• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam463
Toplam Ziyaret738592

Caligula

Caligula

14 Kasım 2019

Şimdi size MS 37 - 41 yılları arasında hükümdar olmuş Roma İmparatorluğunun üçüncü imparatorunu, asıl adı ile ‘’Gaius Julius Caesar Augustus Germanicus’’ olarak tanıtsam, tanımazsınız. Çünkü kendisi takma adı olan ‘’Caligula’’ (Kaligula) diye bilinir. Julius Caesar (Jül Sezar) ile kan bağı vardır. Marcus Antonius'un oğlunun torunudur.

Kendisine verilmiş olan Latince '’Caligula’' takma adının da bir hikâyesi vardır. Gaius çocuk iken ailesinin Germanya'nın kuzeyindeki askerî seferlerine eşlik eder ve babasının bu seferlerinde ordusunun maskotu haline gelir. Askerler, annesi tarafından minyatür askerî üniforma ve bot giydirilip silah kuşatılan küçük Gaius'u görmekten çok hoşlanırlar ve kendisine Latince "Küçük asker botu’’ anlamına gelen bu lakabı (Caligula) takarlar...

Roma Cumhuriyeti ve Roma İmparatorluğu

Bir efsaneye göre Romus ve Romulus adlı kardeşler tarafından MÖ 753 yılında kurulan Roma şehri, önce Roma Krallığı’na ev sahipliği yapar. Bu krallık daha sonraları MÖ 510 yılında bir Senato tarafından yönetilen Roma Cumhuriyeti’ne dönüşür. Yaklaşık 500 yıl hüküm süren Roma Cumhuriyeti zamanla Roma İmparatorluğuna dönüşür.  Ancak Roma Cumhuriyetinin ne zaman imparatorluğa dönüştüğü konusunda tam bir kesinlik yoktur.

Tarihçiler farklı biçimlerde MÖ 44'te Julius Caesar'ın daimi diktatör olarak atanmasını, MÖ 31'de Aktium Deniz Muharebesi'nde Marcus Antonius'un yenilgisini, MÖ 27'de ilk yerleşim altında Octavianus (Augustus)'a Roma Senatosu'nun olağanüstü güçleri bağışlamasını ya da MS 27 yılını Cumhuriyet'i sonlandıran yıl olarak önerirler. Tarihçilerce genellikle kabul gören tarih; bir komutanın (Julius Caesar) savaş şartlarında kendine verilen üstün yetkileri kötüye kullanarak cumhuriyeti feshedip, kendisini imparator ilan ettiğidir.

Roma, bu tarihlerin birinde imparatorluğa dönüşse de MS 3. yüzyıla kadar ismen cumhuriyet olarak kalır... Bu süre içinde de imparatorluktan tekrar cumhuriyete dönüş çabaları da devam eder. İmparatorluk döneminde işlevi ve önemi azalsa da Roma Senatosu her daim varlığını sürdürür. 

Caligula

İşte Caligula, bu şekilde oluşan Roma İmparatorluğunun ikinci imparatoru olan İmparator Tiberius'un öldürülmesinin ardından MS 37 yılında onun üvey oğlu olarak askerlerin ve halkın sevinç gösterileriyle 25 yaşındayken Üçüncü Roma İmparatoru olarak tahta geçer.

Caligula, imparatorluğu süresince aşırı savurganlığı, tuhaflığı, ahlaksızlığı, acımasızlığıyla ve despotluğuyla tanınır ve genellikle soğuk, kibirli, bencil ve deli olarak tasvir edilir… Romalı tarihçi Suetonius, ‘’Caesar'ın Hayatı’’ adlı eserinde döneminin en ünlü olaylarını anlatır. Ancak bu dönemin en tarafsız tarihçisi olarak gösterilen Tacitus'un Caligula'nın saltanatı hakkında yazdıkları kaybolmuştur.

Caligula, Senato, soylular sınıfı, üst düzey yöneticiler ve tiranlar tarafından pek sevilen bir imparator değildir. Bu nedenle de hakkında anlatılanların gerçek olmadığı, dedikodu olduğu yönünde değerlendirmeler de vardır.

Caligula, çok sevilen Roma Generali Germanicus'un oğlu olması nedeniyle başlangıçta oldukça fazla sevgiye mazhar olur. Senato tarafından imparator ilan edildiğinde kalabalığın "bebeğimiz" ve "yıldızımız" selamlamaları arasında Roma'ya girer. Halk kurbanlar keser. Ona "Güneş" diye seslenirler.

