• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam174
Toplam Ziyaret735371

Münih Güvenlik Konferansı

Münih Güvenlik Konferansı

16 Şubat 2019

Münih Güvenlik Konferansı (MGK) güvenlik politikalarıyla ilgili konularda merkezi küresel bir tartışma forumudur. MGK resmi İnternet sitesinde maksadını şu şekilde tanımlıyor: “Münih, siyasetçi ve uzmanlar için, uluslararası güvenlik politikaları alanında en önemli güncel ve geleceğe dair konuların açık ve yapıcı bir şekilde tartışılıp fikir alışverişinde bulunulabildiği bağımsız bir mecra olmuştur, öyledir ve öyle kalacaktır”

Kendi resmi sitesindeki tanımından da anlaşıldığı gibi MGK resmi bir konferans değil; resmi protokolü olamayan özel bir etkinliktir. Konferans sonunda bir bildirge yayınlanma zorunluluğu yok. Açık tartışma yapılabiliyor ve çok sayıda ikili ve özel görüşmeler yapılabiliyor.

Güvenlik alanında önde gelen uzmanların buluştuğu MGK ilk olarak 1963 yılı sonbaharında başlıyor. 1963 yılındaki adı “askerî bilimler buluşması” oluyor. 1. Konferansın kurucuları olarak Ewald- Heinrich von Kleist adında bir Alman yayıncı ve Amerikan fizikçi Edward Teller karşımıza çıkıyor. Başlangıçtaki amacı İkinci Dünya Savaşı gibi askerî çatışmaların önüne geçilmesi hedefiyle güvenlik politikaları alanındaki yetkilileri bir araya getirme ve bir tartışma platformu sunmak olarak belirleniyor.

1. Askerî Bilimler Buluşmasında NATO savunma bakanlıklarının temsilcileri gayri resmi olarak Münih’te bir araya gelerek Hitler sonrası Avrupa ve ABD’nin güvenlik bağlamında ilişkilerinin geliştirilmesi ile Sovyet Rusya’sına karşı alınacak önlemler tartışılıyor.

Yıllar içinde katılımcılar ve gündem maddeleri de değişiyor.

MGK’nın kilometre taşlarını şu şekilde özetleyebiliriz:

1990 yılında MGK’na Rusya ve diğer Doğu Avrupa ülkeleri de katılıyor. 1995 yılında MGK’na Çin, Hindistan ve Japonya da katılıyorlar.

MGK, 1998 yılından itibaren Alman Savunma Bakanlığı bütçesinden finanse edilmeye başlanılıyor...

10 Şubat 2007 tarihindeki 43. konferansta ise Vladimir Putin’in yaptığı konuşma ile damgasını vuruyor. Putin konuşmasında özet olarak; NATO’nun bir dünya örgütü olmadığını, artık Avrupa’yı koruyacak bir nedeni kalmadığını, ABD’nin tek başına dünyaya hâkim olamayacağını ifade ederek tek kutuplu dünyanın kabul edilemez olduğunu söylüyor.

6-8 Şubat 2015 tarihlerinde yapılan MGK’ında ilk kez “Çökmekte olan düzen-Gönülsüz koruyucular’’ başlığı ile bir rapor yayınlanıyor. Bu rapor günümüze yansımaları nedeniyle önem arz ediyor. Raporda şu huşulara dikkat çekiliyor:

* Soğuk savaş sonrası beklenen çok taraflı ve barışçıl dünya düzenine geçme beklentisi gerçekleşmemiştir.

* Rusya- Ukrayna kriziyle yıllar sonra Avrupa’ya savaş tekrar dönmüştür.

* Ortadoğu’da yaşanan iç savaşlar, devlet dışı aktörlerin hızla yükselişi, devam eden ekonomik krizlerin önlenememesi küresel düzenin çökmekte olduğunu güçlü işaretleri olarak, görülmüştür.

