• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam136
Toplam Ziyaret737487

''Bozkırkurdu'' ve Hermann Hesse

''Bozkırkurdu'' ve Hermann Hesse

Kısa bir süre önce sizlere 1946'da Nobel Edebiyat Ödülü almış 20. yüzyılın en önemli yazarlarından birisi olan İsviçreli yazar ve ressam Hermann Hesse (1877 -1962)’nin ‘’Gertrud’’ isimli kitabından bahsetmiş, alıntılar yapmıştım…

Hermann Hesse’nin güzel bir kitabı daha vardı: ‘’Bozkırkurdu’’ (Orjinal isim: Der Steppenwolf) (Yapı Kredi Yayınları, 2003)

Kendini dış dünyadan soyutlamış, aşırı bilmenin ve düşünmenin neticesinde zihinsel işkencelerin karanlık dehlizlerinde hapsolmuş bir adamın öyküsüdür ‘’Bozkırkurdu’’...

Yaşadığı çağın ilerisinde olan kişilerin çektiği sıkıntıları anlatan bir kitaptır ‘’Bozkırkurdu’’...

Yaşadığı toplumla kendi arasındaki farkları fark edenlerin okuması gereken bir kitaptır ‘’Bozkırkurdu’’...

Hayatı yaşamak yerine onu düşünmek gibi bir gaflete düşmüşseniz eğer, ait olmadığınızı düşündüğünüz bir dünyada yaşıyorsanız eğer, içinizde farklı birkaç benlik, kişilik taşıyorsanız eğer kendinizi bulabileceğiniz bir kitaptır ‘’Bozkırkurdu’’... 

Burjuvazi ve aydın eleştirisinin yapıldığı Hermann Hesse’nin bir başyapıtıdır ‘’Bozkırkurdu’’...

Okumadan geçirdiğiniz her yeni güne lanet etmenize vesile olacak bir kitaptır ‘’Bozkırkurdu’’...

Roman kahramanı kendisi için "yolunu şaşırıp kendisine yabancı ve anlaşılmaz bir dünyada gözünü açan bir hayvanım. Bir bozkırkurduyum" der… Kitaptaki roman kahramanı Harry Haller de Hermann Hesse'nin ta kendisidir…

İşte size bu kitaptan bazı bölümler:

‘’Günümüzde yaşamak ve yaşamaktan zevk almak isteyen birinin senin gibi, benim gibi bir insan olmaması gerekiyor. Zırıltı yerine gerçek müzik, eğlence yerine kıvanç, para yerine ruh, gelişigüzel etkinlikler yerine gerçek iş, oyun yerine gerçek tutku arayan birine bu sevimli dünya yurt olamaz.’’

‘’Her zaman böyle oldu, her zaman da böyle olacak. Zaman ve dünya, para ve güç, küçük ve sığ insanların elinde bulunacak her zaman, asıl insanların elinde ise hiçbir şey. Yalnızca ölüm.’’

"Ne bir tiyatroda ne de bir sinemada uzun süre oturmaya katlanabiliyorum; elime bir gazete ya da çağdaş bir kitap alıp okuduğum seyrek oluyor. Tıklım tıklım trenler ve otellerde, bunaltıcı ve sırnaşık bir müziğin çaldığı hınca hınç kafeteryalarda, zarif ve lüks kentlerin barları ve varyetelerinde, dünyayı gezen sergilerde, geçit törenlerinde, bilgiye susamış kimseler için düzenlenen konferanslarda ve kocamana statlarda insanların aradığı nasıl bir haz, nasıl bir neşedir aklım almıyor bir türlü.

İstesem ulaşabileceğim, benim dışımda binlerce kişinin ele geçirmek için itişip kakıştığı, uğraşıp didindiği bu neşe ve sevinçleri anlamam ve paylaşmam olanaksız. Öte yandan, benim o şenlikli saatlerimde yaşadıklarımı, benim için haz, yaşantı, cazibe ve huşu sayılan şeyleri dünya bilemedin sanat yapılarından tanıyor, sanat yapıtlarında arayıp seviyor onları.