Caligula'nın ilk imparatorluk yılları

Caligula’nın imparatorluğunun ilk yılları iyi geçer. İmparatorluğunun ilk zamanlarında cömerttir Caligula. Muhafızlara fazladan ödeme yapar, selefi olan İmparator Tiberius'un vatana ihanet belgelerini yok ederek vatana ihanet kovuşturmalarının geçmişte kaldığını ilan eder, sürgüne gönderilenleri geri çağırır ve İmparatorluk vergi sisteminden zarar görenlere yardım eder. Halka yiyecek, gıda dağıtır. Bunların ve yaptığı masrafların giderlerini karşılayabilmek için de malı, mülkü olanlardan, evlenenlerden, dava açanlardan vb. ağır vergiler alır. Bu davranışları başlangıçta kendisine halkın gözünde oldukça ün kazandırır. Küçük başarıları da yandaşlarınca yağcılıklarıyla oldukça abartılır.

Caligula'nın rahatsızlığı

Saltanatına uğurlu bir başlangıç yapan Caligula, MS 37 yılının Ekim'inde ciddi biçimde hastalanır. Bu hastalık onun saltanatının dönüm noktası olur. Bazı tarihçilere göre bu fiziksel rahatsızlık daha sonraları akıl hastalığına yol açar… Bazı kaynaklar, Caligula'nın davranışlarının kaynağını beyin iltihabı, sara ya da menenjit gibi olası bir tıbbi nedenlerle açıklamaya çalışırlar. Ancak Caligula'nın deli olup olmadığı sorusu bu güne kadar bir muamma olarak kalır.

Caligula’nın bu rahatsızlığı MS 39 yılından sonra Senato ile arasının açılmasına yol açar. Genç Calicula ve Senato arasındaki sürtüşmenin kesin nedeninin belirsizliğine rağmen, bazı kaynaklara göre İmparator bir geçit töreni istemiş ancak bu istek Senato tarafından reddedilmiştir. Ancak kesin olan şu ki; Caligula MS 39 yılında konsülleri Senatoya danışmadan görevden uzaklaştırmış ya da yeniden yerleştirmiş ve birkaç senatörü arabasının yanında resmi kıyafetleriyle koşmaya zorlayarak halkın önünde küçük düşürmüş olmasıdır. Bu nokta da Caligula'nın hayatının akışı, Romalılarca "bebeğimiz" ve "yıldızımız" diye selamlanan genç bir imparatordan despot bir diktatöre doğru dikkat çekici biçimde değişir. Görkemini yansıtmak için büyük binalar, kendisi için kocaman kocaman saraylar yaptırır.  

Saltanatı sırasında imparatorluğa katılan Moritanya iki eyalet olarak tekrar yapılandırılır. Alexandria ve diğer doğu eyaletlerinde Yahudiler ve Yunanlar arasında çıkan karışıklıklar bastırılır. Caligula, Rhegium ve Sicilya limanları iyileştirir, Mısır'dan yapılan tahıl ithalatını arttırır.  Kamu işleri tamamlanır, tapınaklar inşa edilir, binalar, duvarlar tamir edilir. Caligula aynı zamanda çok ikna edici iyi bir hatiptir ve genellikle Roma halkının gözünde popüler biri olarak tasvir edilir...

Caligula hakkındaki rivayetler

Caligula hakkında iddia edilen, rivayet edilen tuhaf hikâyeler olarak; aşırı zalimliğini, sapık cinsel maceraları ya da geleneklere ve Senatoya karşı olan saygısızlığı, politik aptallıkları ve kendisini tanrılaştırması anlatılır. Ayrıca, kuzey cephesindeki askerî seferlerindeki davranışları ve verdiği tuhaf emirler, din ve vergi politikalarındaki uygulamaları deliliğinin ve zorbalığının delili olarak kullanılır.

Caligula hakkında iddia edilen rivayetler şunlardır:

Caligula’nın her üç kız kardeşiyle olan ensest ilişkileri vardır. Sarayında bir genelev açar ve burada seks âlemleri yapar ve bu seks âlemlerinde yüksek derecedeki Senato üyelerinin karılarını en yüksek teklifi verenlere satar… Hatta amcası Claudius'u da bu genelevin kapısında görevlendirir.

Sosyal etkinlikler sırasında Senato üyelerinin karılarını, kocaları onlar ayrılırken sadece arkalarından bakabildikleri halde kendi yatak odasına götürür. Ardından karılarıyla yaptığı cinsel eylemleri kocalarının yanında herkesin duyabileceği şekilde anlatır.