* Küresel düzen çökme işaretleri verirken ABD’nin kendi devletini inşaya yönelmiş olması ve savaş yorgunluğu nedeniyle uluslararası sistemi düzenlemede isteksizliği, AB’nin mali ve iç sorunları, Rusya’nın işbirliğinden kaçınması, yükselen güçlerin kapasite eksikliği gelecek için olumsuzluklar olarak vurgulanır.

* Avrupa, Asya ve Ortadoğu’da son yıllarda soğuk savaş döneminin jeopolitik mücadelelerine benzer eğilimler öne çıkmaktadır.

17-19 Şubat 2017 tarihlerindeki 53. MGK gündem maddelerini; Trump, Brexit, AB ve NATO krizleri ile yükselen milliyetçilik oluşturuyor.

Bu tarihteki MGK katılımcı sayısı, temsil edilen aktörler ve oluşturulan yuvarlak masa toplantıları ile Pennsylvania Üniversitesi tarafından “dünyadaki en iyi think-thank organizasyonu“ olarak nitelendiriliyor.

MGK 2017 yılı raporunda liberal demokrasilerin krizi, cihatçı terör, pasifik bölgesindeki alan paylaşmazlığı, ABD’nin uluslararası güvenlik mimarisinden çekilmesinin yol açabileceği güç boşluğu ve Avrupa'nın güvenlik alanında ABD'den bağımsız olarak hareket etme kabiliyeti tartışılıyor. Bu raporun önsözünde; uluslararası güvenliğin, 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana hiç günümüzdeki kadar kırılgan bir durumda olmadığını dile getirilerek dünyanın Batı sonrası döneme geçmekte olduğuna, yani Batı’nın hâkimiyetindeki liberal dünya düzeninin sonuna yaklaşıldığı tezine yer veriliyor.

MGK 2018 yılı raporunda ise ağırlıklı olarak Çin - ABD ihtilafının daha da artacağı yönünde görüşlere yer veriliyor… Bunun dışında; AB’nin geleceği, Rusya ve ABD ile ilişkileri, ayrıca başta Suriye’deki savaş olmak üzere Ortadoğu’daki uzlaşmazlıklara yer veriliyor.

Gelelim günümüze…

15 Şubat 2019 tarihinde başlayıp 17 Şubat 2019 tarihine kadar devam edecek olan 55. MGK’na 35 ülkeden hükümet ve devlet başkanları ile 100’e yakın ülkeden savunma ve dışişleri bakanı katılıyor.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da MGK 2019 yılı raporunun şimdilik taslağı açıklanıyor. Bu taslak raporda ‘’liberal dünya düzeninde yönetim boşluğu’’ vurgusuna yer verilirken bu boşluğu kimin dolduracağı sorgulanıyor. ABD Başkanı Trump’ın ‘’dünya genelinde diktatörlere rahatsız edici ölçüde ilgi’’ gösterdiği belirtilen raporda bu durumun geçen Aralık ayında ABD Dışişleri Bakanı Pompeo tarafından dile getirilen ‘’yeni bir liberal düzen kurma’’ sözünün altını oyduğu vurgulanıyor.

Konferans Başkanı eski diplomat Wolfgang Ischinger, taslak rapora yazdığı önsözde şu ifadeleri kullanıyor: "Mevcut uluslararası duruma baktığımızda dünyanın bir dizi irili ufaklı kriz yaşamaktansa, temel bir sorunla yüz yüze olduğu hissinden kurtulamıyorsunuz. Gerçekten de uluslararası düzende temel taşlarının yeniden düzenlenişine tanık oluyoruz gibi görünüyor. ABD, Çin ve Rusya arasında büyük güçler rekabetine dayalı yeni bir dönem ortaya çıkıyor ve aynı zamanda liberal dünya düzeninde belirli bir yönetim boşluğu yaşanıyor."

