• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi20
Bugün Toplam738
Toplam Ziyaret889111

Malèna

Malèna

15 Mart 2020

Senaryosunu İtalyan senarist Luciano Vincenzoni'nin yazdığı, Sicilyalı yönetmen Giuseppe Tornatore’nun yönettiği, İtalyan müzisyen Ennio Morricone'nin film müziğini yaptığı ve başrolünü de Monica Belluci’nin oynadığı 2000 yılı İtalyan-Alman ortak yapımı olan, aynı yıl Oscar’a aday gösterilen bir sinema filmi var: Malèna.

Bu film,1999 yılında Sicilya adasındaki Castelcuto sahilinde çekilir...

Film kısaca; İkinci Dünya Savaşı sırasında Sicilya’nın küçük bir kasabasında savaşın dul bıraktığı bir kadını, toplumun bu kadına bakışını ve ergenlik cağındaki bir çocuğun da bu kadına olan platonik aşkını ve bu kadın hakkındaki hayallerini anlatır. Dul kadın, savaş şartlarında kasabanın baskısı, dedikodusu, riyası, fitnesi ve iftirası sonucu aç kalmamak için nihayetinde kötü yola düşer. Sonunda da Maria Magdalena'nın (*) akıbetine uğrar... Zaten filmde Monica Belluci’nin canlandırdığı kadının da gerçek adı Magdalena'dır. Fakat köyde Malèna olarak bilinir, söylenir.  

Filmin arka fonunda ise İtalyan faşizminin sosyal ilişkileri ve yıkılışı anlatılır… Başka bir deyimle film dönemin, 1940 ve 1950’li yılların İtalya’sını anlatır. Naziler işbirlikçisi İtalya’nın üzerinden silindir gibi geçer. Fatura da kasabaca Nazilere peşkeş çekilen Malèna’ya kesilir. 

Bu yönüyle bizden örnek verecek olursak bu film; tolumun değer yargıları açısından biraz Halide Edip Adıvar‘ın eserinden Türk sinemasında beyaz perdeye 1949, 1964 ve 1973 yıllarında üç kez aktarılan ‘’Vurun Kahpeye’’ isimli filminde geçen Aliye’yi ve bir ergen çocuğun gözünden anlatılan Ahmet Muhip Dranas'ın şiirinden uyarlanan Müjde Ar’ın canlandırdığı ‘’Fahriye Abla’’’ filmindeki Fahriye Abla’yı anlatır…

Filmin konusu kısaca bu şekilde ama filmin verdiği mesaj çok daha uzun ve derinliklidir... Öncelikle film; kadın, namus, ahlak, din ve siyaset konularında toplumun ikiyüzlülüğünü ve toplumun bu konularda yerlerde sürünen değer yargılarını eleştirir... Film, İtalyan halkının hiç de Bella Ciao şarkısında geçen İtalyan halkı olmadığını gözler önüne serer... 

Filmin görüntü yönetimi çok güzeldir. Filmde bolca güzel sokaklar, güzel evler, hoş renkler sergilenir. Hemen hemen tüm sahneler pastel renklerin hâkim olduğu birer sanat eseri gibidir. 20. yüzyılın en tanınmış ve takdir görmüş İtalyan film müzisyenlerinden Ennio Morricone’nun yaptığı filmin müziği de bu esere uygun güzelliktedir.

Ancak filmi film yapan, insana sadece onun için bu film izlenir dedirten bir unsur vardır: O da filmin başrol oyuncusu Malèna rolündeki ve bu filmi ile tanınan İtalyan sinema oyuncusu Monica Belluci’dir… Monica Belluci film boyunca birkaç cümle hariç hemen hemen hiç konuşmaz ancak Monica Belluci, mükemmel yüzü ve fiziği ile filmi sadece bedeni üzerinden mükemmel bir şekilde canlandırır… Monica Belluci’nin filmde caddelerden endamıyla bir sülün gibi süzüle süzüle yürüyüşleri akıllarda kalır. Monica Belluci bu filmde bir kadının nasıl yürümesi gerektiği konusunda sanki ders verir…

