• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam443
Toplam Ziyaret738572

Solon - I

Solon - I

28 Temmuz 2018

Biliyorsunuz son yazılarımda günceli anlatacağım diye tarihte tee üç bin yıl geriye gitmiş, üç bin yıl önceki Buhtunnasır’ı, Delilah (Dilayla)’ı ve La Paloma’yı anlatmıştım…

‘’La Paloma’’yı anlatırken Pers Kralı Kiros’u da anmış, Kiros'un Asya'da Batı yönünde gidebileceği en uç noktaya dek gitmiş olduğunu ve orada da öldüğünden bahsetmiştim. Pers Kralı Kiros’u anmışken tarihin babası (Pater Historiae) olarak anılan ve bu coğrafyanın bir evladı olan Bodrumlu (Halikarnas) Herodot’un anlattığı ve içinde Pers Kralı Kiros’un da bulunduğu bir bir hikâyeden bahsetmek istiyorum. 

Ama önce kısa bir bilgi:

Bizim ‘’Karun’’ diye bildiğimiz Krezüs (M.Ö. 560 - 546) Lidya kralıdır. Kral Krezüs ülkesinin kaynaklarını kişisel zenginliği için kullanıp (‘’Karun gibi zengin’’ sözü de buradan gelir), kendini ülkenin sahibi ve efendisi gören, sahip olduğu güç ve zenginlikle kendinden geçip; kendisini tanrılara denk görecek derece kibre kapılan bir kraldır.

Herodot'un anlatımına göre Atinalı devlet adamı ve şair Solon yurdundan ayrıldıktan sonra pek çok ülkeyi gezer. Mısır'a Amasis'in yanına gittikten sonra en son Sardes'e (Sardes veya Sardeis, Manisa'nın Salihli ilçesine bağlı Sart kasabası yakınlarında bulunan ve Lidya devletine başkentlik yapmış antik kent), Krezüs'un yanına gelir. Kralın konuğu olduğu sarayında Kral Krezüs Solon'a hazinelerini gezdirirler, üstün ve görkemli şeyleri gösterirler. 

Her bir hazine odasından sonra Solon Krezüs’e sorar: ‘’Orduların nerede?’’ Krezüs cevap verir: ‘’Ne gerek var orduya. Ordu demek masraf demek... İhtiyaç hâsıl olduğunda ben bu hazinemle kurarım orduyu.’’ Solon açılan her bir hazine dairesinde aynı soruyu sorar: ‘’Orduların nerede?’’ Krezüs da yine aynı şekilde cevap verir: ‘’Ne gerek var orduya. Ordunun hem kontrolü zordur, hem de ordu beslemek de masraflıdır. İhtiyaç hâsıl olduğunda ben bu hazinemle kurarım orduyu.’’ Her bir hazine odası açıldığında bu sahne tekrarlanır. ‘’Orduların nerede?’’ diye sorar hep Solon. Krezüs de artık hiddetlenmektedir. Sonunda Krezüs kovar Solon’u sarayından…

Lidya kralı Krezüs’ün sonu pek güzel olmaz. Pers kralı Kiros (Kyros, Büyük Kuroş, Büyük Keyhüsrev), Lidya krallığına saldırdığında Krezüs’ün ordu kuracak, donatacak, eğitecek vakti olmaz. Pers Kralı Kiros Lidya’yı ele geçirip, kral Krezüs’ü idam edilmek üzere zindana atar. Krezüs, zindanda idamını beklerken Solon ile arasında geçen konuşmayı hatırlayarak sabahlara kadar  "Solon! Solon! Solon!" diye bağırır, feryat figan eder…

Pers kralı merak eder, yanına getirtir Krezüs’ü ve sorar ona; ‘’Bu Solon kimdir sen neden böyle feryat ediyorsun’’ diye...

Anlatır Krezüs Solon ile arasında geçen diyaloğu ve derki ‘’Solon’a hazinelerimi gösterirken o hep ordumu sormuştu. Ben sanmıştım ki hazinelerimle hemen bir ordu kuracağım. Sen geldin. Ordumu kuramadan, ordumu donatamadan ve eğitemeden beni mağlup ettin. Şimdi anlıyorum Solon’un ne demek istediğini. İşte bu nedenle Solon, Solon, Solon diye feryat figan ediyorum...’’

