını sağlar.

1991 seçimlerinde Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) listesinden Ankara'dan kontenjan adayı olur ve TBMM'ye seçilir. TBMM'de Çekiç Güç, OHAL, demokratikleşme, Kıbrıs, özelleştirme gibi konularda hükümet politikalarını eleştiren konuşmalar yapar ve bu konularda Anayasa Mahkemesine davalar açar... SHP'nin hükümet ortaklığı içindeki pasif tutumuna sürekli tepki gösterir… Siyasetteki "vuruşarak çekilme" kavramı kendisine aittir.

Kısa bir süre için Dışişleri Bakanı olarak görev yapar... Ancak bir süre sonra bakanlıktan istifa eder… Aslında emperyalizmin oyuncağı olmayacağı anlaşıldığından siyasetteki önü kesilip istifaya zorlanır…  

1995 genel seçimlerinde DSP’den Zonguldak milletvekili seçilir... Daha sonra Bülent Ecevit ve Rahşan Ecevit’le anlaşmazlığa düşerek DSP’den de ayrılır (1998).

2002'de Bağımsız Cumhuriyet Partisi'ni kurar ve bu partinin genel başkanı olur. AB ve İMF ile ilişkilere milli mücadele anlayışıyla yaklaşılması ve Kuvayı Milliye ruhunun yaşatılması bu partinin ilkeleridir…   

Kısaca her yerde bulabileceğimiz Mümtaz Soysal’ın hayat hikâyesi bu kadar… Şimdi gelelim onun bir başka yerde bulamayacağınız mümtaz kişiliğine:

Askerî darbelerde kendisi çok mağdur olmasına rağmen, ülkesine ve ülkesinin ordusuna asla küsmez… ‘’Yetmez ama evet’’çi liboş demokratların siyasal İslamcıların değirmenine nasıl su taşıdıklarını her fırsatta anlatır…

Gerçek bir ‘’Deniz’’ aşığı idi… Her fırsatta ‘’Denizcilik Bakanlığı’’nın kurulması ihtiyacını dile getirdi. Bu konuda çok da çaba harcadı ama başaramadı… Ülkemiz bakanlıkların sayısı ve niteliği konusunda garip bir ülkedir aslında… Ülkede kültür yok ama Kültür Bakanlığı var… Ülkede tarım ve hayvancılık yok ama Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı var… Ülkenin neredeyse dört tarafı derya deniz ama ülkede bir Denizcilik Bakanlığı yok…

Denizci hikâyelerine, gemilere ve deniz türkülerine vurgundu... Bunu bildiğim için bir dersinden sonra kendisine Karadeniz Deniz Türküleri CD’sini hediye etmiştim… Çok mutlu olmuştu…

Şiire, edebiyata ve felsefeye aşırı ilgisi vardı. İdeoloji ayırımı yapmaksızın Türk şairlerini çok severdi. Necip Fazıl’ın ‘’Akşam’’ isimli şiirini yazılarında çok sık kullanırdı:

‘’Güneş çekildi demin,
Doğdu bir renk akşamı.
Bu, bütün günlerimin,
İçime denk akşamı.’’

Benim de çok sık kullandığım bu şiiri aslında ben Mümtaz Soysal sayesinde tanımıştım…

T.C.’nin 50. Hükümetinin 27 Temmuz 1994 ve 28 Kasım 1994 tarihleri arasında tam tamına dört ay ve bir gün süren SHP’den Dışişleri Bakanı olduğu zaman yaptıklarını kısaca anlatmadan geçmek olmaz diye düşünüyorum:

Mümtaz Soysal, Fransa’ya resmi bir ziyarete gidecektir. Fransız Dışişleri Bakanından randevu talep edilir. Ancak zaman olmadığı gerekçesiyle bu talebe Fransa Dışişleri Bakanı olumlu cevap vermez. Mümtaz Soysal görüşmede ısrar eder. Yine olumlu cevap alamayınca ziyareti iptal eder. Bunun üzerine Fransa Dışişleri Bakanı randevu verir. Ve görüşme planlanandan çok daha uzun sürer.

Dışişleri Bakanı iken Amerika’ya vize uygulaması başlatır. ABD’ye bu vize uygulaması T.C. tarihinde ilk ve tektir.

Kendisi Dışişleri Bakanı iken oğlu askerliğini Jandarma Komando olarak Van’da PKK ile sıcak çatışmaların yaşandığı bir karakolda yapar.

Dışişleri Bakanlığından istifa edip de Bakanlıktan ayrılırken Tofaş’ın Şahin marka kendi otomobiline binerek ayrılır. Aynı günün akşamı Ankara da gece eşiyle kol kola taksi beklerken görülür…

Kendisine yapılan en büyük eleştiri Türk Telekomu sattırmadı diyedir.  Ancak Mümtaz Soysal’ın yaptığı tek şey Anayasa ve yasalara aykırı durumu mahkemeye taşıyarak bu satışın engellenmesidir. Ne yani, Anayasa ve yasalar öylece dururken Anayasa profesörü görmezden mi gelecekti? Mümtaz Soysal’ın yapmak istediği tek şey idarenin hukuka uymasını istemektir. Eğer siyasi iktidar samimi olsaydı satışa engel olan Anayasa ve yasaları değiştirir ondan sonra satardı. Ancak Mümtaz Soysal’ın bu satışı engellemeye gücü yetmedi.

Aslında Türk Telekom'u iki yıllık karına satıp Araplara peşkeş çeken, o parayı daha tahsil bile edemeyip ülkeyi onlarca milyar dolar zarara uğratan zihniyeti görünce Mümtaz Soysal’ın ne kadar da haklı olduğunu görüyoruz.

