• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi16
Bugün Toplam713
Toplam Ziyaret891832

Solon (2): Lidya Kralı Krezüs ve Pers Kralı Kiros

Solon (2): Lidya Kralı Krezüs ve Pers Kralı Kiros

06 Temmuz 2020

Bu sayfalarda ‘’La Paloma’’ şarkısını anlatırken Pers Kralı Kiros'un Asya'da Batı yönünde gidebileceği en uç noktaya dek gitmiş olduğunu ve orada da öldüğünden bahsederek Pers Kralı Kiros’u anmıştım…

Dünkü yazımda da Solon’u anlatırken Solon’un, Atina’da yasaları yazdıktan sonra bir tiran olarak görülmemek için kendi isteğiyle on yıllık bir sürgüne gittiğini, Solon’un bu sürgün sırasında Mısır'a, Kıbrıs'a gittikten sonra Anadolu’ya da uğradığını ve Anadolu’da Bizim ‘’Karun’’ diye bildiğimiz Lidya Kralı Krezüs’ün (MÖ. 560 - 546) misafiri olduğunu yazmıştım…

Bugünkü yazımda da sözü tarihin babası (Pater Historiae) olarak anılan ve bu coğrafyanın bir evladı olan Bodrumlu Halikarnas’a (Herodot) bırakacağım… Ve Herodot’un, içinde; Pers Kralı Kiros’u, Lidya Kralı Krezüs’ü ve Solon’u da anlattığı kitabından alıntılar yapacağım. (Herodot, Tarih, çev. Müntekim Ökmen, Remzi Kitabevi, 1991)

Ama önce kısa bir bilgi:

Lidya Kralı Krezüs

Bizim ‘’Karun’’ diye bildiğimiz Krezüs (M.Ö. 560 - 546) Lidya kralıdır. Kral Krezüs ülkesinin kaynaklarını kişisel zenginliği için kullanıp (‘’Karun gibi zengin’’ sözü de buradan gelir), kendini ülkenin sahibi ve efendisi gören, sahip olduğu güç ve zenginlikle kendinden geçip; kendisini tanrılara denk görecek derece kibre kapılan bir kraldır.

Herodot, bahsettiğim kitabında Krezüs hakkında şunları yazar: Krezüs, Lidyalı Alyattes’in oğludur. Alyattes, Miletos savaşının ardından elli yıl daha hüküm sürdükten sonra vefat eder. Onun yerine tahta oturan oğlu Krezüs 35 yaşındadır. İktidara geldikten sonra egemenlik alanını hızla genişletir. Kilikya ve Likya hariç, Halys (Kızılırmak) ırmağının beri yakasındaki tüm uluslar Krezüs’in egemenliğini tanır. Lidyalılar, Frigyalılar, Misyalılar, Mariandinler, Khalybler, Paflagonlar, Trraklar, Thinler, Bithinler, Karlar, İyonlar, Dorlar, Aiollar, Pamfiller… Bütün bu halklar ve ülkeler Krezüs’ün egemenliği altındadır.

Herodot'un anlatımına göre Atinalı devlet adamı ve şair Solon yurdundan ayrıldıktan sonra pek çok ülkeyi gezer. Mısır'a,  Kıbrıs’a gittikten sonra Amasis'e (Amasya) ve en son Sardes'e (Sardes veya Sardeis, Manisa'nın Salihli ilçesine bağlı Sart kasabası yakınlarında bulunan ve Lidya devletine başkentlik yapmış antik kent), Krezüs'un yanına gelir.

Solon, Lidya Kralı Krezüs’ün sarayında

Ziyaretinin üçüncü veya dördüncü gününde, Krezüs’un adamları Krezüs'ün emri üzerine Solon’a kralın hazinelerini gezdirirler. Gezi tamamlandıktan sonra Krezüs, konuğu Solon’a dönerek “Atinalı,” der, “benim konuğum, bir filozof olarak sana bunca ülkeyi gezdiren meraklı yaradılışının ve bilgeliğinin ününü birçok kez biz de duyduk, bundan ötürü sana şunu sormak isteği uyandı bende, acaba mutlulukta başka herkesi geride bırakan bir kimseye rastladın mı?” diye bir soru sorar…

Krezüs'un amacı kendisinin '’dünyanın en mutlu adamı'’ olduğunu duyabilmektir aslında... Fakat Solon bilgece Krezüs'un beklemediği cevaplar vererek dünyanın en mutlu adamı olarak Atinalı Tellos'u gördüğünü söyler: "Tellus... Hem güzel hem iyi çocukları oldu, uzun yaşadı, sağlıklı torunlarını gördü. Ülkesi savaşmak zorunda kaldığında yardıma koştu ve şehit oldu. Vatandaşları onu törenle gömdüler ve hatırasını şerefle yaşattılar."

Krezüs sinirlenmiş ve tahrik olmuştur. Bir başka zamanda bir başka fırsatla sorusunu tekrarlar: "Dünyada Sen'den daha mutlusu olamaz Yüce Hükümdarım" cevabını almayı umarak: "Var mıdır ki yeryüzünde bir kişi, benden daha mutlu?" Solon cevap verir: "Kleobis ve Biton... İki genç erkek kardeş. Annelerini festivale götürdüler. Yaşlı öküz ölünce kağnıyı kendileri çektiler. Anneleri onların sonsuz mutluluğu için bütün gece dua etti. Gece uykularında huzur içinde öldüler..."