Krezüs ve Solon arasında geçen bu hikâye bir başka şekilde daha rivayet edilir:

Ama bu rivayeti anlatmadan önce Solon’a ait şu dizeleri vermem lazım:

''Ölmeden önce dilini tut, 
'mutluyum' demek için acele etme,
yalnız 'talihliyim' de, o kadar.
Her şeyin sonuna bak. 
Tanrı, çok insana mutluluğu yem olarak sunar,
sonra da çeker alır elinden!''

Herodot tarafından bu dizelerin hikâyesi de şu şekilde anlatılır:

Bu hikâyeye göre ise Lidya kralı Krezüs ziyaretine gelen Solon'a hazinelerini, üstün ve görkemli yapıları gösterir. Sonra da; "bir filozof olarak sana bunca ülkeyi gezdirten meraklı yaradılışının ve bilgeliğinin ününü birçok kez biz de duyduk, bundan ötürü sana şunu sormak isteği uyandı bende, acaba mutlulukta başka herkesi geride bırakan bir kimseye rastladın mı?" diye bir soru sorar.

Krezüs'un amacı kendisinin '’dünyanın en mutlu adamı'’ olduğunu duyabilmektir aslında... Fakat Solon bilgece Krezüs'un beklemediği cevaplar vererek dünyanın en mutlu adamı olarak Atinalı Tellos'u gördüğünü söyler: "Tellus... Hem güzel hem iyi çocukları oldu, uzun yaşadı, sağlıklı torunlarını gördü. Ülkesi savaşmak zorunda kaldığında yardıma koştu ve şehit oldu. Vatandaşları onu törenle gömdüler ve hatırasını şerefle yaşattılar."

Krezüs sinirlenmiş ve tahrik olmuştur. Bir başka zamanda bir başka fırsatla sorusunu tekrarlar: "Dünyada Sen'den daha mutlusu olamaz Yüce Hükümdarım" cevabını almayı umarak: "Var mıdır ki yeryüzünde bir kişi, benden daha mutlu?" Solon cevap verir: "Kleobis ve Biton... İki genç erkek kardeş. Annelerini festivale götürdüler. Yaşlı öküz ölünce kağnıyı kendileri çektiler. Anneleri onların sonsuz mutluluğu için bütün gece dua etti. Gece uykularında huzur içinde öldüler..." Krezüs öfkelenerek "Solon, bizim mutluluğumuzu hiçe mi sayıyorsun ki bu basit insanları ikinci sıraya koyuyorsun?" der. Solon sakin bir şekilde cevap verir: "Krezüs, insan için yalnız talih ve talihsizlik vardır. Evet, görüyorum sen çok zenginsin, çok insana hükmediyorsun, ama benden istediğin şeye cevap veremem; çünkü önce ömrünün güzel bir sonla bağlandığını öğrenmem gerekir. Her şeyin sonuna bakmalıdır, Tanrı çok insana mutluluğu yem olarak sunar, sonra çeker alır elinden."

Krezüs Solon'dan istediği cevapları alamayınca onu sarayından kapı dışarı eder.

Bu hikâyenin de sonu aynı: Pers Kralı Kiros Lidya’yı ele geçirip, kral Krezüs’ü idam edilmek üzere zindana atar.  Krezüs, zindanda idamını beklerken Solon'un sözleri gelir aklına: ''İnsan için yalnız talih ve talihsizlik vardır.. Her şeyin sonuna bakmak gerekir. Tanrı çok insana mutluluğu yem olarak sunar, sonra çeker alır elinden." Ve acıyla ''Ah Solon! Solon! Solon!' diye sabahlara kadar bağırır, haykırır, feryat figân eder... 

Ancak Krezüs Solon'u sarayından kapı dışarı ettikten sonra Pers Kralı Kiros Lidya’yı ele geçirene kadar olan sürede yaşanan ibretlik bazı olaylar var ki onu da yarın ki yazımda anlatayım...

Ah ''Tarih'' ah!... Bu topraklar neler görmüş neler yaşamış! Hep söylüyor, hep yazıyorum ya; ‘’Tarih çok şeyler söyler'' diye...  

Osman AYDOĞAN


Yorumlar - Yorum Yaz