Caligula'nın Incitatus ismindeki çok sevdiği atını bir rahip olarak adlandırır ve yaşaması için içinde mermer bir ahır, altından bir yemlik bulunan bir ev ve mücevherlerle süslü gerdanlık takar ve en önemlisi Incitatus ismindeki bu atını Senato'ya ‘’Senatör’’ olarak atar ve Roma Senatosu da bu atamayı onaylar.  Böylece tarihte ilk kez, bir at “senatör” unvanını alır!...

Ülkenin kuzeyinde yaptığı askerî faaliyetlerinde gülünç ve tuhaf emirler verir. (Askerlerinin denize saldırması, askerlerine midye kabuğu toplatması emri vb.) Gece güneşin doğmasını emreder…

Arenada aslan ve kaplanlarla dövüşmek için yeterli suçlu kalmamışsa bazı izleyicileri arenaya attırır. Hayatına karşı herhangi bir komplo tertip edildiği zaman, komplocuların "ölmekte olduklarını hissedebilecekleri çok sayıda küçük yarayla" öldürülmesini emreder. Yemek yerken idamları seyreder. Birisinde idam cezası verdiği bir suçlunun hasta ve yaşlı babası oğlunun idamını izleyebilsin diye sedye bile tahsis eder! Tahıl ambarlarını kapatarak yurttaşlarını açlığa mahkûm eder. Kendisine yukarıdan bakılmasını suç sayar.

Halkı için sık sık "korktukları sürece bırakın benden nefret etsinler" der.

Caligula, kendinisini yaşayan bir tanrı olarak ilan eder… Caligula’dan önce, Augustus zamanında, özellikle İmparatorluğun batısında, tanrılaştırılmış bir imparator kültü oluşturulur ve teşvik de edilirdi. Ancak Caligula bu kültü hayal edilemeyecek bir noktaya taşır. Calligula kendisini geri planda bir tanrı gibi takdim eder, ardından da dalkavukça yöntemlerle huzurunda bulunanların kendisini tanrı olarak benimsemelerini ve onaylamalarını talep eder. Ve çevresindeki dalkavukları da bu tanrı kültünü onaylarlar. Tanrılaştırılmış İmparator kültünün doğası, imparatorun çevresindeki ruhun onore edilmesi iken bu kült doğrudan Caligula'nın kendisine tapınılmasına doğru değişir. Heykellerin başları, birçok kadın heykeli de dâhil Caligula'nın başıyla yer değiştirir.  

Caligula'nın, bir imparator olarak özellikle Senato, soylular sınıfı, yöneticiler ve tiranlar düzenine karşı olan eylemleri sert olarak tanımlanır. Bu eylemler muhafızlar tarafından engellenen en az üç başarısız siyasi komplo girişimine neden olur.  

Ancak sonunda tıpkı Marcus Junius Brutus'un Julius Sezar'a yaptığı gibi, cumhuriyeti kurtarmak için korumalarının başı Cassius Chaerea tarafından baskısından usanan senatörlerin kumpası ve komplosuyla imparatorluğunun dördüncü yılında iken MS 41 yılında 29 yaşında iken öldürülür. Ancak bu suikastler, tiranlar eliyle çürütülmüş Roma Cumhuriyetini kurtarmaya yetmez. Zira hem Brutus hem de Cassius Chaerea, Cumhuriyet adına kahraman ilan edildikten çok kısa bir süre sonra bu kez "cumhuriyeti yıkmaya teşebbüs" suçlamasıyla karşı karşıya kalırlar ve öldürülürler...

Gerçek nedir?

Caligula hakkında anlatılanların çoğu bahsettiğim gibi rivayettir, dedikodur, söylentiden ibarettir. Ve bu söylentiler de git gide abartılarak iyice magazinleştirilir. Caligula her imparator gibi güç delisidir ancak abartıldığı kadar da deli değildir.

Bu rivayetlerin, dedikoduların doğruluğu ne olursa olsun tarihçiler Caligula'nın imparatorluk için uygunsuz, yetersiz ve hazırlıksız olduğu konusunda birleşirler.

Romalı ünlü hatip Crispus, Caligula için "dünyaya ondan daha iyi bir köle ve daha kötü bir efendi gelmemiştir" diye konuşur. Onun efendiliği; Senato’ya, soylulara ve tiranlara, kötülüğü ve küstahlığı; zayıflara, güçsüzlere, halka ve köleliği ise Antik Roma'nın en büyük generallerinden biri olan ancak karanlık, münzevi ve kasvetli bir imparator olan Roma’nın 2. İmparatoru ve üvey babası Tiberius'a idi.

