• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi13
Bugün Toplam1279
Toplam Ziyaret887294

Jerome David Salinger

Jerome David Salinger

08 Ekim 2020

Jerome David Salinger, Amerikan edebiyatının klasiklerinden ‘’The Catcher in the Rye" in (Ülkemizde ‘’Gönülçelen’’ ve ‘’Çavdar Tarlasındaki Çocuklar’’ ismiyle yayınlanır) yazarı ve münzevi bir yaşam tarzıyla tanınan Amerikalı bir yazardır.  1 Ocak 1919 tarihinde New York’da doğar ve New Hampshire eyaletinin küçük bir kasabası olan Cornish'te yalnız yaşadığı evinde 27 Ocak 2010 günü 91 yaşında iken hayata veda eder.

Salinger, yazılarını ve eserlerini kolay kolay paylaşan bir yazar değildir. Sosyal yaşantısı olmadığı, içe kapanık ve yalnızlığı ile adeta evlenmiş biri olduğu iddia edilse de Salinger’in Britanyalı dostu Donald Hartog’a yazdığı ve günlük yaşantısından bahsettiği ve yeni üniversiteye bağışlanan elli mektubu Salinger’in hiç de öyle münzevi ve asosyal olmadığını gösterir.

1965'ten bu yana, herhangi bir şey yayımlamayan, kazandığı ünden rahatsız olduğu için meraklı gözlerden giderek kaçan yazar, kendisi hakkındaki yayınları hukukî yollarla engellemeye çalışır… Ortak anılarını kamuoyu ile paylaştığı için eski sevgilisi Joyce Maynard ile öz kızı Margaret Salinger'i da hayatından çıkarır…

Böylece Salinger en son eserini vefatından yaklaşık 45 yıl önce yayımlamış olur!...

Hiç basın önüne çıkmaz… Hep basından kaçar… Bu kuralını da bir kez, 1974’te boza ve The Times’ın muhabirine şöyle der: “Yayınlamamak, müthiş bir huzur hali. Çünkü yayın, özel hayatımın korkunç bir şekilde işgal edilmesi demek. Yazmayı seviyorum. Fakat sadece kendim için, kendi zevkim için yazıyorum.”   

Gönülçelen - Çavdar Tarlasında Çocuklar

Salinger, İlk kez 1951 yılında basılan ve Holden Caulfield adlı bir gencin ergenlik döneminin getirdiği düşünceler, bu düşüncelerin olgun dünyayı sorgulaması ve ikisinin arasındaki anlaşmazlıkların tema olarak işlendiği ve yabancılaşma ve isyan hikâyesini anlatan ’’The Catcher in the Rye"  romanı ile üne kavuşur… Kitap, asi ve muhakeme yeteneği genelden farklı gelişmiş bir çocuğun, Holden Caulfield`ın ağzından yazılır…

Salinger’in modern zamanların başyapıtı olarak değerlendirilen ’’The Catcher in the Rye"  romanı, ahlak dışı ve açık saçık bulunduğu için ABD’nin birçok tutucu bölgesinde uzun süre yasaklanır… Roman dünya çapında ilgi görürken 65 milyondan fazla satar…

Yazar tarafından hiçbir zaman doğrulanmamasına rağmen, kitaptaki bazı olayların ve Holden`ın insanlara bakış açısının Salinger`a ve yaşadıklarına benzediği, Holden`ın aslında Salinger`ın kendisi olduğu söylenir… 1953'te bir lise gazetesine verdiği röportajda Salinger romanın "bir nevi" otobiyografik olduğunu söyler ve şöyle der; ‘’Çocukluğum o kitaptaki oğlanınkine çok benzer geçti … İnsanlara bundan bahsetmek büyük bir ferahlama getirdi.’’

Kitap, ülkemizde Adnan Benk`in çevrisiyle Can Yayınları tarafından ilk baskısı 1995`te, ikinci baskısı ise Kasım 2001`de ‘’Gönülçelen’’ ismiyle, Coşkun Yerli’nin çevirisiyle de ‘`Çavdar Tarlasında Çocuklar’` adıyla Yapı Kredi Yayınları tarafından 1997`de yayımlanır…

Kitapta, Holden Caulfield şöyle tanıtır kendini: (Bu aynı zamanda kitabın başlangıç cümlesidir); ‘’Anlatacaklarımı gerçekten dinleyeceksiniz, herhalde önce nerede olduğumu, rezil çocukluğumun nasıl geçtiğini, ben doğmadan önce annemle babamın nasıl tanıştıklarını, tüm o David Copperfield zırvalıklarını da bilmek istersiniz ama ben pek anlatmak istemiyorum. Her şeyden önce, ben bu zımbırtılardan sıkılıyorum.’’ 