Yaşamın içinde ise hepsini kaçıkça buluyor ve doğrusu dünya haklıysa, kafeteryalardaki bu müzik, bu kitlesel eğlenmeler, az şeyle yetinen bu Amerikalılaşmış bu insanlar haklıysalar, o zaman ben haksızım demektir, o zaman kaçık biriyim ben, O zaman sık sık kendime verdiğim isimle bir bozkırkurduyum, yolunu şaşırıp yabancı ve anlaşılmaz bir dünyada gözünü açan bir hayvanım, eski vatanının havası ve yiyeceği elinden çıkıp gitmiş bir hayvan. "

“İnsanların büyük çoğunluğu yüzmesini öğrenmeden yüzmek istemez. Yüzmek istememeleri doğal, çünkü karada yaşamak için dünyaya gelmişler; suda değil. Ve düşünmek istememeleri de doğal, çünkü yaşamak için yaratılmışlar; düşünmek için değil! Evet, kim düşünürse, kim düşünmeyi kendisi için temel uğraş yaparsa bundan ileri bir noktaya ulaşabilir. Ne var ki, karayla suyu değiş tokuş etmiştir. Böyle biri bir gün gelip suda boğulur.''

Ve söz Hermann Hesse’den açılmışken Hesse'yi daha iyi tanımamız için onun diğer sözlerine de yer vermek istiyorum:

“İnsanlık ile siyaset birbirini dışlar. İkisine birden hizmet etmek hiç kolay değildir.”

‘’İnanç da sevgi de aklın yolunu izlemez.’’

"Sevilmek mutluluk değildir, mutluluk bir başkasını sevmektir."

"Henüz insan aşamasına ulaşmış değiliz, yalnızca insanlığa giden yolun üzerindeyiz."

"Biz bir insandan nefret ediyorsak, bu insanın görüntüsüyle karşımıza çıkan, kendi içimizde yuvalanmış birinden nefret ediyoruzdur; bizim kendi içimizde olmayan şey bizi kızdırmaz..."

"Tek bir karakter yoktur. İçinizde sonsuz sayıda ve değişen güçlerde sonsuz karakter vardır. Bunlar güçlerine, zamana ve mekâna göre kendilerini gösterirler."

“Bazılarımız dayanmanın bizi güçlü kıldığını zanneder. Ama bazen bizi güçlü yapan bırakmaktır.”

"Her insanın tek bir gerçek işi var; kendine giden yolu bulmak."

‘’İnsan asıl bir hayale sahip olmalı; ona ulaşma yolu ise kolaydır.’’ (Man muss einen Traum finden, dann wird der Weg leicht.)

‘’Biz çocuksu düşüncelerimizden korktuğumuzda, hışırdar ağaç orada akşamları. Nasıl bizden uzun yaşıyorlarsa, öylesine uzun düşünceleri vardır ağaçların; uzun soluklu ve sakin. Onların dediğini gerçekten anlamadığımız sürece, bizden daha akıllı görünürler. Fakat eğer ağaçları duymayı öğrenirsek, işte o zaman özellikle düşüncelerimizin kısırlığı, aceleciliği ve çocukça telaşının, eşsiz bir neşe kaynağı olduğunu görürüz. Ağaçların dediğini gerçekten duyabilen kişi, artık ağaç gibi olmak istemez. O kişi artık olduğundan başka bir şey olmayı da istemez. İşte bu özüne, vatanına dönüştür. İşte bu mutluluktur.’’

‘’Her insanın kendi kendisinden çok şey beklemesini anlıyor ve onaylıyorum. Ama aynı şeyi başkalarından da beklemesini ve yaşamını iyi uğrunda sürdüren bir ‘savaşa’ dönüştürmesini anlayışla karşıladığımı ve onayladığımı söyleyemem; çünkü savaş, eylem ve muhalefet en küçük bir değer taşımıyor gözümde.’’

‘’Dünyayı değiştirmeye yönelik her istemin savaşa ve şiddete yol açacağını bildiğimi sanıyorum. Dolayısıyla, şu ya da bu muhalefet cephesine katılmam olanaksızdır; çünkü bunun doğuracağı sonuçları uygun görmüyor, yeryüzündeki haksızlık ve kötülüğü ortadan kaldırabileceğine inanmıyorum.’’

‘’Değiştirebileceğimiz ve değiştirmemiz gereken şey bizleriz, biz kendimiziz, bizim sabırsızlığımız, manevi alandaki bencilliğimiz, incinip kırılmalarımız sevgi ve hoşgörü noksanlığıdır. Bunun dışında dünyayı değiştirmeye yönelik her görüş, en iyi niyetlerle de yola çıkıyor olsa yararsızdır bence.’’

Osman AYDOĞAN

 


Yorumlar - Yorum Yaz