• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi10
Bugün Toplam1180
Toplam Ziyaret887195

Lili Marleen

Lili Marleen

Attila İlhan’ın bir şiiri vardı: ‘’Lili Marleen Türküsü’’

"Lili Marlen Türküsü" 

Akşam olur mektuplar hasretlik söyler 
Zagrep radyosunda Lili Marlen türküsü 
Siperden sipere ateş tokuşturanlar 
Karanlıkta dem tutan ishak kuşu 

Biz insanlar yemin ettik imanımız var 
Hürriyet için hürriyet aşkına 
Savulacak dönem savulacak düşman 
Dehrin cefasını çektik sefasını süreceğiz 

Akşam olur mektuplar hasretlik söyler 
Zagrep radyosunda Lili Marlen türküsü 
Dost ağlar karanfilim dost ağlar karanfilim 
Marş söylemeden ölmek bize yakışmaz 

Attila İlhan'ın ‘’Lili Marleen Türküsü’’ isimli şiiri işte böyledir. Ancak İkinci Dünya Savaşı’nın karanlık günlerinde yaralı gönüllere ılık bir nefes aldıran Lili Marleen efsanesi ve melodisi çok daha başkadır. Attila İlhan işte bu Lili Marlen efsanesini şiirinde anlatmaya çalışır.  

Nedir bu Lili Marlen efsanesi? İşte bu yazımda sizlere bu efsaneyi anlatmak istiyorum…

‘’Lili Marleen’’ isimli bir şarkı İkinci Dünya Savaşı öncesi Almanya’nın Hamburg sahillerindeki balıkçıların ağızlarında dolaşan romantik bir şarkıyken mırıldanan balıkçıların ağzından bütün şehre, oradan da bütün Almanya’ya yayılır. 

‘’Lili Marleen’’ şarkısını Lale Andersen (asıl adı Liese-Lotte Helene Berta Bunnenberg, 1905-1972) adında bir genç kız seslendirir, şarkı Lale Anderson’un sesiyle meşhur olur, bir plak şirketi bu melodiyi onun ağzından plağa alır.

Savaş günlerinde bir gün, tesadüfen onun şarkısı Almanların işgali altında bulunan Belgrat Askerî Radyosunda çalınır ve çok beğenilir. (Attila İlhan’ın ‘’Lili Marleen Türküsü’’ adlı şiirinde bahsettiği Zagrep Radyosu muhtemelen sehven yazılmıştır. Doğrusu Belgrat Radyosudur.)

Bu askerî radyo Belgrat’tan yayın yapan Alman ordusunun ‘’Soldatesender Belgrat’’ adlı radyosudur. (Hatırlarsanız Malatya’ya Kürecik radarını korumak için gelen Alman Patrioit birliği de bu radyoyu kurmak istemişti de hükumet izin vermemişti. Bu Almanların geleneksel uygulamasıdır, Almanya dışında nerede bir Alman birliği var moralleri için bu ‘’Soldatensenger’’ radyosu kurulur. Sahi bizim de Bosna’da, Afganistan’da, Irak Başika’da, Suriye’de, Afrika’da değişik amaçlarla askerimiz var da neden bizim böyle bir radyomuz yok?)

O günden sonra Belgrat radyosuna Almanların işgali altında olan İtalya, Fransa, Afrika’dan plağın tekrar çalınması için mektuplar yağmaya başlar.

Günlük programlarda müteaddit defalar çalınan şarkı kısa zamanda meşhur olur ve dünya çapında sevilen bir eser haline gelir. Şarkı yalnız Almanlar tarafından değil, cephede çarpışan İngilizler ve Amerikalılar tarafından da çok sevilir.