Mümtaz Soysal, bir kâhin, bir müneccim sezgisiyle FETÖ tehlikesini 30 Eylül 2005 tarihli  Cumhuriyet Gazetesi'ndeki köşesinde yayımlanan "son pişmanlık gelmeden" başlıklı yazısında şöyle anlatıyordu:

“...Unutmayalım ki, süreç aynı zamanda Cumhuriyeti zayıflatma sürecidir. Bir gün, büyük olasılıkla AB'ye karşı bir ‘babalanma’ sonrası, bugünkü iktidar çoğaltılmış oylarla daha da güçlü olarak geri dönerse ve "İslam Cumhuriyeti" ilan edilip Esenboğa'ya inen Amerikan uçağından ‘sulu gözlü bir Türk Humeyni’si inerse, şimdi yakınıp sızlanan, ama ilerici partilerden uzak duran ve Cumhuriyetçi bir siyasal cephe kurmaktan kaçınan insanlarımızın ‘ahı vahı’ ve son pişmanlığı fayda etmeyecektir.”

Mümtaz Sosyal, 1972 yılında Mamak Cezaevi'nde iken yazar Sevgi Soysal ile evlenmişti. Ancak Sevgi Soysal 1976 yılında genç yaşta hayatını kaybeder…

Burada kısaca Sevgi Soysal’a de yer vermeden edemeyeceğim…

Sevgi Soysal Alman asıllı bir annenin beş çocuğundan biriydi. Sevgi Soysal (1936-1976) Mümtaz Soysalın ilk eşi, ancak Mümtaz Soysal, sevgi Soysal’ın üçüncü eşiydi…

Sevgi Soysal’ın ilk eşi tiyatro profesörü Özdemir Nutku (1955-1960), ikinci eşi sinemacı Başar Sabuncu (1965-1971) idi.   Korkut Nutku, Sevgi Soysal’ın Özdemir Nutku’dan olan oğlu, Funda ve Defne Soysal da Mümtaz Soysal’dan olan kızları idi.

12 Mart edebiyatçıları arasında sayılan Sevgi Soysal Türk edebiyatında siyasal ve toplumsal bakışıyla, öğretici olmayan ama sorgulamaktan da geri durmayan naif diliyle, bazen alaycı anlatımıyla kendine özgü yere sahip bir yazardı.  

Sevgi Soysal; ‘'Yürümek’ romanı ile TRT Roman Başarı Ödülü (1970)’nü, '’Yenişehir'de Bir Öğle Vakti’' romanı ile de Orhan Kemal Roman Ödülü (1974)’nü kazanmıştı. Diğer eserleri: ‘’Tutkulu Perçem’’, ‘’Tante Rosa’’, ‘’Şafak’’, ‘’Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu’’, ‘’Bakmak’’, ‘’Barış Adlı Bir Çocuk’’ "Bakmak", ‘’hoş geldin Ölüm’’ ve "Paralar Cebe Kadınlar Eve" kitaplarıydı…

Bu kitaplardan '’Yenişehir'de Bir Öğle Vakti’' romanını okumamışsanız eğer henüz hayattayken kaçırmayın derim…

Kasım ayları güz aylarının sonuncusu, yaprakların döküldüğü bir aydır… Sevgi Soysal’ın ilk eşi Özdemir Utku 08 Kasım 2019’da, son eşi Mümtaz Soysal bundan üç gün sonra 11 Kasım 2019’da bu dünyadan göçüp gittiler. Sevgi Soysal da Kasım ayını o kadar çok seviyor olacak ki kendisi de yine bir Kasım ayında (22 Kasım 1976) bu dünyadan göçüp gitmişti…

Sevgi Soysal’a yer vermemim nedeni Mümtaz Soysal’ın nasıl bir mümtaz kadınla evli olduğunu anlatmam içindi…

Yazımda Mümtaz Soysal’ı şimdiki siyasetçilerle hiç kıyaslamadım... Eğer yapsaydım bu Mümtaz Soysal’a saygısızlık olurdu... Hal-i pür mealimiz ortada...

Mümtaz Soysal rahatsızlığı nedeniyle uzun bir süredir medyada gözükmüyordu, yazmıyordu, suskundu, hep suskundu...

Sevgi Soysal ‘’Hoşgeldin Ölüm’’ kitabında şöyle yazardı: "Ölmeyi göze almak. Çok söylenmiş, bilinen bir cümle. Ölmeyi göze alanlar çıktı. Ama susmayı göze almak. Yeterince durulmadı bunun üstünde.''

Manzarayı umumimeyiz karşısında yıllarca susmayı göze almıştı Mümtaz Soysal…

Sevgi Soysal ‘’Hoşgeldin Ölüm’’ kitabında yine şöyle yazardı: "Eğer ölüm varsa, daha güzel bir hayatın, daha uygar insanların, daha insanca kuracakları bir hayatın gerçeği için vardır. Yoksa ölüm, insanlar arasındaki kavgayı, bir insan ömrü içinde aşamadıkları sevgisizliği, çirkinliği daha kötü bir dünyaya aktarmak için değildir."

Mümtaz Soysal, daha güzel bir hayatın, daha uygar insanların, daha insanca kuracakları bir hayatın gerçeği için yaşadı ve öldü…

Allah rahmet eylesin…

Bir güzel insan daha bir güzel ata binip gitti… Demirin tuncuna, Anayasa profesörünün Kuzu’suna kaldık…

Osman AYDOĞAN

 


Yorumlar - Yorum Yaz