Kitaptan beğendiğim şu üç cümleyi aşağıda aktarıyorum;

“Çok iyi yaptığınız bir işte kendinizi sürekli denetim altında tutmazsanız, bir süre sonra gösterişe kaçarsınız. Gösterişe kaçınca da, eskisi kadar iyi yapamazsınız o işi.”

“Diyeceğim, çiftlikle değil de amcasıyla ilgileniyorsa, çiftliğini bırakıp amcasını anlatmalı insan. Ama benim demek istediğim, çoğu zaman, bizi çok ilgilendirmeyen bir konuyla söze başlamadıkça, bizi en çok neyi ilgilendirdiğini anlayamayız. Diyeceğim, çoğu zaman kendinizi zorlasanız bile, bir şey gelmez elinizden. İyisi mi, diyorum ben, bir insan sözleriyle ilgi çekebiliyorsa, bir konuya kaptırabiliyorsa kendini, o insanı artık rahat bırakmalı.”

“Bir kitabı okuyup bitirdiğiniz zaman, bunu yazan keşke çok yakın bir arkadaşım olsaydı da canım her istediğinde onu arayıp konuşabilseydim diyorsanız, o kitap bence gerçekten iyidir.” 

Ve kitap şöyle bitiyor: “… Bildiğim tek şey; size anlattığım herkesi biraz özlüyorum. Bizim Stradlater’ı ve Ackley’i bile, sözgelimi. Sanırım, o lanet Maurice’i bile özlüyorum. Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra.” 

Salinger, Gönülçelen'in film haklarını satmayı da hiçbir zaman kabul etmez.

Salinger, edebiyat kariyeri boyunca Gönülçelen'in dışında birkaç kitap ve kısa hikâyeler yayınlar. Bunlar; "9 Stories (9 Öykü)"(1953), "Franny and Zooey" (1961), "Raise High the Roofbeam Carpenters (Yükseltin Tavan Kirişini Ustalar)" (1963) ve "Seymour - An Introduction (Bir Giriş)" (1959)

Jerome David Salinger’in üzerinde düşünülmesi gereken sözleri

‘’Kadın bedeni keman gibidir, hakkını vermek için iyi bir müzisyen olmak gerekir.’’ 

‘’Dünyada hoş şeyler de var. Hakikaten hoş şeyler yani. Hepsini birden ıskalayacak kadar da salağız biz. Olup biten her şeyi hemen o sefil küçük egolarımıza gönderiyoruz.’’ 

‘’Bir şeylere üzülüyorsam, tuvalete gitmem gerekse bile gitmem. Üzülmekten gidemem. Üzülmeyi bırakıp gidemem.’’

‘’Ben kimsenin ardından, ‘İyi şanslar!’ diye bağırmam. O ne korkunç bir sözdür, bir düşünürseniz.’’

‘’Yaşlanmak; imkânlarınızın artması; ama onları kullanma gücünüzün kalmamasıdır.’’

Olgunluğa erişmemiş kafanın özelliği

Kendisiyle görüşmek isteyenlere, onu huzur içinde bırakmalarını, rahatsız etmemelerini söyleri hep. Bu isteğine 27 Ocak 2010 günü tam olarak kavuşan Salinger için bir anma töreni düzenlenmez. Son sözlerinin "the end" olduğu rivayet edilir.

Müzikle ilgilenenler Teoman’ın ‘’Gönülçelen’’ isimli albümünü anımsayacaklardır. Teoman bu albümüne bu ismi Salinger’in kitabından esinlenerek verir…

Kitap, (Gönülçelen –veya- Çavdar Tarlasındaki Çocuklar) okunmaya değer diye düşünüyorum. ‘’Doğu’’ ve ‘’Batı’’ arasındaki farkı, intihar eylemcilerini ve ölümü yücelten Doğu kültürünü daha iyi anlamamız için Salinger’in kitabındaki şu ifadesi üzerinde düşünülmeli diye değerlendiriyorum; (Gönülçelen, Sayfa 204)

“Olgunluğa erişmemiş kafanın özelliği, bir dava uğruna seve seve can vermektir; olgun kafanın özelliği ise, bu dava uğruna seve seve yaşamaktır.” 

Osman AYDOĞAN

 


Yorumlar - Yorum Yaz