• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi10
Bugün Toplam613
Toplam Ziyaret635069

Biz unutkan bir milletiz.

Biz unutkan bir milletiz.

Osman AYDOĞAN, 20 Mart 2016

Bıktınız mı bilmiyorum ama sizlere yüzde yüz gerçek Çanakkale muharebelerinde cephede savaşan askerlerin geride bıraktıkları annelerinin, bacılarının, yavuklularının, bebelerinin, çocuklarının hatıralarını aktardım…

Uzun uzun, arda arda Çanakkale’nin gerçek kahramanlarının hatıralarına yer verdim bu kahramanlar, bu aziz, bu cefakâr insanlar unutulmasın diye. Hani Çiçero derdi ya; ‘’ölmüşleri yaşatan, yaşayanların bellekleridir.’’

Bugün, 18 Mart Şehitler Gününde aziz şehitlerimizi rahmetle ve şükranla anıyoruz.

Anıyoruz da….

Einstein; ‘Toplumlar, hiç ölmeyen ancak sürekli öğrenen tek bir insan gibidir’ der… Hani; hayat ileriye doğru yaşanılır, ancak geriye doğru anlaşılırmış ya. Sanki günümüzdeki bizleri anlatırcasına Goethe de; ‘’Üç bin yıllık geçmişini anımsamayan, sorgulamayan toplumlar günübirlik yaşarlar’’ der.

Kimse üç bin yıl öncesini unutmuyor ama vazgeçtim üç bin yılı, üç yüz yılı, son yüzyılı, son yılı, biz dünü unuttuk dünü…

Biz unutkan bir milletiz; bize yapılan her şeyi unuttuk.

İnsan olarak yapmamız gerekenleri unuttuk, sırayı, saygıyı, sevgiyi unuttuk, kadri-kıymeti, emeği, değeri unuttuk. Tamahkâr olduk, şükran duygusunu unuttuk…

İşgal edilen devlet arazilerini, mafyayı, bankaların hortumcularını, hayali ihracatçıları, affedilen canileri, hırsızları, yağmacıları, talancıları, gaspçıları unuttuk.

Biz unutkan insanlarız; üzerimize oynanan oyunları unuttuk.

Geçen yüz yılın başlarındaki karanlık yılları, kan, ateş, felaket ve ihanet yıllarını unuttuk. Biz unutkan insanlarız; açlığı, kıtlığı, Fahrettin Paşa'yı, kızıl çekirgeyi unuttuk. Sarıkamış’ta bir gecede düşmana tek mermi atmadan kar çiçekleri gibi donarak ölen on binlerce vatan evladını unuttuk.

Çanakkale’yi unuttuk. Devletin bekası için 250.000’den fazla gencecik insanımızı yitirdiğimiz Çanakkale’yi unuttuk. Bugün gidip piknik yapıp geliyoruz. Çanakkale’yi unuttuk.

Ermenilerin bizi katlettiğini, Yunanın Anadolu’yu işgal ettiğini, Kıbrıs’ta katledilen soydaşlarımızı, bize haksız yere konulan ambargoyu unuttuk. Kıbrıs’ı unuttuk Kıbrıs’ı.

Hani Türkiye’nin çıkarları Anadolu’ya hapsedilemezdi, hani bizim kırmızı çizgilerimiz vardı; Kerkük’ü unuttuk Kerkük’ü…

Uzaklardaki ABD’nin, AB’nin bacaklarına sarıldık, kendimizi, ulusal çıkarlarımızı, yakın çevremizi unuttuk. Afganistan’da, Irak’ta, Libya’da, Suriye’de emperyalistlerin, Haçlı Ordusunun eşbaşkanlığını yaptık, ilk antiemperyalist mücadeleyi yapan bir ulusun torunları olduğumuzu unuttuk.