Krezüs öfkelenerek "Solon, bizim mutluluğumuzu hiçe mi sayıyorsun ki bu basit insanları ikinci sıraya koyuyorsun?" der. Solon sakin bir şekilde cevap verir: "Krezüs, insan için yalnız talih ve talihsizlik vardır. Evet, görüyorum sen çok zenginsin, çok insana hükmediyorsun, ama benden istediğin şeye cevap veremem; çünkü önce ömrünün güzel bir sonla bağlandığını öğrenmem gerekir. Her şeyin sonuna bakılmalıdır…’’ Solon sonra şu öğüdünü verir Krezüs’e:

''Ölmeden önce dilini tut, 
'mutluyum' demek için acele etme,
yalnız 'talihliyim' de, o kadar.
Her şeyin sonuna bak. 
Tanrı, çok insana mutluluğu yem olarak sunar,
sonra da çeker alır elinden!''

Krezüs Solon'dan istediği cevapları alamayınca onu sarayından kapı dışarı eder.

Krezüs'ün sonu

Lidya kralı Krezüs’ün sonu pek güzel olmaz.

Pers kralı Kiros (Kyros, Büyük Kuroş, Büyük Keyhüsrev), Lidya krallığına saldırır. 14 gün süren kuşatmanın sonunda Sardes düşer. Krezüs esir edilir… Zincire vurulur… Zamanın geleneklerine göre Krezüs yakılmak üzere bir odun yığınının tepesine çıkartılır. Krezüs, odun yığınının üstünde yakılmayı beklerken, Solon’un ‘’hiçbir canlının henüz yaşadığı sürece mutluluktan tam emin olamayacağı’’ yolundaki sözlerini hatırlar…  Krezüs “Solooon, Soloooon, Soloooooon!” diye bir feryâd, bir figân halinde bağırır… 

Krezüs’in bağırmasını işiten Kyros, adamlarına emir vererek, adını andığı şahsın kim olduğunu öğrenmek ister. Krezüs şunu söyler: “Bir adam ki, dünyayı yöneten kişiler onunla konuşabilmiş olsalardı, bu benim için büyük hazinelerden daha değerli bir şey olurdu.” Sonra Atinalı Solon ile aralarındaki konuşmayı anlatır. Kyros’un yüreği sızlar ve Krezüs’ü affeder… 

Herodot’un anlattığı bu hikâyenin başka bir tevatürü daha vardır:

Bu hikâyede Krezüs, hazinelerini Solon’a bizzat kendisi gösterir. Her bir hazine odasından sonra Solon Krezüs’e sorar: ‘’Orduların nerede?’’ Krezüs cevap verir: ‘’Ne gerek var orduya. Ordu demek masraf demek... İhtiyaç hâsıl olduğunda ben bu hazinemle kurarım orduyu.’’ Solon açılan her bir hazine dairesinde aynı soruyu sorar: ‘’Orduların nerede?’’ Krezüs da yine aynı şekilde cevap verir: ‘’Ne gerek var orduya. Ordunun hem kontrolü zordur, hem de ordu beslemek de masraflıdır. İhtiyaç hâsıl olduğunda ben bu hazinemle kurarım orduyu.’’ Her bir hazine odası açıldığında bu sahne tekrarlanır. ‘’Orduların nerede?’’ diye sorar hep Solon. Krezüs de artık hiddetlenmektedir. Sonunda Krezüs kovar Solon’u sarayından…

Bu hikâyenin de sonu aynı: Pers Kralı Kiros Lidya’ya saldırdığında Krezüs’ün ordu kuracak, donatacak, eğitecek vakti olmaz. Pers Kralı Kiros Lidya’yı ele geçirip, kral Krezüs’ü yakmak için odun yığınının tepesine çıkardığında Krezüs, Solon ile arasında geçen konuşmayı hatırlayarak "Soloooon, Solooooon, Solooooon!" diye bağırır, feryat figan eder…

Pers kralı merak eder, yanına getirtir Krezüs’ü ve sorar ona; ‘’Bu Solon kimdir sen neden böyle feryat ediyorsun’’ diye...

Anlatır Krezüs Solon ile arasında geçen diyaloğu ve derki ‘’Solon’a hazinelerimi gösterirken o hep ordumu sormuştu. Ben sanmıştım ki hazinelerimle hemen bir ordu kuracağım. Sen geldin. Ordumu kuramadan, ordumu donatamadan ve eğitemeden beni mağlup ettin. Şimdi anlıyorum Solon’un ne demek istediğini. İşte bu nedenle Solon diye feryat figan ediyorum...’’

Her iki hikâyenin de sonu aynıdır. 

Ancak Krezüs’ün Solon'u sarayını gezdirip, hazinelerini gösterip, verdiği cevabı beğenmeyip Solon’u sarayından kapı dışarı ettikten sonra, Pers Kralı Kiros’un Lidya’yı ele geçirene kadar olan sürede yaşanan ibretlik bazı olaylar dizisi var ki onu da yarın ki yazımda anlatayım...

Ah ''Tarih'' ah!... Bu topraklar neler görmüş neler yaşamış! Hep söylüyor, hep yazıyorum ya; Tarih çok şeyler söyler diye...  

Osman AYDOĞAN


Yorumlar - Yorum Yaz