• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam272
Toplam Ziyaret628147

Bir kurultayın ardından...

Bir kurultayın ardından...

05 Şubat 2018

Samuel Barclay Beckett (1906 -1989) İrlandalı yazar, oyun yazarı, eleştirmen ve şairdir. Beckett ayrıca "Absürt Tiyatro" olarak adlandırılan akımın en önemli yazarı sayılır.

Beckett'in eserlerinin sade ve temel olarak minimalist olduğu söylenir. Bazı yorumlara göre, çağdaş insanın durumu hakkında oldukça kötümser eserler vermiştir. Beckett, bu kötümserliği kara mizah yoluyla anlatır. Beckett’in modern insanın yoksunluğu ve kayıtsızlığı üzerine kurguladığı en bilinen eseri ‘’Godot'yu Beklerken'’dir. (Kabalcı Yayınevi, 2000) 

''Godot'u Beklerken'' isimli zaman kavramı olmayan oyunda oyunun varoluş sancıları çeken kahramanları Vladimir ve Estragon, yolları kesiştiğinde birbirleriyle iletişim kurmaya çalışırlar ve Godot diye birini beklerler. Ancak bu sonuçsuz bir bekleme eylemidir. Gelmeyeceğini bildikleri halde Godot'u beklerler. Her gün yinelenen bu ritüelde bellek, işlevini yerine getiremeyince de gerçekliğin kesinliğinden uzaklaşmaya başlarlar.

Bu şekilde eylemsizliklerine yenilmiş insanların, Godot adında ne olduğunu bilinmeyen bir kimseyi veya "şeyi" beklemelerini konu alan absürt tiyatronun en önemli eserlerinden birisidir ‘’Godot’u Beklerken’’.  ''Godot'u Beklerken'' bir bekleyişin, bir umudun, bir eleştirel yaşamın ve bir ideolojik başkaldırının kitabıdır. ''Godot'u Beklerken'' aynı zamanda bir varoluş kitabıdır, kahramanlarının var olduğunu kanıtlama kitabıdır. Kahramanların var olduklarını kanıtlamak sebebiyle yapmış olduğu eylemler ve sürekli bir iletişim içinde bulunma gayreti aslında var olmanın bir haykırışıdır.  

Oyun, varoluşçuluk felsefesini çok çarpıcı bir biçimde işler. Bu da oyundaki iki ana karakterin “yarına kalmamız için bir nedenimiz olmalı” fikriyle paralel olarak gelişen hareketleriyle anlaşılır. Vladimir ve Estragon, aslında insanın doğumu ile ölümü arasındaki serüveni anlatır. Oyun aynı biçimde başlar ve aynı biçimde sonlanır. Beckett, anlamsız bir varoluşun sonsuza dek sürecekmiş gibi gelen sürecinden bir kesit sunar.

Oyun karakterlerinin oyunda geçen bazı sözlerini buraya almak istiyorum:

‘’Bana öğrettiğin kelimeleri kullanıyorum. Artık hiç bir anlama gelmiyorlarsa, bana başkalarını öğret. Ya da bırak susayım.’’

‘’Bir kişiye gerektiğinden fazla değer verirsen, ya onu kaybedersin ya da kendini mahvedersin.’’

‘’Eğer bir gün susarsam, bu artık söylenecek hiçbir şey kalmadığı içindir; herşey söylenmemiş, hiçbir şey söylenmemiş olsa bile.’’

‘’Hepimiz deli doğuyoruz. Bazıları böyle kalıyor.’’

‘’Bir ayağımız mezarda dünyaya getirirler bizi.’’

‘’Herkes çarmıhını kendi sırtında taşır.’’

‘’İşte karşınızda tüm yönleriyle insan, suçlu kendi ayağıyken ayakkabısına kızıyor.’’ 

''Yaşlanacak zamanımız var. Hava çığlıklarımızla dolu. Ama alışkanlık büyük bir uyuşturucu.''

"Her zaman kendimize var olduğumuz izlenimini verecek bir şeyler buluyoruz."

‘’Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Gene dene, gene yenil. Daha iyi yenil.’’

Vladimir ve Estragon’un oyun içinde diyalogları vardır. Bunlardan birkaçı:

Estragon: Gidelim.
Vladimir: Gidemeyiz.
Estragon: Neden?
Vladimir: Godot'yu bekliyoruz.

İşte bu nedenle, ‘’Godot’u Beklerken’’; gitmek isteyip gidemeyişin, kalmak isteyip kalamayışın kitabıdır. Alışkanlıklarına hapsolmuş insanların kitabıdır. Arafta kalanların kitabıdır.

Estragon: Haklarımızı kaybettik ha?
Vladimir: Haklarımızdan kurtulduk.

İşte bu nedenle, ‘’Godot’u Beklerken’;’ hiç mücadele vermeden sahip oldukları haklarından kurtulanların kitabıdır.

Estragon: Hiç terk ettim mi seni?
Vladimir: Gitmeme izin verdin.

İşte bu nedenle, ‘’Godot’u Beklerken’’; çağdaşlığın, uygarlığın, aydınlığın, ışığın, refahın, huzurun, kişiliğin, onurun, gururun gitmesine izin verenlerin kitabıdır.

Hayatta istediklerine ulaşmak için çaba göstermeyen sadece zamanın getirmesini bekleyen insanların kitabıdır ‘’Godot’u Beklerken’’. Kitaptaki karakterler kendilerinin de bir şeyler yapabileceklerini düşünmezler bile. Godot'nun onları bulacağına inanırlar, beklerken de yapacakları tüm şeyleri ertelerler, bu bekleyişin sonu hüsrandır tabi. Tıpkı bizlerin de ‘’Sarı Saçlı’’, ‘’Mavi Gözlü’’ kahramanımızı tıpkı oyun karakterlerinde olduğu gibi kötümser, yoksun ve kayıtsızca hiçbir şey yapmadan aynı şekilde beklediğimiz gibi…

Bu hüsranın sonucu Vlademir kendisini asmak için kemerini çıkarır. O an pantolonu düşer. Seyirci de tam üzülecekken boş bulunup güler. Tıpkı bizlerin de ülkemizde olan bitene boş bulunup güldüğümüz gibi…

Ve yine bir yenilgiden sonra tüm bu yenilgilerin müsebbipleri olan kifayetsiz muhteris muhalifler sahne alırken Samuel Backett’in oyundaki en önemli sözü kulaklarınızda çın çın çınlar;

‘’Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Gene dene, gene yenil. Daha iyi yenil.’’

Osman AYDOĞAN

 


Yorumlar - Yorum Yaz