Caligula deli falan değildir. Onun deliliği, tiranlar eliyle çürütülmüş bir topluma, toplumunun geleneklerini, değerlerini, âdetlerini koruyayım derken ahlakı unutmuş, unutturmuş Senato’ya, soylulara ve tiranlara karşıydı. Aslında Caligula’nın hikâyesi, imparatoru bir kuklaya çevirip Roma'yı yönetmek isteyen tiranların, soyluların, zenginlerin iktidarı (gücü) nasıl etkilediğinin, siyaseti nasıl yönlendirdiklerinin hikâyesidir.

Caligula, Roma’da zenginlerin, soyluların, tiranların cumhuriyet düzeninden vazgeçtiği yıllarda iktidara gelir. İmparatorluk düzeninin devamı için cumhuriyetten tamamen vazgeçmek gerekiyor idi. Cumhuriyetin kurallı, yasalara dayalı yapısı Roma oligarşisi için engeldir. Bunun için önce zenginler, soylular ve tiranlar cumhuriyetten vazgeçerler. Cumhuriyet düzeni yerini dinsel ve despotik bir dikta rejimini benimserler.  Seçim yerini komploya, hileye, hurdaya bırakır. Caligula’nın iktidarı da aslında bir komplonun eseriydi.

Caligula aslında çözülmekte olan bir düzenin sembolüdür. Caligula aslında toplumda yeteneksizliğin, dinselliğin ve ahlaksızlığın yükselişte at başı yarıştığı bir dönemin ürünüdür. Caligula’yı bu dönemde öne çıkaran unsur ise Caligula’yı kendinden önce ve sonrakilerden ayıran pek çok olan şahsi özellikleriydi.

Caligula’nın her üç kız kardeşiyle olan ensest ilişkileri olduğu iddia edilir. Hâlbuki Caligula'nın ölümünün ardından onun hakkında en koyu eleştirileri yapan Seneca, Caligula’nın kız kardeşleriyle olan ensest ilişkisi hakkında çıkan dedikodulardan hiç bahsetmez ve ayrıca Seneca, Caligula'nın hayattaki kız kardeşleri Agrippina ve Julia Livilla ile olan yakın ilişkisi ile tanınır. Doğru olsaydı bu rivayet Seneca söylerdi her halde!

Caligula, sarayında seks âlemleri yaparken ve bu seks âlemlerinde yüksek derecedeki Senato üyelerinin karılarını en yüksek teklifi verenlere satarken ahlaksızdı da bu işi gönüllü olarak yapan Senato üyeleri ve karıları çok mu ahlaklı idi?

Caligula, sarayında bir genelev açarken ve sosyal etkinlikler sırasında Senato üyelerinin karılarını, kocaları onlar ayrılırken sadece arkalarından bakabildikleri halde kendi yatak odasına götürdüğünde ve ardından da karılarıyla yaptığı cinsel eylemleri kocalarının yanında herkesin duyabileceği şekilde anlatırken ahlaksızdı da bu ahlaksız davranışı sineye çeken, kabullenen Senato üyeleri ve karıları çok mu ahlaklı idi?

Caligula, Incitatus ismindeki atını Senato'ya ‘’Senatör’’ olarak atar ve Roma Senatosu da bu atamayı onaylar.  Böylece tarihte ilk kez, bir at “Senatör” unvanını alır. Bu nedenle de Caligula’ya deli derler ve onunla dalga geçerler. Doğrudur, Roma İmparatoru Caligula, atını çok sevmekte ve onu senatör yapmak istemektedir. Roma senatosu, Caligula’nın korkusundan bu öneriyi kabul eder. Aslında Caligula'nın maksadı farklıdır. Caligula bu davranışıyla, Senato'nun usulüne uygun şekilde aldığı bir kararın “hukuk” olarak kabul edilemeyeceğini anlatmak ister. Şimdi atını senatör yapmak isteyen Calicula deli ve ahlaksızdı da çıkarları gereği bu isteği onaylayan, kabul eden Senato çok mu akıllı ve ahlaklıdır? 

Caligula’nın, kendisini yaşayan bir tanrı olarak ilan ettiği rivayet edilir. Calligula kendisini bir tanrı gibi takdim ederken ve Caligula'ya kutsal sıfatlar yakıştırılırken, bu rolü ve bu sıfatları benimseyerek onaylayan, en azından tepkisiz ve sessiz kalan etrafındaki yandaşları, dalkavukları ve yağdanlıkçıları, Senato ve Roma'nın ilgili kurumları daha fazla ahlakçı ve dindar mı idiler?

İşte Caligula bu deliliği ile çürümüş, yozlaşmış bir Senatoya, senatörlere, soylulara, tiranlara, Roma'nın kurumlarına ve topluma karşı bir ayna olmak istemiştir.''Caligula'' ve ''toplum'' aslında bir ''tencere'' ve ''kapak'' hikâyesidir.  

