• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi8
Bugün Toplam117
Toplam Ziyaret735314

Aptallığın Temel Yasaları

Aptallığın Temel Yasaları

Carlo Maria Cipolla, (1922 -2000) İtalyan akademisyen ve ekonomi tarihçisidir. Carlo M. Cipolla’nın güzel bir kitabı var: ‘‘Neşeli Öyküler‘‘ (Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 2008)

Yazar, kitabında tarihe yön veren basit ama komik bazı olayları irdeliyor. Örneğin; karabiber, nasıl oldu da Haçlı Seferleri'ne yol açtı? Osmanlı hanımları arasında gümüş Fransız paralarından yapılma kolye ve küpeler moda olunca Osmanlı ekonomisi nasıl krize girdi? Fatih William İngiltere'yi işgale giderken neden yanında bol bol şarap götürdü? Vikingler neden güneye akın yaptılar. İşte bu şekilde İtalyan iktisat tarihçisi Carlo M. Cipolla, kitabında üç olağandışı öyküde, kendi üslubuyla, 14. ve 18. yüzyıllarda geçen neşeli, tuhaf ama tamamen gerçek öyküleri anlatıyor.

Yazar, girişte anlattığım gibi; kitabında tarihe yön veren basit ama komik bazı olayları irdeliyor. Ona göre tarih; büyük çapta aptalların yönlendirdiği komik olaylar ile gelişiyor. Dünyada insan var olalı beri aptallık da var, hatta kitabın yazarı ünlü tarihçiye göre yasaları bile var! Carlo M. Cipolla kitabın sonunda yer alan makalesinde ‘‘Aptallığın Temel Yasaları‘‘nı irdeliyor. (Sayfa: 72-87) Yazar bu yasaları "nükteli bir buluş" olarak niteliyor.

Cipolla, kitabında ‘‘Aptallığın Temel Yasaları‘‘ bölümüne şu girişle başlar: ‘’İnsanların işleri, genel kanıya göre, acınacak bir durumda. Zaten bu da bir yenilik değil. Ne kadar gerilere dönüp baksak da bu işler hep acınacak haldeydi. İster birey olarak, isterse örgütlü bir toplumun üyeleri olarak, insanların katlanmak zorunda kaldıkları sıkıntı ve sefalet, özünde, ta başlangıcından beri hayatın hiç olmayacak -hatta aptalca diyeceğim- biçimde düzenlenişinin sonucudur.

Darwin'den beri kökenimizi hayvanlar âleminin öbür türleriyle paylaştığımızı biliyoruz. Solucandan file kadar, bütün türlerin günlük felaket, korku, yoksunluk, acı ve talihsizlik dozlarına katlanmak zorunda oldukları da biliniyor. Bununla birlikte, insanların, aynı insan türünden gelen bir insan grubunun neden olduğu ek bir yüke, fazladan günlük bir felaket, talihsizlik dozuna da katlanmak zorunda olma ayrıcalıkları vardır.’’

Cipolla işte insanların, insan grubunun neden olduğu bu ek bir yüke, fazladan günlük bir felaket, talihsizlik dozuna da katlanmak zorunda olma ayrıcalıklarını ‘’Aptallık’’ olarak tanımlıyor.

Cipolla’ya göre, tarih bazı insanların belirli eylemleri sonucunda diğer insanları etkilemesi ile şekilleniyor. İnsanlar kendilerine ‘‘fayda‘‘ sağlamak amacı ile eyleme giriyorlar ve ister istemez başka insanlara da eylemleri sonucunda zarar veriyor veya onlara da fayda sağlıyorlar.

Cipolla, kitabında insanları dörde ayırıyor: Saflar, zekiler, haydutlar ve aptallar. Yaptığı eylemden zarar eden, ama bir başkasına da yarar sağlayanlara saflar, yaptığı bir eylemden yarar sağlayan, aynı zamanda bir başkasının da yarar sağlamasına neden olanlara zekiler, yaptığı eylemle kendine yarar sağlayan, başkasına da zarar verenlere haydutlar diyor. 

Aptallara gelince: Aptal bir insan, kendisine hiçbir yarar sağlamadan, hatta bazen zarara uğrayarak başka birine zarar veren kişidir. Cipolla'ya göre dünyaya zekilerden çok aptallar yön veriyor.

Aptallığın temel yasaları ise şöyle:

1. Çevremizde her zaman ve kaçınılmaz olarak bizim tahmin ettiğimizden daha fazla aptal vardır.

Bu yasa, nüfusun toplamındaki aptallar oranı hakkında sağlıklı bir tahmin yapmayı engelliyor. Çünkü yasanın da belirttiği gibi, her tahmin gerçek sayıdan az olacaktır. Ancak bir çıkarsamayla, tarih boyunca ve çeşitli grup, sınıf ve katmanlar içinde nerdeyse sabit bir oranda aptal bulunduğunu söyleyebiliriz. Bu oranı "S" (sigma) simgesiyle belirteceğiz.

