• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi10
Bugün Toplam598
Toplam Ziyaret635054

Kiziroğlu Mustafa Bey!

Kiziroğlu Mustafa Bey!

04 Ağustos 2016

Kıymeti, değeri, derinliği ve zenginliği yaşarken –belki de hâlen - anlaşılmayan ve ‘’Garip Akımı’’ içerisinde bir garip kalmış şairimizdir Asaf Hâled Çelebi…

Asaf Hâled Çelebi’nin ‘’İbrahim’’ isminde bir şiiri var:

ibrâhîm

içimdeki putları devir
elindeki baltayla
kırılan putların yerine
yenilerini koyan kim

güneş buzdan evimi yıktı
koca buzlar düştü
putların boyunları kırıldı
ibrâhîm
güneşi evime sokan kim

asma bahçelerinde dolaşan güzelleri
buhtunnasır put yaptı
ben ki zamansız bahçeleri kucakladım
güzeller bende kaldı

ibrâhîm
gönlümü put sanıp da kıran kim

Bu şiirde söz edilen ‘’ibrâhîm’’ Hz. İbrahim’dir. Hz. İbrahim, Bâbil’de puthaneye giderek en büyüğü dışındaki bütün putları kırar. Putları kırdığı baltayı da büyük putun bileğine asar. Bu Bâbil’in en büyük tanrısı Marduk, yani Güneş Tanrısıdır.

Kavmi döndüğünde durumu görünce onu sorgular. İbrahim, büyük putun diğerlerini kırdığını, bunu ona sormaları gerektiğini söyler. Kavmin, putların konuşamayacağını belirtmesi üzerine onlara, konuşamayan o nesnelere niye taptıklarını sorar. Cezalandırılmak için ateşe atılan İbrahim, ateşte yanmaz, ateş gül bahçesine döner.

Bu olay kutsal kitap Kuran’da Enbiya Suresinde anlatılır; ‘’Biz de dedik ki: Ey ateş, İbrahim’e karşı soğuk ve esenlik ol.” (Enbiya Suresi, 69-71)

Osmanlı hükümdarlarına ‘’Sultan’’, Mısır krallarına ‘’Firavun’’ dendiği gibi Bâbil krallarına da ‘’Nemrut’’ genel adı verilir. İnşa ettirdiği ünlü asma bahçelerle tanınan Bâbil hükümdarı Nemrut Buhtunnasır’ın diğer adı Nebukadnezar veya Batı’da bilinen adıyla Nabucco’dur. (M.Ö. 605-562). Onun üç kişiyi Bâbil’de Dora ovasına diktirdiği altın puta tapmadıkları için ateşe attırdığı, ancak onların yanmadıkları rivayet edilir. Bunlardan birisi Hz. İbrahim’dir.

Şiirde bahsi geçen ve Buhtunnasır’ın inşa ettirdiği asma bahçeler Bâbil’in çorak Mezopotamya çölünün ortasında, ağaçlar, akan sular ve egzotik bitkilerin bulunduğu çok katlı bir bahçedir. Söylentiye göre Buhtunnasır, bu yapıyı sıla hasreti çeken karısı Medes kralının kızı Semiramis için yaptırmıştır. Mezopotamya’nın düz ve sıcak ortamı onu bunalıma itmiş, kral da karısının hasretini sona erdirmek için yapay dağların olduğu, suların aktığı yemyeşil bir bahçe yaptırmıştır. Bu yüzden bazen Semiramis’in asma bahçeleri olarak da anılır. Bâbil’in asma bahçelerinin günümüze gelen kesin izleri yoktur.

Şiirde mitolojiden faydalanılarak “zamansız bahçeleri kucaklamak” ifadesiyle Hz. İbrahim’in cezalandırılmak için atıldığı ateşin dönüştüğü gül ve Buhtunnasır’ın yaptırdığı asma bahçelere gönderme yapılır. Söz konusu yerler maddîdir ve yok olmuştur. Burada şairin öteki âlemde mevcut sonsuz ve sınırsız bahçelerde yaşama arzusu dile getirilir.

Asaf Hâled Çelebi’nin “ibrâhîm” şiirinde putları kıran Hz. İbrahim aracılığı ile Divan Edebiyatındaki sevgiliye, kadir kıymet bilmeyene, anlamayana, unutana, düşünmeyene, vefasıza, hayırsıza, namerde, muhannete, haksızlık edene, aldatana ve aldatılana gönderme yapılarak “gönlü put sanıp da kırandan” şikâyet edilir. Ve şiirinde sorar Asaf Hâled Çelebi:

‘’ibrâhîm
gönlümü put sanıp da kıran kim’’

Şimdi…. Buraya bir nokta koymak istiyorum…

Çok sevdiğim değerli bir kardeşim dün bana şu e-postayı göndermiş:

‘’Sn. Abim, ciddi zaman harcayarak hazırladığın yazıları okuyorum. Diğer yazılarında da katılmadığım hususlar olsa da, ülkeyi yönetenlere bu denli çıkışmanın haksızlık olduğunu düşündüğümden cevap verme ihtiyacı hissettim. Allah bu ülkeyi yönetenler yerine isyancılara, onun doğrudan ya da dolaylı bilerek veya bilmeyerek destekçilerine akıl verse daha iyi olmaz mı?’’

