• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam606
Toplam Ziyaret628481

Biz söze değil kalbe ve hale bakarız.

Biz söze değil kalbe ve hale bakarız.

09 Haziran 2018

Mevlâna'nın Mesnevi'sinde Hz. Musa (as) ile ilgili şu hikâyeler yer alır.

Hz. Musa (as) yolda bir çobana rastlar. Çoban, gönlündeki muhabbetin tezahürü olan sözcükleriyle Allah'a yakarmaktadır: "Allah’ım! Ey Yücelerin Yücesi, sana kul, kurban olayım; çarığını dikip elbiseni yıkayayım, saçlarını tarayıp bitlerini ayıklayayım. Sana süt vereyim. Ellerini öpeyim, ayaklarını ovayım. Uykun geldiğinde yatacağın yeri süpüreyim. Ey bütün keçilerim yoluna kurban olası! Ey hey hey, hey heey diye andığım!"

Hz. Musa (as): "Sen kimle konuşuyorsun? Bu sözleri kime söylüyorsun?" diye sorar. Çoban: "Bizi ve bu yeri göğü yaratanla konuşuyorum." diye cevap verince Hz. Musa (as) der ki: "Sen aklını mı kaybettin? Kendine gel! Bunlar ağza alınmayacak sözler. Sen daha Müslüman olmadan kâfir olmuşsun! Çarık dolak sana ve senin gibilere yaraşır. Güneş'e bunlar lâyık görülür mü? Bu sözleri amcana mı, dayına mı söylemektesin? Allah Teâlâ'nın sıfatları arasında beden sahibi olmak, bir şeylere ihtiyacı bulunmak var mıdır?"

Çoban Hz. Musa (as)'ya: "Ey Musa! Bu azarlayıcı sözlerinle benim ağzımı kapattın, canımı yaktın. Üzüntüden perişan bir hale getirdin." deyip bir ah çekerek çöllerin yolunu tutar.

Bunun üzerine Hz. Musa (as)'ya vahiy gelir: "Ey Musa, kulumuzu bizden ayırdın! Sen kullarımı bana yaklaştırmak mı yoksa benden uzaklaştırmak için mi gönderildin? Ben onları farklı karakterde yarattım ve farklı ifade biçimleriyle donattım. Her biri kendi diliyle Allah'ı tespih eder. Allah da onların dilini anlar. Bizim onların ibadetine ve tespihine ihtiyacımız yoktur. Kullarıma ihsan etmek için ibadeti, onları arındırmak için tespihi emrettim. Biz söze değil kalbe ve hale bakarız. Duasında kullandığı sözcüklere değil bize gönülden bağlı mı, gönlüyle yalvarıp yakarmış mı, gönlünde bir ateş tutuşmuş mu, ona bakarız. Ey Musa! Kalbinde aşk ateşini tutuştur da bütün sözleri ve düşünceleri onunla yak gitsin! Âşıklar her an başka türlü yanarlar. Yanıp kül olmuş bir köyden ne haraç istenir ne vergi..."

***
Yine bir gün Hz. Musa (as) yolculuk yaparken yolda bir adam görür. Adam bir tepeye çıkmakta ve aşağıya doğru yuvarlanmakta ve bunu da devamlı tekrarlamaktadır. " Hz. Musa (as) o adama '’Ne yapıyorsun?’' deyince adam '’namaz kılıyorum'’ der.  Sonra Hz. Musa (as) ‘'Böyle namaz kılınmaz'’ der ve ona namaz kılmayı öğretir. Adam normal bir şekilde namaz kılmaya başlar. Hz. Musa (as) da yoluna devam ederek Kızıldeniz’e gelir. Deniz üstünde yürüyerek giderken arkasından birinin ona seslendiğini duyan Hz. Musa (as) dönüp arkasına baktığında az önceki adamın arkasından suyun üzerinde yürüyerek geldiğini görür. O adam, Hz. Musa (as)’nın yanına gelerek kendisine öğrettiği namaza nasıl niyet edildiğini unuttuğunu ve tekrar öğretmesini ister. Hz. Musa (as) o adama ‘’tamam, bildiğin gibi kıl‘’ der…

***
İsrailoğulları Hz. Allah’ı görmek ister ve peygamberleri Hz. Musa (as), Rabbe onların isteğini iletir. Hz. Allah geleceğini söyler. 

Yahudiler, zenginliği, lüksü, ihtişamı öne çıkaran hummalı bir hazırlığa koyulurlar. Buluşma günü gelir ve Hz. Musa (as) kapıda hazır bekleyerek bir dolu zengin, itibarlı, yüksek statülü insanı içeri buyur eder.

Derken bir eşeğin üzerinde yoksul ve yaşlı bir Yahudi kapıda belirir. Hz. Musa (as) onu durdurur ve sorar, ‘’Nereye?’’ diye... Yaşlı adam, ‘‘Ya Musa, Hz. Allah’ı görmeye geldim, izin ver gireyim’’ der. Hz. Musa (as), ‘‘olmaz içeride bir dolu zengin ve önemli insan var; senin durumun münasip değil girmeye’’ diye karşılık verir. Yaşlı adam ısrar etse de Hz. Musa (as) kabul etmez ve adam üzgün şekilde ağlayarak ayrılır.

Gelenler epeyce bir beklerler ama Hz. Allah gelmez ve Hz. Musa (as)’ya dönüp hışımla sorarlar; ‘’Hz. Allah’ın nerede kaldı, niye gelmedi’’ diye... 

Hz. Musa (as) tekrar huzura çıkar. Hz. Allah’a niye gelmediğini sorar. Hz. Allah, ‘’Ya Musa, edepten çıkma! Bilmez misin sözümü tutarım. Geldim, fakat sen girmeme izin vermedin’’ der. Hz. Musa (as), şaşkın, sorar ne zaman ve nasıl geldiğini… Hz. Allah, ‘’eşeğin sırtındaki yoksul ve yaşlı adamın kalbinde oturuyordum. Onu geri çevirdiğin zaman beni de çevirdin’’ der.

***

Evet, kıssalar bu kadar…

Ey kalbe ve hale değil söze bakanlar, ey duasında sözcüklere bağlı olanlar, ey insanları Hz. Musa (as) gibi Yaratanından uzaklaştıranlar, ey kalbinde aşk ateşini yakmayanlar! Düşünüyor musunuz?

İnsanın kalbinde neler var neler, bir de onu düşünün! Ve eşek diye de küçümsemeyin, o yoksulun can yoldaşı hayvanı da düşünün ki üzerinde neler taşır neler?

Osman AYDOĞAN


Yorumlar - Yorum Yaz