Raporda; ‘’ABD ile Rusya arasındaki rekabetin silahlanma konusunda karşılıklı suçlamalarla devam ettiği’’ belirtilerek ‘’iki ülke arasında Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması’nın (INF) iptali sonrasında diğer silah denetim anlaşmalarının da tehlikede olduğu’’ ifade ediliyor. İki ülke arasındaki Yeni START Anlaşması’nın 2021’de süresinin dolacağı belirtilen raporda bu anlaşmanın yenilenmesi ihtimalinin azaldığı ifade ediliyor

Raporda iklim değişikliğinin de zorunlu göçe ve çatışmalara yol açabilecek bir güvenlik başlığı haline geldiği belirtiliyor.

Raporda; AB’nin büyük güçler rekabetindeki bu yeni döneme kötü hazırlandığı görüşüne yer verilerek, AB için 2019 yılının “kader yılı” olacağı ifade ediliyor. Raporda; Mayıs ayında yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimleri ve Ekim ayında Avrupa Merkez Bankası Başkanının atanacağı hatırlatılıyor. Raporda İngiltere’nin AB’den çıkışı sonrasında pozisyonunun öngörülemez olduğu ifade ediliyor.

Raporda ayrıca ABD’nin Suriye’den çekilme kararı sonrasında Ortadoğu’nun “büyük bir dönüşüm içinde olduğu” kaydedilerek “ABD geleneksel liderlik rolünden ayrılıp çıkarlarını bölgesel partnerler üzerinden korumaya bel bağlarken bölgesel güçler askerî kapasitelerini hızla artırıyor" ifadesi kullanılıyor. Raporda savunma bütçesinin gayrisafi yurtiçi hasılada en yüksek payı tuttuğu on ülkeden dokuzunun Ortadoğu'da bulunduğuna işaret edilerek, Ortadoğu ülkelerinin silah alımları tutarının son beş yılda 2013-2017 dönemini ikiye katladığı belirtiliyor.

Raporda, Orta Doğu’daki ülkelerin 2014-2018 dönemindeki silah ithalatının yüzde 53’ünün ABD, yüzde 11'inin Fransa, yüzde 10'unun İngiltere ve yüzde 2'sinin Türkiye tarafından karşılandığı aktarılıyor...

Raporda ayrıca ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye’den asker çekme kararının ardından Suriye’nin geleceğinde Türkiye, Rusya ve İran’ın belirleyici bir etkisi olacağı ve Suriye’de Avrupa Birliği’nin (AB) tümüyle devre dışı kaldığı belirtiliyor…

Yine raporda; Orta Doğu'da Suudi Arabistan, ABD, İsrail ve İran’ı içine alan "çatışma riski" konusu vurgulanarak Yemen, Basra Körfezi ve Irak’ta yaşanabilecek istenmeyen çatışmaların bu aktörler arasında büyük bir çatışmaya dönüşebileceği uyarısı yapılıyor…

Son olarak raporda, mevcut dünya düzeninin sarsılması durumunda AB’nin önemli ülkeleri olan İngiltere, Almanya ve Fransa’nın bulundukları bölgenin istikrarı için rol alabilecekleri belirtiliyor…

MGK’nın 2019 yılı taslak raporu işte özetle bu şekilde…

55. MGK’na 35 ülkeden hükümet ve devlet başkanları ile 100’e yakın ülkeden savunma ve dışişleri bakanı katılıyor. Tabii ki beraberlerinde binlercesini bulan gazeteci ve güvenlik uzmanları ile beraber… Türkiye'den de Savunma Bakanı da ekibiyle beraber katılıyor...

Ben de merak ediyorum, bizim TV’lere ‘’Güvenlik Uzmanı’’ diye kasım kasım kasılarak boy gösteren, savaş çığırtkanı, goygoycu, sözde güvenlik uzmanlarından hangileri bu konferansa katılıyor?

Ne yapayım, merak ediyorum işte…

Osman AYDOĞAN

 

 

 


Yorumlar - Yorum Yaz