Vahşi kapitalizmin kollarına atıldık, sosyal devleti unuttuk. Metafiziğin dipsiz kuyularına daldık, bilimi unuttuk. Türkiye’de Türkçeyi unuttuk. Bu Cumhuriyetin nasıl kurulduğunu unuttuk, kurucusunu, ilkelerini, devrimlerini unuttuk. Ulusal egemenliği, bağımsızlığı, onuru, gururu unuttuk. Tarım ülkesi ülkemizde insanlarımızı beslemeyi, tarımı, hayvancılığı, üretimi unuttuk. Yüreğimizi yakan, yavrularımızı kıran, evlerimizi yıkan depremleri unuttuk.

Biz unutkan bir milletiz; hep kanları yerde kalmayacak dedik, katledilen gencecik askerleri, polisleri, öğretmenleri unuttuk, Doğu’yu, Güneydoğu’yu unuttuk.

Unuttuk, unuttuk, unuttuk…

Terör örgütü liderine ‘’sayın’’, şerefli ordumuzun genelkurmay başkanına ‘’terörist’’, şehitlerimize ‘’kelle’’ dediler; unuttuk. Sahte ve uydurma belgelerle, terör örgütü yöneticiliğinden bozma gizli tanıklarla şerefli ordumuzun kahraman askerlerine Ergenekon, Balyoz diye pusular kurdular, o pusuları mahkemelerde, o masum kahramanları zindanlarda unuttuk…

Bizler unutkan milletiz…

Daha dün, kaç ay geçti, daha dün 17 Aralık’ı unuttuk, ayakkabı kutularındaki, elbise torbalarındaki, çikolata kutularındaki dolarları euroları unuttuk. Bakanlara verilen rüşvetleri, nazır mahdumlarının kurduğu vakıflara “bağışlanan” yüz milyonlarca dolarları, evlerindeki para kasalarını, para sayma makinelerini, istiflenen ve sıfırlana sıfırlana bitirilemeyen kaynağı belirsiz paraları, getirdiği 10 milyon dolar az bulunduğu için “kucağa oturtulacak” işadadamlarını, bakanlarla el ele verip milletin anasını belleyeceğini söylemeye çekinmeyen müteahhitleri, medya satın almak için kurulan havuzları, 700 bin TL değerindeki rüşvet saatlerini, rüşvet umrelerini, yandaşa peşkeş çekilen devlet mallarını unuttuk!

Dünü unuttuk dünü…

Zonguldak’taki, Armutçuk’daki, Kozlu’daki, Yeni Çeltek’teki, Gelik’teki, Sorgun’daki, Karadon’daki, Soma’daki, Ermenek'teki özele peşkeş çekilen karaelmas şehitlerini unuttuk. Bir bedavaya peşkeş çekilen torba yüzünden karaelmasın nasıl çıkarıldığını unuttuk…

Bütün bu anlattıklarımı unuttuğumuz gibi, kumpasçıların zindanlarında masum yatan kahraman subayları unuttuğumuz gibi hiç merak etmeyin daha dünkü Ankara’daki, İstanbul'daki patlamaları unutacağız, daha dündü, dün, dün, dün, hem de hemen, yarın unutacağız hiç merak etmeyin hem de müsebbiplerini, ihmalcilerini aklayarak, hesap bile soramadan, temize çıkararak unutacağız…

Goethe; ‘’Üç bin yıllık geçmişini anımsamayan, sorgulamayan toplumlar günübirlik yaşarlar’’ diye söylemişti ya; günübirlik yaşamaya devam Türkiye’m…

İşte bu nedenle bu vatan nasıl kazanıldı anlaşılsın diye, hafızamızda bir mıh gibi çakılı kalsın diye uzun uzun, arda arda Çanakkale’nin gerçek kahramanlarının hatıralarına yer verdim hiç olmazsa, en azından, bari bu kahramanlar, bu aziz, bu cefakâr insanlar unutulmasın diye.

Hani Çiçero derdi ya; ‘’ölmüşleri yaşatan, yaşayanların bellekleridir.’’


Yorumlar - Yorum Yaz