2. Belirli bir insanın aptal olma olasılığı, ayni kişinin herhangi bir başka karakter özelliğinden bağımsızdır.

Aptallığın "ilahiliğine" ilişkin olağanüstü bir gerçek var: Tabiat, her zaman ve her yerde "S" oranına eşit aptal bulunmasını sağlar. Sorun, bunların kimler olduğunu, aptallıklarının doğal sonuçlarını yaşayıncaya kadar fark etmenizin mümkün olmamasıdır. Ancak, nereye giderseniz gidin, sonuçta etrafınızda her zaman aynı oranda -ve birinci temel yasa gereği, en kötümser tahminlerinizin de üstünde- aptal olacağını varsaymanız yararınızadır.

3. Bir aptalın çevresine zarar verme olasılığı toplumsal hiyerarşi içindeki yerinin yüksekliği ile doğrudan orantılıdır.

Geleneksel toplumların kati ve değişmez hiyerarşisi içinde aptal olduğu halde iktidar sahibi olanları bu gücü ellerinde tutmayı sürdürmeleri doğal görülebilir. Peki neden modern toplumlarda da aynı durum geçerli? Bu noktada, genel seçimlerin, iktidar sahipleri arasında da "S" sabit oranında aptal olmasını güvence altına almanın en etkili aracı olduğunu belirtmemiz gerekiyor. Birinci temel yasaya göre, seçmenlerin arasında, her zaman ve tahmin edilenden daha fazla "S" oranında aptal vardır. Birinci ve ikinci temel yasanın bileşimi ise, adaylar arasında, yine, her zaman ve tahmin edilenden daha fazla "S" oranında aptal olduğunu, üstelik de bunları, kendilerini eylemleriyle ortaya koyana, yani seçildikten sonraya kadar fark etmenizin olanaksız olduğunu ortaya koyar. Seçmenler arasındaki "S" oranındaki aptalın, kendilerine hiçbir yarar sağlamaksızın, size ve topluma zarar verecek şekilde oy kullanacakları, yani mümkün olan en çok sayıda aptal adayı seçecekleri ise, Temel Tanımlar'ın bir gereğidir.

4. Aptal bir yaratık, en umulmadık ve en düşünülmedik zaman ve yerde, nedensiz ve belirli bir planı olmadan karşınıza çıkar.

5. Aptalların eylemleri mantık kurallarına uymadığı için su sonuçları doğurur: İnsanlar şaşkınlıkla kalakalır, şaşkınlıktan kurtulanlar ise ne yapacaklarını bilemezler, Çünkü aptalın mantıksız eylemine mantıkla karşılık vermek mümkün değildir.

6. Aptal olmayanlar her zaman aptalların zarar potansiyelini küçümserler. Özellikle de, herhangi bir yer ve zamanda, herhangi bir durumda aptallarla ilişki kurmanın veya onlarla bir araya gelmenin, kendilerini kaçınılmaz olarak, pahalıya mal olacak bir yanlışa sürükleyeceğini unuturlar.

7. Aptal insan, var olan en tehlikeli insan türüdür. Kusursuz bir haydudun eylemi bile toplumu fakirleştirmez, Çünkü biri soyulurken biri de zenginleşmiştir. Ancak aptallar kendilerine çıkar sağlamadan başkalarına zarar verirler. Yani aptallar isin içine girince tüm toplum yoksullaşır.

8. Geri ya da gerilemekte olan bir toplumda, aptallara toplumun öbür üyelerinden daha etkin olma hakkı ve/veya olanağı tanınmıştır.

Normalde, geri bir toplumda da, ileri bir toplumda da ayni "S" oranında aptal olması gerekir. İki toplum arasındaki temel fark, aptallara verilen bu etkin konumdan ileri gelir. Bu durumda, bir de, toplumun aptal olmayan kesimleri içindeki, ''Aptallık Unsuru Taşıyan Haydutlar'' ile ''Aptallığa Eğilimli Saflar''ın oranında beklenmedik ve normalin üzerinde bir artış olursa, normal aptal oranı "S"nin yıkıcı gücünü aşan güçler oluşur ve ülke felakete sürüklenir.

Cipolla kendilerine fayda sağlamak için başkalarına zarar verenleri haydut olarak niteliyor, ancak onları da ikiye ayırıyor: Kendilerine az fayda sağlamak için başkalarına çok zarar verenler aptal-haydutlar oluyorlar. Kendilerine çok fayda sağlarken başkalarına az zarar verenler ise zeki-haydutlar oluyorlar. Yine yazara göre siyasiler her ülkede aptal-haydutların arasından çıkıyor.

Cipolla'ya göre demokrasi ise her ülkede eşit oranda bulunan ve ne zaman ne yapacakları belli olmayan aptalların inatla ve sürekli olarak aptal-haydutları iktidara getirmesi olarak tecelli ediyor.

Aslında Cipolla’nın kitabı (Neşeli Öyküler) sıradan bir kitap. Ancak bu kitabı sıra dışı yapan da kitabının sonunda yer alan ‘‘Aptallığın Temel Yasaları‘‘ bölümü… Bu bölümü de ilginç kılan ise yaşadıklarımız…

Romalı şair Horatius ‘‘İnsanın gerçeğe gülmesini kim yasaklayabilir?‘‘ derdi. Ama Cipolla’nın ‘‘Aptallığın Temel Yasaları‘‘nı okuyup da günümüzle de ilişkilendirilince de yaşadığımız gerçeğe Horatius’tan farklı olarak ancak acı acı gülüyorsunuz…

Osman AYDOĞAN

 


Yorumlar - Yorum Yaz