• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi18
Bugün Toplam539
Toplam Ziyaret578528

Adam gibi adam olmak

Adam olmak

Rudyard Kipling (1865-1936), İngiliz şair, roman ve hikâye yazarıdır. Hindistan'da doğar. İngiltere'deki öğreniminden sonra yeniden Hindistan’a döner. Gazeteciliğe başlar, hikâye, roman ve şiirleriyle üne kavuşur. İngiltere'ye yeniden dönüşünde yayımladığı kitaplarıyla ününü artırır. Şiir ve romanlarının yanında zamanın en usta hikâyecisi olarak tanınan Kipling’in Hindistan eserlerinin kaynağı olur. Toplum yaşamını, din ve töreleri eserlerinde ustalıkla işler. İngiliz milliyetçisidir. Sömürgeciliği savunur.

İngiliz dilini ustalıkla kullanması, Hindistan’daki hayatı yazılarında konu alması, romantizmle, realizmi birleştirmeyi başarması ona 1907 yılındaki Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandırır.

Nobel Edebiyat Ödülleri Komitesi ona layık görülen ödüle şu gerekçeyi sunar: "Bu dünyaca ünlü yazarın eserlerine karakterize; güçlü gözlem, orijinal betimleme yeteneği, taze fikirleri ve olağanüstü anlatı yeteneği nedeniyle."

Zaten şu söz de ona ait: ‘’Kelimeler insanlık tarafından kullanılan en güçlü ilaçtır.’’ Bu sözünü teyit edercesine aşağıdaki sözlerin de sahibidir:

"Gerçek adam her kadını fethedebilen değil, aynı kadını defalarca fethedebilendir." 

"Tanrı her yere yetişemiyordu ve bu yüzden anneleri yarattı."

“Doğu Doğu’dur. Batı da Batı... Ve bu ikisi hiçbir zaman birleşmeyecektir.” 

"Altı dürüst hizmetkârım vardı, bütün bildiklerimi bana öğreten onlardı. İsimleri: Ne, neden, ne zaman, nasıl, nerede, kim?"

Bizim bildiğimiz en önemli şiiri ‘’If-’’ şiiridir. Kipling bu şiirini 1. Dünya Savaşında kaybettiği oğlu için yazar. Şiir ilk olarak 1910 yılında Kipling'in kısa hikâyeleri ve şiirlerinden oluşan kitabında (Rewards and Fairiesin) yayınlanır... Bu şiir Britanya'da en sevilen şiirlerinin seçildiği oylamalarda sık sık en çok sevilen şiir seçilir... BBC’nin The Book Worm programında İngiltere’nin en gözde şiiri olarak yorumlanır. Atatürk'ün ''Gençliğe Hitabesi'' bizde ne anlama geliyorsa Kipling'in bu şiiri de Britanya'da odur...

Tarihçi Halil Berktay’a göre Kipling şiirde, Kraliçe Viktorya döneminin stoik değerleri ve davranış kodlarını sıralar. Bu kodlar şunlardır: “Sükûnet, soğukkanlılık, sabır, dürüstlük, kin gütmemek, böbürlenmemek, hayal kurmak ama hayallerine kapılmamak, düşünmek ama düşüncelerini saplantıya dönüştürmemek, risk almak ama kaybedince kılını bile kıpırdatmamak, felâketlerden yılmamak, başarıdan başı dönmemek. Ne pahasına olursa olsun dayanma iradesi, düşmanlarından korkmamak, dostlarına fazla güvenmemek. Aşırılıklardan kaçınmak, dengeli olmak, duygularını belli etmemek.”

Şiir, dünya çapında 27 dile çevrilir, insanlara ilham kaynağı olur, kartlara basılır, ceplerde taşınır, ofislere, salonlara, yatak odalarına asılır. 

Şiirin, "If you can meet with Triumph and Disaster and treat those two impostors just the same" (Ne kazandım diye sevinir, ne yıkıldım diye yerinir İkisine de vermeyebilirsen değer) mısrası dünyanın en önemli tenis turnuvaları arasında yer alan Wimbledon'ın düzenlendiği Merkez Kort'ta oyuncuların giriş kapısında yazılıdır. Ayrıca şiir İsviçreli tenisçi Roger Federer ve İspanyol tenisçi Rafael Nadal'in karşılaştığı 2008 yılı Wimbledon Finali'nin tanıtım videosunda kullanılır.

Bu şiir Türkçeye eski başbakanlarından Bülent Ecevit tarafından "Adam olmak" ismiyle, yazar ve hitabet sanatçısı Nejat Muallimoğlu tarafından da ‘’Eğer’’ ismiyle tercümesi yapılır... Her iki tercümeyi ve şiirin orijinalini yazımın sonunda veriyorum...

(12 Eylül yönetimi tarafından 1981 yılında Ecevit'in ‘’Arayış’’ dergisindeki yazıları yasaklanır ve dergideki görevlerine son verilir. Bu nedenle, dergide yayımlanması düşünülen ve yasaklar kapsamına girdiğinden dergiden son dakikada çıkarılan yazı yerine Ecevit'in yıllar önce Kipling'ten ‘’Adam olmak” başlığıyla çevirdiği şiiri yayımlanır. Ancak çevirinin kimi kast ettiği veya neden yayımlandığı hususunda vehme kapılan yönetim tarafından söz konusu derginin yazı işleri müdürü sorgulanır ve dergi 1982'de de kapatılır.)