Aslında İkinci Dünya Savaşı’nda meşhur olan bu şarkının sözleri, şiir olarak, Birinci Dünya Savaşı’na katılmış bir Alman askeri olan Hans Leip tarafından yazılır. Leip, 1915 yılında, Karpatlar’daki Rus cephesine gönderilmeden önce tanıdığı; manavın kızı Lili ile doktorun kızı Marleen’i birleştirerek sunmuş olduğu hayali-düşsel sevgiliye, ‘‘Nöbetçi Genç Askerin Şarkısı’’ adında yazdığı bir şiirdir. 

Leip 1937 yılında yayınladığı bir kitabında, bu şiire de yer verir. İki kız arkadaşın hatıralarını canlı tutmak amacıyla yazılan bu lirik şiir; nöbetçi genç askerin, hayali olarak kışlasının kapısının önündeki lambanın altında, sevgilisiyle buluşmasını ve ayrılışlarını, hüzünlü vedalarını hatırladığında hissettiği duygularını yansıtıyordu.  Şiir, yayınlandığı yıl Alman besteci Norbert Schultze tarafından bestelenir. 

Bestelendiği yıllarda ve sonrasında çok da dikkat çeken bir parça olmaz, ta ki anlatıldığı gibi İkinci Dünya Savaşı’nın başladığı yıllara kadar...

Lili Marleen, askerlere vatanlarını ve geride bıraktıkları eşlerini, sevdiklerini, yavuklularını hatırlatır. Anavatandan çok uzaklarda, evlerinin ve sevgililerinin hasretine dayanmayan askerlerden birçoğu şarkıyı dinlerken ağlarlar. Şarkı o kadar tutulur ve sevilir ki, radyolarda bu plak çalındığı müddetçe cephedeki her iki tarafın askerleri de silahlarını bırakarak şarkıyı dinlerler.

Marlene Dietrich (Marie Magdalene Dietrich) Amerika’da şarkıyı İngilizceye tercüme ederek, Amerikan askerlerinin çarpıştıkları cephelere kadar gidip söylemeye başlar. Aynı faaliyeti Lale Andersen Alman askerlerinin çarpıştığı cephelerde yapar. 

Bir Alman askeri, savaş sonrasında yazdığı anılarında şöyle der: “Kuzey Afrika cephelerinde, bütün gün siperlere gömülüp, kıran kırana savaşan askerler, saat ona beş kala ateşi keserler, Belgrat Radyosu’nu dinlerlerdi. Bir gün yine Lale Andersen, Lili Marleen’i söylemeye başladı. Biraz sonra karşı, düşman siperinden bir ses duyuldu. Aksanlı ve bozuk bir Almanca ile sesleniyordu: 'Hey... Radyonun sesini biraz daha açsanıza.' ”

Bu şekilde Avrupa’nın İkinci Dünya Savaşı’nın en kara günlerinde düşmanlar arasındaki cephelerde bir ışık olur, düşmanlar arasında bir sevgi olur Lili Marleen. Dilden dile tercüme edilip, ateş fasılalarında askerlerin soluk aldığı bir ezgi olur Lili Marleen. Daha sonra Lili Marleen tüm dünyada askerlerin sevgilisi olur, 40’tan fazla dile çevrilir ve söylenir.

Alman Propaganda Bakanı Josef Goebbels bu şarkının çok hissi ve duygusal olduğunu askerlerdeki çarpışma azmini kırdığını ileri sürerek yasak edilmesini ister. Fakat başarılı olamaz çünkü şarkı bütün dünyayı tutmuş ve herkesin malı olmuştur. Ancak Goebbels, Lili Marleen’i ‘’halkın moralini bozucu olması’’ gerekçesiyle Almanya’da yayını yasaklar. Lale Andersen’in de 9 ay süreyle şarkı söylemesini yasaklanır. 

