• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi9
Bugün Toplam940
Toplam Ziyaret897470

Kimseler uyumasın artık! Macbeth uykuyu öldürdü!

Kimseler uyumasın artık! Macbeth uykuyu öldürdü!

31 Ocak 2020

Üç gün önce bu sayfada sizlere William Shakespeare (1564-1616)’in İngiliz edebiyatının en ünlü trajedilerinden birisi olan ‘’Hamlet’’ anlatmıştım. Mademki sözü Shakespeare’e verdik onun Hamlet'ten sonraki en iyi eseri ile devam edeyim istedim: Bu sefer de ‘’Machbeth’’ (Alter Yayıncılık, 2011)

Macbeth, William Shakespeare'in en kısası olmasının yanında en önemli trajedilerinden biridir. Oyunun, bir kısmı Raphael Holinshed'in ve İskoç filozof Hector Boece'nin İskoç Kralı Mac Bethad (Macbeth) hakkında yazdıklarına dayanır.

Machbeth oyununun mesajı

Macbeth; genellikle güç düşkünlüğü, arkadaşlara ihanet, iyinin kötü, kötünün de iyi olabileceği, insanların hırslarının onların nasıl sonlarını getirdiğini gösterir…  

Machbeth; kadınların hırs ve ihtirasının zayıf karakterli erkekleri ne hale düşürebileceğini
gösterir…

Machbeth;  iki zalim karakterin başı çektiği, onlardan daha az zalim olanların kahraman olduğu, iyi eğitilmiş kötülüğün bütün incelikleriyle verildiği ve insandaki vicdan ve ihtiras mücadelesinin anlatıldığı bir oyundur…

Machbeth; iktidar hırsının insana neler yaptırabileceğini, sonuçlarını ortaya koyan ve iktidar için işlenen hiç bir günahın saklanamayacağı mesajını veren bir oyundur… 

Macbeth’de geçen hikâye 

Macbeth, İskoçya kralı olan Duncan’ın sadık bir komutanıdır. Norveç ordularına karşı kazandığı kanlı bir zaferden yakın dostu Banquo ile dönerken üç cadıyla karşılaşır. Bu üç cadı, Macbeth’in ilk olarak Cawdor Beyi, ardından da kral olacağını, lakin krallık mertebesinin elinden Banquo’nun oğlu tarafından alınacağını söylerler. Macbeth, ilk başta bu kehanete kulak asmasa da, isyan çıkarmaya çalıştığı için ölümle cezalandırılan Cawdor Beyi’nin yerine atandığını öğrenince cadıların söylediğinde gerçeklik payının olduğunu düşünmeye başlar. Diğer kehanetlerin de yerine geleceğine inanan Macbeth'te kral olma hırsı oluşur...

Macbeth özetle; karısının ve iktidar hırsının etkisinde kralı öldüren, işlediği cinayetten sonra girdiği vicdan azabını da "Hayat anlamsızdır. Gücünü koru yeter" gibi bir Makyavelist bir prensip ile örten Macbeth'in düşüşünün öyküsüdür...

Ancak Machbeth, iktidara gelince gereksiz yere insan öldürür, halkın kendisinden nefret etmesine sebep verir... Halk ondan korkar, evet korkar ama korkunun yanında mutlaka olması gereken sevgi yoktur, tersine nefret vardır…

Aslında Macbeth tamamen bir aptallık ve aldatılma oyunudur.  Macbeth aptaldır cadıların gazına gelir, Duncan aptaldır Macbethe inanır, Banquo aptaldır önünü göremez.

Oyundan bazı replikler:

"Kendini boşuna harcamış olur insan, dilediğine ulaşıp da sevinç duymazsa. Yıktığın hayat kendininki olsun daha iyi, yıkmakla kazandığın yapmacık bir mutluluksa."

‘’Kötülükle başlayan kötülükle sağlamlaşır.''

"Olmayan bir şey olandan daha çok sarsıyor beni: Tek o kalıyor ortada, o olmayan şey!"

"En tatlı bir yüz takınarak zamanla alay edelim."

"İnsaf ve merhametin kalmadığı yerden gizlice sıvışmak ayıp sayılmaz."

‘’Yüzümüz yüreğimizin maskesi olur, orada ne olduğunu gizler dışardan.’’

‘’İnsanların gülüşünde hançerler saklıdır.’’

"Bir erkeğe yaraşan her şeyi yapmayı göze alabilirim; ama daha fazlasını yapmak erkeklik değildir."

Karısı, Macbeth'e şöyle sesleniyor oyunda:

‘’Yüzün, beyim, yüzün bir kitaptır unutma;
içinde korkulu bir şeyler okuyabilir insan.
Dünyayı aldatmak isteyen dünyanın rengine bürünecek.
Bakışın, ellerin, dillerin gülsün;
yüzünden lekesiz bir çiçek ol,
içinden zehirli bir yılan.’’

“Hayat dediğin ne ki?
Yürüyen bir gölge, bir zavallı kukla bu sahnede
bir saat gösterip, boyun kırıp gidecek!
Bir daha duyulmayacak artık sesi.
Bir aptalın anlattığı bir masal bu
kuru gürültüler, deli saçmalarıyla dolu.”

Machbeth söyler: "Öylesine kan içinde yüzüyorum ki artık, geri gitsem de bela, ileri gitsem de." 

Macbeth'i öldüren ve bir İskoç asilzadesi olan Baron Macduff’un ''İskoçya yine eski durumda mı?'' sorusuna Machbeth'in kuzeni Rosse şu cevabı verir: 

 “Ah zavallı ülkem! Kendini tanımaktan adeta korkuyor. Ona anamız değil ancak mezarımız denir: Orada her şeyden habersiz olanlardan başka gülümseyen yok; orada ahlar, iniltiler, göğü yırtan ağlayışlar sürüp gidiyor, duyan yok, fark edilmiyor bile. Büyük üzüntüler günlük kaygılar olmuş; ölüm çanı çalarken kime diye soran pek olmuyor; iyi insanların ömrü başlarındaki çiçeklerden önce geçiyor, çiçekler solmadan onlar ölüyor.”

Macbeth'in aksine erdemden şaşmayan Baron Macduff’un şu sözü ise oyunda kulakları çın çın çınlatır:

‘’Kan ağla, canım memleketim, kan ağla!
Güçlü zorbalık, sen oturt sapasağlam temellerini:
İyiliğin yüreği yok sana karşı durmaya!"

‘’Macbeth, uykuyu öldürdü.”

Bu dize ise Shakespeare’in Macbeth’teki en görkemli ve en sarsıcı dizelerinden birisidir… Bu dize Kralın Machbeth tarafından uykuda öldürülüşünden hemen sonra gelen o tek bir dizedir. Ve bu sahnede söylenirken insanın kulaklarında çın çın çınlar: ‘’Macbeth, uykuyu öldürdü.” Uyku, masumiyettir. Uykudaki insanı öldürmek ise, belki de masumiyetin yeryüzündeki son kalesini yıkmaktır.

Ve Shakespeare şöyle bitirir Macbeth’i: "Kimseler uyumasın artık! Macbeth uykuyu öldürdü!"

Ben de yazımı böyle bitireyim: "Kimseler uyumasın artık! Macbeth uykuyu öldürdü!"

Osman AYDOĞAN

 

 


Yorumlar - Yorum Yaz