Filmin sonuna doğru Malèna’nın savaşta öldü sanılan kocası Nino döner. Kısa bir süre önce bu sayfada Alman yazar Wolfgang Borchert‘in ‘’Kapıların Dışında’’ isimli oyunundan bahsetmiştim. Wolfgang Borchert bu oyununda yine İkinci Dünya Savaşından dönen Beckmann’ın hikâyesini anlatırdı. Beckmann ölülerin diyarından tesadüfen geri dönmüştür. Döndüğü yerde ne eşi ne evi ne de ülkesi bıraktığı gibidir. Bu filmde de Beckmann gibi Malèna’nın savaşta öldü sanılan kocası Nino döndüğünde de ne eşi ne evi ne de ülkesi bıraktığı gibidir. İşte filmin bundan sonrasında içinizi bir acı kaplar, burnunuzun direği sızlar, yüreğiniz burkulur, gözleriniz yaşarır…

Aslında filmden sonra içiniz daha bir acır, burnunuzun direği daha bir sızlar, yüreğiniz daha bir burkulur, gözleriniz daha bir yaşarır... Yazımın başında filmin; kadın, namus, ahlak, din ve siyaset konularında toplumun ikiyüzlülüğünü ve yerlerde sürünen değer yargıları ile dönemin İtalya’sını anlattığını söylemiştim ya… İçinizi daha bir acıtan, burnunuzun direğini daha bir sızlatan, yüreğinizi daha bir burkan, gözlerinizi daha bir yaşartan şey filmin aslında bu yönleriyle de günümüz Türkiye’sini birebir anlatıyor olmasıdır...

Hani daha geçen hafta ‘’08 Mart Dünya Kadınlar Günü’’ idi ya… Hani böyük böyük, kelli felli adamlar kadınlar hakkında cicili bicili konuşmuşlar, gazetelerde kadınlar için çiçekli böcekli ilanlar vermişlerdi, yazılar, makaleler yazmışlardı ya… Bakmayın, kanmayın siz onlara, o söylenen koca koca laflara, o basılan cicili bicili yazılara… Doğulusu Batılısı fark etmiyor toplumun bizatihi kendisinin ‘’kadın’’ konusunda ne kadar çirkef, ne kadar ikiyüzlü, ne kadar acımasız, ne kadar sahtekâr ve ne kadar riyakâr olduğunu, toplumun kutsal diye bildiği dini de bu çirkinliklerini ve kötülüklerini maskelemek için bir nasıl kullandığını bu film gözler önüne seriyor.

Filmin eleştirilecek tek yanı varsa o da filmin içinde fazlaca yer alan cinsellik diye düşünüyorum. Film hem görsel olarak güzel hem de Ennio Morricone’nin Malèna'nın film boyunca yüzünde taşıdığı hüzün neşidelerinin gizli çığlıklarına uygun içinde ince ince bir hüzün çığlığı barındıran film müziği çok güzel... Filmin hüzünlü konusu gibi biraz da bu hüzün müziği yaralıyor insanı... Ennio Morricone filmde sanatını konuşturmuş.

Bu hafta sonu şimdi boş verin her şeyin üstünü örten labaratuvarda üretilmiş Covid-19’u, köpürtülmüş Koronavirüsü, gamı, kederi, kasveti, ekonomik krizi, yedi lirayı geçen Euro'yu, Şam’ı, şekeri, Suriye’yi, İdlib’i, İdlib'de ne uğruna verildiği belli olmayan şehitleri, Putin’i, bekleme salonunu, bugün başlayacak olan M-4 Karayolu etrafındaki Ruslarla müşterek yapılacak devriyeyi, hakkı, hukuku, adaleti... Zaten kapalı yerler, kalabalık yerler tehlikeli diyorlar… Zaten havalar da soğuyor... Evde kalın bu filmi izleyin derim...

Sizlere güzel mi güzel, pırıl pırıl bir hafta sonu dilerim...

Osman AYDOĞAN

‘’Malèna’’, Ennio Morricone’nin müziği ile beş dakikalık tanıtım videosu:
https://www.youtube.com/watch?v=W-YD2Y8ojYE

(*) Mecdelli Meryem veya Magdalalı Meryem olarak da adlandırılır. Maria Magdalena ya da Mecdelli Meryem hakkındaki inanışa göre, İsrail'de fahişelik yaptığı gerekçesiyle taşlanan Meryem'e Hz. İsa yardım eder. Hz. İsa, kadını linç etmek için toplanan kalabalığa ‘’hiç günahım yok diyen devam etsin’’  der ve bunun üzerine öfkeli kalabalık dağılır. Daha sonra Meryem tövbe ederek Hıristiyanlığı benimser ve bir azize olur.

İlginçtir Monica Bellucci, 2004'de Mel Gibson'ın senaryosunu yazdığı ve yönettiği ''The Passion of the Christ'' filminde Maria Magdelene karakterini canlandırır...

Malèna filminin afişi:


Yorumlar - Yorum Yaz