• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam290
Toplam Ziyaret628165

Gözlerimizin önünde bir dünya yıkılıyor

Gözlerimizin önünde bir dünya yıkılıyor

Sovyetler’in yıkılması çok şeyi bitirdi. Çift kutuplu dünya ile beraber çok şey de yitip gitti... Tek kutuplu dünyaya geçtik… Tek kutuplu dünya ile birlikte siyasetin ideolojik içeriği sıfırlandı... Kapitalizm rakipsiz kaldı… Küreselleşme icad edildi…

İnsanlar özgürleşiyor derken, tıpkı Roma döneminde olduğu gibi (Die festung Europa) duvarlar yükseldi. Yine Roma döneminde olduğu gibi Avrupa dışındaki herkes barbarlar (Barbaren) olarak algılandı.

Avrupa solu, Avrupa siyaseti, Avrupa edebiyatı bocaladı... Schröder’ler, Blair’ler, adları sol da olsa iktidarları boyunca hep neo liberal politikalar uyguladılar. Almanya’dan bir daha Heinrich Böll, Günter Grass, Thomas Mann, Fransa’dan bir daha Albert Camus, Jean Paul Sartre, Samuel Beckett çıkmadı, İngiltere’den bir daha Oscar Wilde, Thomas More çıkamadı...

Küreselleşmenin dayatmasına insanlık etnik-dini bir yeniden ‘’kavimleşmeyle’’, ‘’ümmetleşmeyle’’, ‘’ırkçılık’’ ve ‘’popülizmle’’ yanıt verdi. Sanayi kapitalizminin yerini finans kapitalizmi aldı. Sanayi kapitalizminin yapısı çöktü. İşçi sınıfı kalmadı. Sendikacılık tükendi. Bunlar geleneksel siyasetin hep içeriğini dolduran kavramlardı. Gerek Avrupa’da ve gerekse de Türkiye’de bu değişimi anlayamayan, algılayamayan ve bu değişime göre politika belirleyemeyen ve çözüm getiremeyen sol ve sosyal demokrat içerikli partiler bocaladılar, sürekli oy kaybettiler.

Bütün bunlara ilave olarak Avrupa’ya yönelik göç dalgası, birbiri ardına gelen terörist saldırılar, milliyetçilik ve ırkçılık akımları ve Brexit Avrupa Birliği’nin iktidarsızlığını artırdı.  

İnternet teknolojisi ise bütün bu oluşumların üzerine tuz biber ekerek siyasette ‘’reality’’ ortamına prim veren iklimi yarattı. Küstahlığın, vasatlığın, kabalığın ve teşhirciliğin geçer akçe olduğu yeni bir iklim doğdu. Bu şekilde bir ‘’meşhuriyet’’ çağı başladı.

İşte TV’lerde, boyalı basında gördüğünüz vıcık vıcık seviye, kişiliksizlik ve küstahlık bu iklimin ürünü! Bu sadece Türkiye’de değil tüm dünyada böyle… Avrupa’dan ABD’ye, Rusya’dan Arap dünyasına kadar bu böyle…

Bütün bunların da sonucu olarak; “Batı” kapitalizminin krizi ve ABD dış politikasında da Soğuk Savaş’ın bitiminden beri görülen yalpalama ABD’de Trump’u yükseltti.

Yaşar Kemal’in ‘’Yusufçuk Yusuf’’ adlı romanının giriş cümlesiydi: ‘’O güzel insanlar o güzel atlara binip gittiler.'' Bilenler bilir bu sözün bir de devamı da vardı! Hikâyeyi biliyorsunuzdur diye anlatmayacağım. Ancak Bu söz Necip Fazıl’ın 1973 tarihli ‘’Boş ufuklar’’ şiirinde de yer alırdı;

‘’Ne kervan kaldı, ne at, hepsi silinip gitti
İyi insanlar iyi atlara binip gitti.’’

Onlar gidince de işte meydan bu medyatik soytarılara kaldı… Yazımın başında bahsettiğim gelişmelerin, İnternet teknolojisinin, küstahlığın, vasatlığın, kabalığın ve teşhirciliğin geçer akçe olduğu ‘’reality’’ ikliminin ve meşhuriyet çağının; zaten sanatın, edebiyatın, felsefenin ve kültürün tu kaka edildiği, eğitimin ihmal edildiği dünyada olumsuz etkileri ve tahribatı çok daha büyük oldu. Böylelikle tüm dünya; vasatlığın küstahlığa, sanatın vıcıklığa, siyasetin tüccarlığa, dinin yobazlığa, milletin ümmete, hukukun gukuka, Hakkın batıla, gücün despotizme, eğitimin Ortaçağa, basının yandaşlığa, âlimliğin dalkavukluğa, derinliğin sığlığa, devletlerin aşirete, zarafetin ve efendiliğin kabalığa, niteliğin niteliksizliğe dönüşerek harman olup bir bataklık gibi fokurdadığı bir çukur haline getirildi...

İşte bu nedenlerledir ki ABD seçimlerinde Trump'ın zaferi üzerine Fransa'nın ABD Büyükelçisi Araud şöyle söylüyor: "Gözlerimizin önünde bir dünya yıkılıyor." 

Osman AYDOĞAN

 


Yorumlar - Yorum Yaz