• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam514
Toplam Ziyaret630082

Dile Gelen İnsan Ruhudur

Dile Gelen İnsan Ruhudur

İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü eski öğretim üyesi Prof. Dr. Bedia Akarsu 25 Şubat Perşembe günü 95 yaşında hayata veda etti.

“Mutluluk Ahlakı”, “Felsefe Terimleri Sözlüğü”, “Çağdaş Felsefe”, “Değişen Dünya, Değişen Değerler” ve “Felsefe, Eğitim ve Toplum Üzerine” gibi birçok eser bırakan, Bedia Akarsu’nun, bir kitabı da dil bilimcisi  Wilhem von Humboldt'un düşüncelerinden yola çıkarak hazırladığı ‘’Dil - Kültür Bağlantısı’’ isimli kitabı idi. (İnkılap Kitapevi, 2010)

Bu kitapta Bedia Akarsu Wilhem von Humboldt'un şu düşüncelerini dile getirir:
İnsanı insan yapan dildir. Dil olmasaydı insan olmazdı. Dil düşünceyi yaratır. Düşünceyi yaratan ve ileri götüren dildir. Dilini oluşturan, yükselten bir toplum gerçek bir düşünce etkinliği gösterebilir. Dil, gerçek etkinliğini de düşüncede gösterir.

Dilin içinde bulunan yaratıcı yaşam ilkesi (Lebensprinzip) ve insanda bulunan ruh gücü (Geisteskraft) dille birlikte düşünceyi de geliştirir. Gelişmiş bir kültür, ancak gelişmiş bir dille kazanılabilir. Dili insanın ruhu (Geist) meydana getirmiştir.

Dile gelen insan ruhudur. İnsanın konuşurken (ve de yazarken) kullandığı kelimeler ve konuşurken ses tonu ve vurgulamaları o insanın ruhuna ayna tutar. Dil konuşanın içini gösterir. Bir ulusun ruhu da dilinde kendini açığa vurur. Dil aynı zamanda ulusun ruhunun dış görünüşüdür; ulusun dili ruhudur, ruhu da dili.

Bir ulusun dilinin, sözcüklerinin açık ve anlaşılır oluşu düşünce yaratmalarına götürür. Uluslar dil ile bilinçleşmişler ve dilden bilgileri anlaşılır duruma getiren şeyler kazanmışlardır. Dil, insanları buna erişecek kadar entelektüel bir duruma getirince, insanların duyguları gelişerek, insanlar varlıklarını daha iyi duyumsamışlardır.

Dünyayı dil yoluyla kavrıyoruz. Bu düşünce felsefe tarihinde pek çok filozofta karşımıza çıkar. Örneğin; Humboldt’da olduğu gibi, “Dünyayı kavramlara dönüştürme”, Cassirer, “Dünyayı simgeleştirme”, Wittgenstein “Dünyayı resimleme”, Weissgerber, “Dünyayı sözcüklendirme, adlandırma”dan söz ediyorlar.

Dile gelen insan ruhudur. İnsanın konuşurken (ve de yazarken) kullandığı kelimeler ve konuşurken ses tonu ve vurgulamaları o insanın ruhuna ayna tutar. Dil konuşanın içini gösterir.

Prof. Dr. Bedia Akarsu’ya Allah’tan rahmet diliyorum… Mekânı cennet olsun…

Osman AYDOĞAN

 


Yorumlar - Yorum Yaz