• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam1223
Toplam Ziyaret887238

Erinnerung an die Marie A.

Marie A.'nın Anısına

Daha eğitim için Almanya'ya gitmeden önce Almanca'sını ezberlediğim Bertolt Brecht'in en güzel şiirlerinden birisi: Erinnerung an die Marie A., Türkçesiyle: ''Marie A.'nın Anısına'' Kim çevirise çevirsin şiirin hiçbir çeviri Türkçesi şiirin Almancası kadar bana ne tad veriyor ne de anlam veriyor. 

Şiirde taze erik ağacından bahsedilir; jungen Pflaumenbaum... Nazım Hikmet de Piraye'sine yazdığı şiirde şöyle derdi: ''Çiçekli badem ağaçlarını unut. Değmez, bu bahiste geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı.''

Bizler de Nazım'ın söylediği gibi  çiçekli badem ağaçlarını unutalım, geri gelmesi mümkün olmayanları hatırlamayalım, ancak Bercht'in şiirinde geçen çiçekli erik ağaçlarını anımsayalım.  Gerçi aklımzda kalan sadece o bembeyaz buluttu, o da rüzgâra karıştı gitti ya neyse...

Das Leben der Anderen (Ülkemizde ''Başkalarının Hayatı'' olarak gösterildi) isimli bir filmde de geçerdi bu şiir...

Erik ağaçlarının çiçek açtığı baharın bu ilk günlerinde bırakın ülke gündemini, kederi, kasveti, kasvetli adamları... İçinde erik ağaçlarının çiçeklerinden bahseden bu şiiri okuyun... Herkesin bir ''Marie''sı vardır, Marie'yı hatırlayın....

Bağlantıda piyano eşliğinde  Dorine Niezing  tarafından bir tiyatro konseri sırasında sunduğu şiirin Almanca okunuşunu da veriyorum... Almanca biliyorsanız kaçırmayın, kulağınızın pası açılsın derim.

Osman AYDOĞAN

Dorine Niezing, ''Erinnerung an die Marie A.''
https://www.youtube.com/watch?v=7RC5op37j-0

Aşağıda şiirin önce orijinal Almancasını, sonra da Türkçesini veriyorum... Beğeneceğinizi umuyorum...

Erinnerung an die Marie A.

An jenem Tag im blauen Mond September
Still unter einem jungen Pflaumenbaum
Da hielt ich sie, die stille bleiche Liebe
In meinem Arm wie einen holden Traum.
Und über uns im schönen Sommerhimmel
War eine Wolke, die ich lange sah
Sie war sehr weiß und ungeheuer oben
Und als ich aufsah, war sie nimmer da.

Seit jenem Tag sind viele, viele Monde
Geschwommen still hinunter und vorbei.
Die Pflaumenbäume sind wohl abgehauen
Und fragst du mich, was mit der Liebe sei?
So sag ich dir: ich kann mich nicht erinnern
Und doch, gewiß, ich weiß schon, was du meinst.
Doch ihr Gesicht, das weiß ich wirklich nimmer
Ich weiß nurmehr: ich küßte es dereinst.

Und auch den Kuß, ich hätt ihn längst vergessen
Wenn nicht die Wolke dagewesen wär
Die weiß ich noch und werd ich immer wissen
Sie war sehr weiß und kam von oben her.
Die Pflaumenbäume blühn vielleicht noch immer
Und jene Frau hat jetzt vielleicht das siebte Kind.
Doch jene Wolke blühte nur Minuten
Und als ich aufsah, schwand sie schon im Wind.

Bertolt Brecht

Marie A.'nın Anısına

Eylülün mavi ayında o gün
Taze bir erik ağacı altında usulca
Tuttum o sessiz solgun sevdayı
Tatlı bir rüya gibi kollarım arasında
Ve güzelim yaz göğünde üstümüzde
Bir bulut vardı seyrettim uzun süre
Bembeyazdı ve korkunç yükseklerde
Ve tekrar baktığımda yukarı: Yoktu artık orada.

O günden beri ne çok, ne çok aylar
Süzülüp aşağı sessizce akıp gittiler
Erik ağaçları belki kesilmiştir şimdi
Ve sorarsan bana sevdaya ne oldu diye?
Bilemiyorum derim sana
Ama tabii anlıyorum neyi sorduğunu
Yüzünü bile unutmuşum gerçekten
Ama tek bir şey kalmış aklımda:
O zaman öpmüştüm onu.

Ve bu öpücüğü de unutur giderdim çoktan
Olmasaydı eğer o bulut orada
Hâlâ hatırlıyorum onu ve hep kalacak aklımda
Bembeyazdı ve yükseklerden geldi.
Erik ağaçları hâlâ çiçek açar belki
Ve belki yedi çocuğu olmuştur şimdi o kadının
Ama sadece birkaç dakika açtı o bulut
Ve tekrar baktığımda yukarı: Karışmıştı rüzgâra.

Bertolt Brecht, Çev. Kerem Çalışkan

 


Yorumlar - Yorum Yaz