Ahmet Hamdi Tanpınar bir yazısında ‘’Cahilsin, okur öğrenirsin. Gerisin, ilerlersin. Adam yok, yetiştirirsin. Paran yok, kazanırsın. Her şeyin bir çaresi vardır bu dünyada. Fakat insan bozuldu mu, bunun çaresi yoktur.’’ diye yazardı. Bozulmuş insanlardan oluşmuş bir toplum liderliğinin bir örneğiydi Caligula…

Aslında Roma’nın, Cumhuriyeti tamamen yıkmak isteyen güç sahipleri ve zenginleri istedikleri rejim için böylesi bir Caligula’yı ve böylesi bir toplumu yaratırlar. Roma’nın güç sahiplerinin bu isteği; hiçbir devlet tecrübesi olmayan, bilgisiz, görgüsüz, aklen ve bedenen hasta ancak güç sahiplerine ve zenginlere karşı köle, halka karşı küstah yönetici kimliği ile Caligula'nın şahsında cisimleşir. Ve Roma’da böylesi bir Caligula'ya; milli, dini ve ahlaki hiçbir değere sahip olmayan ancak bu sıfatları kullanan bir ekip ile olup bitenlere karşı üç maymunu oynayan, kayıtsız ve umarsız bir halk eşlik eder. Roma’da böylesine bir ortamda ise tek siyasal mekanizma olarak komplo ve entrikalar ortaya çıkar. Roma kurumları teker teker bitirilirken bu kurumların yerine güç sahiplerinin, büyük zenginlerin ve Roma Sarayı'nın içendeki dar grupların komploları ve entrikaları alır. Bu komplolar ve entrikalar da en sonunda Caligula’yı alır.

Kaynaklar

Caligula’yı günümüzde anlayacağımız şekilde anlatan en iyi eser Albert Camus’un ‘’Caligula’’ (Berfin Yayınları, 2017) isimli tiyatro oyunudur.  Aslında Albert Camus ‘’Caligula’’'yı yazarken o sıralarda yükselişte olan Hitler’i kastederek yazar!...

Caligula’yı anlatan diğer bir eser ise edebiyatçı, yazar ve gazeteci Ahmet Mümtaz İdil’in ‘’Dehşetin Kanlı Gölgesi Caligula’’ (Etkin Yayınları, 2013) adlı kitabıdır.

Caligula’yı anlatan bir diğer eser de Yalçın Küçük’ün ‘’Caligula - Saralı Cumhur’’ (Salyangoz Yayınları, 2007) isimli eseridir ki bu kitabı da okumanızı asla ve asla tavsiye etmem. Zinhaaaaar bu kitabı okumayınız, hatta elinize bile almayınız. Çünkü bu kitap yazarı Yalçın Küçük gibi sakıncalı, muzır ve tehlikeli bir kitaptır!...

Ve günümüzde Caligula

Tarihte böylesine renkli bir imparator olan Caligula’nın birçok filmi ve TV dizisi yapılır.

İtalyan yönetmen Giovanni Brass (sanat camiasında takma adı olan "Tintoretto"'nun kısaltılmışı olan Tinto Brass olarak bilinir)  tarafından, Caligula’yı oyuncu Peter McDowell’in canlandırdığı 1979 yılında çekilen bir filmi vardır: ‘’Caligula - Aufstieg und Fall eines Tyrannen’’ (Caligula – Bir zorbanın yükselişi ve düşüşü). Bu filmde Caligula anlatılır. Ancak film afişlerinin üzerinde 18 yaş altı için sakıncalı olduğu yazılıdır. Film hakkında da bir sinema dergisi olan Moviepilot şunları yazar: "Hem estetik hem de itici olmak üzere, porno ve tarihsel uzun metrajlı film arasında başarılı bir dengeleme hareketi." Sinema magazin dergisi olan X-Rated Magazin ise filmi daha kısa anlatır: "Yüzyılın film skandalı.’’

En son 1996 yılı, genç Macar yönetmen Szabolcs Hajdu yapımı sinema filmi vardır: "Caligula". Bir de Caligula'yı genç İngiliz oyuncu John Simm'in canlandırdığı 2004 yılı yapımı mini TV dizisi "Imperium Nerone" dizisi bulunmaktadır. 

İsveçli müzik grubu Dark Funeral'ın solisti sahne adı olarak "İmparator Magus Caligula"'yı kullanır.

İşte böylesine bir delidir Caligula...

Osman AYDOĞAN


Yorumlar - Yorum Yaz