Gerçi bu yasaklama kararının tek nedeni bu şarkı değildir; Lala Andersen’un Rolf Lieberman (1910-1999) adlı İsviçreli bir besteciyle ile yakın arkadaş olması da önemli bir etken. Çünkü Lieberman Yahudi’dir. (Goebbels bu yakınlığı bozmayı da beceremez, bu iki sanatçının yakınlıkları Lale Andersen’in ölümüne kadar sürer.) Bu yasağa rağmen Belgrat Radyosu yöneticisi Teğmen Karl-Heinz Reitgen, Afrika Korps’da (Kuzey Afrikada’ki Alman Birlikleri) çarpışan bir arkadaşı için bu şarkıyı her akşam çalmaya başlar. 

Bütün uğraşısına rağmen şarkının popüler olmasını engelleyemeyen Goebbels, Lale Andersen’e düşman kesilir. Zürich’te bir Yahudi müzisyenle mektuplaştığını bahane ederek onu tutuklattırır. Andersen iki ay hapiste kalır. Hapishanede çok acı günler geçirir, bir aralık fazlaca uyku hapı alarak intihara teşebbüs ederse de başaramaz. Hadiseden sonra Alman cephelerinde büyük bir kargaşa başlar. Binlerce asker Hitler’e mektup yazarak Andersen’in serbest bırakılmasını ve şarkısını tekrar dinlemek istediklerini bildirir. Askerlerin bu isteğine karşı koyamayan Hitler sanatçının serbest bırakılmasını emreder.

Harp sonunda Almanya İngilizler ve Amerikalılar tarafından işgal edilince İngilizler Lale Andersen’i Londra’ya götürür. Genç şarkıcı Lili Marleen şarkısını İngilizce ve Almanca söyleyerek bütün İngiltere’yi ve daha sonra Amerika’yı dolaşır. Lale Andersen 1972 senesinde hayata gözlerini kapar. 

Bir devre damgasını vuran eser, savaş yıllarından kalan belki de en tatlı hatıradır.

Lale Andersen 1972 senesinde hayata gözlerini kapatınca bayrağı Marlene Dietrich ele alır ve ''Lili Marleen''i o seslendirmeye başlar.

Ancak burada Marlene Dietrich'i anınca ona ayağa kalkıp selam vermek geçti içimden. Gerçi bu ayrı bir yazı konusu ama madem adı geçti kısaca anmak istiyorum:

Marlene Dietrich ''Lili Marleen''i seslendirmesine  ve çok da beğenilmesine rağmen Lili Marleen onun en güzel eseri değildi... Anlattığım gibi ''Lili Marleen''i en güzel Lale Anderson söylerdi. Marlene Dietrich'in en güzel eseri Hertha Koch'un 1963'te yazdığı ''In den Kaserne'' (Kışlada) isimli sözlere ertesi sene Londra'da can verdiği şarkısıydı. Bu coğrafyalarda dinletilmesi değil ezberletilmesi gereken bir şarkıdır diye düşünürüm. Sözlerini anlıyorsanız eğer bana hak vereceğinize inanıyorum.

Alman askeri sevdiklerine özlemini böyle dile getirirken bizde ise Hamza Şenses’in Urfa Türküsünü Muzaffer Akgün ‘’Kışlalar doldu bugün, doldu boşaldı bugün’’ diye başlayıp şöyle bitirirdi: ‘’Yaralandım yatmadım, yaram açıp bakmadım, kaldı hasretimiz kıyamete, güzel boynuna el atmadım.’’

Ve her devirde ve her yerde ve her millette askerler cephelerde yavuklularına ve sevdiklerine özlem içinde hayata gözlerini yumarlar, başkaları daha mutlu ve refah içinde yaşasınlar diye...

Cephelerden, kışlalardan, mevzilerden gelen haberlerin ardında ne imkânsız özlemler, ne mümkünsüz sevgililer ve hayaller vardır… Farkında mısınız?

