• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi8
Bugün Toplam432
Toplam Ziyaret727524

Muharrem Ayı

Muharrem Ayı

Muharrem Ayı’nın İslam tarihinde belli başlı üç önemli özelliği vardır. Birincisi oruç, ikincisi Hicrî takvimin başlangıcı olması, diğeri de Hz. Hüseyin ve evladının Kerbelâ'da şehit edilmesidir.

Sahabeden biri Hz. Peygamberimiz’in (sas) yanına gelir ve “Ramazan’dan sonra ne zaman oruç tutmamı tavsiye edersiniz?” diye sorar. Hz. Peygamberimiz, “Muharrem ayında oruç tut. Çünkü o, Allah’ın ayıdır. Bu ayın onuncu gününde tutulan orucun Allah katında, o günden önceki bir senenin günahlarına kefaret olacağını kuvvetle ümit ediyorum” cevabını verir.

2 Ekim Pazar günü Hicretin 1436‘inci yılına girildi. Hz. Peygamberimiz’in (sas)  Mekke’den Medine’ye hicretini esas alan bugün, İslam tarihinde bir dönüm noktasıdır. Bu mübarek gün, Hz. Ömer zamanında takvim başlangıcı kabul edildi ve 1 Muharrem hicri yılbaşı oldu.  (Hz. Peygamberimiz zamanında hicret, yılbaşı ilan edilmemişti.) 

2016 yılı Muharrem ayı, 2 Ekim Pazar günü başladı ve 31 Ekim Pazartesi günü bitecek, Aşure Günü ise 11 Ekim’de.

Muharrem Ayı’nın onuncu günü aşure günüdür. Bu güne aşure denmesinin sebebi, Arapça “aşûra” kelimesinin onuncu gün anlamına gelmesindendir. Yüce Allah’ın (cc) bu günde, on peygamberine on değişik ikram ve ihsanda bulunduğu hadislerde geçer.

Bunlar;  Âdem'in işlediği günâhtan sonra tövbesinin kabul edilmesi,  İdris'in diri olarak göğe yükseltilmesi, Nuh'un gemisinin tufandan kurtulması, İbrahim'in ateşte yanmaması, Yakup'un oğlu Yusuf'a kavuşması, Eyüp’ün hastalıklarının iyileşmesi, Musa’nın Kızıldeniz'den geçip İsrailoğulları'nı Firavun'dan kurtarması, Yunus’un balığın karnından çıkması ve İsa'nın doğumu ve ölümden kurtarılıp göğe yükseltilmesidir. 

Hz. Ali’nin oğlu Hz. Hüseyin ve beraberindeki 72 kişi yine bugün, Muharrem Ayının onuncu gününde (10 Ekim 680) Kerbelâ'da Yezid'in ordusunca katledilmiştir.

Alevi inancına mensup insanların Muharrem orucu da aslında bir yas orucudur, Kerbelâ’ya ağıttır.

Sanılanın aksine Yezid ile Hz. Hüseyin arasındaki mücadele bir “iktidar mücadelesi” değildir. İslam’ı; bir egemenlik, yayılma, güç, iktidar ve zenginlik bayrağı ve Arap bedevî kültürü haline getiren Emevilerin zulmüne ve kötülüğüne karşı Hz. Hüseyin’in biat etmeyişidir, direnişidir, duruşudur Kerbelâ.

Hz. Hüseyin, Yezid’e biat etmesi gerektiğini söyleyen Yezid’in komutanlarından Ömer’e, hak, adalet, iyilik ve doğruluk değerleri için evrensel yaşama duruşunu ve zulme karşı direnen bütün mazlumların ilham kaynağı ve manevi gücünü ifade eden şu sözünü söyler:

“...Nedir ki biat etmek? Eğilirsin olur biter. Her isteyen istediğine boyun eğdirirse, boyun eğmeyenlerin hali nice olur? Sanılmasın ki boyun eğmemek bir kibir işidir. Ben de boyun eğerim. Ama bilirim ki, Yezid’in önünde eğilirsem eğer, zalimlik azalmaz, çoğalır. Bana ‘inat etme’ dersiniz. Peki, Yezid biat etmem için neden bu kadar inat etmektedir? Çünkü o güçlüdür. Gücünü de senin gibi kumandanların ordularından almaktadır. Sanılmasın ki kibrimden dolayı boyun eğmiyorum Yezid’e. Ben, benden sonra gelecekleri düşünerek, bir insanın ne kadar güçlü olursa olsun, yine de gücünü kıracak birilerinin şu dünyada var olabileceğini göstermek istiyorum.”

Sonra, sonra Yezid’in ordusuna döner ve “Düşünün!” diye seslenir Hz. Hüseyin; “Düşünün! Ben neden buradayım?” 

Osman AYDOĞAN


Yorumlar - Yorum Yaz