Ben doğduğum sene vefat etmiş Asaf Hâled Çelebi.. Yaşasaydı eğer o cevap verirdi bu sevgili kardeşime. Ve derdi ki:

Bu FETO terör örgütüne -bir hukuk devletinde değil de sanki Ortaçağ kabile devletinde yaşıyormuşuz gibi -‘’Allah dedikleri için müsamaha gösterdik. Rabbim de milletim de bizi affetsin’’ diyenler kim?

Bu FETO terör örgütüne ‘’Her ne istediler de vermedik’’ diye yardım ve yataklık yaptığını itiraf edenler kim?

Bu FETO terör örgütünü devletin bütün kademelerine itina ve özenle yerleştirenler kim?

Bu FETO terör örgütünü kastederek ‘’Cemaat'i Emniyet'e askere ve MİT'e karşı biz yerleştirdik’’ diyenler kim?

Bu FETO terör örgütü ile yıllardır kol kola beraber yürüyenler kim?

Bu FETO terör örgütünün kurduğu komplolarla, sahte dijital belgelerle açılan davalara savcı kesilip,  destek vererek,  şerefiyle üniformalarının altında görev yapan askerleri yıllarca zindanlarda çürütenler kim?

15 Temmuz’dan sonra askerî kışlaların önünü çöp kamyonlarıyla tıkayarak -sanki tankları çöp kamyonu engellermiş gibi- , kışlaların elektriklerini keserek kendi askerine işgal ordusu askeri muamelesi yapanlar kim?

15 Temmuz’dan sonra güya demokrasi nöbeti adı altında İstanbul’da Fenerbahçe’de lojmanların, orduevlerinin önünden geçerken ‘’Sıra sizlere de gelecek!’’ diye tehdit savuran üzerinde Arapça yazılar bulunan başında kırmızı başlık taşıyan güruhlar kim?

15 Temmuz’dan sonra yangından mal kaçırırcasına binlerce yılın Türk ordusunun geleneklerini tarumar eden, emir komuta yapısını parçalayan, eğitim sistemini altüst edenler kim?

Askerin kışlalarını parka çevireceğiz derken bir güzel parka yıkılmış gitmiş eski bir kışlayı yapmak isteyenler kim?

‘’Türkiye Cumhuriyeti’’ ibaresini tüm kamu kurum ve kuruluşlarından kaldıranlar kim?

Gencecik beyinlere doğruluk, dürüstlük ve Türklük bilincini aşılayan ‘’Öğrenci Andını’’ okullardan kaldıranlar kim?

Son ondört yılda Hakk’tan, haktan, adaletten, hukuktan, bilimden, sanattan, edebiyattan, Atatürk’ün yolundan ayrılanlar kim?

İçeride bu koca milleti eşşekten düşmüş acem karpuzu gibi ikiye bölen, dışarıda hemen hemen tüm komşularımızla düşman olanlar kim?

Bu millete Habur rezaletini yaşatanlar, terörsitlerle Oslo'da müzakere yapanlar, teröristleri gücendirmemek için güvenlik güçlerine operasyon yaptırmayıp dağların ve şehirlerin cephaneliğe dönüşmesini seyredenler kim?

İki hafta için Suriye'ye girip Emevi Camiinde namaz kılmayı beklerken, İstanbul'u, Ankara'yı ve diğer şehirleri canlı bombaların talim alanı haline getirip, kan gölüne döndürüp ülkeyi Suriye'ye çevirenler kim?

Son on dört yılı sanki hiç yaşamamışız gibi bizleri saf, salak, aptal, şapşal yerine koyanlar kim?

Ülkeyi bu hale getirenler kim?

Kısa keseyim. Yoksa bu liste uzaaaaar gider..

Sonuçta Asaf Hâled Çelebi’nin söylediği gibi; ‘’gönlümüzü put sanıp da kıranlar kim?’’

Ağam kim, paşam kim?
Hanım kim, nigâr kim, kim, kim, kim, kim?

Kiziroğlu Mustafa Bey
Bir beyin oğlu 
Zor Bey'in oğlu. 

Osman AYDOĞAN


Yorumlar - Yorum Yaz