Osman AYDOĞAN

Lale Andersen’in sesinden ‘’Lili Marleen’’:
https://www.youtube.com/watch?v=8DXruigKRRc

Marlene Dietrich sesinden Lili Marlen:
https://youtu.be/BxABPZlNut8

Marlene Dietrich sesinden ‘’In den Kasernen’’:
https://www.youtube.com/watch?v=NnCS2k1Ngs4

Lili Marleen

Vor der Kaserne
Vor dem großen Tor
Stand eine Laterne
Und steht sie noch davor
So woll'n wir uns da wieder seh'n
Bei der Laterne wollen wir steh'n
Wie einst Lili Marleen.

Unsere beide Schatten
Sah'n wie einer aus
Daß wir so lieb uns hatten
Das sah man gleich daraus
Und alle Leute soll'n es seh'n
Wenn wir bei der Laterne steh'n
Wie einst Lili Marleen.

Schon rief der Posten,
Sie blasen Zapfenstreich
Das kann drei Tage kosten
Kam'rad, ich komm sogleich
Da sagten wir auf Wiedersehen
Wie gerne wollt ich mit dir geh'n
Mit dir Lili Marleen.

Deine Schritte kennt sie,
Deinen zieren Gang
Alle Abend brennt sie,
Doch mich vergaß sie lang
Und sollte mir ein Leids gescheh'n
Wer wird bei der Laterne stehen
Mit dir Lili Marleen?

Aus dem stillen Raume,
Aus der Erde Grund
Hebt mich wie im Traume
Dein verliebter Mund
Wenn sich die späten Nebel drehn
Werd' ich bei der Laterne steh'n
Wie einst Lili Marlee

Türkçesi

Lili Marlen

Kışla kapısının önündeki fener 
Eskiden de oradaydı, şimdi de orada 
Orada tekrar görüşsek ya 
Dursak yine lambanın altında 
Tıpkı eskisi gibi, Lili Marleen 

İkimizin gölgesi sanki birdi 
Birbirimizi nasıl sevdiğimiz kolayca görülebilirdi 
Ve herkes yine görmeli 
Bizi lambanın altında 
Eskisi gibi, Lili Marleen 

Derken nöbetçi seslendi 
'Yat borusunu çalıyorlar, üç gün cezası var!' dedi 
'Hemen geliyorum, yoldaş' dedim 
Ve sana veda ettim 
Ah, oysa ki nasıl isterdim gelmeyi 
Seninle, Lili Marleen 

Yerinde adımların, zarif yürüyüşün 
Akşam boyu parlıyordur, ama beni unutalı çok olsa gerek 
Bana bir şey olursa eğer 
Kim kalacak lambanın altında 
Seninle, Lili Marleen? 

Sessiz odalardan, yerin yatağından 
Aşk dolu dudakların, bir rüya gibi, beni kaldırıyor 
Sabahın sisi dağıldığında 
Lambanın altında olacağım 
Tıpkı eskisi gibi, Lili Marleen 
  

In den Kasernen 

In den Kasernen, da warten sie.
In den Kasernen, da schult man sie.
So war es immer und endet nie.
In den Kasernen, da warten sie.

Von schönen Mädchen, da träumen sie
Die schönen Mädchen verlassen sie
So ist es immer und endet nie.
Von schönen Mädchen, da träumen sie.

Kommt man sie holen, dann gehen sie.
Ob sie auch wollen, das fragt man nie.
So war es immer, das wissen sie.
Kommt man sie holen, dann gehen sie.

Auf Menschenbrüder, da schießen sie.
Und Menschenbrüder befehlen sie.
So war 's schon immer und endet nie
Auf Menschenbrüder, da schießen sie.

Kreuz unter Kreuzen, so enden sie.
Kreuz unter Kreuzen, wer denkt an sie.
So war es immer, begreift man nie.
Kreuz unter Kreuzen, so enden sie.

In den Kasernen, da warten sie.
Neue Kasernen baut man für sie
Es ist wie immer und endet nie.
In den Kasernen, da warten sie.


Yorumlar - Yorum Yaz