• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam144
Toplam Ziyaret630487

Yamuk Minare

Yamuk Minare

Süleymaniye Külliye’sinin yapımı Padişah tarafından Mimar Sinan’a verilmişi. Sinan hızlı bir şekilde Külliye’yi yapmaya devam ediyordu. Külliyenin içerisinde bulunan dört minareli cami gören herkesin dikkatini çekmekteydi. Mimar Sinan’dan hafızalara kazınacak olan bir cami daha geliyordu. 

Bir gün Külliye’nin yapıldığı yerde oynayan bir çocuğa göre minarelerden bir tanesi yamuk gelmiş. Çocuk ustaların yanına giderek minarelerden bir tanesinin yamuk olduğunu söylemiş. Ustalar bütün hesapların yapıldığını ve minarenin yamuk olmadığını ısrarla çocuğa anlatmışlar. Ancak çocuk onları dinlememiş ve ''bu minare yamuk'' diyerek sürekli üstlerine gitmiş. Bu durumu kendilerine yediremeyen ustalar çocuğu canını yakmayacak şekilde dövmüşler. Ama çocuk bu, ufak da olsa küçük bir dayakta ağlayıverir.

Çocuk ağlaya ağlaya caminin etrafında dolaşıyormuş. O sırada camiye gelen Mimar Sinan: ‘’Neden ağlıyorsun?’’ diye sormuş çocuğa. O da cevap vermiş: ‘’Beni buradaki amcalar dövdü. Ben sadece minarelerin yamuk olduğunu söyledim. Bunu söyleyince de dayak yedim’’ demiş. Mimar Sinan onu onaylayarak: ‘’Evet haklısın çocuğum, bu minareler yamuk’’ demiş. Ve hemen ustalara bir hışımla minareleri düzelteceğiz diye bağırmış.

Bütün bu olaylar üzerine bir usta caminin minaresinin tepesine çıkartılmış. Kalın ve uzun bir iple buraya çıkan usta ipin bir ucunu minarenin gövdesine bağlamış. Diğer ucunu da aşağı sarkıtmış. Birkaç işçi de aşağıda ipin ucunu tutmuşlar. Mimar Sinan çocuğa sormuş: ‘’Minare hangi tarafa yamuk?’’ diye. Çocuk: ‘’Şu taraf’’ demiş. Mimar Sinan çocuğun gösterdiği yöne doğru ipi çekmelerini emretmiş. Mimar Sinan tekrar çocuğa sormuş: ‘’Şimdi düzeldi mi?’’ diye. Çocuk: ‘’azcık daha yamuk biraz daha çekilmeli’’ demiş. Bu sefer Sinan: ‘’Haydi aslanlarım hızlı bir şekilde bir daha çekin’’ demiş. Sinan tekrar çocuğa dönüp sormuş: ‘’Çocuğum düzeldi mi şimdi minare?’’ Çocuk: ‘’Evet amca bak şimdi düzeldi işte’’ demiş. Mimar Sinan ustalara: ‘’Tamam şimdi ipi bırakabilirsiniz’’ demiş. Çocuğa bir şeker almış onu öpmüş ve göndermiş. Çocuk mutlu bir şekilde koşarak mahallesine gitmeye başlamış.

Ustalar şaşkın bir şekilde Mimar Sinan‘a dönmüşler: ‘’Ustam bu minare yamuk değildi ve yaptığımız şeyler ona bir etkisi olmadı’’ demişler. Bunun üzerine hemen Mimar Sinan şunları söylemiş: ‘’O daha bir çocuk. Ne kadar şey söylerseniz söyleyin onun doğruları başkadır. Onu inandıramazsınız. Onu dövmek yerine onu severek sözünü dinlemeniz gerekirdi. Onu inandıramazsanız bu minarenin yamuk olduğuna halkı hiç inandıramazsınız. Eğer o çocuk dayak yemiş bir halde buradan gitmiş olsaydı bu caminin adı Süleymaniye değil ‘Yamuk Minareli Cami’ olarak kalacaktı. Mahallesinde yaşadığı bu olayı herkese anlatacaktı ki haklıydı da…’’

Bu hikâye Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi tarafından yayınlanan ‘’Mimar Sinan Kitabı’’ (Suphi Saatçi, 2013) isimli kitabında böyle geçiyor.

İşte Mimar Sinan bu nedenle büyük, Osmanlı bu nedenle ihtişamlı…

Günümüzde ise Osmanlı’nın devamı olduklarını iddia edenler, ancak doğrulukta, dürüstlükte, devlet yönetiminde, şan ve şerefte Osmanlının tırnağı dahi olamayanlar devletin rejimini değiştirecek bir anayasa oylaması yapıyorlar, bu oylamada yapılan yolsuzluklar, hırsızlıklar, sahtekarlıklar, baskılar arşı alaya çıkmış, bu usulsüzlükleri yeryüzünde duymayan sağır sultan kalmamış, değil bir çocuk, anayasa profesörleri bu hukuksuzlukları dile getiriyorlar ve sorumlular kıllarını kıpırdatmıyorlar, kıpırdatmadıkları gibi bir de dalga geçerek attan, Üsküdar’dan, Niğde’den, eşekten, külahtan bahsediyorlar.  Eğer sorumlular bu hukuksuzlukları düzeltilmezlerse, bu şaibeleri gidermezlerse Mimar Sinan’ın minare için söylediği gibi bu anayasa da sittin sene ‘’Yamuk Anayasa’’ olarak kalacaktır. Ve müsebbipleri de hiç de hayırla anılmayacaktır.

Hoş; Mimar Sinan zamanında eğik olmasa bile, çocuk da olsa öyle inanılmasın diye eğik minareler düzeltilirmiş… Şimdiler de ise hiçbir kılıfa sığmayan koca koca minareler çalınıyor… Osmanlı ile günümüzde Osmanlıya öykünenler arasındaki fark da bu olsa gerek…

Osman AYDOĞAN


Yorumlar - Yorum Yaz