• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam402
Toplam Ziyaret737753

Eyvah ki eyvah!!!...

Eyvah ki eyvah!!!...

11 Nisan 2019

Kısa süre önceki bir yazımda pek TV izlemediğimi ancak son günlerde hangi kanal olursa olsun izleye izleye aklıma sizlerle paylaştığım muzır fıkralar geldiğini ve bu şekilde de terbiyemin, âdâbımın ve ahlâkımın da bozulduğundan yakınmıştım…

Ben de terbiyem, âdâbım ve ahlâkım bozulmasın diye kendimi müziğe vurdum… Bu ortamda sizlerle çok sevdiğim Malaguena Salerosa şarkısını, No Volvere şarkısını paylaştım… Baktım bunlar da beni frenlemiyor bu sefer de Divan edebiyatına daldım... ‘’Ben mushafı hatmettim, o ve’l-Leyli'de kaldı’’ diye Fuzulî’den girdim, "Bende yok sabr u sükûn, sende vefadan zerre; iki yoktan ne çıkar fikredelim bir kere" diye Şair Nâbî’den çıktım… Olmadı sabır dilediği, sabır verdiği için Tasavvuf edebiyatına daldım ‘’Vech-i yâre dûş olan âlemde seyran istemez’’ diye Kuşadalı İbrahim Halvetî Efendiye sığındım…

Olmadı… Ne yaptımsa da olmadı… Ben TV seyrettikçe  sabrım kalmadı ve terbiyem, âdâbım ve ahlâkım bozuldu… Tutamadım kendimi… Yine fıkralara döndüm… Bozulan terbiyem, âdâbım ve ahlâkım için sizlerden peşinen özür diliyorum…

***
Adam arabasını tamirciye götürmüş:
- ''Bir yeri hariç, ses çıkarmayan yeri yok'', demiş. Tamirci sormuş:
- ''Neresi ses çıkarmıyor?''
- ''Kornası...''

Mübarek araba sanki bizim kurumlarımız, siyaset sistemimiz.

***
Aşırı derecede dekolte giyinmiş, çok sıska ve çelimsiz bir kadına Bernard Shaw’ın söylediği bir söz vardır. Ülkedeki siyaset ve siyasetçinin hali içinizi burkmaya başladı mı, insana Shaw’un o sözünü anımsatıyor:

''Açıldıkça daha az görünüyorsunuz.''

***
Köyde sekiz yaşındaki Ali, sabahleyin erkenden ineğini alıp çıkmış evden. Yolda sabah namazından dönen imamla karşılaşmış.
İmam: 
- ''Erken erken böyle nereye Ali'', demiş.
Ali gayet ciddi bir yüzle:
- ''İneği boğaya çektirmeye götürüyorum'', demiş.
İmamın kaşları çatılmış:
- ''Sen götürüyorsun ha, baban yok muydu evde bu işi görmek için?''
Ali:
- ''Babam olmuyor, mutlaka boğa gerek'', demiş.

Görünen o ki ülkede bazı insanların siyaset yapabilmeleri için babaları yetmiyor...

***

Mahallenin kabadayısı idi… Astığı astık, kestiği kestik idi… Mahalleliye kan kusturuyordu... Korkudan, değil kabadayıya dokunmak mahalleli yanına bile yaklaşamıyordu…

Mahalleden bir velet mahalleliye dedi ki: ''Ben bu kabadayıya dokunurum, kabadayı bana bir şey yapamaz.'' Ve velet mahalleli ile iddiaya tutuştu...

Kabadayı mahallede sırtını duvara dayamış, şapkasını öne indirmiş, yönünü güneşe dönmüş, kış günü uyukluyordu... Velet kabadayıya yaklaştı… Kabadayı veledin gölgesinden veledi fark etti ve ''ne istiyorsun'' anlamına göz kırptı.

Velet başladı konuşmaya: ''Annem kötü yolda mimli bir kadın. Babam annemi pazarlayarak para kazanıyor. Ayrıca babam yankesici ve hırsız. Abim homo... Ayrıca abim ablamı erkeklere pazarlıyor. Ben de hem homoyum, hem de hırsızlık yapıyorum.''

Ve velet bunlara benze epeyce bir kötü şeyler söyledi.. Kabadayı bu kadar kötü sözden bıktı ve veledin sözünü kesti: ''Benden ne istiyorsun?''

Velet; ''Sana dokunabilir miyim?'' diye sordu.

Kabadayı, velede uzun uzun baktı ve şu cevabı verdi: ''Dokun lan, ben daha sana ne diyeyim!''

Dimi ya daha ben bunlara ne diyeyim!

***

Adamın birisi karısı tarafından fena halde aldatıldığını öğrenmiş ve o gün de iş için trenle bir yolculuğa çıkması gerekiyormuş. Acı içinde yola çıkmış, trene varmış. Bir kompartımanda bir kişilik boş yer bulmuş. Girip yerleşmiş.

Tren hareket etmiş, adamın kafasından çıkmıyor olay. Sonunda kendini tutamayıp hüngür hüngür ağlamaya başlamış. Yolculardan biri adama derdini sormuş. Bizimki dolu, hemen anlatmaya koyulmuş.

Derdini soran yolcu teselli etmiş: 
- ‘’O kadar üzülmeyin! Benim babamın da başından geçmiş böyle bir şey!’’

Diğer yolcular da katılmışlar konuşmaya; her biri, ilk konuşmacıyı onaylıyormuş: 
- ‘’Benimkinin de...’’ 
- ‘’Benimkinin de... ‘’
- ‘’Benimkinin de...’’

Bizimki biraz teselli bulmuş, rahatlamış bir halde sigarasını çıkarmış, çakmağını arayıp bulamamış. Sülaleden aldatılmışlar ordusuna dönerek sormuş: 
- ‘’İçinizde ateşi olan var mı, o..... çocukları?’’

Artık bu fıkraya da bir kelimecik dahi olsa benden bir yorum yok...

Normalde benden böyle bir fıkra beklemezsiniz ama frenler boşaldı artık, dediğim gibi terbiyem, âdâbım ve ahlâkım bozuldu…

Tasavvuf edebiyatı da frenleyemiyorsa beni, eyvah ki eyvah!!!…

Osman AYDOĞAN

 


Yorumlar - Yorum Yaz