''Şiir yazılan toplumda asla umut kesilmez” derdi Ceyhun Atuf Kansu... Ben de benzer şekilde derim ki: ''Şiir okuyan toplumda asla umut kesilmez.” Bu şiiri okumaya, anlamaya ve içselleştirmeye her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var diye düşünüyorum. 

Osman AYDOĞAN

Şiirin Bülent Ecevit tarafından "Adam olmak" ismiyle yapılan tercümesi:

Adam olmak

Çevrende herkes şaşırsa bunu da senden bilse
Sen aklı başında kalabilirsen eğer
Herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır
Hem kendine güvenebilirsen eğer
Bekleyebilirsen usanmadan
Yalanla karşılık vermezsen yalana
Kendini evliya sanmadan
Kin tutmayabilirsen kin tutana

Düşlere kapılmadan düş kurabilir
Yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer
Ne kazandım diye sevinir, ne yıkıldım diye yerinir
İkisine de vermeyebilirsen değer
Söylediğin gerçeği eğip büken düzenbaz
Kandırabilir diye safları dert edinmezsen
Ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz
Koyulabilirsen işe yeniden

Döküp ortaya varını yoğunu
Bir yazı-turada yitirsen bile
Yitirdiklerini dolamaksızın dile
Baştan tutabilirsen yolunu
Yüreğine sinirine dayan diyecek
Direncinden başka şeyin kalmasa da
Herkesin bırakıp gittiği noktada
Sen dayanabilirsen tek

Herkesle düşüp kalkar erdemli kalabilirsen
Unutmayabilirsen halkı krallarla gezerken
Dost da düşman da incitemezse seni
Ne küçümser ne de büyültürsen çevreni
Her saatin her dakkasına
Emeğini katarsan hakçasına
Her şeyiyle dünya önüne serilir
Üstelik oğlum adam oldun demektir

Şiirinin Nejat Muallimoğlu tarafından ‘’Eğer’’ ismiyle yapılan tercümesi:

Eğer

Çevrendekiler kafalarını kaybeder, seni mes’ul tutarsa,
Sen, yine de soğukkanlı kalırsan;
Sen güvenirsen kendine, herkes şüpheli de olsa,
Ama, o şüphelere de gerçek payı bırakırsan;

Bekleyebilir, ama beklemekten usanmazsan,
Yalan da söyleseler hakkında, sen yalana başvurmazsan;
Nefret de etseler senden, sen nefret hissi beslemezsen,
Ve tepeden de bakmaz, bilgiçlik taslamazsan;

Hayâller kurabilir; ama kendini hayâle kaptırmazsan,
Düşünebilir, ama gaye olmazsa düşüncen;
Zaferden de içsen, felâketten de tatsan,
Ve tutmazsan faklı birini ötekinden.

Tahammül edebilirsen işitmeye, söylediğin gerçeğin
Evrilip, çevrilip kapan yapıldığına, gâfiller için;
Veya bakabilirsen kırılmasına koca bir ömür verdiğin şeyin,
Ve başlarsan yeniden yapmaya, eskimiş de olsa âletlerin;

Yığabilirsen bütün kazancını bir tepe gibi önüne,
Ve sokabilirsen tehlikeye, bir yazı tura oyununda;
Ve kaybedip, başlayabilirsen sıfırdan, yine de
Söylemeksizin bir tek kelime dahi kaybettiğin hakkında;
Kalbin, sinirlerin, damarların artık tükenmiş de olsa,
Sen, yine de zorlayabilirsen onları, sana etmeleri için hizmet;
Durabilirsen ayakta, hiçbiri kalmamış da olsa,
Sadece onlara seslenen azminle: “Devam et!”

Kalabalığa hitap ederken de koruyabilirsen zarafetini,
Krallarla yürürken de hak verdirirsen tevazuuna;
Ne düşmanların ne de dostların incitebilirse seni,
Ve ─yüzde yüz de olmasa─ güvenebilirse herkes sana

Ecelin gelip çattığı son bir dakikayı bile,
Doldurabilirsen sen onu, altmış saniyelik bir yarışmış gibi;
Senindir bu dünya bütün nimetleriyle,
Ve ─dahası─ işte o zaman adam olacaksın, oğlum.

Şiirin İngilizce orijinali:

"If—"

If you can keep your head when all about you
Are losing theirs and blaming it on you;
If you can trust yourself when all men doubt you,
But make allowance for their doubting too:
If you can wait and not be tired by waiting,
Or being lied about, don’t deal in lies,
Or being hated don’t give way to hating,
And yet don’t look too good, nor talk too wise;

If you can dream—and not make dreams your master;
If you can think—and not make thoughts your aim,
If you can meet with Triumph and Disaster
And treat those two impostors just the same:
If you can bear to hear the truth you’ve spoken
Twisted by knaves to make a trap for fools,
Or watch the things you gave your life to, broken,
And stoop and build ’em up with worn-out tools;

If you can make one heap of all your winnings
And risk it on one turn of pitch-and-toss,
And lose, and start again at your beginnings
And never breathe a word about your loss:
If you can force your heart and nerve and sinew
To serve your turn long after they are gone,
And so hold on when there is nothing in you
Except the Will which says to them: ‘Hold on!’

If you can talk with crowds and keep your virtue,
Or walk with Kings—nor lose the common touch,
If neither foes nor loving friends can hurt you,
If all men count with you, but none too much:
If you can fill the unforgiving minute
With sixty seconds’ worth of distance run,
Yours is the Earth and everything that’s in it,
And—which is more—you’ll be a Man, my son!

 


Yorumlar - Yorum Yaz